T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1175 KARAR NO:2025/2050 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/10/2024 NUMARASI:2024/463 Esas - 2024/765 Karar DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) Taraflar arasındaki davalı şirkete özel denetçi tayini talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1175 KARAR NO:2025/2050 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/10/2024 NUMARASI:2024/463 Esas - 2024/765 Karar DAVANIN KONUSU:Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) Taraflar arasındaki davalı şirkete özel denetçi tayini talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekilince yapılan hükmün tamamlanması talebinin kabulüne dair verilen 17.12.2025 tarihli ek karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin,... İstanbul'da ... kodu ile işlem gören ... AŞ'nin %10 A Grubunun tamamı ile %67,32 B Grubu payın sahibi olduğunu, davalının çıkarılmış sermayesi her biri 1 Kuruş değerinde 2.800.000.000 adet A Grubu ve 25.200.000.000 adet B Grubu olmak üzere 28.000.000.000 adet hisseden oluştuğunu, A Grubu hisseler nama yazılı, B Grubu hisselerin ise hamiline yazılı olduğunu, olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarında, A grubu hisseye sahip ortaklara bir hisse karşılığı 10, A grubu hisseye sahip ortaklar dışı ortaklara ise 1 hisse karşılığı bir oy hakkı verildiğini ve yönetim kurulu üyelerinin A grubu hisseye sahip ortaklar tarafından gösterilen adaylar arasından seçildiğini, davalı şirketin sermayesinin 280.000.000 TL olduğunu, müvekkillerinin, şirket sermayesinin %10'un üzerinde olup, azınlık pay sahibi olduklarını, davalı şirketin bir grup mutlu çoğunluğun elinde ve kontrolünde olduğunu, bu çoğunluğun da tek başına ...'den oluştuğunu, davacı pay sahiplerinin, genel kurulda her gündem maddesi ile ilgili soru sorma ve bilgi alma haklarını kullandığını, ayrıca yazılı bir önerge ile şirket işleri hakkında yönetim kurulundan bilgi talep ettiklerini, bilgi alma ve inceleme hakkı taleplerinin genel kurul toplantısından önce davalı şirkete 08.03.2024 tarihinde keşide edilen ihtarnameler ile başladığını, müvekkillerden ve dava dışı pay sahiplerinden oluşan bir grup pay sahibi ve temsilcisinin 22.03.2024 tarihinde şirket merkezine giderek ihtarname içeriği ve işbu genel kurul toplantı gündemi ile ilgili konularda incelemelerde bulunmak istediğini, ancak kendilerine yeterli bilgi ve belge sunulmadığını ileir sürerek, davalı şirkete özel denetçi atanmasına ve özel denetçinin rapor tanzimine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; özel denetim istenebilmesi için kurucuların veya şirket organlarının, Kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarının, ikna edici bir şekilde ortaya koyulması gerekmekte ise de davacıların bu doğrultuda somut verileri ortaya koyamadıklarını, kanunun öngördüğü üzere yaklaşık ispat olmadığını, TTK.438. madde kapsamında ön şart olan TTK.437 maddedeki ilgili fıkraya göre dava açmadıklarını, davalı şirketin kanuni süre içinde davacılara finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları, yönetim kurulu kar dağıtım önerisini adreslerine gönderdiğini, ayrıca bu belgelerin hem şirketin merkezinde incelemeye hazır tutulduğunu, hem de şirketin web sayfasında incelemeye açık olduğunu, bununla birlikte, genel kuruldan bir süre önce şirket merkezine gelen davacılarla toplantı yapıldığını ve bu toplantıda davacılar tarafından sorulan sorulara cevaplar verildiğini, incelemeye hazır bulundurulan belgelerin tamamından birer suret gelen davacı hissedarlara tutanak ile teslim edildiğini, davacılara teslim edilen bağımsız denetçi raporu ve finansal tablolarda bilanço ve gelir tablosuna yer verildiğini, bunun dışında genel kurul toplantısında sorulan soruların tamamına yönetim kurulu başkanı ... tarafından yönetim kurulu adına detaylı bir şekilde cevaplar verildiğini, eğer istenilen bilgi alınamaması halinde TTK. 437/5 hükmüne göre dava açmaları gerekirken bu davayı açmadıklarını, bilgi alma ve inceleme hakkını usulüne uygun şekilde kullanılmadan açılan işbu davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerekeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen 09.10.2024 tarihli gerekçeli kararda; "...Dava hukuki niteliği itibariyle 6102 sayılı TTK.nun 438.maddesi uyarınca açılmış özel denetçi atanması talebine ilişkindir...Öte yandan özel denetimin konusunu belirli olaylar oluşturmalıdır. (TTK m. 438/I).Belirli konu, şirketin herhangi bir işi, işlemi, kararı, finansal durumu, finansman ihtiyacı, hakim şirketin kararları veya şirkete verdiği kayıplar olabilir. Özel denetim talebinin kabul edilebilmesi için, incelenecek olan olayların henüz aydınlatılmamış olması, yani, bu olaylarla ilgili olarak daha önceden genel kurula sorulan soruların cevaplandırılmamış veya cevabın eksik ya da yetersiz olması da gerekir. Pay sahiplerinin, şirket yönetimi hakkında, hangi olayların incelenmesi gerektiğini açıkça belirleyebilecek kadar fikir sahibi olmaları pek kolay değildir. Bunun nedeni şirketin pay sahiplerine talep ettikleri bilgileri temin etme konusunda isteksiz davranmaları veya eksik ya da yetersiz bilgi vermeleridir. Bu anlamda, belirli olaylar kavramının çok dar yorumlanmaması atanan denetçiye olayların içeriğini ve aralarındaki ilişkileri ortaya koyma imkânının da tanınması gerekir.Tüm bu hususlar ve sunulan deliller bir arada değerlendirildiğinde açılan davada TTK 439 maddesindeki koşulların mevcut olduğu, davadan feragat etmeyen davacılar yönünden özel denetim talep etme şartlarının oluştuğu mahkememizce kabul edilmiş ve dava dilekçesinde sayılan sebeplerle sınırlı olarak özel denetçi atanmasına, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... Ve ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş davadan feragat eden davacılar tarafından kendi adlarına açılan davadan haberdar olmadıkları beyan edildiğinden feragat eden davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... Ve ... yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar tarafından açılan davanın kabulüne, davalı şirkete denetçi atanmasına kesin olmak züere karar verilmiştir.Davalı vekili, 13.11.2024 tarihli talep dilekçesinde özetle; davacılara istedikleri her türlü belgenin verildiği, davacıların TTK'nın 437/5 maddesine göre dava açmaları gerektğini, TTK'nın 439.maddesine göre ''Özel Denetim Talebi''nde bulunmanın ön şartının TTK'nın 438.maddesinde ''Bilgi edinme hakkını daha önce kullanmışsa'' demekle eğer kullanmışsa 437/5' e uygun olarak bilgi edinme hakkı ile ilgili taleplerini 10 gün içinde mahkemeden talep etmesi gerektiğini, bu usul yapılmamışsa davanın reddi gerektiğini, buna karşılık mahkemenin “ Bilgi alma ve inceleme haklarını kullandıkları” ve “bilgi alma ve inceleme hakkının kullanıldığının mahkemenizce kabul edildiği” keyfiyetine gerekçeli kararın 7 sahifesinde yer verdiğini, davacıların “bu haklarını kullandıklarını ancak “kendilerine yeterli bilgi ve belge sunulmadığı” hususunun da kararın yine 7.sahifesinde belirtildiğini, mahkemenin gerekçeli kararında davacıların TTK'nın 437/5 maddeye göre mahkemeden talepte bulunmadan “özel denetim” talebinde bulunduğunu gerekçeli kararında tartışmadığını, cevap dilekçesinde savunma olarak sunulan öncelikle 437/5 e göre mahkemeden talepte bulunmaları gerekir şeklindeki savunmalarından bahis dahi edilmediğini,"Taraflardan her biri, yargılamada ileri sürülmesine rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda ek karar verilmesini isteyebilir.'' düzenlemesi gereğince bir değerlendirme yapılması, karar verilmesi gerekirken bu hususta boşluk bırakıldığını, bu boşluk nedeniyle de gerekçesi ile birlikte anılan taleplerini cevaplayan bir ek karar verilmesini tavzih yolu ile talep etmek zarureti doğduğunu, özel deneticiye yasal düzenlemelerin çok ötesinde denetim yetkisinin verildiğini gösteren karar nedeniyle; mali yönden ve ayrıca şirket yetkililerinin ve genel kurulda olumlu oy kullanan hissedarların manevi haklarının, onur ve itibarlarının korunması açısından hak ve hukuka uygun olmayacak olumsuz sonuçların doğmamasını teminen gerekçedeki eksiklerin giderilmesi ile birlikte tereddüt uyandırmayacak şekilde HMK'nın 305/2 ve 305/A gereğince kararın tavzihi ve tamamlanmasını istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince verilen 17.12.2024 tarihli ek kararda; "... Talep HMK 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanmasına ilişkindir. Buna göre taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. HMK 306 maddesi gereği talep karşı tarafa tebliğ edilmiş karşı tarafça 05/12/2024 tarihli beyan dilekçesi sunulmuştur. HMK 306/2 maddesi gereği dosya üzerinden inceleme yapılmıştır. Mahkememizce yürütülen yargılama neticesinde 09/10/2024 tarihli karar verilerek gerekçesi yazılmıştır. Gerekçeli kararda davalı vekilinin cevap dilekçesinin özetlenmesi kısmında "Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların, ... A.Ş.'nde davacıların toplam hissesinin %4.9 olduğunu, davacı vekilinin kanunun aradığı %10 oranını doldurabilmek için dava dilekçesinde davacı görünen 1-..., 2-..., 3-..., 4-..., 5-...,6-... ve 7-...'in kendilerine herhangi bir bildirim olmadan ve izin alınmadan daha önce başka bir dava için verilen vekaletname kullanılmak sureti ile davacı gösterildiklerini ve davacı olmadıklarını beyan ettiklerini ve bu şekilde kanunun öngördüğü TTK.439. madde çerçevesinde dava şartlarını tamamlamaya çalıştığını, bu yönüyle davanın reddinin gerekeceğini, davacı olmadıkları halde mevcut vekaletnameyi kullanıp davayı açarak emniyeti suistimal suçunu işlediklerinden baroya ihbarda bulunulmasını, T.T.K. 439/2. maddesi gereğince, özel denetim istenebilmesi için kurucuların veya şirket organlarının, Kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarının, ikna edici bir şekilde ortaya koyulması gerekmekte ise de davacılar bu doğrultuda somut verileri ortaya koyamadıklarını, kanunun öngördüğü üzere yaklaşık ispat olmayıp, ikna edici ispat olduğunu, davacılar TTK.438. madde kapsamında ön şart olan TTK.437 md.deki ilgili fıkraya göre dava açmadıklarını, Müvekkil şirketin kanuni süre içinde davacılara finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları, yönetim kurulu kar dağıtım önerisini adreslerine gönderdiğini, ayrıca bu belgeler hem şirketin merkezinde incelemeye hazır tutulduğunu, hem de şirketin web sayfasında incelemeye açık olduğunu, bununla birlikte, Genel kuruldan bir süre önce şirket merkezine gelen davacılarla toplantı yapıldığını ve bu toplantıda davacılar tarafından sorulan sorulara ceveplar verildiğini; incelemeye hazır bulundurulan belgelerin tamamından birer suret gelen davacı hissedarlara tutanak ile teslim edildiğini, davacılara teslim edilen bağımsız denetçi raporu ve finansal tablolarda bilanço ve gelir tablosuna yer verildiğini, bunun dışında genel kurul toplantısında sorulan soruların tamamına Yönetim Kurulu Başkanı ... tarafından yönetim kurulu adına detaylı bir şekilde cevaplar verildiğini, eğer istenilen bilgi alınamaması halinde TTK. 437/5 hükmüne göre dava açmaları gerekirken bu davayı açmadıklarını, bilgi alma ve inceleme hakkını usulüne uygun şekilde kullanılmadan açılan işbu davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerekeceğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir." kararda eksik bırakıldığı iddia edilen savunmalara yer verilmiş ve bu husus gerekçeli kararın ilgili bölümünde "Davalı vekili davacıların bilgi alma ve inceleme hakkını usulüne uygun şekilde kullanmadan dava açtıklarını bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini ileri sürmüştür. Davacılar vekili ise özel denetçi atanması davası açılması için bilgi alma ve inceleme hakkı davası açılması gerekmediğini, Kanun koyucunun bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmış sayılması için dava açılmasını şart koşmadığını, noter aracılığıyla ihtarname çekilip, akabinde genel kurul toplantısı öncesinde 22.03.2024 tarihinde şirket merkezine gidildiğini, genel kurul toplantısında sorular sorulup, toplantı esnasında sorulan soruların izahı yapılsın diye ayrıca toplantı başkanlığına yazılı önerge verildiğini, bilgi alma ve inceleme taleplerinin cevapsız bırakılıp, haklı neden belirtilmeden reddedildiğini, ertelendiğini veya yeterli bir cevap verilmediğini ,bu sebeple toplantıda özel denetçi atanması istendiğini ancak genel kurulda talep reddedilince işbu davanın açıldığını, davacı pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme hakkını kullandıklarını beyan etmiştir.Dosyaya sunulan 08/03/2024 tarihli ve yine 09/03/2024 tarihli ihtarnameler ile davacıların bilgi alma hakkını kulanmak istediklerini bildirdikleri, bu hususun 01/04/2024 tarihli genel kurul toplantı tutanağındada 1 nolu gündem maddesinin görüşülmesi sırasında dilekçe ile de talep edildiği özel denetçi atanması talebinin de aynı genel kurulda 7 nolu gündem maddesi ile reddedildiği anlaşılmıştır.TTK m. 437’de bilgi alma ve inceleme talebinin nasıl kullanılacağına dair bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle bilgi alma hakkı genel kurul sırasında sözlü bir şekilde veya toplantı öncesinde yazılı olarak yapılabilecek olup davalı şirketin /1/04/2024 tarihli genel kurul toplantısında da davacıların , bilgi alma ve inceleme talebine ilişkin sorular yönelttiği anlaşılmış, bu durumda bilgi alma ve inceleme hakkının kullanıldığı mahkememizce kabul edilmiştir." şeklinde açıkça değerlendirilmiştir. Ancak davalı vekilinin talebi göz önünde bulundurularak tekrar konu incelendiğinde özel denetim isteme hakkını düzenleyen TTK 438/1 maddesinin gerekçesinde "Birinci fıkra: Birinci fıkrada hükme bağlanan özel denetim istemi her paysahibine tanınmış birel bir haktır. Paysahibinin bu hakkı genel kurulun iradesini bağlayan bir öneri hakkı değildir.Oylanması zorunlu olmakla birlikte genel kurul öneriyi reddedebilir. Ancak, genel kurulun talebi reddetmesinin önemli bir sonucu vardır: Red üzerine azlık, mahkemeden özel denetçi atanmasını talep edebilir; yani genel kurulun reddi ortaya azlık hakkını çıkarır. Sistem, genel kurulun red kararıyla talebin etkisiz kalmasına olanak bırakılmayacak tarzda oluşturulmuştur. Ayrıca, taleple birlikte denetim mekanizmasının harekete geçmesi sağlanmıştır. Gerçekten bir paysahibi özel denetim talebinde bulunmuşsa, genel kurulun bu talebi reddetmesi mekanizmayı durdurmadığı gibi, genel kurul talebi kabul edip, istediği kişiyi özel denetçi seçerek denetimin istediği gibi yapılmasını sağlayamayacaktır.Her iki halde de, özel denetçiyi mahkeme seçecek, özel denetim gerçekleşecektir. Bu, kurumu işlemezlikten kurtaracak önemli bir yeniliktir. Paysahibinin genel kurulda özel denetim talebini yapabilmesi için gündemde bu konuda madde bulunması şart değildir. Gündeme bağlılık ilkesi bu kurumu işlemezliğe mahkum etmektedir. Nitekim 6762 sayılı Kanunun altmış yıllık uygulamasında söz konusu şartın sakıncaları açıkça görülmüş, hüküm nadiren uygulanabilmiştir. Zaten İsv. BK 700 (3)'de de özel denetim isteminin gündeme bağlılık ilkesinin bir istisnası olduğu açıkça belirtilmiştir.Talebin kötüye kullanılması ve şirkete zarar vermesi tehlikesinin azaltılması amacıyla, paysahibinin bu öneriyi yapabilmesi bir önşarta ve bazı maddî şartların varlığına bağlanmıştır. Maddî şartlar bir anlamda gereklilik şartlarıdır. Önşart, özel denetim istenen konuda, bilgi alma veya inceleme hakkının kullanılmış olmasıdır. Bu şartın gerçekleştiği genel kurul tutanağıyla ispatlanır (m. 422)...."ifadesi karşısında bilgi alma ve inceleme hakkının TTK438 maddesi kapsamında kullanılmış sayılabilmesi için aynı kanunun 437/5 maddesinde düzenlenen davanın açılmasına gerek olmadığı, davacıların genel kurul toplantısında bu haklarını kullandıkları anlaşılmaktadır. Bu husus Prof. Dr. ... 'in Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku Ders Kitabı 3. Bası 523. Sayfasında dile getirilmiş ve ".....Ancak burada bilgi alma ve inceleme hakkının daha önce kullanılması koşulu bakımından sadece organlara başvurarak bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmak istenmesi , ancak bu talebin kabul edilmemesi yeterlidir. Yoksa özel denetçi atanması talebi için bilgi alma ve inceleme hakkının TTK437/V'e göre mahkemeye başvuru yoluyla kullanılmak istenmesi gerekli değildir." şeklinde açıklanmıştır.. İş bu gerekçelerle somut olayda da davalı tarafça ileri sürülen davacı tarafça bilgi alınamaması halinde TTK. 437/5 hükmüne göre dava açmaları gerekirken bu davayı açmadıkları, bilgi alma ve inceleme hakkını usulüne uygun şekilde kullanılmadan açılan işbu davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği yönündeki savunma yerinde görülmemiş dava şartının gerçekleştiğinin kabulü ile mahkememizin önceki hükmüne bu gerekçenin eklenmesine karar verilmiş, bunun dışında mahkememiz hükmünde eklenecek yada düzenlenecek başkaca bir husus bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle, iş bu kararın mahkememizin 09/10/2024 tarih ve 2024/463 Esas Esas, 2024/765 Karar sayılı kararının eki sayılmasına, kararın bu şekilde tamamlanmasına karar verilmiştir.Bu ek karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, 17.12.2025 tarihli ek karara yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; cevap dilekçesi ile 13.11.2024 tarihli dilekçesini tekrarla, istinafa konu ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, tavzih talebinin reddine dair verilen kararın kaldırılmasına ve davacıların öncelikle TTK 437/5 maddesine müracaat etmeleri gerekip gerekmediği hususunun değerlendirilmesini ve hukuka uygun haklı bir gerekçeyle karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Talep, TTK'nın 438 ve devamı maddeleri uyarınca şirkete özel denetici atanması talebine; istinaf 17.12.2025 tarihli ek karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacıların özel denetçi atanması talebinin kabulüne karşı hüküm tamamlanması talep edilmiş, mahkemece 17.12.2025 tarihli ek karar ile talep kabul edilmiş; bu ek karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 438.maddesi uyarınca, her pay sahibinin bilgi alma hakkının sağlanması bakımından özel denetçi atanmasını talep hakkı mevcuttur. Aynı Kanun'un 439.maddesi uyarınca, şirketin bu talebi reddetmesi hâlinde özel denetçi atanması talebiyle mahkemeye başvurulabilir. Aynı Kanun'un 440.maddesi uyarınca, mahkeme, şirketi ve istem sahiplerini dinledikten sonra kararını verir. Mahkeme istemi yerinde görürse, bağımsız bir denetçiyi atar. Mahkemenin özel denetçi atanması talebi hakkında verdiği karar kesindir. Mahkemenin bu talep hakkındaki nihai kararı kesin olduğu gibi, bu dava kapsamında verdiği her türlü ek karar da kesindir.İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında kararın kesin olduğu, 17.12.2025 tarihli ek kararda istinaf yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Ancak istinaf yolunun açık olduğunun belirtilmesi ek karara istinaf yolunun açık olduğu anlamına gelmeyecektir .HMK'nın 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu yapılması hâlinde ilk derece mahkemesinin, istinaf dilekçesinin reddine karar vermesi gerekir. İlk derece mahkemesinin bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar vermeden dosyayı doğrudan istinaf incelemesi için Bölge Adliye Mahkemesine göndermesi hâlinde, HMK'nın 352. maddesi gereğince istinaf mahkemesince bu konuda karar verilmesi mümkündür. Açıklanan bu gerekçelerle, kanun yolu başvurusuna konu edilen ek kararın, kesin nitelikte olması nedeniyle istinafı kabil bir karar olmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 346 ve 352/1.b maddeleri uyarınca, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-TTK'nın 440/2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından verilen ek karar kesin nitelikte olduğundan, HMK'nın 346 ve 352/1.b maddeleri uyarınca davalı vekilinin 17.12.2025 tarihli ek karara yönelik istinaf dilekçesinin reddine,2-Davalı vekilince yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 346 ve 352/1.b maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.12.2025