10. Ceza Dairesi 2023/22134 E. , 2025/5776 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/7 E., 2019/211 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
**10. Ceza Dairesi 2023/22134 E. , 2025/5776 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/7 E., 2019/211 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi, aynı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği hükmün, istinaf edilmeksizin 16.05.2019 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/16831 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve 2023/115440 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve 2023/115440 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5237 sayılı Kanun’un 51/7. maddesinde yer alan "Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hakimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.” ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleinin İnfazı Hakkında Kanun’un 101/1. maddesinde yer alan “(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.” şeklindeki hükümler ile benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06/02/2018 tarihli ve 2017/3667 esas, 2018/321 karar sayılı ilâmında, "...erteli hapis cezasının aynen infazına yönelik verilecek olan kararın, hükmün infazına ilişkin olması nedeniyle duruşma açılmaksızın dosya üzerinden verilebilecek kararlardan olduğu...." şeklinde belirtildiği üzere, İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/01/2015 tarihli kararı ile sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilerek 1 yıl denetim süresi belirlenmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesince sadece erteli hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, duruşma açılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 24.11.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığının 30.12.2013 tarihli ve 2013/9216 Soruşturma, 2013/2756 Esas, 2013/1417 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, B. İnegöl (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.02.2014 tarihli ve 2014/21 Esas, 2014/63 Karar sayılı kararı ile, 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 18.03.2014 tarihinde kesinleştirildiği, C. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.2015 tarihli ve 2014/338 Esas, 2015/14 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve aynı Kanun'un 62. maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, kararın 10.02.2015 tarihinde kesinleştirildiği, D. Denetim süresi içinde, 20.07.2015 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda, İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 19.04.2019 tarihli ve 2019/7 Esas, 2019/211 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi, aynı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştirildiği, Anlaşılmıştır. E. Her ne kadar kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede, İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının ertelenmesine karar verilerek 1 yıl denetim süresi belirlenmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesince sadece erteli hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, duruşma açılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinin Kanun'a aykırı olduğundan bahisle kararın bozulması talep edilmiş ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, yine 7201 sayılı Kanun'nun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliği’nin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Dosya kapsamına göre; Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve aynı Kanun'un 62. maddesi uyarınca hükmedilen 10 ay hapis cezasının, 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine dair İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.2015 tarihli ve 2014/338 Esas, 2015/14 Karar sayılı karar tebliğinin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi gereğince, ikametinde bulunmaması üzerine, haber bırakılan komşu ismi belirtilmeksizin ve imzası alınmaksızın tebliğ edildiği, ancak kendisinden sorulan ve kendisine haber bırakılan komşunun isminin tebliğ mazbatasında gösterilmediği durumlarda, tebliğ memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği fakat muhatabı bulamadığı hususunun belgelenemediği, yapılan işlemin tebliğ memurunun soyut beyanından ibaret kaldığı, tebligattan haberdar edilen kişi sadece imzadan imtina etme hakkına sahip olup, isim vermekten imtina edemeyeceği, bu nedenle tebligatın usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için 08.01.2015 tarihli erteli hapis cezasının kesinleştiğinden söz edilemeyeceği ve denetim süresi başlamadığından, ihbar üzerine erteli hapis cezasının kısmen veya tamamen infazına da karar verilemeyeceği, erteli hapis cezası kesinleşmediğinden Mahkemece, "aynen infazına karar verilmesine yer olmadığı" kararı ile birlikte İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.2015 tarihli ve 2014/338 Esas, 2015/14 Karar sayılı gerekçeli kararının usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi halinde hükmün kısmen ya da tamamen infazına karar verilmesi gerekirken, duruşma açılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İnegöl 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.04.2019 tarihli ve 2019/7 Esas, 2019/211 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2025 tarihinde karar verildi.