TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2025 NUMARASI : 2025/255 Esas 2025/615 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 30/10/2018 KARAR TARİHİ : 11/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzeri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/173 Esas 2026/115 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/173 KARAR NO : 2026/115 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2025 NUMARASI : 2025/255 Esas 2025/615 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 30/10/2018 KARAR TARİHİ : 11/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1990 yılında TEK elektrik üretim ve iletim hizmetlerini yapmak üzere TEAŞ ile elektrik dağıtım hizmetlerini yapmak üzere ... adı altında iki ayrı anonim şirkete dönüştüğünü, tüm dağıtım müesseselerinin ...'a devredildiğini, 1993 yılında ...'a bağlı merkezi Konyada olmak üzere ... Elektrik Dağıtım A.Ş unvanı altında davacı şirketin kurulduğunu, Özel Hukuk hükümlerine tabi ticari şirket olduğunu, özelleştirme işlemleri uyarınca ... mülkiyetinde bulunan elektrik dağıtım sisteminin işletme hakkının 24/07/2006 tarihinde davacıya devredildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddeleri uyarınca; ... döneminde gerçekleşen iş ve işlemlerden dolayı III. kişilerin hak taleplerinin doğuracağı sorumlulukların dönemsel olarak paylaştırıldığını, 20/06/2004 tarihinde meydana gelen bir iş kazası nedeni ile SGK 'nın rücu talebi çerçevesinde Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/548 E., 2017/448 K. Sayılı kararı gereğince davacının katlanmak zorunda kaldığı maddi külfetlerin taraflar arasındaki İHDS sözleşmesinin 7.4 maddesi gereğine ... tarafından karşılanmak durumunda olduğunu, Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/548 E., 2017/448 K. sayılı kararı gereğince davacı tarafından yapılan SGK'nın ... Bankasının 29/08/2018 tarihli 137.606,70 TL ve 31/08/2018 tarih 43.627,07 TL bedelli olmak üzere toplam 181.233,77 TL'nin şimdilik 20.000,00 TL'sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte ve dava konusu olay nedeniyle davacı tarafından yapıldığı tespit edilecek diğer yargılama masrafları için şimdilik 100,00 TL'nin davacının ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 17/07/2020 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/548 Esas, 2017/448 Karar sayılı kararı gereğince davacı tarafından yapılandırma ile Sosyal Güvenlik Kurumunun ... Bankasına 29/08/2018 tarihinde yapılan 137.606,70 TL ve 31/08/2018 tarihinde yapılan 43.627,07 TL bedelli olmak üzere toplam 181.233,77 TLnin, ve dava konusu olay nedeniyle davacı şirket tarafından yapıldığı tespit edilen 17.553,87 TL yargılama giderlerinin ödeme tarihinden itibaren işletilecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, açılan davanın rücu talebine ilişkin olması nedeniyle TBK 73. madde uyarınca iki yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, özelleştirme kapsamında öncelikle işletme hakkının devredildiğini, bilhare özelleştirme idaresi tarafından dağıtım Bölgeleri için ayrı ayrı anonim şirketler kurulduğunu, şirket hisselerinin blok satış yöntemi ile özelleştirildiğini, elektrik dağıtım şirketinin tüzel kişiliği hakları, borçları ve yükümlülükte herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerin el değiştirdiğini, davacının imzaladığı 24/07/2006 tarihli sözleşmenin 18.6. maddesinde yapılan düzenleme uyarınca davacı şirketin bu sözleşmeye dayanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kamu kuruluşlarından talepte bulunamayacağını, masraf ve zarar talep edilemeyeceğinin kararlaştırıldığını, açılan davanın haksız olduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu, ödemeden itibaren faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; rücuya konu davanın dayanağı olan iş kazasının işletme hakkı devir sözleşmesinin akdedilmesinden önceki bir tarihte 20/06/2004 tarihinde meydana geldiği, davaya konu ödemelerin ise hisse devir sözleşmesinin imzalandığı 24/07/2006 tarihinden sonra yapıldığı, taraflar arasında yapılan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi, davalı tarafın sorumlu olduğu dönemde gerçekleşen iş ve işlemler nedeni ile dava dışı üçüncü kişi tarafından açılan ve kesinleşen mahkeme kararı, icrada yapılan ödeme ve tüm dosya içeriğine göre, taraflar arasında yapılan sözleşme 7.4 uyarınca ...'ın sorumlu olduğu dönemde gerçekleşen eylemler ve hukuki işlemlerden dolayı, davalı tarafın sorumlu olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, 137.606,70 TL’nin 29.08.2018 tarihinden, 43.627,07 TL’nin dava tarihinden 4,60 TL’nin 18.01.2017 tarihinden, 7,25 TL’nin 18.01.2017 tarihinden, 2.321,31 TL’nin 31.07.2017 tarihinden, 8.668,01 TL’nin 06.09.2017 tarihinden, 51,70 TL’nin 20.09.2017 tarihinden, 6.501,00 TL’nin 28.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının 20.000,00 TL üzerinden kısmi dava açtığını ve daha sonrasında davasını ıslah ettiğini, yerel mahkeme kararında ıslah edilen miktara dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekmekte iken ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dava konusu alacağın sözleşmenin 7.maddesi kapsamına girmediğini, dilekçelerde yeralan bilanço düzenlemelerine ilişkin açıklamaların değerlendirilmediğini, verilen kararın şirket açısından sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, talep edilen alacağın hisselerinin tamamının ...'a ait olduğu dönemde gerçekleştirildiğini, devre esas bilanço kayıtlarında yer aldığını, müvekkili tarafından tekrar ödeme yapılmasının mükerrer ödemeye yol açacağını, hisse satış sözleşmesi, ihale şartnamesi, İHDS hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, Davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ödenen bedelin tamamını ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte talep edemeyeceğini, ödeme döneminde müvekkiline ihbar yapılmadığından icra takibine ilişkin giderlerden, vekalet ücretinden, karara ilişkin olarak yapılan diğer masraflardan ve faizden sorumlu olmadığını, ilam sonrası faiz, icra takibi ve buna ilişkin giderler kısmına ilişkin ilamın takibe konu edilmesinde davacı kusurlu olduğundan müvekkiline rücunun mümkün olmadığını, ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilemeyeceğini, müvekkili kurum aleyhine hükmedilen harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinde de hatalar olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamında hesap bilirkişisi ...'den alınan 10/09/2019 tarihli ön raporda ve 10/04/2020 tarihli raporda özetle; dava dışı SGK'nun davacı ...'tan rücuan tahsil ettiği alacağın dayanağı olan iş kazasının 24/07/2006 tarihinden önce meydana geldiği, böylece İHDS hükümleri gereği davacının bu kaza nedeniyle SGK'ya yapmak zorunda kaldığı ödemeleri davalı ...'a rücu edebileceği, bu kapsamda davacının davalıya rücu edebileceği alacağın toplam 198.787,64 TL olarak hesaplandığı ve bu tutarı oluşturan kalemlerin; 18/01/2017 ödeme tarihli 4,60 TL vekalet harcı, 18/01/2017 ödeme tarihli 7,25 TL baro pulu, 31/07/2017 ödeme tarihli 2.321,31 TL temyiz başvuru harcı, 06/09/2017 ödeme tarihli 8.668,01 TL bakiye karar harcı, 20/09/2017 ödeme tarihli 51,70 TL tehiri icra karar harcı, 28/07/2018 ödeme tarihli 6.501,00 TL onama harcı (toplam 17.553,87 TL), 29/08/2018 ödeme tarihli 137.606,70 TL icra dosya borcu yapılandırma sonucu ödeme ve 31/08/2018 ödeme tarihli 43.627,07 TL icra dosya borcu ödemesi olmak üzere toplam 198.787,64 TL olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. Tüm bu hususların yanı sıra, somut olay irdelendiğinde; davacı vekilince bilirkişi raporu doğrultusunda 17/07/2020 tarihinde davasının ıslah edildiği, davacı tarafça Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/548 E, 2017/448 K sayılı kararı gereğince davacı tarafından yapılandırma ile Sosyal Güvenlik Kurumunun ... Bankasına 29/08/2018 tarihinde yapılan 137.606,70 TL ve 31/08/2018 tarihinde yapılan 43.627,07 TL bedelli olmak üzere toplam 181.233,77 TL ödemenin ve dava konusu olay nedeniyle davacı şirket tarafından yapıldığı tespit edilen 17.553,87 TL yargılama giderlerinin ödeme tarihinden itibaren işletilecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesinin talep edildiği, Mahkemenin 26/11/2020 tarih, 2018/772 E, 2020/554 K sayılı kararı ile davacının davasının kabulüne denmesine rağmen, 137.606,70 TL'nin ödeme tarihi olan 29/08/2018 tarihinden, 43.627,07 TL'nin ise davacı vekilinin 26/11/2020 tarihli celsedeki beyanı nazara alınarak dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verildiği , ilgili kararın istinafı üzerine Dairemizin 28/02/2025 tarih, 2022/1133 E, 2025/165 K sayılı kararı ile ''... Mahkemece davacının davasının tam kabulüne karar verildiği bildirilmesine rağmen, ıslah ile artırılan 137.606,70 TL ve 43.627,07 TL'lik ödemeler yönünden hüküm tesis edip, davacının ıslah ile artırıp talep ettiği 17.553,87 TL yargılama gideri kalemine hüküm tesis edilmemesi taleplerinin biri hakkında hüküm kararı verilmemesi niteliğinde olup usul ve yasaya aykırı bulunmakla, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Esas talep hakkında karar verilmediği HMK 353/1-a-6 maddesindeki talepleri önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması hali gerçekleşmiş olup, yürütülen kısım fer'i talebe ilişkin olmadığından Dairemizce yeniden hüküm kurulmamıştır. Dosyada HMK 305/a maddesi kapsamında tamamlama hükmü bulunmamaktadır...'' gerekçesi ile ilgili kararın kaldırıldığı ve kaldırma kararı sonrası mahkemece dosyanın yukarıda belirtilen esasa kaydedildiği görülmüştür. Rücuya dayanak Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/548 E. Sayılı dosyası incelendiğinde; dava dışı işçi ...'in geçirdiği iş kazası neticesinde vefatı sebebiyle geride kalan hak sahiplerine bağlanan gelirin rücuan tahsili için dava dışı SGK tarafından ... aleyhine Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/531 E. Sayılı dosyasından rücuan tazminat davası açıldığı, Mahkemece davanın husumet yönünden reddine yönelik olarak verilen ilk kararın Yargıtayca ... ile ... arasında TBK'nun 179.maddesi çerçevesinde devir ilişkisi bulunduğu ve bu maddeye göre devirlerde müteselsil borç meydana geldiği, buna göre ...'ın sorumlu olup olmadığına karar vermek gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, İlk bozmadan sonra yargılamaya devam olunarak Mahkemece bu kez 2013/408 E. sayılı karar ile bağlanan gelirlerden 147.905,88 TL'nin 20/05/2005 tahsis onay tarihinden, cenaze yardımı olan 135,14 TL'nin 18.01.2005 ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ...'dan rücuan tahsiline karar verildiği, Bu kararın da temyizi üzerine Yargıtayca kusur oranları ve kusurun değerlendirilmesi konusunda iki dava arasında farklılık bulunduğundan Mahkemece hak sahibinin açtığı iş davası ile bu rücu dosyası bir arada değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın ikinci kez bozulduğu, İkinci bozmadan sonra Mahkemece tekrar yargılamaya devam olarak bu kez 2016/548 E., 2017/448 K. Sayılı karar ile 126.776,47 TL peşin sermaye değerli gelirin tahsis onay tarihi olan 20/05/2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 115,83 TL cenaze yardımının ödeme tarihi olan 18/01/2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya dair taleplerin reddine karar verildiği ve ilgili kararın Yargıtayca onanması üzerine 25/06/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. İlam alacaklısı SGK tarafından ... aleyhine girişilen Konya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/446 E. dosyası incelendiğinde; alacaklı SGK tarafından, borçlu ... aleyhine 148.041,02 TL asıl alacak, 14.243,00 TL avukatlık ücreti, 1.436,50 TL yargı gideri, 134.269,95 TL geçmiş gün faizi toplam 297.990,47 TL alacağın tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Bozma ilamları sonucu neticeten İcra müdürlüğünce 01/08/2018 tarihinde dosya kapak hesabı çıkartıldığı ve icra dosya borcunun 333.662,58 TL olarak hesaplandığı , icra dosya borcunun ilam ferileri ve onlara isabet eden faizler ve icra ferileri yönünden ayrılarak 31/08/2018 tarihinde davacı tarafından 43.627,07 TL olarak ödendiği, kalan anapara ve faizi için de 7143 sayılı yasa uyarınca borcun yapılandırıldığı ve ödeme planı oluşturulduğu, bu ödeme planına göre 29/08/2018 tarihinde toplam 137.606,70 TL tutarında ödeme yapıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Dosyanın kapsamında yer alan Cihanbeyli Asliye Hukuk Mah. 2016/548 E. 2017/448 K. sayılı dosyası incelendiğinde, davacının yargılama sırasında ve bozmadan önceki ve sonraki aşamada yaptığı masraflar bilirkişi tarafından tek tek gösterilmek suretiyle , davacı tarafından 18/01/2017 tarihinde 4,60 TL vekalet harcı, 7,25 TL baro pulu masrafı, 31/07/2017 tarihinde 2.321,31 TL temyiz başvuru harcı, 06/09/2017 tarihinde 8.668,01 TL bakiye karar harcı, 20/09/2017 tarihinde 51,70 TL tehir-i icra karar harcı, 28/07/2018 tarihinde 6.501,00 TL onama harcının yatırıldığı denetime elverişli olarak tespit edilmiştir. Taraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden 24/06/2004 tarihli iş kazasına dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26/11/2020 tarih, 2018/772 E, 2020/554 K sayılı kararında davacı olan SGK 'ın bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının dava dışı SGK'ya ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki taraf da tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 13.579,18 TL harçtan peşin alınan 3.394,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.184,38 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/02/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi