T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/215 KARAR NO : 2025/1486 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/387 KARAR NO : 2021/800 KARAR TARİHİ: 16/12/2021 DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Kabul (İİK 235)) KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/215 KARAR NO : 2025/1486 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/387 KARAR NO : 2021/800 KARAR TARİHİ: 16/12/2021 DAVA: Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Kabul (İİK 235)) KARAR TARİHİ: 24/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; şirketin iflas masasına kaydı talep edilen 3.108.000,00 USD tutarındaki alacağın iflas tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek 12.062.458,80 TL karşılığının sıra cetveline kaydının yapılması gerekirken haksız şekilde müflis bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek 9.502.088,40 TL olarak sıra cetveline kaydının yapıldığı, bakiye tutar 2.560.370,40 TL'nin reddedildiğini, iflas idaresinin kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek öncelikle müvekkili şirket mevduatlarının hakkaniyetle iadesi sağlanmak üzere 3.108.000,00 USD alacağının dava tarihindeki döviz kuru üzerinden, işlemiş faiz ve takip masrafları ile birlikte sıra cetveline kaydının yapılmasına, aksi kanaate varılması halinde müvekkili şirketin reddedilen 2.560.370,40 TL'lik bakiye alacağının iflas masasına kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava hak düşürücü süre içerisinde açılmamışsa öncelikle usulden reddi gerektiğini, müvekkili bankanın Faaliyet izninin kaldırıldığını, daha sonra mahkemece iflasına karar verildiğini, iflas tasfiyesinin fon tarafından verine getirildiğini, davacı şirketin müflis bankadan 12.062.458,80 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle İstanbul 1. İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasına 2544 kayıt numarasıyla alacak kayıt talebinde bulunduğunu, inceleme neticesinde davacının hesabında 3.108.000,00 USD (müflis bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22/07/2016 tarihli TCMB USD alış kuru 3,0573) olmak üzere toplam alacak tutarı 9.502.088,40 TL olarak sıra cetveline yazılmasına karar verildiğini, müvekkili müflis bankanın harçtan muaf olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...TMSF Fon Kurulu'nun 10/05/2018 tarih 2018/260 numaralı kararı ile tüm yabancı para ve altın cinsinden hesaplara ilişkin alacak başvurularının değerlendirilmesinde müflis bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22/07/2016 tarihi itibari ile T.C. Merkez Bankası'nca ilan edilen döviz alış kurları üzerinden hesaplanarak -TL'ye çevrilmesine ve sıra cetveline kayıt edilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. 5411 sayılı yasanın 106/5 maddesinde ''Fon bu kanunun uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İİK 'nun 166., 218., 219., 234., 236., 249., 251., 254. Maddelerindeki yetki ve görevler hariç olmak üzere iflas dairesi , alacaklılar toplantısı iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye eder.'' hükmü yer almaktadır. Diğer yandan "Faaliyet İzni Kaldıralan Bankalardaki Sigortalı Mevduat ve Sigortalı Katılım Fonunun Ödenmesi ile Bu Bankaların İflas ve Tasfiyesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik''in, "İflas Yoluyla Tasfiye'' başlığını taşıyan 4. bölümünde Bankacılık Yasası uyarınca iflasına karar verilen bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeler uyarınca TMSF'nin iflas idaresine ilişkin yetkileri kullanması mümkündür. Ancak kanunun verdiği bu yetki TMSF'yi döviz cinsinden olan alacakların hangi tarihteki kur üzerinden sıra cetveline kayıt edileceği konusunda karar vermeye yetkili kılmaz. İflas idaresine ait görevleri kullanan TMSF'nin kendisine kanun ile ayrıca bir yetki tanınmadığı sürece olağan iflas tasfiyelerinde geçerli tasfiye kurallarını uygulaması gerekir. Yüksek Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre iflas halinde döviz cinsinden olan alacakların iflas tarihinde geçerli TCMB efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi gerekmektedir. Davacının, iflas tarihi itibari ile alacağının tespiti için aldırılan bilirkişi raporunda 16/11/2017 iflas tarihi itibari ile TCMB'nin belirlediği 1 USD efektif satış kuru = 3,8964-₺ belirlenen kurdan davacının alacağı olan 3.108.000,00-USD'nin -₺ karşılığının 12.110.011,20-₺ olduğu anlaşılmakla, iflas idaresince kabul edilen 9.502.088,40-₺'nin mahsubu ile bakiye 2.607.922,80-₺ alacağın mevcut olduğu, davacı tarafın ise dava dilekçesinde 2.560.370,40-₺ bakiye alacağın kayıt kabulünü talep ettiği anlaşılmakla taleple bağlılık ilkesi gereği 2.560.370,40-₺'lik alacağın ... Bankası A.Ş.'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece yabancı para alacaklarına ilişkin fon kurulu kararının bağlayıcı olduğu göz ardı edilerek hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yabancı para alacaklarına ilişkin olarak hangi tarihteki kurun gözetileceği hususu, 10/05/2018 tarihli 2018/260 Sayılı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Fon Kurulu Kararı ile belirlenmiş olup, müvekkili İflas idaresi tarafından bu doğrultuda işlemler yapıldığını, ilk derece mahkemesinin Sigortaya Tabi Mevduat Ve Katılım Fonları İle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmelik hükümlerini göz önüne almadan hüküm tesis ettiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 235 inci maddesi gereğince açılmış olan kayıt kabul istemine ilişkindir.İİK'nın 235. Maddesine göre sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK'nın 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Kayıt kabul davası için yasada öngörülen 15 günlük süre özel dava şartı olup eldeki dava hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. İİK'nın 195/1. maddesinin "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü uyarınca iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 29/05/2024 tarihli 2024/422 E. 2024/1816 K. sayılı kararında; "...İİK’nın 195. maddesinde, iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek, müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. 5411 sayılı Yasanın 106/5. maddesi uyarınca iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi yerine geçebilecek olan fon kurulunun, bu düzenlemeden aldığı yetki ve yönetmeliğe dayanarak İİK hükümlerini ortadan kaldıracak şekilde karar alamayacağının da kabulü gerekir. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; davacı alacağının, davalı müflis bankanın iflasının açıldığı 16.11.2017 tarihli T.C. Merkez Bankası Efektif Döviz Satış Kuru üzerinden hesaplanarak TL'ye çevrilmesi gerekirken, TMSF tarafından tahsil edilecek sigorta primlerine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Sigortaya Tabi Mevduat ve Katılım Fonları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmelik madde 6'ya itibar edilmesi doğru olmamıştır..." şeklinde karar verilmiştir. Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2024 tarihli 2023/2066 E. 2024/245 K. sayılı kararı da aynı yöndedir. Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda 2004 sayılı İİK'da açık bir hüküm bulunmamakla birlikte İİK'nın 198/1 maddesinde konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymette para alacağına çevrileceği öngörülmüş olup öğretide de konusu yabancı para olan alacakların anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı hususu kabul edilmiştir. (Kuru: B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sf.1244). İİK'nın 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılması gerekmektedir. Bunun için de yabancı para alacaklarının Türk Lirasına çevrilmesi gerekir. Yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacakların Türk Lirasına çevrileceği tarih ise iflas kararının verildiği tarihtir. Ayrıca, yabancı para alacağının aynen kaydı alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukuku'nun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk beş sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı paranın TL'ye karşı değer kazanması halinde yabancı para alacağı yönünden artış söz konusu olacak, alacaklılar arasındaki eşitlik bozularak yabancı para alacaklılarına bir imtiyaz yaratılacak, bu durumda aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder. İflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle alacağın iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 08/05/1997 tarih ve 2756 E. 4683 K. sayılı ilamı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2014 tarih ve 2013/7176 E. 2014/1802 K. sayılı, 12/05/2015 tarih ve 2014/5224 E. 2015/3582 K. sayılı, 02/06/2015 tarih ve 2014/4900 E. 2015/4147 K. Sayılı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2024 tarih ve 2023/2805E. 2024/1401 K sayılı emsal ilamları). Davacının alacak tutarının 3.108.000,00 USD olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda 3.108.000,00 USD'nin, davalı bankanın iflas tarihi olan 16/11/2017 tarihi itibariyle TL karşılığının, bu tarihte TCMB efektif satış kuruna göre 1 USD = 3,8964 TL olması sebebiyle 3.108.000,00 X 3,8964 = 12.110.011,20 TL hesap edildiği, iflas masası tarafından 9.502.088,40 TL tutar kabul edildiği için bakiye alacak tutarının 12.110.011,20 - 9.502.088,40 = 2.607.922,80 TL olduğu anlaşılmış, mahkemece taleple bağlı kalınarak 2.560.370,40 TL üzerinden karar verilmiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca bilirkişi tarafından yapılan hesaplama ve mahkemece verilen karar dosya kapsamındaki verilere uygun olup yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı gibi usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/12/2025