T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/561 KARAR NO:2025/1226 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:08/11/2021 NUMARASI:2019/288 E. - 2021/988 K. DAVANIN KONUSU:Haksız Rekabet -Tazminat Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/561 KARAR NO:2025/1226 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:08/11/2021 NUMARASI:2019/288 E. - 2021/988 K. DAVANIN KONUSU:Haksız Rekabet -Tazminat Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle müvekkilinin ... adlı firmanın sahibi olduğunu, firmanın uzun yıllardır protez saç konusunda müşterilerine hizmet verdiğini, davalının ise geçtiğimiz yıl içerisinde kurulan... Protez Saç adlı firma olduğunu, saçsızlık konusunda sorun yaşayan insanlara protez saç uygulaması yaptığını, ancak davalının sosyal medya hesapları aracılığı ile davacıya ait firmayı karalayıcı videolar yayınladığını, bu sebeple haksız şekilde davacının müşterilerini kendi firmasına çekmeye çalıştığını, davacının yıllarca çalışarak yoğun emekler sonucunda elde ettiği müşteri kitlesine davacının firmasını ve ürünlerini karalayarak haksız rekabette bulunduğunu, davalının haksız saldırılarının davacının şirketine geri dönüşü olmayan zararlar verdiğini, öyle ki bu konuda hiçbir çekince göstermeden Youtube adlı video paylaşım sitesinde açılan "Lütfü..." adlı hesaba yükledikleri videolarda açık açık davacının şirketi ...'i ve tescilli markası olan ... Sisteminden bahsettiğini, bu videolarda haksız şekilde müvekkilinin yapmış olduğu işleri eleştirdiğini, yanlış algılar oluşturularak müşteri kaybetmesine neden olduğunu, davacıya ait firmanın adını açık şekilde belirtilerek, haksız şekilde kıyaslama yaptığını, kendilerinin daha kaliteli işler yaptığını iddia ettiğini ve müşteri kaybına neden olduğunu, davacının "..." adı altında protez saç ve uygulaması hakkında patent tescili yaptırdığını, bu nedenle de gerek fikri mülkiyet hükümleri gerekse de haksız rekabet hükümlerinin uygulama alanı bulacağını, davalının ilgili Youtube kanalında kendilerinin de ...'ni kullandıklarını iddia ettiğini, sanki davacının protez saç sistemi eski gibi gösterilerek bir de "..." modeli kullandıklarını iddia ettiğini, davacıya itibar kaybına uğrattığını ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, ilgili Youtube hesabına eşirim engeli getirilmesine, davacının uğradığı zararların tazmini için de 100.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 30.09.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunmuştur.Davalı vekili, savunmasında özetle; ... sözcüğü kimsenin tekeline bırakılamayacağını, davalı şirketin reklam ve tanıtımlarını yaptığı ''... Protezleri''nin haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, tarafların mallarının "aynı " veya " ayırt edilemeyecek kadar" benzer marka niteliği taşımadığını, haksız rekabetin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat taleplerine yöneliktir. Davacı tarafça, ... isimli patent tescilli ürünlerinin davalı tarafça internet video paylaşım sitesinde kendi ürünleri gibi reklam ve tanıtımının yapıldığı ve bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış olup, davalı taraf ise kendileri tarafından ... isimli saç protezlerinin reklam ve tanıtımını yaptıklarını kabul ederek ancak bunların kendi adlarına tescilli markalar olduğunu ve davacı ürünü ile karıştırılma ihtimalinin bulunmaması nedeni ile haksız rekabet oluşmadığını savundukları görülmüştür.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafça reklam ve tanıtımı yapılan ürünlerin davacı tarafın patent tescilli ürünü ile karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı, davalı tarafın bu eyleminin haksız rekabet oluşturup oluşturmayacağı ve netice olarak davacı taleplerinin kabul edilip edilmeyeceği hususları olarak saptanmıştır.Taraflarca dayanılan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek nitelikte olan tüm deliller toplanmış, özellikle Bakırköy 1. FSHM'nin 2019/76 E sayılı dosyası ile Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/34210 Sor sayılı dosyaları uyaptan celp edilmiş,Türkiye Patent ve Marka Kurumundan davalı tarafça ileri sürülen markaların tescil belgeleri celp edilmiş, mahkememizce bir hesap uzmanı, bir mali müşavir ve bir sektör bilirkişisinden(saç bakımı ve güzellik bölümü öğretim görevlisi) oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır.Dosyaya 20/01/2021 tarihli bilirkişi raporunun sunulduğu ve gerek davalı tarafın itirazlarının değerlendirilmesi ve gerekse davacı tarafın maddi tazminat talebi yönünden dava tarihine kadar gelirindeki azalma hususunda hesaplama yapılarak ek rapor aldırılmasına karar verilmiş ve bu doğrultuda bilirkişi heyeti tarafından 12/07/2021 tarihli ek raporun sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi kök ve ek raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulundukları görülmekle raporlar hükme esas alınmıştır.Davalı tarafça her ne kadar kendi ticari defterleri incelenmeden rapor tanzim edilmiş olduğu yönünde itirazda bulunulmuş ise de; mahkememizce defter incelemesine ilişkin ara kararın davalı vekilinin huzurda bulunduğu oturumda verilmiş olmasına rağmen davalı tarafın defterlerin ibrazından imtina etmesi nedeni ile davalı tarafın bu itirazına itibar edilmemiştir.Davacı tarafça sunulan 23/03/2021 tarihli dilekçe ile; dava konusunun 05/12/2019 tarihinde limited şirket olarak tescil edilen ...ŞTİ.'ne devredildiğini bildirdikleri görülmüş, HMK'nun 125/2.maddesinde yer alan "Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder" hükmü uyarınca devralan şirketin davacı yerine geçtiği anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından sunulan 30/092021 tarihli ıslah dilekçesi ile;maddi tazminat taleplerini artırarak sonuç olarak 100.000,00 TL olarak talep ettiklerini ve dava dilekçesinde faiz talep etmemelerine rağmen ıslah sonucunda hem maddi hem de manevi tazminat talepleri açısından haksız fiil tarihinden itibaren faiz uygulanmasını talep ettikleri görülmüştür.Böylece mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller muvacehesinde; davalı tarafça internet video paylaşım sitesinde yapılan ve ilk yayın tarihi olarak 30/07/2018 olan paylaşım ile ("Protez Saç Kuantum Nedir Ne Değildir") davacı tarafça patent tescili alınan ... isimli patent ürününün kendi markaları olan ... isimli saç protezlerinin reklam ve tanıtımını yaparak davacıya ait patent tescilli saçlandırma sistemi ile karıştırmaya neden olabilecek şekilde paylaşım yaptığı, yaptığı bu paylaşımların TTK'nun 55/1.maddesinde belirtilen) dürüstlük kuralına aykırı reklam ve satış yöntemi niteliğinde bulunması ve iltibasa neden olabilecek olması nedeniyle haksız rekabet oluşturduğu, zira Bakırköy 1. FSHM'nin 2019/76 E sayılı dosyası ile Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/34210 Sor sayılı dosyalarında alınan bilirkişi raporları da bu durumu teyit eder nitelikte olduğu, davacının dava tarihine kadar gelirindeki azalmayı talep edebileceği, ancak davalının tüzel kişilik olması nedeni ile tüzel kişilik olmadan önceki tarihten başlayarak davalıdan talepte bulunulamayacağından hesaplamanın tüzel kişiliği tescil tarihi ile dava tarihi arasında yapılması gerektiği, devreden davacı ile dava konusunu davralan davacı arasında organik bağ olması de dikkate alınarak bilirkişi ek raporu ile yapılan hesaplama ile ortaya çıkan 59.497,23 TL zarar hesaplamasına itibar edilebileceği, davalı tarafın söz konusu sistemin davacı yanca patentli olduğunu bildiğinden-bilmesi gerektiğinden kusurlu olarak hareket etmesi nedeni ile davacı tarafın manevi tazminatı da hak ettiği, kusur ve eylemin ağırlığına göre manevi tazminat takdir edilerek maddi ve manevi tazminat talebi yönünden fazlaya ilişkin taleplerin reddi gerektiği, davacı tarafça dava dilekçesinde faiz talep edilmeksizin ıslah yolu ile dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi talep edilmiş ise de dava dilekçesinde hiç talep edilmeyen faiz için ancak ıslah tarihinden itibaren başlamak üzere karar verilebileceği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacıya ait "..." patentli ürünün davalı tarafça iktibas yoluyla haksız olarak kullanıldığının tespitine ve haksız rekabetin men'ine, davalının youtube video paylaşım sitesinde kullandığı... isimli hesabın kararın kesinleşmesinden itibaren davalı tarafça iki haftalık kesin süre içerisinde kaldırılmasına, bu sürede kaldırılmaması ve davacı tarafça talep halinde söz konusu internet hesabına erişimin engellenmesi konusunda ilgili kuruluşa müzekkere yazılmasına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 59.497,23 TL maddi tazminatın ıslah tarihi olan 30.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın ıslah tarihi olan 30.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında yapılan tespitler ve hesaplamaların eksik ve yanlış olduğunu, hukuka ve ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporlarda davacının 2018 yılında zararının bulunmadığının, 2019 yılı açısından ise 2018 ve 2019 yılının satış gelirleri üzerinden kıyaslama yapılarak zararının tespit edildiğini, haksız rekabet halinde uğranılan zararın belirlenmesi hakkında özel bir düzenleme olmadığından her türlü zararın belirlenmesinde uygulanabilen ve genel hüküm niteliğindeki Borçlar Kanununun 50. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da belirttiği gibi maddi zararın, malvarlığının, zarar verici fiil olmasaydı bulunacağı durumla, fiil sonucu aldığı durum arasındaki farkın zararı oluşturduğunu, maddi zararın malvarlığında para ile ölçülebilir kıymetlerin eksilmesi sonucunu ortaya çıkaracağını,zarar verici olayın malvarlığında fiili bir şekilde aktiflerde azalmaya veya pasiflerde çoğalmaya yol açabileceği gibi, kârdan yoksun kalma şeklinde de ortaya çıkabileceğini, 2018 yılı tespitleri açısından, raporda müvekkilin 2017 yılına ait satışının net 1.475.136,83 TL; 2018 yılına ait satışının ise net 1.694.174,93 TL olduğu, net satışlarda 219.174,93 TL artış olduğu, dolayısıyla müvekkilinin zararın oluşmadığının belirtildiğini, ancak zarar kavramının yoksun kalınan kar/müspet zarar olarak değerlendirilmesi gerekirken satışlarda azalma olmamasından bahisle zarar oluşmadığı yorumunun yüzeysel ve ticari icaplara aykırı olduğunu, bir şirketin her yıl için belli oranda büyüme hızı ile ürün fiyatlarındaki artışın hesaba katılmaması bir yana, dosya konusu haksız fiillerin müvekkili şirketi belli oranda bir kardan yoksun bırakacağı bariz durumunun göz ardı edilerek müvekkili şirketin bir zararının olmadığı yorumunun bilirkişilerin hesaplama yapmaktan kaçtığını gösterdiğini, davacının markasının ve ürün kalitesinin tanınırlığının artmasıyla bir önceki yıla göre daha fazla ürün satacakken davalının eylemleri nedeniyle ürün satış miktarının düştüğünü, davacının, davalının haksız eylemleri olmasaydı mevcut satıştan çok daha fazlasını gerçekleştirebileceğini, ayrıca davacının sattığı ürünlerin bir çoğunun ithal edilmekte olduğunu, ürünlerin maliyet ve fiyatlarının bu döviz kurundan etkilendiğini, davacının sattığı ürünlerin satış fiyatlarının da bir önceki yıla göre arttığını, 2018 yılına ait zarar hesaplaması yapılırken davacının ticari işletmesinin tanınırlığının artmasının doğal sonucu olarak davacının ürün satış adedinin bir önceki yıla göre artacağı, enflasyon ve ülkemizin piyasa şartları itibariyle ürünlerin fiyatının arttığını, davacının ürünlerin ve hizmetlerin bir kısmını döviz üzerinden gerçekleştirdiğini ve döviz kurunun ciddi şekilde arttığı nazara alındığında satıştan elde edilen gelirin ciddi şekilde artmasının gerektiği ve fakat davalının haksız eylemi nedeniyle beklenenden daha az satış yapıldığını, ürünlerin satışından elde edilen miktardan ziyade satılan ürünlerin adet olarak kıyasının yapılması gerektiği hususlarına dikkat edilmesi gerektiğini, 2019 yılı tespitleri açısından, bilirkişi raporunda, 2018 yılına ait satışın net 1.694.174,93 TL, 2019 yılına ait satışın ise net 1.451.034,68 TL olması hasebiyle davacının zararının neticeten 59.497,23 TL olduğu belirtildiğini, 2019 yılı için yapılan hesaplamanın da yine aynı teknikle yapılmış olması sebebiyle hatalı olduğunu, davalının haksız fiilleri yüzünden müvekkilinin itibar ve müşteri kaybı yaşayacağını,bu durumun davacının satışlarını etkileyerek belli bir kardan yoksun bırakacağını, dolayısıyla yıllık milyonluk satışları olan davacının hacminde bir şirketin yoksun kalacağı karın, yıllık satış ortalamasına oranı 1/30.000 olan 59.497,23-TL gibi komik rakam olmasının da gerçeklikten çok uzak olduğunu, davacının maddi zararının hesaplanmasında bu hususların dikkate alınmadığını, raporun bu sebeplerle hatalı olduğunu, maddi zararın tam olarak tespit edilebilmesi amacıyla mahkeme hükmünün kaldırılması ve hüküm kurmaya elverişli, teknik ve kapsamlı bir rapor aldırılarak yeniden değerlendirme yapılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, haksız rekabete yol açan videoya erişim engeli getirilmesi ile haksız rekabet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davalının kendi videolarında, davacının tescilli markası olan '...'nden bahsederek davacının ürünlerini kötülediğini, kıyaslama yaparak davacının eski yöntemler kullandığını ifade ederek davacı müşterilerini yanıltarak haksız rekabete ve davacının maddi, manevi zararına sebebiyet verdiğini, davacının ticari itibarını zedelediğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, videolara erişimin engellenmesi ile maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiş, davalı vekili davanın reddini istemiştir. Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle, haksız rekabetin tespitine, men'ine, videoya erişimin engellenmesine, maddi ve manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Mahkemece verilen karar yalnızca davacı yanca istinaf edilmiş olup istinaf incelemesi de bu kapsamda yapılmıştır.Davacı vekili, bilirkişilerce maddi tazminatın hatalı hesaplandığını, maddi zararın, malvarlığının,zarar verici fiil olmasaydı bulunacağı durum ile fiil sonucu aldığı durum arasındaki fark olduğunu, zarar verici olayın malvarlığında fiili bir şekilde aktiflerde azalmaya veya pasiflerde çoğalmaya yol açabileceği gibi, kârdan yoksun kalma şeklinde de ortaya çıkabileceğini,zarar kavramının yoksun kalınan kar/müspet zarar olarak değerlendirilmesi gerekirken 2018 yılındaki satışlarda azalma olmamasından bahisle zarar oluşmadığı yorumunun yüzeysel ve ticari icaplara aykırı olduğunu, 2019 yılı zararının da aynı yöntemle hatalı hesaplandığını ileri sürerek maddi tazminat yönünden hükmü istinaf etmiştir.TBK'nın 56/1-d maddesine göre haksız rekabet hallerinde davalının kusurlu olması şartıyla ortaya çıkacak zarar ve ziyanın tazmini mümkündür. Madde hükmünde ayrıca d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkimin, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebileceği de belirtilmiştir.Haksız rekabet sonucunda zarara uğrayan davacı, zarara uğradığını, ve zararın varlığını ispatla yükümlüdür.Uğranılan zararı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zarar miktarının hakkaniyete uygun olarak belirler (TBK50/2) Her ne kadar davacı vekili maddi tazminata ilişkin yapılan hesaplamaya itiraz etmiş ise de, ek raporda bilirkişilerce 2018 yılında davacı şirket defterlerinde zarar bulunmadığı, 2019 yılı net satışlarda 2018'e göre 243.277,08 TL fark olduğu ve 2019 yılı zararının 59.497,23 TL olduğu hesaplanmış olup dosya kapsamına göre davacının bundan daha fazla zararı olduğunu ispatlayamadığı, anlaşıldığından mahkemece hesaplanan bu miktar üzerinden maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.07.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.