T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1146 Esas KARAR NO : 2025/2105 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/313 Esas - 2023/74 Karar TARİHİ: 02/02/2023 DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1146 Esas KARAR NO : 2025/2105 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/313 Esas - 2023/74 Karar TARİHİ: 02/02/2023 DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlunun müvekkili nezdinde ... no.lu kredi borcundan kaynaklanan alacağının tahsili için İstanbul 13.İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasında 98.497,08 TL (Faiz, Fer'i ve Masraflar hariç) takip çıkış miktarı ile ilamsız icra takibinin başlatıldığını, borçlunun işbu takibe ilişkin borcun tamamına, faize ve diğer tüm ferilerine itiraz ettiğini, takibe dayanak Tacirler İçin Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi incelendiğinde; itiraz eden borçlunun sözleşmede imzasının bulunduğunun görüleceğini, borcun ödenmesi için borçluya Beşiktaş 1.Noterliği'nin 21.10.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiş olmasına rağmen borcun ödenmediğini, bu nedenle İstanbul 13.İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, borçlu tarafından yapılan itirazdaki amacın, meşru ve haklı alacaklı müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek olduğunu, borçlunun yetkiye itirazlarının kabulünün mümkün olmadığını, taraflar arasında akdedilen Tacirler için Bankacılık İşlemleri Sözleşmesinde yetkili mahkeme ve icra dairelerinin müvekkili bankanın merkezinin bulunduğu yer icra müdürlükleri olarak belirlendiğini, müvekkili bankanın da merkez adresinin İstanbul/Şişli olup yetkili icra müdürlüğünün İstanbul Çağlayan Adliyesi icra Müdürlükleri olduğunu beyanla borçlunun yetki itirazlarının reddi ile yetkili icra müdürlüklerinin İstanbul İcra Müdürlükleri olduğuna karar verilmesini, borçlunun haksız ve kötü niyetli borca, faize ve ferilerine olan itirazlarının reddi gerektiği gözetilerek davalarının kabulü ile itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevli mahkemede açılmadığını ve taraflar arasında mevcut uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, yine işbu davada İstanbul Mahkemelerinin yetkili olmadığını, davalı gerçek veya tüzel kişinin talep edildiği tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olan Düzce Adliyesinin yetkili olduğunu, davacının, müvekkilinin kullandığı krediyi Tacirler için Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi olarak adlandırmasının müvekkili tacir konumuna getirmediğini, zira dosyaya celbedilen cevabi yazılarda da müvekkilinin tacir kaydının bulunmadığının ve tacir olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin kullandığı krediler muaccel olmadan davacı tarafından icra takibi başlatılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 28. maddesi uyarınca borcun muaccel hale gelmediğini beyanla müvekkili hakkında açılmış olan işbu itirazın iptali davasının reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 02/02/2023 tarih ve 2022/313 Esas - 2023/74 Karar sayılı kararında;".......Tüm bu nedenlerle; Mahkememizce 23/11/2022 tarihli bilirkişi raporu ile davacı vekilinin 16/09/2022 tarihli dilekçesi nazara alınarak davanın kısmen kabulü ile, İstanbul 13.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 84.270,12-TL asıl alacak, 11.982,61-TL Kat tarihine kadar işlemiş akdi faiz, 1.298,66-TL işlemiş temerrüt faizi, 64,92-TL %5 BSMV ve 211,70-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 97.828,01-TL alacak yönünden İPTALİ ile, takibin 84.270,12-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %27,60 temerrüt faizi ve % 5 BSMV'si ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nın 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Davanın kabulüne karar verilen alacak miktarının banka kayıtlarına dayalı likit yani belirlenebilir bir alacak miktarı olduğu kanaati ile, İİK'nın 67/2. maddesi gereğince itirazın iptaline karar verilen 97.828,01-TL'nin takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; İstanbul 13.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 84.270,12-TL asıl alacak, 11.982,61-TL Kat tarihine kadar işlemiş akdi faiz, 1.298,66-TL işlemiş temerrüt faizi, 64,92-TL %5 BSMV ve 211,70-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 97.828,01-TL alacak yönünden İPTALİ ile, takibin 84.270,12-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %27,60 temerrüt faizi ve % 5 BSMV'si ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin ise reddine, Hükmolunan 97.828,01-TL'nin % 20 si oranında 19.565,60-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Davalının kötü niyet tazminatının yasal şartları oluşmadığından reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin görev ve yetki itirazlarını hukuka aykırı bir şekilde reddettiğini, davacının iddia ettiği üzere davaya konu icra takibinin tacirler için bankacılık işlemleri sözleşmesinden kaynaklandığı nedeniyle mahkemece açılmış ise de müvekkilin tacir olmadığını, esnaf statüsünde olduğunu, müvekkilin esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olduğunu, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan esnaf olduğunu, gerek elde ettiği gelir bakımından gerekse Esnaf ve Sanatkârlar Odası Mesleki Faaliyet belgesinden de anlaşılacağı üzere müvekkilin Ticaret Kanununda belirlenen esnaf sınırını aşmadığından dolayı tacir olmadığını, dolayısıyla davaya konu icra takibinde itirazın iptali davası istemlerinin Ticaret Mahkemesinde değil de tüketici işlemi olan Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması ve uyuşmazlığa tüketici hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Davaya konu icra takibinde itirazın iptali davası istemlerinde yetkili mahkemenin İstanbul Çağlayan Adliyesi olmadığını, kural olarak davalı gerçek veya tüzel kişinin talep edildiği tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, müvekkilin ikametgah adresi Düzce olduğundan yetkili mahkemenin Düzce Adliyesi olduğunu, banka kredi alacağına ilişkin başvuran banka ile müvekkil arasında yapılacak yetki sözleşmelerinin müvekkil tacir olmadığından dolayı geçersiz olduğunu, Davacının müvekkilin kullandığı krediyi tacirler için bankacılık işlemleri sözleşmesi olarak adlandırmasının müvekkili tacir konumuna getirmediğini, mahkeme tarafından Düzce Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne yazılan müzekkerede müvekkilin gerçek kişi tacir kaydının bulunup bulunmadığının sorulduğunu, müdürlük tarafından verilen 09/05/2022 tarihli cevapta da görüleceği üzere müvekkilin tacir kaydı bulunmadığını, ayrıca yine mahkeme tarafından Düzce Defterdarlığı’na yazılan müzekkerede müvekkilin işletme hesabına göre mi yoksa bilanço hesabına göre mi defter tuttuğu, işletme hesabına göre defter tutuyor ise VUK 177 vd. maddeleri uyarınca belirlenen esnaf işletme sınırını aşıp aşmadığının sorulduğunu, müdürlük tarafından verilen 12/05/2022 tarihli cevapta da görüleceği üzere işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve son iki yılın beyannamesinde ise zarar bildiriminde bulunduğunun bildirildiğini, yazı cevabından da anlaşılacağı üzere müvekkilin tacir olmadığını, bu nedenlerle görev ve yetki itirazlarının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bilirkişi raporunda alacaklının talebinin 98.160,18 TL olduğunun belirtildiğini ve mahkemece de bu tutar üzerinden kabul ve red oranlaması yapıldığını, dava dilekçesinin harca esas değer kısmında 98.497,08 TL olarak belirtilmiş olduğundan dolayı dava değerinin bu tutar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, oysa ki ilk derece mahkemesince harca esas değer kısmı ve yatırılan harç miktarı dikkate alınmadan hatalı bir şekilde kabul - ret belirlendiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerektiğini, İlk derece mahkemesince bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verildiğini, bilirkişi raporunda davalı müvekkilin 10.11.2021 tarihinde temerrüde düştüğü, ancak davacı banka takip talebi incelendiğinde davalı asıl borçluya gönderilen ihtarname muhatabın adresine ulaşmadan (02.11.2021 tarihinde ulaşmıştır) ve ihtarnamede verilen 7 günlük süre henüz dolmadan icra takibinin 27.10.2021 tarihinde açıldığının belirtildiğini, görüleceği üzere müvekkil açısından muacceliyet şartının yerine getirilmediğini, İİK 268. maddesi dikkate alındığında istenebilir bir alacağın takip tarihinde olmadığını, ihtarnamede verilen süre dolmadan müvekkil hakkında icra takibi başlatılmasının Türk Medeni Kanununun 2. maddesine aykırı düştüğünü, bunun iyi niyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağını, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 28.maddesi uyarınca borcun muaccel hale gelmediğini, davacı tarafından müvekkile çekilen ihtarda otuz günlük ödeme süresi verilmediğini, ayrıca 30 günlük ödeme süresi beklenilmeden icra takibi başlatılması ve muacceliyet ihtarı kanundaki şartları taşımadığından dolayı borcun muaccel hale gelmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davacı ... ... ile davalı ... (Güzellik Salonu) arasında 25/10/2019 tarihinde Tacirler İçin Bankacılık İşlemleri Sözleşmesinin imzalandığı, işbu sözleşmeye istinaden davalıya Kredili Mevduat Hesabı niteliğinde 90054775 nolu Ek Hesap açıldığı, Kredi Kartı verildiği ve 08/11/2019 tarihinde 867-TT-24276 nolu kredi hesabından 70.000,00-TL tutarında Taksitli Kredi kullandırıldığı, dava konusu taksitli ticari kredinin ilk iki taksitinin ödendiği ve 83.670,97-TL anapara borcu kaldığı ve davacı bankaca kredi hesabının 21/10/2021 tarihinde kat edildiği belirtilerek Beşiktaş 1.Noterliğinden davalı muhataba gönderdiği 21/10/2021 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile;'' Bankaya 21/10/2021 tarihi itibariyle nakdi kredilerden doğan toplam 97,690.58 TL borcun bulunduğunu, nakdi kredilerden kaynaklanan borcun ödeme tarihine kadar her bir kredi için yanlarında yazılı oranlarda işleyecek gecikme faizi ve gider vergisi ile birlikte 7 gün içinde ödenmesinin,'' ihtaren bildirildiği, ihtarnamenin davalı borçluya 02/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede verilen 7 günlük sürenin dolmasıyla, davalı borçlunun 10/11/2021 tarihinde temerrüte düştüğü tespit edilmiştir.Davacı banka tarafından ihtarnamede verilen 7 günlük süre dolmadan borcun tahsili talebiyle davalı hakkında İstanbul 13.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile toplam: 98.160,18 TL. Alacağın tahsili talebiyle 01/11/2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz üzerine 28/04/2022 tarihinde 98.497,08 TL. Üzerinden itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalı asıl borçluya bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de; davacı banka gönderdiği ihtarnameyle borçluya ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki 7 gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiştir. Bir başka anlatımla davacı banka tarafından muacceliyet atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiştir (Emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih ve 2017/4707 Esas 2019/2247 Karar sayılı ilamı). Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden 01/11/2022 tarihinde icra takibine geçilmesi TMK'nun 2. maddesine aykırıdır. Hal böyle olunca takip tarihi itibariyle davalının muaccel hale gelmiş istenilebilir bir borcu bulunmadığı, itirazın iptali davasında usulüne uygun takip başlatılmasına ilişkin dava şartının gerçekleşmediği gözetildiğinde; mahkemece, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmayıp davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, Dairemizce, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi yönünde yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/02/2023 tarih ve 2022/313 Esas - 2023/74 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle HMK. 114, 115/2 Maddeleri uyarınca usulden REDDİNE,2-Dosya kapsamı itibariyle davacının kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu tespit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE, İLK DERECE YÖNÜNDEN: 3-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.682,09 TL harç dan mahsubu ile bakiye 1.066,69 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-İstanbul Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,8-Artan gider avansı bulunması halinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 10-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,11-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,12-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 91,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 13-Artan gider avansı bulunması halinde talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptaline ilişkin olup, ilk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda; davacı banka tarafından davalıya Beşiktaş 1.Noterliğinden gönderilen 21/10/2021 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile; hesabın kat edildiği ve nakdi kredilerden doğan borcun 7 gün içerisinde ödenmesi gerektiği, aksi taktirde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir. İhtarnamenin davalıya 02/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlayan yedi günlük süre dolmaksızın, 01/11/2021 tarihinde davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığı sabittir. Somut olayda, kredi alacağı; kredi lehdarına kullandırılan kredili mevduat hesabı kredisi ve ilk iki taksidi ödenmiş taksitli ticari kredi alacağından oluşmaktadır. Kat tarihi itibariyle ödenmeyen taksitlerin her biri bakımından temerrüt gerçekleşmiş ise de; henüz vadesi gelmemiş kredi taksitleri bakımından muacceliyet hesabın kat edilmesi ile gerçekleşmiştir. Diğer ifade ile davacı banka tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi taksitlerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle, genel kredi sözleşmesi feshedilerek davalıya kullandırılan tüm kredilerin bakiye alacakları bakımından hesap kesilmiştir. Kat tarihi itibariyle davacı bankanın varlığını iddia ettiği vadesi gelen ve gelmeyen tüm bakiye alacak muaccel olmuştur. Ne varki temerrüdün gerçekleşmesi için, 6098 Sayılı TBK'nun 117/1 fıkrasıda yer alan ve muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşeceğini öngören düzenleme karşısında, kat tarihinde muaccel hale gelen borç bakımından temerrüd henüz gerçekleşmemiştir. Davacı banka tarafından davalılara gönderilen ihtarname bir muacceliyet yahut erteleme ihbarnamesi değil, TBK'nun 117/1 fıkrası ile 6102 Sayılı TTK'nun 18/3 fıkrası kapsamında gönderilmiş bir temerrüt ihtarnamesidir. Temerrüt, ihtarname ile verilen yedi günlük süre sonunda ve muaccel borç halen ödenmemişse gerçekleşecek, temerrüdün sonucu olarak davacı banka davalılardan, TBK'nun 120 ve TTK'nun 8, 9 ve 10 maddeleri çerçevesinde, temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edebilecektir. Buna göre; temerrüt ihtarında verilen mehlin dolmasını beklemeksizin takip başlatılmasının sonucu, bu süre dolana dek temerrüt faizi talep edememekten ibaret olup, bu durum muaccel borcu müeccel hale getirmez. Aksi kabul; temerrüt ve muacceliyet kavramları arasındaki farkın ortadan kalkmasına, muaccel bir borcun borçlusuna gönderilen ve mehil içeren, borçluya temerrüdün sonuçları ile karşılaşmaksızın son bir ifa şansı tanınması amacını güden tüm temerrüt ihtarnamelerinin, alacaklının bu yönde açık bir iradesi olmasa dahi, borcun ödenmesinin ertelenmesi, başka değişle yeni bir vade tanınması, muaccel borcun müeccel hale gelmesi sonucu doğurmasına neden olacaktır. Yukarıda açıkladığım gerekçeler ile ihtarname ile verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden icra takibine geçilmesinin TMK'nun ikinci maddesine aykırı olduğuna, takip tarihi itibariyle davalıların muaccel hale gelmiş bir borçları bulunmadığına, itirazın iptali davasında usulüne uygun takip başlatılmasına ilişkin dava şartının gerçekleşmediğine yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyor, muhalif kalıyorum. 11/12/2025