T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1840 KARAR NO:2026/337 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/09/2025 NUMARASI:2025/299 Esas - 2025/730 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi) KARAR TARİHİ:04/03/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2025/1840 KARAR NO:2026/337 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/09/2025 NUMARASI:2025/299 Esas - 2025/730 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesi) KARAR TARİHİ:04/03/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ... olarak Adana bölgesinde ... temsilciliği ticari işini yaptığını, davalı ... hizmeti kapsamında davacı şirkete reklam vereceğini, davacı şirket arasında aracı olduğunu, davalının bölgesinde reklam verecek kişileri bulduğunu, davalının 3. Kişiler adına reklamlar dolayısıyla düzenlenmesi gereken faturaların davacı davalı adına düzenlendiğini, davalının davacı şirkete reklam karşılığında ödeme yaptığını, davalının davacı adına tarafından verilen hizmet karşılığı olarak fatura tanzim ettiğini, usulüne uygun davalıya tebliğ edildiğini ancak davalı tarafın borcunu ödemediğini, iş bu sebeple Bakırköy 17. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını belirterek, davalının itirazının iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının borçlanma usulü çalışmamakta olduğunu, reklam bedelini almadan reklam yayınlamadığını, davacının haksız takip başlattığını, davacı ile aralarında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, reklam yayın formlarının bağlayıcılığının bulunmadığını, bunların davacı tarafından tek taraflı düzenlenen belgeler olduğunu belirterek, davacının davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "..Dava, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından faturaya dayalı olarak Bakırköy 17. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü.Bakırköy 17. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 1.149.683,16- TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. ...Yukarıda alıntılanan ve daha başka da güncel Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararlarında ittifakla tacir araştırmasının 6102 sayılı TTK'nun 11.maddesine göre yapılması gerektiği ve vergi dairesi cevabi yazısında ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilen ve işletme defteri tutan kişilerin tacir olup olmadığı hususunun belirtilen Bakanlar Kurulu kararındaki usule göre gelir gider tablosundaki sınırın üzerinde gelir elde edip etmediğine göre belirlenmesi gerektiğini içtihat etmişlerdir.Somut uyuşmazlık yönünden de yapılan araştırmada, dava konusu edilen cari hesabın 2024 yılı olduğu, taraflarca sunulan ve dosyamız arasına alınan Bakırköy 3. ATM' nin 2025/278 esas sayılı dosyasına gelen vergi dairesi yazı cevabına göre davalının tacir sıfatına haiz sayılması için gereken beyannamelerinin VUK 177.maddesinde belirtilen sınırı aşmadığı davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının da bulunmadığı, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, sonuç olarak davalının tacir olmadığı anlaşıldığından, davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ 1-Davacı vekilinin yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davalı taraf 1.sınıf tacir olup yerel mahkeme eksik inceleme sonucu görevsizlik kararı verdiğini, görevli mahkeme ticaret mahkemesi olduğunu, davalı tarafın ... Şirketi'ne de borçlu olduğunu, ilgili borç ile ilgili Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/278 E. Sayılı dosyasından yargılama sürdüğünü, ilgili dosyadan davalının tacir olup olmadığı araştırılarak davalının 1. Sınıf tacir olduğu ortaya çıkması nedeniyle o dosya da tahkikat aşamasına geçildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve davanın esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı vekilinin yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davalı müvekkil ...'in adresi Adana olup, genel yetki kuralları uyarınca davalının ikametgahı olan Adana'nın yetkili olduğuna, uyuşmazlık özelinde ise Adana Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava; reklam ve tanıtım hizmetinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek davanın usulden reddine dair karar verilmiş ve taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevi, ticari davalarla sınırlı olup, davanın ticari dava olup olmadığının TTK'nın 4. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. TTK'nın 4/1.bendinde nispi ticari dava, "her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları'' olarak belirtilmiş ve nispi ticari dava ticari işletme kavramı ile tanımlanmış olup, TTK'nın 11.maddesi; "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir yani ticari işletmeden bahsedilebilmesi için; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, bu faaliyetin devamlı olması ve bu faaliyetin bağımsız yürütülmesi şeklinde üç unsurun bulunması gerekmektedir. TTK'nın 15.maddesinde esnaf kavramı "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi" olarak tanımlanmıştır.... nolu ... Kanunu'nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkar: İster gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, ... Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak tanımlanmıştır.TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.21/07/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12.maddesi (6102 sayılı TTK 11.maddesi) ve 17.maddesinin (6102 sayılı TTK 17.maddesi) uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri kararlaştırılmıştır.Davaya konu somut olayda; Ziyapaşa Vergi Dairesi ,İstanbul Defterdarlığı'na yazılan müzekkere cevabında davalı ...'in 01/09/2023 tarihinde "Reklam Ajanslarının Faaliyetleri işinden" faaliyet kaydının bulunduğu, gerçek usulde vergilendirildiği, işletme hesabına göre defteri tuttuğu bildirilmiştir. Mahkemece davalının tacir olmadığına karar verilmiş ise de davalının vergi kayıtları getirtilmeden ve faaliyetinin esnaf sınırları içinde kaldığı belirlenmeden karar verilmesi hatalı olmuştur. Davalıya yönelik aynı hukuki sebeple başka bir davacı tarafından açılan dava dosyasında dairemiz tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, 2025/1332 E. 2025/1455 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, davalının tacir olup/olmadığı incelenmelidir.Bu nedenle, davalının bağlı olduğu vergi dairesinden vergi kayıtları getirtilerek yukarıda yapılan açıklamalar ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 nci maddesinde belirtilen hususlar (defter tutma ve sınıf değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliğleri ile her yıl için ayrı ayrı belirlenen sınırlar) dikkate alınarak esnaf sınırını aşan ticari işletme sahibi olup olmadığı ve tacir olarak kabul edilip edilmeyeceği gerekirse bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmelidir. Buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin TTK 'da düzenlenmemiş ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle, davalının tacir olup / olmadığı belirlenerek sonucuna göre görev hususunun öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf nedeni şimdilik incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353/1.a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kaldırma kararının mahiyetine göre bu aşamada incelenmeksizin, davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/09/2025 tarihli ve 2025/299 Esas - 2024/10754 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harcının istemi halinde davalıya iadesine, -Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4-Davacının ve davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/03/2026