İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketçe davalı şirkete kumaş satıldığını, davalının cari hesap borcunu ödememesi üzerine Bakırköy 16. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ,fatura konusu ürünler davalıya teslim edilmiş olup davalı…
4T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2324 KARAR NO : 2025/2131 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/02/2022 NUMARASI : 2018/487 Esas - 2022/142 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 16/05/2018 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketçe davalı şirkete kumaş satıldığını, davalının cari hesap borcunu ödememesi üzerine Bakırköy 16. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ,fatura konusu ürünler davalıya teslim edilmiş olup davalı tarafça ticari defterlerine işlendiğini, ancak borcun ödenmediğini, davalının yetki itirazının da yerinde olmadığını belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin adresi Gaziosmanpaşa ilçesinde olduğundan icra dairesinin ve mahkemenin yetkisiz olduğunu, faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, müvekkiline izafe edilen belgelerdeki imzaların müvekkiline ait olmayıp, imzası bulunan kişinin de müvekkilinin çalışanı olmadığını, faturaya konu malların tesliminin davacı tarafça kanıtlanması gerektiğini, bir kısım malların teslim edilmemesi nedeniyle de müvekkilince davacıya iade faturası düzenlenerek teslim edildiğini belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; 01.01.2015 tarihli her iki tarafa ait cari hesap ekstresinde, davacı şirketin davalıdan 187.690,39-TL alacaklı olduğunun belirtildiği, 2015 yılında davalı tarafça ödemeler yapıldığı, 01.01.2016 tarihli cari hesap açılış işlemleri ile davacı şirketin davalıdan 18.829,69-TL alacaklı olduğunun tarafların defterlerinde sabit olduğu, 2016 yılında davalı tarafça ödemeler yapıldığı, 09.05.2016 tarihi itibariyle davacının davalıdan 3.029,69-TL alacaklı olduğu, davacı tarafından davalıya düzenlenen 14.10.2016 tarihli 96.125,97-TL tutarlı faturayı davalının BA formu ile gelir idaresine bildirdiği, her ne kadar davalı tarafça bu faturanın teslimi ve mal teslimine ilişkin imza inkarında bulunulmuşsa da, davalının BA kayıtları ile bu faturayı bildirdiği görüldüğünden, bu iddialara itibar edilmediği, 31.10.2016 tarihli 96.125,97-TL tutarlı kayıt işlemi ile davalı şirketten, davacı şirkete iade işlemi düzenlendiği, ancak bu iade faturasının süresinde yapılmadığı ve ürünlerin davacıya tesliminin gerçekleştirildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, bu haliyle davacının davalıdan 31.12.2016 tarihi itibariyle 99.155,66-TL alacaklı olduğu, davacının 10.12.2017 tarihinde davalıdan alacaklı olduğuna ilişkin 10.000-TL tutarlı kaydın davalının defterlerinde yer almadığı, davacı tarafça, davalının verdiği çekin karşılıksız çıktığı ve kaydın bundan kaynaklandığının belirtildiği, ilgili çek üzerinde davacının cirosunun yer aldığı, ancak çekin davalı tarafından düzenlenmediği ya da cirolanmadığı, bu çek davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayıp, çekin davalı tarafından davacıya verildiğine dair bir belge sunulmadığı, bu haliyle davacının 10.000-TL'lik bu alacağını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının iptali ile takibin 99.155,66-TL üzerinden devamına, fazla istemin reddine, alacağın %20'si olan 19.831,13-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili; icra dairesi ve mahkemenin yetkisiz olup yetkili icra dairesinin Gaziosmanpaşa icra daireleri, yetkili mahkemenin de İstanbul asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, fatura, sevk irsaliyesi ve teslim belgeleri üzerindeki imzaları inkar etmelerine rağmen mahkemece bu konuda hiç bir araştırma yapılmadığını, bilirkişi raporları eksik ve hatalı olup, hükme elverişli olmadığını, raporda davacı tarafın dayandığı faturalar konusu malların müvekkiline usulüne uygun olarak teslim edilip edilmediği ve faturaların usule uygun olarak süresi içinde düzenlenip teslim edilip edilmediğinin değerlendirilmediğini, 2014 yılı temmuz ayı tarihli çeki listesine dayalı olarak 2016 yılı ekim ayında fatura düzenlenmesinin nedeninin hiç değerlendirilmediğini, müvekkilinin defterlerine göre davacı tarafa borcunun bulunmadığını,faturalarda müvekkilinin imzası bulunmadığını, imzası bulunan kişilerin müvekkilinin çalışanı olmadığını, 2014 yılı çeki listelerine dayanan faturanın 2 yıl sonra düzenlenmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu faturanın düzenleme tarihinden çok sonra müvekkiline teslimi nedeniyle müvekkilince süresi içinde iade faturası düzenlendiğini, bu nedenle davacının 14.10.2016 tarihli 96.125,97-TL tutarlı usulsüz faturadan kaynaklı alacağının bulunmadığını, 14.10.2016 tarihli bu fatura konusu malların müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin davacının beyan ettiği akrabası olan kişilerle hukuki ihtilafının bulunduğunu, bu nedenle davacının teslim iddia ettiği kişilerin müvekkilinin temsil yetkisine haiz olduğunu ispatlaması gerektiğini, davacı tarafın defter ve belgeleri usulüne uygun tutulmadığından, delil vasfının bulunmadığını, ayrıca mahkemece alacağın likit olduğu kabul edilerek davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine rağmen, reddedilen kısım için müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticari satıma dayalı açık hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davalı borçlu vekilince süresinde icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itiraz edilmiştir. İtirazın iptali davasının dinlenilme koşullarından birisi de, takibin yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak yapılmış olmasıdır. Yetkili icra dairesi; İİK’nın 50/1 maddesi yollamasıyla, HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine göre belirlenir.HMK'nın 6. maddesi gereği genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Sözleşmeden kaynaklanan davalarda, HMK’nın 10. maddesi gereğince borcun ifa yeri mahkemesi de yetkilidir. 6098 sayılı TBK'nın 89/1 maddesine göre ise, aksine bir anlaşma yoksa para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir. Somut olayda alacak cari hesaba dayalı olduğundan, davacının yerleşim yeri (Zeytinburnu) itibariyle takibin başlatıldığı Bakırköy icra dairesi,davanın açıldığı Bakırköy mahkemeleri de yetkili olup, davalı borçlu vekilinin icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik itirazı yerinde değildir.Kural olarak fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Eldeki davada davalı, faturalar konusu malların teslimini inkâr etmektedir. Bu durumda faturalarda yazılı malların davalıya teslim edildiğini ispat yükü davacıya aittir. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporlarından; tarafların ticari defter ve kayıtlarının 2014 yıl sonu itibariyle davacının 187.690,39-TL davacı alacağı konusunda mutabık olduğu, 2015 yıl sonu itibariyle taraf ticari defterlerinin yine 18.829,69-TL davacı alacağı konusunda birbirini doğruladığı, davacının ticari defterlerinde 2016 yılında davalı lehine yapılan 19/01/2016 tarihli 10.000-TL tutarlı ve 09/05/2016 tarihli 5.800-TL tutarlı kayıt işlemleri sonucunda davacı alacağının 3.029,69-TL'ye düştüğü, 14.10.2016 tarihli 96.125,97-TL tutarlı borç kaydı ile davacının 2016 yıl sonu itibariyle 99.155,66-TL alacaklı durumda olduğu, 2017 yılında 10.12.2017 tarihli 10.000-TL tutarlı çek iade girişi ile davacı alacağının 109.155,66-TL'ye yükseldiği, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında ise 2016 yılı başı itibariyle 18.829,69-TL davacı alacağı yer almasına karşılık 30.03.2016 tarihli ödeme kaydı ile borcun sıfırlandığı, davacı defterlerinde yer alan 19/01/2016 tarihli 10.000-TL tutarlı ve 09/05/2016 tarihli 5.800-TL tutarlı kayıtların davalı defterlerinde yer almadığı, davacının 14.10.2016 tarihli 96.125,97-TL tutarlı faturasının davacı lehine kaydedildiği, ancak 31.10.2016 tarihli aynı tutarlı borç kaydı ile hesabın sıfırlandığı anlaşılmaktadır. Tarafların ticari defter ve kayıtları arasında 109.155,66-TL fark bulunmaktadır. Bu farkın 10.000-TL'lik kısmı, davacı defterlerinde yer alan 10.12.2017 tarihli 10.000-TL tutarlı çek iade girişi açıklamalı borç kaydının davalı defterlerinde yer almamasından kaynaklanmakta olup, bu kısım red edilerek davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmamıştır. Farkın diğer bir kısmı; davacının 2016 yılı defterlerinde davalı lehine yer alan 19/01/2016 tarihli 10.000-TL tutarlı ve 09/05/2016 tarihli 5.800-TL tutarlı olmak üzere toplam 15.800-TL tutarlı kaydın davalı defterlerinde yer almaması, buna karşılık davalı defterlerindeki 30.03.2016 tarihli 18.829,69-TL tutarlı ödeme kaydının davacı defterleri arasında yer almaması sonucu oluşan 3.029,69-TL davacı alacağından kaynaklanmaktadır.Farkın 96.125,97-TL'lik kısmı ise davacının 14.10.2016 tarihli 96.125,97-TL tutarlı faturasına karşılık davalı tarafça düzenlenen 31.10.2016 tarihli aynı tutarlı iade faturasının davacının ticari defterlerinde yer almamasından kaynaklanmaktadır. Davacının düzenlediği 14.10.2016 tarihli 96.125,97-TL tutarlı fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, davalı tarafça düzenlenen BA formuyla da vergi dairesine bildirilmiş ve faturaya yasal süresinde itiraz edilmemiştir. Her ne kadar davalı vekili fatura konusu malların müvekkiline teslim edilmediği, teslime ilişkin kayıtlar ile fatura düzenleme tarihleri arasında fark bulunduğu ve söz konusu kayıtlarda imzası bulunan kişilerin müvekkili şirket çalışanları olmadığı ileri sürülmüşse de, faturanın davalı tarafça benimsenerek ticari defterlerine kaydedilmesi ve BA formuyla beyan edilmesi karşısında, davalı vekilinin bu savunmalarına itibar edilez. Bu faturaya karşılık davalı tarafça düzenlenmiş olan 31.10.2016 tarihli iade faturasında ise teslim alan imzası bulunmamakta olup, fatura davacının defterlerinde kayıtlı değildir. Bu durumda iade fatura konusu malların davacıya teslim edildiğini davalı kanıtlamak zorundadır.Davalı iade ve teslime ilişkin kanıt sunmamıştır.Bu halde önceki dönemden devreden 3.029,69-TL ile 14.10.2016 tarihli davacı faturası tutarı olan 96.125,97-TL toplamı olan 99.155,66-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. İtirazın iptali davasının reddi halinde alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olmasına bağlıdır. Dolayısıyla sadece ve ancak takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Somut olayda ise davacı takipte kısmen haksız olsa da kötü niyeti kanıtlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerekmekte olup, mahkemece bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; reddedilen kısım bakımından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerekirken, mahkemece bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden karar verilmesine , itirazın kısmen iptaline ,fazla istemin reddine alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine,davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine" karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 Tarih 2018/487 Esas 2022/142 Karar sayılı HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile; Bakırköy 16. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 99.155,66-TL üzerinden kaldığı yerden aynen devamına, fazla istemin reddine,Alacağın %20'si olan 19.831,13-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 6.773,32-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 1.317,89-TL'nin mahsubu ile kalan 5.455,43-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafça yatırılan 1.358,99-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 700-TL bilirkişi ücreti, 208,65-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 908,65-TL yargılama giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 817,78-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 50-TL yargılama giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 5-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 13.369,79-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davalı lehine takdir olunan 5.100-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, " Yatırılan 1.693,33-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,Davacı tarafından yapılan 50,50-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 45-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 205,50-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 21-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025