T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1373 KARAR NO : 2026/171 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/03/2022 NUMARASI : 2016/408 E. - 2022/198 K. DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki çek istirdadı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1373 KARAR NO : 2026/171 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/03/2022 NUMARASI : 2016/408 E. - 2022/198 K. DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki çek istirdadı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının alacağına karşılık olarak aldığı ve hamili bulunduğu ... ... Bankası İstanbul şubesine ait, .... AŞ tarafından keşide edilen, 31.11.2015 keşide tarihli, 150.000 TL bedelli ve ... ser numaralı çekin rızası dışında haksız ve mesnetsiz olarak alındığını, davacının çeki bulamadığını, bu sebeple İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1158 Esas sayılı dosyası ile çek iptali davası açıldığını, çek iptali davası sürecinde yetkili hamil sıfatıyla davalı ... Alıcının bahsi geçen çekin kendi uhdelerinde olduğunu bildirdiğini, istirdat davası açılması hususunda süre verildiğini, davalının çek hakkında ödeme yasağı olmasına rağmen Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/628 D. İş sayılı dosyadan ihtiyati haciz kararı alarak icra takibi başlattığını, davacının davalı ile arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının davacıdan prim alacağı da bulunmadığını, davalının çekin prim alacağına karşılık olarak verildiği iddiasını ispat etmesi gerektiğini, çekin prim alacağı olarak verilmediğini, çekin davacının rızası hilafına elinden çıktığını, çeki elinde bulunduran şahsın haklı hamil olmadığını ileri sürerek, çekin istirdadına, davacının haklı hamil sıfatıyla alacaklı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının 02.01.2012 – 30.04.2015 tarihleri arasında davacının sahibi olduğu .... AŞ'de ticari fitness ekipmanlarının ... ve yurtdışı satış ve pazarlama genel koordinatörlüğünü yaptığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalının şirketin fitness ekipmanlarına ilişkin yıllık satış cirosunun %2’si oranında prime hak kazanacağını, davalının bu surette hak kazandığı primlerin kendisine daha önce çek olarak ödendiğini, çeklerin şirket yönetim kurulu başkanı olan davacı tarafından (şirket adına) keşide ve (kendi adına) ciro edildiğini, bu şekilde müvekkiline verilen ve ödenen çeklere örnek olarak ... Bankası ... Metro Şubesine ait 20.01.2014 tarihli 50.000-TL tutarlı çek ile ... A.Ş. İstanbul Şubesine ait 30.01.2014 tarih ve 200.000-TL tutarlı çeklerin bulunduğunu, davalının aynı şekilde kazanmış olduğu prim alacaklarına karşılık davacı tarafından dava konusu çekin verildiğini, davalı ile davacının sahibi olduğu şirket arasındaki iş ilişkinin sona erdiğini, bu sebeple davalı tarafından davacının sahibi olduğu şirkete Beyoğlu 18. Noterliğinin 04.05.2015 Tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin bildirildiğini, davaya konu çek dahil olmak üzere tüm alacaklarının kendisine ödenmesinin ihtar edildiğini, ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini, davalının da çekin vadesini beklemeye başladığını, davacının kasıtlı olarak mahkemeyi yanıltıp dava konusu çekin (sözde) rızası hilafına elinden çıktığını ileri sürerek ödeme yasağı kararı aldığını, davacının borcundan kurtulmak amacıyla çek iptal davası açtığını, davacı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2015 /119227 Sor.-uşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca davacının çekin sahibi olduğu şirketten hangi alacağına istinaden çek aldığının belli olmadığını, çekin şirket adına keşide edilip, davacı tarafından da ciro edilmiş olması, şirket borcundan kişisel olarak da sorumlu olma (bir diğer ifadeyle kefil olma) dışında bir anlam taşımadığını, bu durumun davacı tarafından bir haksız menfaat aracı olarak kurgulanmaya çalışıldığını, kötü niyetli borçlu daha çeki tanzim ederken de bu kötü niyetli kurguyu düşünerek bir ciro silsilesi oluşturduğunu ileri sürerek, davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacının iddia ve talebinin dava konusu çekin rızası dışında clinden çıktığı, çek nedeniyle borçlu olmadığı yönünde olduğu, kıymetli evraka bağlı olan hak münhasıran senedi takip ettiği için, senedin alacaklının elinde olması hali, senet bedelinin ödenmediğinin bir karinesini teşkil eder, aksini ispat külfeti, borçluya düşer, hükmü karşısında davacı tarafından dava konusu çek bedelinin ödendiği veya davalıdan çek bedeli oranında alacaklı olduğu yönünde somut bir delil sunulmadığı, çekin keşidecisinin davacının tek yetkili olduğu ... A.Ş. Olması, davacının bu çeki ciro etmesi, davalı ile çek keşidecisi ... A.Ş. arasında sözleşme ilişkisi bulunması, daha önce de benzer çekilde çeklerin verilmesi ve verilen çeklerin ödenmesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu çekin taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden ve bu sözleşmeden kaynaklanan prim borçlarına karşılık davalıya verilmiş olduğu, dolayısıyla, davacının çek nedeniyle borçlu olunmadığı ve çekin rıza dışı elden çıktığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığı, Dava konusu çekin taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden ve bu sözleşmeden kaynaklanan prim borçlarına karşılık davalıya verilmiş olduğu, dolayısıyla davacının çek nedeniyle borçlu olunmadığı ve çekin rıza dışı elden çıktığı yönündeki iddiasının verinde olmadığı hususu tespit edildiği, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın reddine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine, kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; delillerinin toplanmadığını, eksik toplandığını, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmasına rağmen bu hatırlatılmadan karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, rapordaki mali değerlendirmenin bilimsel objektivitenin temeli olan neden sonuç ilişkisinden yoksun olduğunu, raporda sadece dosya safahatını özetlendiğini, illiyet bağına ilişkin tatmin edici bir açıklama yapılmadığını, raporda yalnızca davalı yanın iddiaları üzerinden bir temellendirmeye gidildiğini, davacının iddia ve nitelendirmelerinin gözardı edildiğini, bunun sebebinin açıklanmadığını, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davalının davacıdan prim alacağı da olmadığını, prim alacağı karşılığı verildiğini davalının ispat etmek zorunda olduğunu, davacı tarafından davalıya bir teslim tesellüm belgesi verilmediğini, davalının iddia ettiği bu belgenin sunulması gerektiğini, gerekçeli kararda delillerinin hiç bir şekilde değerlendirilmediğini, itibar edilmemiş ise de neden itibar edildiğinin gerekçelendirilmediğini, gerekçeli kararda bir nevi kesin hükümmüş gibi icra hukuk mahkemesi kararından ve safahatından bahsetmiş olmasının, bu hükmü dayanak almasının Kanuna aykırılık teşkil ettiğini, davacının haciz tehdidine maruz kaldığını, iş bu dava konusu çek nedeniyle açılan Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına 02/02/2021 tarihli 30.000 TL ile 25/03/2021 tarihinde de 235.571,35 TL davacı banka hesaplarından ödeme yapıldığını, iş bu davanın bedel istirdatı olarak devam etmesi gerekirken bu değerlendirmenin yapılmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdatı talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davaya konu çekin rızası hilafına elinden çıktığını, çekin davalı yanda olduğunu, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunmadığını, çekin davalıya prim alacağı karşılığında verilmediğini, bu iddianın davalı yanca ispat edilmesi gerektiğini ileri sürerek, dava konusu çekin istirdadına ve yetkili alacaklı olduğuna karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise; davacının sahibi olduğu şirkette koordinatör olarak çalıştığını, davacının bu çeki prim alacaklarına karşılık verdiğini savunmuştur. Dava konusu çekin incelenmesinde; ... ... Bankası İstanbul şubesine ait ... seri numaralı çekin dava dışı .... AŞ tarafından davacı lehinde keşide edildiği, keşide tarihinin 31.11.2015, çek bedelinin 150.000 TL bedelli olduğu, çekin davacı tarafından davalıya ciro edildiği, davalı tarafından 30.11.2015 tarihinde bankaya ibraz edildiği, ödeme yasağı kararı sebebiyle ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça söz konusu çekin Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, keşide tarihi çekin zorunlu unsurlarından olup keşide tarihinin gün, ay ve yıl olarak belirtilmesi gerekir. Aksi halde yani diğer zorunlu unsurlar bulunsa bile bu çek çek hükmünde sayılmaz. Dava konusu çekin keşide tarihi 31.11.2015 olarak yazılmış olup takvimde böyle bir tarih bulunmamaktadır. Ancak YHGK'nın 21.06.2000 tarihli ve 2000/12-1011 Esas, 2000/1076 Karar sayılı kararı uyarınca Kasım ayında 31.gün olmadığı, tarihin bu şekilde belirilmesinin yanılgıdan kaynaklandığı, bu çekin Kasım ayının son günü olan 30 Kasımda düzenlendiği kabul edilmelidir. Bu sebeple dava konusu çekin geçerli bir çek olduğu görülmektedir. TTK'nın 792. maddesine göre; "Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." aynı Kanunun 790. maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 790. maddesine göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çeki iktisap edene bunun dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır.Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çekin iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki ''Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...'' ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı). Davalının, çeki prim alacağı için davacıdan aldığını ileri sürmesi, ispat yükünü ters çevirmez. Bu bilgilere göre somut olayda davacı, dava konusu olan, keşidecisi tarafından düzenlenip kendisine verilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda, çekin elinden rısası dışında çıktığının çekin ciro silsilesinde kopukluk olmaması ve davacının inkar edilmeyen imzası ile çekin davalıya ciro edilmesi karşısında ispatlanamadığı, davalının çekin iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu gösteren herhangi bir delilin dosya kapsamında mevcut olmadığı anlaşıldığından aksi yöndeki davacı istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış, bunun hatırlatılmamasını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davacı yemin deliline dayanmış ise de "Yemine konu olamayacak vakıalar" üst başlığı altında,HMK'nın 226. maddesinin 1.c bendinde, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar sayılmıştır. Somut olayda, davacının rızası dışında davalı yanca ele geçirildiği iddia edilen çekle ilgili olarak davalı tarafa yemin teklifi edilemeyeceğinden, davacı vekilinin aksine iddiaları ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiş ve istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olarak karar verildi.05.02.2026 KANUN YOLU: HMK'nın 361.maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.