İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... (TCKN:...) annesi ... ile müteveffa babası ...'nun birlikteliğinden 17/08/2012 tarihinde dünyaya geldiğini, muris ..., ani şekilde rahatsızlanmasının net…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1252 KARAR NO : 2025/1437 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/12/2024 NUMARASI : 2024/745 Esas - 2024/1044 Karar DAVA: Kıymetli Evrak İptali (Hisse Senedi İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... (TCKN:...) annesi ... ile müteveffa babası ...'nun birlikteliğinden 17/08/2012 tarihinde dünyaya geldiğini, muris ..., ani şekilde rahatsızlanmasının neticesinde 03/11/2017 tarihinde vefat ettiğini, murisin, vefat tarihine kadar davacı müvekkilini tanımamış olduğunu ve davacı müvekkilinin murisin nüfusuna kayıtlı olmadığını, bu sebeple muris ...'nun, ...'nun babası olduğunun tespit edilmesi ve nüfus kaydının düzeltilmesi amacıyla İstanbul Anadolu 2. Aile Mahkemesi'nin 2017/1061 Esas - 2020/260 Karar sayılı dosyası marifetiyle 29/12/2017 tarihinde müteveffanın mirasçıları ... ve Dilek ...'na karşı babalık davası ikame edildiğini, ilk derece mahkemesinde görülen yargılama neticesinde ise dava kabul edilerek müteveffa ...'nun, ...'nun babası olduğu tespit edildiğini, davacı müvekkilinin, müteveffa ...'nun yasal mirasçısı olduğunu ve bu sebeple ... Grup İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin de hissedarı olduğunu, İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/32 Tereke sayılı dosyası marifetiyle tereke tespit davası ikame edildiğini, davacı müvekkilinin doğum tarihi 17/08/2012'den sonra yapılan 28/02/2014 tarihli ilk genel kurul toplantı tutanağından ve hazirun cetvelinden anlaşılacağı üzere, muris ..., 4.200,00 adet hissesinin, 3.950,00 adetini muvazaalı bir şekilde oğlu-davalı ...'na devrederek mirastan mal kaçırdığını, bu devirle birlikte murisin şirketteki hisse oranı %5'e kadar düştüğünü, yapılan devirin muvazaalı olduğunu, murisin maddi durumun çok iyi olduğu ve bu hisseleri satma ihtiyacı olmadığı gibi, davalının da o gün itibariyle henüz 23-24 yaşında olduğu, herhangi bir geliri olmadığı ve bu sebeple bu hisseleri satın alma gücü bulunmadığı dikkate alınacak olunursa, yapılan devrin muvazaalı olduğunu, murisin her ne kadar hisselerini devretmiş olsa da, vefat tarihine kadar şirketi, her hususta tek başına temsil etmeye yetkili yönetim kurulu başkanı olduğunu, bu hususun yapılan devrin muvazaalı olduğunu gösterdiğini belirterek, Muris ...'nun, ... Grup İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. nezdinde sahip olduğu 3.950,00 adet hissesinin, davalı ...'na devrinin muvazaa nedeniyle batıl olduğunun tespitine ve 3.950,00 adet hisseden davacı ...'nun miras payına isabet eden (3/8 oranında denk gelen) 1.481,25 adet hissenin iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut olayda, davacı, murisleri ...'nun mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak adına kayıtlı şirket hisselerini davalı...'na devrettiğini, muvazaalı olarak devredilen şirket hisselerinin devrine ilişkin işlemin iptali ile miras payı oranında tescilini talep etmiş olup miras payına dahil olduğu ve muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri) 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmayacağı gibi davanın (iddianın) temelinin muris muvazaası olduğu, mahkemece yapılacak yargılamada murisin mirasçılarının hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığı iddiasına dayalı olarak inceleme yapılacağı, tarafların bu davada sunacağı deliller, tanık beyanları, hepsi muris muvazaasının varlığını ya da yokluğunu ispat amaçlı olacağı nazara alındığında bu iddialara yönelik değerlendirme görevinin de HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu kabul edilmektedir (Bu yönde bkz. Yargıtay 1. HD.nin 2014/11204 E., 2015/14214 K. sayılı ilamı, İstanbul BAM 14. HD'nin 2021/1593 Esas, 2021/1473 K.sayılı ilamı). Açıklanan nedenlerle mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mirasçılık belgesi olmayan davacının, dava açma ehliyeti olmadığını ve ihtiyati tedbir talep etme yetkisi bulunmadığını, öncelikle bu yönden ara karara itiraz ettiklerini, şirket hisseleri üzerine teminat alınmaksızın, ölçüsüz şekilde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu ve davalının mülkiyet hakkının sağladığı yetkileri gereği gibi kullanmasını önlediğini, davacı talebinin TTK.'a dayandığını, TTK'da düzenlenmiş hüküm çerçevesinde açılmış davanın mutlak ticari dava olduğunu, davaya bakması gereken mahkemenin de Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, bu nedenle yerel mahkemenin görevsizliğe ilişkin kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, muris muvazaası nedeniyle şirket hisse devrinin iptali ile miras payı oranında tescili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, ayrıca uyuşmazlık konusu hisse senetlerinin 3. Kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık ihtiyati tedbir şartlarının bulunup bulunmadığı ve uyuşmazlığın hangi mahkemede görüleceğine ilişkindir. Eldeki uyuşmazlık muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak; murisin davalıya devrettiği ... Grup inşaat A.Ş. nin hisselerinin iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dışı şirketin murise ait hisselerinin mal kaçırmak amacıyla bedelsiz ve muvazaalı bir şekilde davalıya devredilip devredilmediğine ilişkindir. Uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı ihtilafsızdır. Ayrıca hisse devrinin geçersizliği ile ilgili olarak muvazaa iddiasına dayanılmış olup, hisse devrinin geçersizliği iddiası Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir sebebe dayandırılmamıştır. Bu kapsamda davacının eldeki davayı açmasına imkan veren hakkı Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir husustan kaynaklanmayıp, miras hakkından/mirasçılık sıfatından kaynaklanmaktadır. Bu haliyle uyuşmazlık Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir husustan kaynaklanmamaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesi değil HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi görevli olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Muris muvazaasına dayalı şirket hissesinin iptali ile davacı adına tesciline ilişkin eldeki davada dava konusu şirket hisselerinin davalı tarafından elden çıkarılması halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hali mevcut olup, ihtiyati tedbir talebi yönünden yaklaşık ispat şartlarının oluştuğu gözetildiğinde mahkemece ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.20/10/2025