TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 06/06/2023 NUMARASI : 2021/163 Esas 2023/397 Karar DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 15/03/2021 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/04/2026 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvur…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1296 Esas 2026/444 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1296 KARAR NO : 2026/444 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 06/06/2023 NUMARASI : 2021/163 Esas 2023/397 Karar DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 15/03/2021 KARAR TARİHİ : 09/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/04/2026 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın kredi borçlusu ... Grup Besicilik Gıda ve Temizlik Maddeleri Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş., kredi alacaklısı davalı ... Bankası Anonim Şirketi olan 1.875.000,00 TL bedelli, 15/09/2014 tarihli, 00069698 sözleşme seri numaralı Genel Kredi Sözleşmesinde kefil sıfatıyla sözleşmenin tarafı olduğunu, Mevcut Genel Kredi Sözleşmesinin davalı bankanın ... Şubesinde düzenlenip imza altına alındığını, TBK 583/1 maddesindeki düzenlemenin "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır." şeklinde olduğunu, oysa ki müvekkilinin imzasını içeren kefalet sözleşmesinde müvekkilinin eli ürünü olmayan kısımlar bulunduğunu, bu hususun yaptırılacak olan bilirkişi incelemesi ile anlaşılacağını belirterek, 1.875.000,00 TL bedelli, 15/09/2014 tarihli, 00069698 sözleşme seri numaralı Genel Kredi Sözleşmesine ilişkin müvekkili ile davalı banka arasında düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçersizliği ile müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkili ve görevli mahkeme olmadığını, dava dışı ... Grup Besicilik Gıda ve Temizlik Maddeleri Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. İle müvekkili banka arasında 15/09/2014 tarihinde 1.500.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, davacının da sözleşmeyi kefil sıfatı ile imzalamış olması nedeniyle kefil sıfatı ile sorumlu olduğunu, davacının kefalet ilişkisinin şekil şartlarına uyulmaksızın kurulduğu yönündeki iddiası asılsız olmakla dilekçe ekinde yer alan Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında GKS'yi kendisinin imzaladığı, şahsi bilgililerini sorumlu olduğu tutarı kefalet tarihini kendisinin el yazısı ile yazdığı sabit olup, tüm şekil şartları yerine getirilmiş olmakla, sözleşmenin geçerli ve ayakta olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava konusu GKS'nin kefalet kısmında yer alan ''15/09/2014'' tarihi, davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiğinden, TBK'nun 583.maddesi uyarınca kefalet sözleşmesi (kefaleti) tamamen hükümsüz olduğu kanaatine varılmakla , davacının davasının kabulü ile, davacının, 15/09/2014 tarihli 00069698 sözleşme seri numaralı, Genel Kredi Sözleşmesinde kefaletinin geçersiz olduğunun tespiti ile, kefalet ilişkisi kapsamında kredi sözleşmesinden ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kefalet ilişkisinin şekil şartlarına uyulmaksızın kurulduğu yönündeki iddiasının asılsız olduğunu, davacının GKS'yi kendisinin imzaladığını , GKS'ye; şahsi bilgilerini, sorumlu olduğu tutarı, kefalet tarihini kendisinin el yazısı ile yazdığını , GKS deki imzanın davacıya ait olmadığının uzmanlık raporu ile sabit olduğunu, davacının imzasının bulunduğu başka Genel Kredi Sözleşmesi olmamakla, davacının iradesinin bu tarihte kefil olmak olduğunun çok açık olduğunu, somut olayda, kefalete itiraz eden davacının kredinin kullanılması aşamasında imzaladığı genel kredi sözleşmesinde açıkça kendi el yazısı ile müşterek müteselsil kefil olduğunu, kefalet tutarını, kefalet miktarını kendi yazdığı tespit edilmiş iken kefalet tarihini kendi el yazısı ile yazmadığı gerekçesiyle sorumluluktan kurtulmaya çalışmasının açıkça TMK 2 maddeye aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; davacının kefalet sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin menfi tespit davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan 15/09/2014 tarihli, 00069698 sözleşme seri numaralı Genel Kredi Sözleşmesine ilişkin davacı ile davalı banka arasında düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürmüş, davalı yan kefaletin geçersiz olmadığını, davalını kefaleti nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığını savunmuş, mahkemece yukarıda yazılı şekilde davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Davalı banka , dava konusu kefaletteki imza ve yazıların davacıya ait olup, tarihin davacı tarafça yazılı olmadığının ileri sürülmesinin TMK'nun 2 maddesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülerek istinafa gelindiği görülmüştür. Davalı banka ile dava dışı ... Grup Besicilik Gıda ve Temizlik Maddeleri Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında düzenlenen 15/09/2014 tarihli, 1.500.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesinde , davacının 1.875.000,00 TL tutar ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, davalı kefilin asıl borçlu şirketin ortağı olmaması nedeniyle eş rızasının da sözleşmede mevcut olduğu görülmüştür. Yargılama aşamasında İç İşleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından yapılan imza ve yazı incelemesi neticesinde; Genel Kredi Sözleşmesinin 19 sayılı "... KEFİL İMZA SAYFASI" üzerinde birinci müteselsil kefil hanesinde bulunan, 1.875.000,00, Birmilyonsekizyüzyetmişbeşbintürklirası, Hayır Yukarıdaki şartlarla müteselsil kefil olduğumu kabul ederim ibareli el yazılarının davacı eli ürünü olduğu, 15/09/2014 ibareli el yazısının ise davacının el yazısı olmadığı tespit edilmiştir. Kefalet sözleşmesi, somut olaya uygulanması gereken TBK’nın 581 ilâ 603. maddeleri (Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 483 ilâ 503. maddeleri) arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Daha yalın bir anlatımla bu sözleşme ile kefil, borçlunun asıl borcu ifa edememesi riskini üzerine alır (Özen, Burak: Kefalet Sözleşmesi, İstanbul 2008, s. 6.; atıf yapan; Karakılıçarslan, Seda: Kefilin Sorumluluğunun Kapsamı, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XIII, 2009, S. 1-2, s. 43). Kefalet sözleşmesiyle kefil, borcun ifa edilmemesi hâlinde, alacaklının ifaya menfaatini sağlamayı kişisel olarak üstlendiğine göre, bir kişinin zaten kişisel olarak sorumlu olduğu borç için kefil olması anlamsızdır. Zira bu hâllerde kefalet sözleşmesinin teminat sağlama amacı gerçekleşmez (Tandoğan, Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C.2 İstisna (Eser) ve Vekâlet Sözleşmeleri, Vekâletsiz İş Görme, Kefalet ve Garanti Sözleşmesi, B.3, Ankara 1987 s. 699; Ayan, Serkan: Kefalet Sözleşmesi, Ankara 2018, s. 17). Kefalet TBK'nın 581. maddesinde; “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Kefaletin türleri ise TBK’nın 585 vd. (BK’nın 486 vd. maddeleri) maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 586. maddesi; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmünü içermektedir. Önemle vurgulamak gerekir ki; TBK’nın 583. maddesi; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz” hükmünü içermektedir. Buna göre; TBK'nın 583/1. maddesi gereğince kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi kefalet sözleşmesinin geçerliliği için şartken, BK’nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu sözleşmede sorumlu olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse; kefalet sözleşmesi için Kanun’da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliği taşır. Bu nedenle, kefalet sözleşmesi Kanun’da öngörülen bu şekle uygun yapılmazsa, sözleşme TBK’nın 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olacaktır (Ayan, s.182). Zira; 12.4.1944 tarihli ve 1943/14 E., 1944/13 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında; sözleşmede kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve sözleşme içeriğinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasına olanak bulunup bulunmadığının hâkim tarafından re’sen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kefalet sözleşmesinin şekle aykırılık nedeniyle hükümsüzlüğünü hâkimin re’sen göz önünde tutması gerekir (Tandoğan, s. 741). Alacaklı kesin hükümsüz bir kefalet sözleşmesine dayanarak kefilden ifa talebinde bulunamayacağı gibi, kefilin yapacağı ifanın hükümsüzlüğü düzeltici etkisi de olmaz. Alacaklı ifa talebini dava yolu ile ileri sürerse, hâkim kefil tarafından ileri sürülmese bile şekle aykırılığı görevi gereği göz önünde tutar. Hatta kefil, kefalet sözleşmesinin şekle aykırılığına dayanmak istemediğini açıkça söylese ve savunmasını esas borcun geçerli olmadığı olgusu üzerine kursa bile, hâkim kefalet sözleşmesinin şekle aykırılığını yine de dikkate alabilecektir. Zira, kefalet sözleşmesi için Kanun’da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliği taşımaktadır. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 02.11.2022 tarih, 2020/(19)11-457 E, 2022/1431 K sayılı ilamı) Hal böyle olunca , ihtilafa konu kefalet sözleşmesinde kefalet tarihi davalı tarafça kendi el yazısıyla belirtilmemesi nedeniyle TBK’nun 583. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı ve TBK’nun 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olacağı, kefalet sözleşmesinin şekle aykırılık nedeniyle hükümsüzlüğünü hâkimin re’sen göz önünde tutması gerekeceği, davalı kefilim şirket ortağı olmayıp, asıl borç ilişkisi yönünden üçüncü kişi olup, davalı kefil tarafından sorumluluğun doğabilmesi için TBK'nun 583 maddesi usulü dairesince tesis edilen kefalet sözleşmesinin mevcut olması gerektiği, buna göre davalı kefil tarafından şekle aykırılığın ileri sürülmesinin TMK'nun 2 maddesine aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında , mahkemece yukarıda yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Davalıdan alınması gerekli olan 128.081,25 TL harçtan peşin alınan 32.019,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 96.061,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/04/2026 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -