T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1156 Esas KARAR NO : 2025/1864 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/695 Esas - 2023/140 Karar TARİHİ: 15/02/2023 DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna ba…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1156 Esas KARAR NO : 2025/1864 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2020/695 Esas - 2023/140 Karar TARİHİ: 15/02/2023 DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında noter onaylı araç satış sözleşmesi imzalandığını ve müvekkilinin davalıdan araç satın aldığını fakat satış sonrasında daha bilinmeyen 36.440,00-TL meblağlı hasar kaydının bulunduğunun öğrenildiğini, bu durumun hemen davalıya bildirildiğini ancak geri dönüş yapılmadığını, araçta gizli ayıp bulunduğunu ve bu zarardan davalının sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulü ile ilk aşamada 3.000,00-TL'nin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu aracın 11/09/2019 tarihinde satıldığını, tramere konu kazanın ise 27/09/2019 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkilinin bu kazadan sorumlu olamayacağını, açılan davanın kötü niyetle açıldığını, satıştan önce yapılan ekspertiz raporlarında bu hasarın bulunmadığını belirterek haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 15/02/2023 tarih ve 2020/695 Esas - 2023/140 Karar sayılı kararında;".....Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; taraflar arasındaki uyuşmazlık, aracın 10. hasarı ile ilgilidir. Buna ilişkin ekspertiz raporu incelendiğinde; rapor kayıt tarihinin 09.09.2019 olduğu, kazanın da 30.05.2019 tarihinde meydana gelmiş olduğu, dolayısıyla aracın satış tarihi olan 11.09.2019 tarihinden önce olduğu görülmektedir. Bu da söz konusu hasarın aracın davalının kullanımında olduğu sırada kazanın meydana gelmiş olduğunu açıklamaktadır. Ekspertiz raporunda aracın piyasa rayiç değerinin 261.000.-TL olduğu, aracın 156.491 km de olduğu açıklanarak hasarlı parçaları belirtilmiştir. Olay sonucu aracın ön panel, ön tampon, sol ön çamurlön panjur, komple sağ ve sol far, klima radyatörü, motor radyatörü, arka tampon, sağ stop, v.s. gibi parçalarında hasar meydana gelmiş olduğu, onarım masrafının 36.440.-TL olduğu belirtilmiştir. Bu hasar ile ilgili fotoğraflar da dosya içinde mevcuttur. Dava konusu aracın 165.200,00 TL bedel ile davalı tarafından davacıya 11/09/2019 tarihinde satıldığı, aracın davacı tarafından satışına ilişkin 12.10.2020 Noter Satış sözleşmesine göre, aracın 168.831 km de iken 167.000,00 TL ile dava dışı kişiye satılmış olduğu, yani davacının aracı aldığı bedelden bir miktar fazla bedel ile satmış olduğu dolayısı ile davacı tarafın iddiasının aksine araç satışından zarar edilmediği açıktır. Kaldı ki, yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, aracı rayiç değerinin oldukça altında bir miktarla satın alan davacının aracın ayıplı olduğunu bilebilecek durumda olduğu ve ayıbın davacıdan gizlenmesinin söz konusu olmadığı, davacının tüzel kişi tacir sıfatı da gözetildiğinde bu yöndeki savunmaya somut olaya bakımından itibar etme olanağı bulunmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 25.01.2023 tarihinde dosyanın bilirkişiye tevdi edilmiş olduğunu, bilirkişi tarafından oldukça yetersiz bir rapor hazırlandığını, bu rapora itiraz etmelerine rağmen yerel mahkemece bu itiraz incelenmeksizin karara çıktığını ve davanın reddedildiğini, 25.01.2023 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunun her yönden yetersiz olduğunu, bu rapordan öncelikle bilirkişi tarafından dosyanın gereği gibi okunmadığının anlaşıldığını, kaldı ki talepleri yönünden hiçbir incelenme yapılmadığını, hukuken mahkemenin bilirkişiden yardım istemesinin asıl nedeninin hakimden beklenemeyecek bir alanda uzmanlık gerektiren bir iş için rapor hazırlanmasına ilişkin olduğunu, ancak dosyaya sunulan bilirkişi raporunda uzmanlık gerektiren bir değerlendirme kesinlikle yapılmadığını, yalnızca aracın rayiç bedelinin araştırıldığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının hakimin karar verilmesinde oldukça önemli bir etkiye sahip olduğunu, söz konusu dosyaya eklenen bilirkişi raporunun da hakimin kararını büyük ölçüde etkilediğini, bilirkişi raporuna itiraz etmelerine rağmen, mahkemece ek rapor istenilmemekle beraber yeni bir bilirkişi görevlendirilmesi de yapılmadığını, mevcut bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, baştan savma ve özensiz bir şekilde hazırlanan bilirkişi raporuna dayanılarak yazılan kararın da hukuken yerinde olmadığını, 25/10/2022 tarihli duruşma tutanağı incelendiğinde açıkça anlaşılacağı üzere mahkemenin bilirkişiden incelemesini istediği hususlarınsatış tarihi itibari ile araçta ayıp bulunup bulunmadığına, ayıp bedeli ve davalının bedelden sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğunu, ancak görevlendirilen bilirkişinin istenen durumları araştırmak yerine aracın rayiç bedelini hesapladığını, bu doğrultuda inceleme yapılacaksa bile 9 adet kaza sonucu aracın piyasa bedeli ile son kaza sonucu piyasa bedelinin araştırılması gerektiğini, fakat böyle bir inceleme yapılmadığını ve araç yalnızca bir defa kazaya karışmış gibi değerlendirme yapıldığını, her bakımdan yetersiz olan bu bilirkişi raporuna dayanarak doğru karar verilmesinin beklenemeyeceğini, 10/06/2022 tarihinde dosyaya sundukları dilekçelerinde bilirkişi tarafından incelenmesini istedikleri hususları tek tek belirttiklerini, ancak buna rağmen bu konuda bir inceleme yapılmadığını, HMK'nın "Bilirkişinin Görev Alanının Belirlenmesi" başlıklı 273. Maddesinin ilk fıkrası uyarınca talepleri doğrultusunda bir inceleme yapılması gerekirken, mahkemenin bilirkişi tarafından incelemesini istediği hususların işbu taleplerinden oldukça uzak olduğunu, Bilirkişinin raporunda aracın değer kaybetmesi nedeniyle piyasa fiyatının altına satılması sebebiyle hasarın gizlenmemiş olduğuna ve dolayısıyla gizli ayıp bulunmadığına kanaat getirdiğini, dava konusu aracın müvekkil tarafından 9 kazaya karıştığının bilindiğini, 9 adet kazanın aracın rayiç bedelin altında satılması için yeterli olduğunu, müvekkilin aracı satın aldığı esnada yaptığı araştırmalar sonucu aracın 9 adet kazaya karıştığını öğrendiğini, bu nedenle de aracın piyasa fiyatının altında bir fiyatla alınmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, müvekkilin gizli ayıbı bildiği ve bilebileceği yönündeki iddiaların içi boş tahminden öteye gitmediğini, fakat inceleme yapan bilirkişi aracın satın alındığı tarihte piyasa fiyatının altında bir bedelle alındığı için aracın hasarlı olduğu müvekkilce bilinebilir olması sebebiyle gizli ayıbın bulunmadığına kanaat getirdiğini, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği kararın bilirkişi raporu dayanak olacak şekilde verildiğini, görevlendirilen bilirkişinin yeterli ve doyurucu nitelikte bir rapor hazırlamadığını, bu doğrultuda yeni bilirkişi görevlendirilmesi talebiyle sundukların dilekçelerinin de dikkatte alınmadığını, hal böyleyken mevcut bilirkişi raporuyla yetinilmesinin yasaya açık bir şekilde aykırı olduğunu, bu nedenle yerel mahkemece verilen kararın kaldırılıp, daha yetkin bir bilirkişiye dosyanın tevdi edilip o doğrultuda bir karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı ile davalı arasında akdedilen araç satış sözleşmesi kapsamında davalı tarafından davacıya satılarak teslim edilen aracın satış tarihinden önceki 10. kaza kaydının gizlenmek suretiyle ayıplı olduğu iddiası ile oluşan zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davalı ... ile müvekkili davacı ... Elektrik Hediyelik Eşya Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında Beyoğlu 60. Noterliği'nin, 11/09/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi kurulmuş olup mezkur sözleşme uyarınca Müvekkili Şirket tarafından ... marka, C 200 D seri ve 2016 model aracı 165.200 TL'ye davalı taraftan satın alındığını, bahsi geçen aracın ise daha önce karıştığı kazaların bilgisi davacı müvekkiline verildiğini ancak aracın mülkiyeti 11.09.2019 tarihinde davacıya devredildikten sonra davacı müvekkilinin satın aldığı araçta 27.09.2019 tarihli hasar kaydını öğrendiğini, bu hasar kaydının satın almadan önce davalı tarafından bildirilmediğini, bildirilmeyen bu hasara ilişkin 36.440 TL'lik hasar kaydı olduğunu, araç davalı firma tarafından gizli ayıplı olarak satıldığını, bu sebeple müvekkili şirketin aracı piyasa değerinden daha yüksek bedelle aldığını, yine müvekkili şirket aracı satacağı tarihte iş bu gizli ayıp sebebiyle aracı emsalleri üzerinden daha az bedelle satmak zorunda kaldığını ve bu sebeple doğan müsbet zararımızın tazminini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu ileri sürerek şimdilik 3.000 TL zararın satış sözleşmesinin kurulduğu tarih dikkate alınarak işletilecek ticari reeskont faizi ile beraber davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.Mahkemece Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezine yazılan müzekkereye verilen cevabi yazı ekinde gönderilen kayıtlara göre; Dava konu aracın 30/05/2019 tarihinde araca çarpma nedeni ile 27/09/2019 tarihinde hasar kaydının oluşturulduğu, bu hasar nediniyle kaspo experi tarafından düzenlenen exper raporunda;... plakalı vasıta üzerinde yaptığı ekspertizde vasıta üzerinde tespit edilen hasarın görünümü ve araç üzerindeki konumu itibariyle ekli trafik kazası tespit tutanağında belirtildiği üzere hasarlanabileceği kanaati hasıl olduğunu, hasanlanan parçaların toplam değerinin 30.294,11 TL. , işçilik masrafının 6.146,46 TL. Olmak üzere toplam tamirat bedelinin 36.440,57 TL. Olduğu belirtilmiştir.Dosya arasında bulunan ''Araç Satış Sözleşmesi'' incelendiğinde; Davalı ... ile davacı ... Elektrik Hediyelik Eşya Sanayi Ticaret Limited Şirketi arasında Beyoğlu 60. Noterliği'nin, 11/09/2019 tarih ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi kurulmuş olup mezkur sözleşme uyarınca dava konusu ... marka, C 200 D seri ve 2016 model aracın 165.200 TL'ye davalı tarafından davacıya satıldığı, noter satış sözleşmesinin içeriğinde açıkça;'' Alıcı, bu aracı halihazır durumu ile görüp beğenerek ve bedelini tamamen ödeyerek teslim aldığını, ...Ben alıcı olarak iş bu satışa konu aracın satış işlemi için yetki belgesi ve expertiz raporu alınmamış olduğundan satış işleminin bu şekilde yapılmasını, iş bu araç satış işlemini kabul ettiğini, '' beyan ettiği görülmüştür.Mahkemece, makine mühendisi bilirkişiden rapor alınmış ve alınan bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu karar verilmiştir.HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte dosya kapsamı birlikte değenlendirildiğinde ve ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin delilleri toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi tarafından düzenlenen rapordaki tespitlere göre; Dava konusu aracın davacıya satışından kısa bir süre önce 30/05/2019 tarihinde araca çarpma nedeni ile maddi hasarlı kaza geçirdiği, aracın davacıya satışından sonra 27/09/2019 tarihinde hasar kaydının oluşturulduğu, oluşan kaza nedeniyle araçta 36.440.-TL onarım bedeli tespit edilen hasar meydana gelmiş olduğu, onarımın tamamlanarak aracın davacıya satıldığı, noter satış belgesinde de açıkça belirtildiği üzere davacı alıcı, bu aracı halihazır durumu ile görüp beğenerek ve bedelini tamamen ödeyerek teslim aldığını, ...iş bu satışa konu aracın satış işlemi için yetki belgesi ve expertiz raporu alınmamış olduğundan satış işleminin bu şekilde yapılmasını, iş bu araç satış işlemini kabul ettiğini, '' beyan ettiğinin görüldüğü, bu tespitlere göre dava konusu aracın davalı tarafından hali hazır durumu ile exper raporu dahi aldırmadan görüp beğenerek satın aldığı, dava konusu aracın hasarlı kazadan önce aracın piyasa rayiç değerinin 261.000.-TL olmasına karşılık hasar sonrası 165.000.-TL bedel ile davacıya satılmış olduğu, ayrıca dava konusu araçtaki 30/05/2019 tarihli kaza kaydından önce de bir çok kaza kaydının da olduğu, davacı tarafından, satın alınan aracın piyasa rayiç değerinin % 35 altında bir değer ile satışa çıkarılması aracın daha önce ağır bir hasar geçirmiş olduğunun açık olarak beyan edilmiş olduğunu göstermektedir. Sözü edilen son hasarlı kazanın olmaması halinde aracın davacı tarafından 261.000.-TL bedel ödenerek alınması gerekirken, hasar nedeni ile 165.000.-TL bedel ile alınmış, dolayısıyla daha sonraki satış fiyatı da aracın hasarsız güncel değeri altında olduğu,bu açıklama doğrultusunda, aracın hasar görmüş bir araç olduğu, ancak bu hususun, talep edilen satış fiyatı dikkate alındığında, gizlenmemiş olduğu, aracın satışı sırasında gizli ayıplı olmadığı tespit edilmiş, buna göre; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.