11. Hukuk Dairesi 2014/3755 E. , 2014/10521 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.09.2013 tarih ve 2012/171-2013/255 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgel…
**11. Hukuk Dairesi 2014/3755 E. , 2014/10521 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.09.2013 tarih ve 2012/171-2013/255 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu müvekkilinin davadan ...Holding A.Ş'nin hissesinin % 80'ini devralarak şirkete ortak olduklarını kendisinin genel müdür olarak atandığını, ancak müvekkilinin genel müdür olarak atandığı sözleşmenin haksız ve kötü niyetli olarak feshedilerek müdürlük görevinden uzaklaştırıldığını, 26/06/2012 tarihli genel kurul toplantısında gündemin mevzuata aykırı olarak hazırlandığını, talebi üzerine 2011 yılına ait bilanço ve kâr zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve tasdik edilmesine ilişkin maddenin görüşülmesinin bir ay sonraya ertelendiğini ancak, tamamen bilanço ile ilgili olan sermaye artırımına ilişkin 6. maddenin karara bağlandığını, şirket sermayesini artırmak için herhangi bir neden bulunmadığını, genel kurulda sermaye arttırımı konusunda oy kullanan ....Holding A.Ş'nin oy kullanmasının hukuka ve mevzuata aykırı olduğunu, zira sermaye artırımına dayanak olarak gösterilen bedelin bu şirket ile davalı şirket arasındaki şahsi bir işe bağlı alacak olduğunu, şirket imza yetkilileri ile 7. maddenin bilanço görüşmeleri ve Yönetim Kurulu'nun ibrasına ilişkin işlemler ile doğrudan ilgili olması, murakıp seçimi ile ilgili 5. maddenin de hem bilanço görüşmeleri ile alakalı olması hem de gündemde veya ilanen adaya olanların gösterilmemesi sebepleri ile kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesi ile, 26/06/2012 tarihli genel kurul kararlarının geçersizliğinin tespiti ile iptalini şirkete kayyum atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, şirketin 26.06.2012 tarihli olağan Genel Kurul Toplantısında 1.000.000 TL olan şirket sermayesinin 6.564.070 TL'ye çıkarılmasına arttırılan sermayenin şirket ortaklarından Weitnauer Holding AG'nin şirketten alacağının sermayeye ilavesi olarak karşılanmasına, 20.000'e karşılık 80.000 oy çokluğu ile karar verildiği şirketin geçmiş yıllar zararları nedeniyle öz sermayesini tamamen kaybederek 1.617.778,40 TL eksiye düştüğü, - TTK'nın 376. maddesine göre son yıllık bilançoya göre sermaye ile kanunu yedek akçeler toplamının 2/3'ünün zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde genel kurulun derhal toplantıya çağırılacağı ve sermaye arttırımına gitmeyi de alternatif olarak değerlendireceğinin belirtildiği, şirketin sermaye arttırımına gitmesinde kanunen engel bir durum bulunmadığı, TTK'nın 421. maddesi ile sermaye arttırımı konusunda TTK'nın 418. maddesine yollama yapıldığı, bu hükme göre toplantı için sermayenin en az ¼ karşılayan payların varlığının gerektiği yine karar nisabı konusunda toplantıda hazır bulunanların çoğunluğunun karar vermesinin yeterli olduğu, gerek toplantı nisabına gerekse karar nisabına uygun olarak hareket edildiği, bu yönüyle kanuna aykırı bir halin bulunmadığı, yine gündemin 6. maddesine göre şirketin hangi konularda kimler tarafından temsil edileceğinin karara bağlandığı, temsil ve ilzam konusunda kimler tarafından kullanılacağının gerek genel kurulda gerekse yönetim kurulunca karara bağlanmasının söz konusu olduğu bu konuda bir karar nisabı bulunmadığı, alınan kararın TTK'nın 445-447 maddelerine göre usul yönünden yasaya aykırı bir yanı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.