T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/805 - 2026/14 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/805 KARAR NO : 2026/14 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2023 NUMARASI : 2022/172 E. - 2023/842 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/11/2023 Tarih ve 2022/17…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/805 - 2026/14 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/805 KARAR NO : 2026/14 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2023 NUMARASI : 2022/172 E. - 2023/842 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/11/2023 Tarih ve 2022/172 Esas - 2023/842 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalının müvekkili şirket ile 03/04/2017 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesi imzaladığını, sözleşme gereği işverene ve iş yerine ait her türlü iş sırlarını saklamayı, rekabet hükümlerine aykırı davranmamayı, işverene zarar verecek davranışlarda bulunmamayı ve belirli süreli iş sözleşmesini süre dolmadan feshetmemeyi taahhüt ettiğini, bu sözleşme hükümlerine aykırı davranması sebebiyle Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6077 E. sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, icra takibinde sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranması sebebiyle 12 aylık brüt ücret, süresinden önce sözleşmeyi feshetmesinden dolayı cezai şart talep ettiklerini, davalının bu alacakları ödemekle yükümlü olduğunu, iş akdi feshi sonrası ibraname imzaladığını, davalının yeni işe başladığı ... Bilgi İşl. Tek. Sis. A.Ş.'ye bildirim yazısı ve davalıya da ihtarname gönderdiklerini, herhangi bir itiraz gelmediğini, davalı tarafça icra takibine itiraz edildiğini, davalı itirazının haksız bulunduğunu ileri sürerek, icra takibine yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin şu an çalıştığı şirket ile davacının faaliyet alanlarının aynı olmadığını, şirketlerin faaliyet alanları aynı olmadığı için müvekkilinin her iki şirketteki konumunun da aynı bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirkette çalıştığı süre boyunca tüm mesaisi sahada geçtiğinden, davacıya ait bilgi ve belgelere erişme olanağının olmadığını, müvekkilinin sözleşme hükümlerini ihlal etmediğini, sadece işçi aleyhine konulan cezai şartın geçersiz bulunduğunu, davacının herhangi bir zararının da doğmadığını savunarak, davanın reddini ve %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmolunmasını istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasında imzalanan belirli süreli iş sözleşmesinde, "personelin sır saklama, rekabet etmeme, dürüst davranma borcu" başlığı altında rekabet etmemeye ilişkin düzenleme yapıldığı, işbu sözleşmede yer alan rekabet yasağına ilişkin hükmün, TBK'nın 445/1.maddesi uyarınca yer ve zaman sınırlaması içerdiği sabit ise de işçinin rekabet yasağı karşılığında, işverenin herhangi bir karşı edim üstlenmediği, TBK'nın 420/1. maddesi uyarınca, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz bulunduğu, ayrıca davalı işçinin yazılım destek uzmanı olarak çalıştığı, yaptığı görevi itibarıyla davacı işverenin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfuz etmek gibi Borçlar Kanununun 348. maddesinde belirtilen bir konumda bulunduğunun ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin olduğunun kanıtlanamadığı, buna göre davacının talebinin yerinde görülmediği, davalının, sır saklama taahhüdüne aykırı davrandığı iddia edilmiş olsa da somut olayda davacının aynı iş kolunda faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmasının tek başına sır saklama taahhüdüne aykırılık teşkil etmeyeceği, davacının her iki firmada da yaptığı yazılım destek uzmanı işinin ve eğitimin, davacı firmanın sırlarına vakıf olmayı gerektirmediği, davacının iş sırlarını kullandığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, ilk derece mahkemesi kararının aksine davalı tarafça iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı ve sır saklama hükümlerinin ihlal edildiğini, bu nedenle davalının iş sözleşmesi ile üstlendiği cezai şart yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini, gerekçeli kararda, davalının yazılım destek uzmanı olarak çalıştığının ve dolayısıyla işverene zarar verme ihtimali olduğunun kanıtlanamadığı yönünde tespit yapılmış ise de bu tespitin de kabulünün mümkün olmadığını, mahkemenin cezai şart hükümlerinin geçersiz olduğuna yönelik kabulünün yerinde bulunmadığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda dahi davalının sır saklama ve reakabet etmeme borcuna aykırı davrandığının tespit edildiğini, ancak mahkemece gerekçesi hukuka aykırı bir biçimde haklı davanın reddine karar verildiğini, davalının müvekkil firma ile olan iş akdini herhangi bir neden göstermeden sonlandırmasının hemen akabinde müvekkili ile birebir aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmaya geçiş yapmasının haksız rekabet oluşturduğunu, davalı ile aynı şekilde rekabet hükümlerini ihlal eden personele karşı açtıkları cezai şart talepli davaların, müvekkili lehine sonuçlandığını, dava konusu alacak likit olduğundan, icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasına dayalı zararın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafça, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağının ve sır saklama yükümlülüğünün davalı tarafından ihlal edildiği ileri sürülerek eldeki dava açılmış, ilk derece mahkemesince ise taraflar arasındaki sözleşmede yer alan rekabet yasağına ilişkin hükmün, TBK'nın 445/1.maddesi uyarınca yer ve zaman sınırlaması içerdiği, TBK'nın 420/1. maddesi uyarınca, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz bulunduğu, ayrıca davalı işçinin yazılım destek uzmanı olarak çalıştığı, yaptığı görev itibarıyla davacı işverenin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfuz etmek gibi bir konumda bulunduğunun ve işverene önemli bir zarar verilmesi ihtimalinin kanıtlanamadığı, yine davalının, davacının iş sırlarını kullandığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince TBK'nın 420/1. maddesi uyarınca, hizmet sözleşmesine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğu gerekçesine dayanılmış ise de TBK'nın 420. maddesi, işçi ve işveren arasında düzenlenen hizmet sözleşmesine ilişkin olup, hizmet sözleşmelerinde taraflardan sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olduğunun düzenlendiği, somut olayda ise davacının hizmet sözleşmesine dayanarak değil, TBK’nın 444. maddesi ve devamında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararları gereğince iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun karşılıklı olmasının gerekmediği (Özel Dairenin 24/06/2020 tarih, 2019/4833 E.,2020/3179 K. Sayılı ilamı) anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin anılan gerekçesi yerinde görülmemiştir. 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi, "Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, Türk Borçlar Kanunu'nun 444/2. maddesi uyarınca rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacaktır. Somut olayda, davalı 03.04.2017 tarihli iş sözleşmesine dayalı olarak davacı nezdinde yazılım destek personeli olarak işe başlamış, 03.01.2018 tarihinde ise istifa ederek bu görevinden ayrılmıştır. Davalının, özellikle davacı nezdinde çalıştığı süre ve yaptığı görev gözetildiğinde, davacı şirkete ait sır niteliğinde sayılabilecek bilgilere ulaşabilecek konumda olmadığı, davacının müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanına sahip olduğunun ispat edilemediği anlaşılmış olup, ilk derece mahkemesinin bu gerekçe ile davanın reddine karar vermesi yerinde bulunmuştur. Öte yandan, her ne kadar davacı tarafça, davalının sır saklama yükümlülüğünü de ihlal ettiği ileri sürülmüş ise de bu iddianın ispatına yönelik delil sunulmadığından, diğer bir deyişle davalının, davacının iş sırlarını kullandığı ya da başka kişilere kullandırttığı somut olarak ispat edilemediğinden, söz konusu iddia bakımından davanın ispat edilemediği gerekçesine dayalı ilk derece mahkemesi kararı yerinde kabul edilmiş, aksi yöndeki davacı iddialarına itibar edilememiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince davacının rekabet yasağına aykırılık iddiasına dayalı isteminin, açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile bu istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun hükmün gerekçesine yönelik olarak kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/11/2023 gün ve 2022/172 Esas - 2023/842 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 720,00.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 369,42.TL harcın mahsubu ile bakiye 350,58.TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinafa gelen davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 17.900,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-14. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 280,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 11,00-TL tebligat masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 49,00-TL tebligat ve posta masrafından oluşan toplam 60,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 11-Kararın tebliği ve harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.