T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/926 Esas KARAR NO:2026/108 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2021/829 Esas - 2022/934 Karar TARİHİ:08/12/2022 DAVA :Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/926 Esas KARAR NO:2026/108 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2021/829 Esas - 2022/934 Karar TARİHİ:08/12/2022 DAVA :Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:22/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri ... ve ...'ın, diğer müvekkili olan ... A.Ş.'nin ortağı ve müşterek imza ile temsil-ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olduğunu, hiçbir zaman ... A.Ş. Firmasının tek imza ile temsil ilzam edilmediğini, bu durumun ... ve icraya koyan avukat tarafından bilindiğini, ..., ... ve ... arasında vaki "Kat karşılığı İnşaat sözleşmesi" gereği, müvekkili ...'nın hem inşaatı yaptığını hem de sözleşme gereği aylık taksitler halinde ... ve ...'e ödemeler yaptığını, kat karşılığı sözleşme yapılırken ... ve ...'in önce teminat senedi talep ettiklerini, avukat ...'in senedi bizzat kendisinin yazdığını, müvekkili ...'a imzalattıklarını, diğer müvekkili ... imzalamadığından senetin ortada ve bedelsiz kaldığını ve ...'in eline geçtiğini, senet teminatından karşılıklı olarak vazgeçildiği için de, müvekkillerinin karşılıklı güven esasına dayanarak senedin peşine düşmediklerini, 2 yıldır kısa COVID Salgın dönemi hariç düzenli ödeme yaptıklarını, senedin sadece ... açısından değil, müvekkili ... açısından da geçersiz olduğunu, ...'ün imzasının olmadığını, aleyhine tespit istenenin bu hususu ve senedi geçersiz kılan diğer hususları bilmemesinin mümkün olmadığını, evrakın kambiyo senedi olarak takibe konulduğunu, ancak 6102 sayılı TTK'nın 776.maddesinde yazılı unsurların mevcut olmadığını, senet evrakının aslı geçersiz olduğundan ...ya da kefaletin de geçersiz olduğunu, tarihsiz olan geçersiz senet belgesinin 21.01.2019 tarihinden sonraki 1 yıllık süre olan 20.01.2020 tarihinde geçersiz hale dönüştüğünü, icra müdürünün de hata yaparak icra talebini tensip ettiğini, şikayet yoluna gidilip, İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi nin 2021/1381 E sayılı dosyasında İcranın durdurulmasına karar verildiğini, senedin üzerinde kurucu unsurlardan "malen ya da nakden, ya da teminat ifadesi" yazılması gerektiğini, bu senedin üzerinde böyle bir ibare olmadığını, müvekkili firma ...'nın çift imza ile temsil ve ilzam edilebilirken, çift imzanın olmamasının ve müvekkili ...'ün de senette imzası olmaması sonucu senedin "yasal unsurlarının oluşmadığını, TBK 13 gereğince senedin geçersiz olduğunu, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi nin 2021/720 D.İş sayılı dosyasında 18.11.2021 günlü celsede, ... açısından ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına rağmen, hukuki hata ile müvekkili ... ve müvekkili ... hakkında ihtiyati haciz kararının kaldırılmadığını, kararı istinaf edeceklerini belirterek ; HMK 208 ve 209 (Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.) uyarınca senetle ilgili her türlü işlemin (İhtiyati haciz, icra, vd) dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasına, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü nezdinde ... sayılı dosyada bulunan 10.000.000 TL bedelli senedin her müvekkili için ayrı ayrı "geçerli senet olmadığı"nın tespitine, senet üzerindeki yazıların müvekkillerine ait olmadığının tespitine ve davalı taraf hakkında %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., dava dışı alacaklı ... ve ... arasında; "İstanbul, ... Mahallesine kain, ... pafta, 2303 Ada 20 Parsel Sayılı" gayrimenkul ile ilgili olarak Beyoğlu .. Noterliği'nin 02.09.2015 tarih ve ... yevmiye numarası ile "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi" tanzim edildiğini, ... ile ... ün hem ... adına hem de kendi adlarına ilgili sözleşmeyi imzaladığını, akabinde, davacılar tarafından ödemelerin düzenli yapılmaması üzerine, aynı taraflar arasında Beşiktaş... Noterliği'nin 18.01.2019 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenleme şeklinde tadil sözleşmesi akdedildiğini, 18.01.2019 tarihli tadil sözleşmesinin 2.1. Maddesinde; borçlu ...'nın tadil sözleşmesinin imza tarihi itibarıyla 7.500.000,00- USD bakiye ana para borcu olduğu, bu borcun 5.500.000,00- USD tutarının nakden, 2.000.000,00- USD tutarının daire verilmek suretiyle ödeneceğinin kararlaştırıldığını, tadil sözleşmesinin 2.1. maddesinde belirtilen nakit alacak tutarı olan 5.500.000,00- USD'nin ödenmesi için 30.000.000,00- TL tutarında ipoteğin tapu nezdinde tesis edildiğini, yine 5.500.000,00- USD alacak için davacılar tarafından 10.000.000,00- TL meblağlı 2 (iki) adet senet düzenlendiğini, senet bordrosu tanzim edildiğini, ... tarafından ödemelerin sözleşmeye uygun bir şekilde gerçekleştirilmemesi sebebi ile müvekkilinin muaccel olan 1.750.000,00- USD ana para borcunun ve borca işleyen gecikme tazminatının ödenmesine yönelik 23.10.2020 tarihli, Beşiktaş... Noterliğinin ... Yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, bu ihtarname sürecinden netice alınamaması ve davacı / borçlular tarafından muaccel borcun ödenmemesi sebebi ile; ilgili sözleşme kapsamında bu defa müvekkili ...'in kardeşi ... tarafından tekrar Beşiktaş... Noterliği, ... Yevmiye numaralı, 11.12.2020 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini ve 1.750.000,00- USD ana para borcunun ve borca işleyen gecikme tazminatının ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiğini, ise de borçlular tarafından keşide edilen ihtarnameye cevap verilmediğini, keşide edilen ihtarnamelere rağmen 18.09.2019 tarihli tadil sözleşmesinde yer alan ödeme planına uygun bir şekilde ödemelerin gerçekleştirilmemesi ve muaccel borçların ödenmemesi sebebi ile 02.09.2015 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin diğer alacaklısı dava dışı ... tarafından tekrar; 1.650.000,00- USD ana para borcunun ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesini 03.09.2021 tarihinde Beşiktaş ... Noterliği,... Yevmiye numaralı ihtarname ile talep edildiğini, Keşide edilen ihtarnameye ... tarafından 24.09.2021 tarihli, Samsun ... Noterliği, ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verildiğini ve ... tarafından "Salgın hastalık döneminde devlet dahi icraları durdurmuş iken, ticari faaliyet felç olmuş iken, firmalar satış yapamamış iken ve ciro yapamamış iken, bu dönem (18 ay) ile ilgili olarak faiz tahakkuku yapılmaması ve yeni ödeme planı ile devam edilmesi" talep edildiğini, ..., ... ve ... borçlarını ve temerrüde düştüklerini inkar etmediklerini, aksine, borçlarını süresi içerisinde, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olarak ödemediklerini ikrar ettiklerini, senedin geçersiz olduğu iddiasının yersiz olduğunu, ihtilafa konu senedin TTK m.776'da yer alan tüm şekil şartlarını taşıyan bono niteliğine haiz olduğunu belirterek, mahkemenin 24.12.2021 tarihli tensip zaptının 12 (dört) no'lu ara kararından rücu edilmesine, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/12/2022 tarih ve 2021/829 Esas - 2022/934 Karar sayılı kararında;"......Dava; İİK 72 gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; "İstanbul 5. İcra Müdürlüğü nün ... sayılı dosyasında takibe konan 10.000.000.-TL bedelli 21/01/2019 düzenleme tarihli bononun,-yasal unsurları -tarihsiz, malen ya da nakden ibaresiz, sirkülerde ve... Gazetesinde yazan 2. İmzasız, isim hatalı, süresi geçkin, - taşımaması nedeniyle ve davacı...'ın ...verme ve kambiyo senedi düzenleme özel yetkisi olmaması nedeniyle davacı ..., davacı ... ve davacı ... AŞ için ayrı ayrı "geçerli senet olmadığı" nın tespit edilmesi, -Senet üzerindeki yazıların davacılara ait olmadığının tespit edilmesi, -Davacıların borçlu olmadığının tespit edilmesi, -Tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı istemi" olarak tespit edilmiştir.......10.000.000.-TL bedelli 21/01/2019 düzenleme tarihli, keşidecisi ... AŞ, ... olan bono nedeniyle davacıların talebi;Bono üzerindeki yazıların davacılar ..., ... ve ... AŞ ye ait olmadığının tespit edilmesi, davacıların borçlu olmadığının tespit edilmesidir.Mahkememizde 29/09/2022 tarihli duruşmada dinlenen davalı tanığı ...; "Bonodaki elle yazılan rakamlar, yazılar, alacaklı kişi adı, bana aittir ancak düzenleme yerinin alt kısmında ... karşısındaki yazı ve imzalar bana ait değildir, ayrıca sağdaki ... yazısı da bana ait değildir, kaşede bana ait değildir, İstanbul yazısının altındaki ... AŞ yazısı ve kaşesi ile yine düzenleme yeri kısmının altındaki harfler ve imza bana ait değildir , gösterilen bu bono ... 'ın elinden sadır olmuştur, ayrıca senet bordrosu hazırlamıştım" Şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı ... vekili bono üzerinde ... adına atılan imzayı kabul ettiklerini, bu imzanın ...'a ait olmadığı konusunda bir iddiaları olmadığını yargılama aşamalarında, duruşma beyanında tekrarlamıştır.Mahkememizce Bono üzerindeki İstanbul yazısının altındaki ... AŞ yazısı ve kaşesi ile yine düzenleme yeri kısmının altındaki harfler ve imzaların davacı ... a ait olduğu sabit bulunmuştur.Vadesi gösterilmemiş olan dava konusu bono TTK 777/2 m. Uyarınca görüldüğünde ödenecek borç sayılır. Hamilin müracaat hakkını kaybettiği hallerde dahi bonoyu düzenleyen dolayısıyla ...veren TTK 678.md uyarınca ( temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan) o poliçeden dolayı bizzat sorumlu olacaktır. Somut olayda ...veren ... borçtan sorumlu olacaktır Bununla birlikte TTK'nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince avalistin sorumluluğu ancak kambiyo senedinde şekle dair bir eksiklik olması hâlinde ortadan kalkar. Takibe dayanak bono şeklen de olsa TTK'nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca şeklen noksanlık taşımamaktadır.Davacılar vekili bono üzerinde davacı ... ün imzası bulunmadığını iddia etmiş olup; incelenen bonoda davacının imzası olmadığı görülmüş, dinlenen tanıkta bono imzalanırken ... ün orada bulunmadığını açıklamıştır.Bono üzerinde davacı... ün imza ve yazısı bulunmadığı sabit olmuştur.Davacı ... AŞ adına bono üzerinde kaşe ve kaşe üzerinde tek imza bulunduğu görülmüştür. Bu imzanın davacı ... tarafından atıldığı bono üzerindeki imzaların aynı olduğu, tanık tarafından beyan edilmiş,mahkememizce gözlemlenmiştir.Davacı şirket imza sirküleri ve İTO kaydına göre davacı şirket ancak çift imza ile temsil edilebilecektir. Müştereken yetkili müdürleri ... ve ... tür. Kaşe üzerinde tek ... ın imzası bulunduğundan ve ... ün imzası eksik olduğundan; senedin düzenleme tarihinde şirket adına tek imza ile imzalanmış başkaca çek veya senet, olup olmadığı, veya imza atan şahsın borçlu şirketi tek başına temsile yönelik vekaleti olup olmadığı hususu mahkememizce araştırılmıştır.Bu konuda bankalara, İTO ya, ipotek işlemini yapan tapu dairesine müzekkereler yazılmış, ipotek ve tapu işlemlerinde davacı şirket ... un ortak vekalet ile temsil edildiği, banka, çek ve tüm senet işlemlerinin müşterek ve iki imza ile yapıldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle dava konusu bono üzerindeki tek imzanın davacı ... AŞ yi bağlamayacağı sabit bulunmuştur. İstanbul 5. İcra Müdürlüğü nün ... sayılı icra takibi İstanbul 4.ATM nin verdiği 2021/720-724 d.iş sayılı ihtiyati haciz kararı ile başlatılmıştır. Bu karara karşı yapılan itirazın reddi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13 HD 10/02/2022 tarih ve 2022/245-201 sayılı ilamını vermiştir. Açıklanan bu ilam mahkememizce hüküm kurulurken dikkate alınmıştır.Mahkememizce davacılar ... ve ... Şirketi yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.İİK 72 gereğince dava konusu bononun bedeli 10.000.000.-TL nin %20 si oranında kötü niyet tazminatının davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine karar vermek gerekmiştir.Davacı...yönünden; davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı ... yönünden ihtiyati tedbir kararı uygulandığından dava konusu bononun bedeli 10.000.000.-TL nin %20 si oranında kötü niyet tazminatının davacı ... dan tahsili ile davalılara verilmesine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davanın davacılar ... ve ... Şirketi yönünden kabulü ile; İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında takibe konan 10.000.000.-TL bedelli 21/01/2019 düzenleme tarihli bononun "geçerli senet olmadığı" nın tespit edilmesine, senet üzerindeki yazıların davacılara ait olmadığının tespit edilmesine, davacıların borçlu olmadığının tespit edilmesine 10.000.000.-TL'nin %20 si oranında kötü niyet tazminatının davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine Davacı ... ın davasının ve taleplerinin reddine, davacı yönünden ihtiyati tedbir kararı uygulandığı gözetilerek 10.000.000.-TL'nin %20 si oranında kötü niyet tazminatının davacı ... dan tahsili ile davalılara verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu bononun taraflar arasındaki sözleşme kapsamında düzenlendiğini, bono dayanağı sözleşme kapsamında alacaklara kavuşulamaması amacıyla bononun alındığının davalının ikrarında olduğunu, bu nedenle takip konusu teminat senedine göre müvekkilin borcu olup / olmadığının menfi tespit davasında incelenmemesi ve müvekkil ... yönünden davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, takip ve dava konusu bononun T.C. Beşiktaş ... Noterliği 18.01.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı sözleşme ile tadil edilen, T.C. Beyoğlu .... Noterliği 02.09.2015 tarihli ve... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinden doğacak alacakları için teminat amacıyla düzenlendiği cevap delikçesi ve istinaf dilekçesinde de ikrar edildiğini, senetleri bizzat düzenleyen davalının vekaletini üstlenen avukat tarafından verilen tanıklık ifadesinde de ortaya çıktığını, hem davalının ikrar beyanları, hem dosya kapsamında dinlenen, sözleşme ilişkisini ve bonoları düzenleyen davalı vekilinin tanıklık beyanı göz önünde bulundurulduğunda dava konusu bononun gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi kapsamında düzenlendiği, anılan sözleşme kapsamında ödemelerin sözde yapılmaması nedeniyle takip konusu bono için icra takibine geçildiğinin davalının ikrarında olduğunu, sözleşme kapsamında davalı alacaklı olduğu için bonoyu takibe koyduğunu iddia etmesine rağmen yerel mahkemece davalının iddiası üzere alacaklı olduğu incelenmeksizin, müvekkilin borçlu olduğuna karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Huzurdaki dava kapsamında müvekkil borcunun olmadığını iddia ettiğinden davalının alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiğinin menfi tespit davasının şartı olduğunu, ayrıca dava konusu bononun sözleşmeye göre ödenmeyen borçlar için takibe konu edildiği davalı tarafından ikrar edildiğinden takip tarihi itibariyle davalının ne kadar alacaklı olduğunun / olup olmadığının da davalı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, ancak bu hususta hiçbir inceleme yapılmadığını,Taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olarak, davalının da belirttiği üzere dava konusu bononun gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine göre, sözleşmeden doğan alacağın teminat altına alınması için ipotek tesis edilirken düzenlendiğini ve davalının söz konusu sözleşmeye göre borcun ifa edilmediği iddiasıyla bonoyu takip konusu yaptığını, buna göre bono borcunun kaynağının sözleşme olduğunu, teminat amacıyla verilen bu bono ifa uğruna dahi olsa öncelikle davalının müvekkilden alacaklı olduğunu ispatlaması gerektiğini, davanın temeli bu hukuki durum değerlendirilmeksizin karar tesis edildiğini, Davalı sözleşmeden doğan alacağını tahsil edemediği için dava konusu bonoyu takibe koyduğunu beyan etmiş olduğundan davalının bono dayanağı sözleşme kapsamında ne kadar alacaklı olduğunun da, huzurdaki davada incelenmemiş olmasının mükerrer tahsilata neden olacağını, bunun ise esas hakkında yargılama yapan mahkeme tarafından incelenmemesi nedeniyle hak kaybına neden olduğunu, işbu hususlar yönünden, davanın temeli bakımından eksik inceleme yapılmak suretiyle verilen kararın kaldırılması ve yargılama kapsamında incelemelerin tamamlanmasının Anayasal bir zorunluluk olduğunu, Davalının beyan ettiği bononun dayanağı sözleşme 18.01.2019 tarihinde imza edildikten sonra, söz konusu sözleşme gereğince davalının 1.500.000 USD ödeme aldığını, bu ödemenin TL karşılığının bono bedelinin katbe kat üzerinde olduğunu, mahkemece bu hususta / davalının alacaklı olduğu iddiası bakımından da hiçbir inceleme yapılmadığını, öte yandan davalı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine göre alacağına kavuşmadığı için bono ile takip yaptığını ikrar etmiş olsa da, davalının bono dayanağını olduğunu belirttiği sözleşme kapsamında alacaklı olup olmadığının da tartışmalı olduğunu, bononun dayanağı olan T.C. Beşiktaş ... Noterliği 18.01.2019 tarih ve 1782 yevmiye numaralı sözleşme ile tadil edilen, T.C. Beyoğlu... Noterliği 02.09.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi dövizle işlem yasağına aykırı olarak USD cinsinden belirlenmiş olması nedeniyle; 12.09.2018 tarihli ve 85 nolu Cumhurbaşkanlığı kararnamesi Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ hükümlerine göre USD cinsinden belirlenen ödeme yükümlülüklerinin TL cinsinden tespit edilmesi zorunluluğu doğduğunu, kamu düzeninden olan bu hususla ilgili olarak; T.C. Bakırköy 17. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/245 E. Sayılı dosya ile tespit davasının görüldüğünün yerel mahkeme dosyasına beyan edildiğini, Yerel Mahkeme tarafından esasa ilişkin yapılacak incelemede; avalistin sorumluluğu bakımından davalının da sözleşme kurulduktan sonra, bono ile teminat altına alındığını belirttiği asıl borcun varlığının / miktarının incelenmesi yasal bir zorunluluk iken, yerel mahkeme tarafından bu yönde bir inceleme yapılmamasının da hatalı olduğunu, müvekkil ...'ın ... olarak borçtan sorumlu olduğuna karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, Nitekim davalının zaten bononun düzenlendiği tarihten itibaren, dövizle işlem yasağına aykırı olarak tahsil ettiği 1.500.000 USD zaten TL cinsinden, bonodan doğan borcu karşılamış olmasına rağmen, kanuna aykırı olarak USD cinsinden kavuşması mümkün olmayan alacağını hukuka aykırı olarak tahsil etmek adına bono takibini kötüniyetle kullandığını, yerel mahkemenin esas bakımından inceleme yapmaksızın işbu istinaf konusu kararı tesis etmesinin de bu yönden emredici hukuk düzenine de muhalefet ettiğini ve mükerrer tahsilata neden olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI ... VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Yerel mahkemece davacı ...'ın, diğer davacılar ... veya ...'yı temsile yetkili kılındığı vekaletnamelerinin mevcut olup olmadığı noterler birliğine sorularak müzekkere cevabı dosya arasına alınmış ise de gelen cevabi yazı dikkate alınmaksızın ve listede detayları verilen vekaletnameler celp edilmeksizin hüküm tesis edilmesinin tesis edilen hükmün eksik inceleme nedeniyle kaldırılmasına karara verilmesini gerektirdiğini,Davacılar tarafından huzurdaki menfi tespit talebine dayanak olarak ... yetkililerinin çift imza yetkisini haiz olduğu, bu sebeple ... adına yalnızca ... tarafından atılmış olan imzadan ...'nın sorumlu tutulamayacağı ve kambiyo senedi üzerinde ...'ün imzasının mevcut olmadığı gerekçe gösterilerek huzurdaki davanın ikame edildiğini, yerel mahkemece bankalara müzekkere yazılarak banka, çek ve tüm senet işlemlerinin müşterek ve iki imza ile yapıldığı tespit edildiği gerekçesi ile davanın ... ve ... yönünden kabulüne karar verildiğini, ancak yerel mahkemece talepleri doğrultusunda Noterler Birliğine müzekkere yazılarak ... yahut ... tarafından ... adına, tek imza ile temsile yetkili kılındığı bir vekaletname düzenlenip düzenlenmediği sorulmuş ise de; Noterler Birliği tarafından sunulan müzekkere cevabı dosya arasına alınmış olmasına karşın yazı cevabını içeren CD üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığını, CD içeriğinde yer alan vekaletnamelerin hiçbirinin celp edilmediğini, ...'a verilen vekaletnameler ve temsil yetkilerinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, eksik inceleme neticesinde hüküm tesis edildiğini, oysaki Noterler Birliği tarafından gönderilen liste üzerinde yüzeysel bir inceleme yapılması halinde dahi davacı ...'ün, davacı ...'ı temsile yetkili kıldığı bir vekaletnamenin Beyoğlu .... Noterliği tarafından 19.09.2016 tarihinde, ... yevmiye numarası ile düzenlendiğinin açıkça görüldüğünü, İşyeri idaresine ilişkin vekaletname mevcut olduğunu, yerel mahkeme tarafından Noterler Birliği tarafından verilen cevabi yazıda detayları belirtilen tüm vekaletname örnekleri celp edilip incelenmeden verilen kararın eksik incelemeye dayalı hukuka aykırı bir karar olduğunu, Noterler Birliği tarafından gönderilen yazı içeriğinde ...'a bu ve bunun gibi birçok vekaletname verildiğinin görüldüğünü, ilgili vekaletnameler arasında senet tanzim tarihinde ... ya da ... tarafından ...'ın münferiden temsile yetkili kılındığı bir vekaletnamenin mevcut olup olmadığı hususu incelenmediği için tespit edilmediğini,..., ... ve ... tarafından müşterek imza ile temsil edilmekte olduğu iddia edilmiş ise de ... ve ... tarafından ...'a verilmiş olan vekaletnamenin yetki kapsamı, işbu vekaletname kapsamında ... ve ...'nın ... tarafından vekaleten temsilinin sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi gerektiğini, bu kapsamda her ne kadar yerel mahkeme tarafından Noterler Birliği'ne yazı yazılarak ...'ın diğer davacıları temsile yetkili kılındığı bir vekaletnamesinin mevcut olup olmadığı sorulmuş ise de gelen yazı cevabı içeriğinde yer alan vekaletnameler celp edilmediğinden ve içeriği tespit edilmediğinden eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, oysa ki ilgili senetlerin ve senet bordrosunun tanzim edilmesi aşamasında davacı ... tarafından ...'ın ...'yı münferiden temsil etmeye yetkili kılındığı vekaletnamesinin mevcut olduğunun belirtildiğini, Tapuda Kat Mülkiyetinin kurulumu ve ipoteklerin tesisi aşamalarında davacıyı temsilen vekil aracılığı ile, tek imza ile işlem gerçekleştirilmiş olduğunu, işbu vekaletnamenin tapu sicil müdürlüğüne ibraz edildiğini, bu işlemle aslen hem davacı şirketin hem de gerçek kişilerin vekaletle temsil edildiği iş ve işlemlerin yapıldığını, nitekim ...'ın, ... ve ...'yı münferiden temsile yetkili kılındığı vekaletnamesinin bulunması halinde, senet üzerindeki imzaların eksiksiz olduğu ve senedin diğer borçlular yönünden temsil hususunda da hukuka uygun bir şekilde tanzim edildiğinin açıkça ortaya konacağını, Yerel mahkeme huzurunda dinlenen davacılar tanığının beyanları ile davacıların taraflar arasındaki hukuki ilişkiye istinaden dava konusu senedi imzalayarak müvekkile teslim ettikleri ve huzurdaki dava ile kötü niyetli bir şekilde senedin geçersizliğini iddia ettiklerinin sübuta erdiğini, hukuk sisteminin kötü niyeti korumadığını, istinaf incelemesi neticesinde davacıların davasının kül halinde reddine karar verilmesi gerektiğini,Dava konusu senedin taraflar arasındaki hukuki ilişkiye istinaden davacılar tarafından imzalanarak müvekkile teslim edildiğini ve davacıların senedin hileli şekilde imzalarının hukuken eksiksiz olduğu yönünde beyanları ile tanzim ve imzalanmasını sağladıktan sonra takip konusu yapıldığında imza eksikliği, senedin sahteliği, bono vasfını taşımadığı gibi beyanlarla "senetten kaynaklı" borçları olmadığının tespiti istemli huzurdaki davayı ikame ettiklerini, davacıların dava dilekçelerinde davaya konu kambiyo senedinin müvekkilin eline nasıl geçtiğini bilemediklerini ifade ederek mahkemeyi yanıltmaya çalıştıklarını, kambiyo senetleri ve senet bordrosunun imzalanarak bizzat davacı ... tarafından müvekkilin o tarihteki vekili Av. ... huzurunda, müvekkil ve kardeşi ...'e teslim edildiğinin Av. ...'in tanık beyanı ile sabit olduğunu, nitekim davacıların da tanık beyanından sonra dava dilekçelerindeki gerçek dışı iddialarından vazgeçtiğini ve imzaların ...'a ait olduğu ve senetlerin bizzat müvekkile teslim edildiği hususlarını kabul ettiklerini, kaldı ki ilgili senetlerin davacılar tarafından teslim edildiği, senetlerin tanzim edilmesi sırasında davacılar tarafından ...'ın şirket adına tek başına imza atmaya yetkili kılındığı, vekaletnamesinin mevcut olduğunun beyan edildiği ve müvekkilin davacıların kötü niyetli, hileli ve gerçeğe aykırı beyanları ile kandırıldığının sübuta erdiğini, 29.09.2022 tarihli celsede davacı tanığı Av. ...'in beyanında taraflar arasında imzalanan 2019 tarihli tadil protokolünün noter huzurunda imza aşaması tamamlandıktan sonra davacı ...'ün, ...'ın tüm yetkileri haiz olduğunu belirterek havaalanına gittiği, ...'ün bu beyanı üzerine ...'ın gerek ...'ü gerek ...'yı münferiden temsil yetkisi olduğu düşünülerek dava konusu senedin teslim alındığı ve takibe konduğunun açıkça ortaya konduğunu, davacıların hileli davranışlar ile kötü niyetli bir şekilde müvekkile huzurdaki dava konusu senedi teslim ettiğini, akabinde imza eksikliği nedeni ile senedin geçersiz olduğunu öne sürerek huzurdaki davayı ikame ettiklerini,Huzurdaki dava ile davacılar ...'nın çift imza ile temsil edildiği ve müvekkilin basiretli bir tacir olarak bundan haberdar olmadığını beyan edemeyeceğini bir takım huzurdaki uyuşmazlıktan uzak Yargıtay Kararları ile ispat etmeye çalışmış iseler de; asıl üzerinde durulması gereken hususun davalı müvekkilin tacir olmadığı ve aslında tacir olan ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davacıların "düzenlenmekten vazgeçilen senetlerin her nasılsa müvekkilin eline geçtiği ve karşılıklı güven esasına dayanarak peşine düşmedikleri" iddialarının kendi içerisinde barındırdığı dürüstlüğe aykırı olduğunu, zira ya davacıların basiretli tacir gibi davranmadıklarını ya da gerçeğe aykırı beyanlarla kötü niyetli olarak aslında borçlu olmalarına karşın yargıyı yanıltmaya ve dürüstlük kuralına aykırı eylem ve işlemlerinden menfaat sağlamaya çalıştıklarını, davacıların kötü niyetli hareket ettikleri ve hileli davranışlarda bulunduklarının; yemin altında beyanı alınan ve bizzat davacılar tarafından tanık olarak gösterilen Av. ...'in beyanları ile sübuta erdiğini, hal böyleyken davacıların öncelikle borcu teminat altına almak amacıyla senet düzenlenmesinin düşünüldüğü, ancak bundan vazgeçilerek ipotek tesis edilmesine karar verildiği yönündeki gerçeğe aykırı ve abes iddiasının tamamıyla borçtan kurtulmaya yönelik, kötü niyetli ve müvekkilin haklı alacağını tahsilini geciktirme amaçlı olduğunu, davacıların kötü niyetli oldukları ve müvekkili yanıltma saiki ile hareket ettikleri tevilli ikrarları ve tanık anlatımları ile açıkça ortaya konmuş olmasına karşın yerel mahkeme tarafından bu husus göz ardı edilerek davacılar ... ve ...'ün davasının kabulü ile müvekkil aleyhine %20 oranında tazminata hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini,Yerel mahkeme tarafından dava konusu senedin tüm geçerlilik unsurlarını haiz olduğunun açıkça ortaya konduğunu, bu kapsamda davacıların sorumluluk alanlarının belirlenebilmesi için senet üzerinde imzası yer alan davacı ...'ın diğer davacıları temsile yetkili kılındığı vekaletnamesinin mevcut olup olmadığına ilişkin tespitin yapılması gerektiğini, bu doğrultuda ... ve ... yönünden tesis edilen hükmün gerekli incelemeler neticesinde kaldırılması ve yapılacak incelemeler neticesinde tüm geçerlilik unsurlarını haiz dava konusu senet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,Dava konusu senedin taraflar arasındaki hukuki ilişkiye istinaden eksiksiz ve geçerli bir şekilde tanzim edildiği yerel mahkeme tarafından da tespit edildiğinden, müvekkilin ilgili senedi takibe koymada kötü niyetli hareket etmediği, bilakis davacıların hileli davranışlar ve mesnetsiz iddialar ile kötü niyetli şekilde huzurdaki davayı ikame ederek borçtan kurtulmaya çalıştığı dikkate alındığında müvekkil aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, Dosya kapsamında dinlenen tanık Av. ...'in anlatımları ile müvekkille davacılar arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ve buna bağlı olarak protokol tanzim edildiği ve bu protokol doğrultusunda yargılamaya konu bononun imzalandığı ancak davacıların kötü niyetli bir şekilde senedin geçersizliği iddiasıyla huzurdaki davayı ikame ettiklerinin sübuta erdiğini, davacıların sözleşmede öngörülmüş sürelerde muaccel borçlarını ödemedikleri ve gerçeğe aykırı beyanlar ile müvekkili kandırdıklarının özellikle davacı tarafça bildirilen davacı tanığının beyanı ile sabit olduğunu, Müvekkilin iyi niyetli olarak ödemelerin yapılmasını uzunca bir süre beklediğini, hatta davacıların temerrüt ihtarname cevaplarında gecikme nedeniyle özür dileyerek, borçlarını ödeyeceklerini defaatle kabul ve beyan ettiklerini, nihayetinde ödemelerin sözleşmeye uygun yapılmaması ve davacı borçluların devamlı temerrüde düşmeleri, bu gecikmelerin müvekkil nezdinde devamlı mağduriyete yol açması sebebi ile haklı alacağı tahsil amacıyla ihtiyati haciz kararı kapsamında taraflarınca takibe girişildiğini, tüm bu hususlar gözetildiğinde müvekkilin, davacıların iddialarının aksine kötü niyetli olmadığı, haklı alacağını tahsil etmeye çalıştığının sabit olduğunu, Yine bononun üzerinde imza eksikliğinin var olduğunun varsayımında dahi yargılamaya konu senedin davacılar tarafından müvekkile hileli davranışlar ile teslim edilmiş olduğunu, bu hususun tanık anlatımları ile sübuta erdiğini, nitekim davacıların da senedi verdiklerini inkar etmediklerini, aslen davacılar davalı müvekkil ile aralarında ihtarnameler kapsamında defaatle borçlarını kabul ve ikrar ettiklerinden "sözleşmelerden kaynaklı borçlarının bulunmadığı" iddiasında da olmadıklarını, davacıların sadece kötüniyetli ve dürüstlükten uzak şekilde senetten kaynaklı borçlu olmadıklarının tespitini talep ettiklerini, davalı müvekkil davacılar tarafından kendisine verilen senet doğrultusunda işlem yaptığından, davacılar tarafından ...'ın ... ve ...'yı münferiden temsile yetkili kılındığı vekaletnamesinin olduğu beyan edildiğinden ve yine ...'nın çift imza ile temsile yetkili olup olmadığı müvekkil tarafından bilinebilecek bir durum olmadığından ve buna ilişkin müvekkile herhangi bir bilgilendirme yapılmamış olduğundan mevcut Yargıtay kararları kapsamında müvekkil aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, oysa ki davacı tarafın sırf müvekkilin alacağına kavuşmasını engellemek için "kötü niyetle" kendi hileli davranışlarından menfaat elde etmek saiki ile işbu davayı ikame ettiği hususunun tartışmasız olduğunu, nitekim davacıların da ihtilafa konu kambiyo senedini verdiklerini inkar etmediklerini, öte yandan alacağın sözleşme ve senede dayandığından likit, bir başka deyişle hesap edilebilir nitelikte olduğunu, muaccel borçlarına ilişkin ödeme yapmayarak temerrüde düşen davacıların gerçeğe aykırı beyanlar ile müvekkili kandırdıkları ve huzurdaki davayı ikame ederek müvekkilin alacağına kavuşmaması için kötüniyetli olarak hareket etmiş olduklarından mahkemece yapılacak inceleme neticesinde davacılar aleyhine ayrı ayrı %20 tazminata hükmedilmesi gerektiğini,Huzurdaki davaya konu senedi müvekkile bizzat davacıların teslim ettikleri ve senedi teslim aşamasında ...'ın tüm yetkileri haiz olduğunu bildirdiklerinin mahkeme huzurunda dinlenen bizzat davacı tanığının anlatımları ile sübuta erdiğini, nitekim davacıların taraflar arasındaki hukuki ilişkiye istinaden bizzat teslim ettikleri senet hakkında menfi tespit davası ikame etmelerinin hukuka aykırılık teşkil ettiği ve kötü niyetli olduğunu, yine yerel mahkemece Noterler Birliği tarafından gönderilen müzekkere cevabı incelenmeden ve ...'ın gerek ...'yı gerek ...'ü münferiden temsile yetkili kılındığı bir vekaletnamesinin mevcut olup olmadığı tespit edilmeden hüküm tesis edilmiş olduğunu, bu hali ile tesis edilen hükmün eksik incelemeye dayandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ...sayılı icra dosyasına konu 10.000.000.-TL bedelli 21/01/2019 düzenleme tarihli bono nun "geçerli senet olmadığı" nın tespiti istemi ile İİK'nın 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece, davacılar ... ve ... A.Ş. Yönünden davanın kabulüne, davacı ... yönünden davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, satmayı vaat edenler davalı ..., dava dışı ... ve almayı vaat eden davacı ... arasında, "İstanbul, Bağcılar, ... Mahallesine kain, ... pafta, 2303 Ada 20 Parsel Sayılı" gayrimenkul ile ilgili olarak Beyoğlu ... Noterliği'nin 02.09.2015 tarih ve ... yevmiye numarası ile "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi" tanzim edilmiş ve almayı vaat eden davacı ... adına müşterek olarak temsiye yetkili olanlar ... ile ... tarafından imzalandığı , akabinde, aynı taraflar arasında Beşiktaş ... Noterliği'nin 18.01.2019 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenleme şeklinde tadil sözleşmesi akdedilmiştir.18.01.2019 tarihli tadil sözleşmesinin 2.1. Maddesinde; borçlu ...'nın tadil sözleşmesinin imza tarihi itibarıyla 7.500.000,00- USD bakiye ana para borcu olduğu, bu borcun 5.500.000,00- USD tutarının nakden, 2.000.000,00- USD tutarın daire verilmek suretiyle ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bahsedilen tutar yalnız ana para borcu olup gecikme tazminatı, faiz ve feriler bu tutarın dışındadır. İşbu tadil sözleşmesinin 2.1. maddesinde belirtilen nakit alacak tutarı olan 5.500.000,00- USD'nin ödenmesi için 30.000.000,00- TL. tutarında ipotek tesis edilmiş ve yine 5.500.000,00- USD alacak için davacılar tarafından 10.000.000,00- TL (on milyon türk lirası) meblağlı 2 (iki) adet senet düzenlenmiş ve 21/01/2019 tarihli senet bordrosu tanzim edilmiş, senet bodrosu altında borçlu olarak davacı ... Şirketi, ... olarak ise ... ile ... isminin yazılı olduğu, senet bodrosu altında ... adına imza atıldığı, bu kişi tarafından şirket kaşesi üzerine de imza atıldığı, avalist olarak ismi yazılı ... adına imza atılmadığı, aynı zamanda bu kişi borçlu ... Şirketinin müşterek temsile yetkilisi olduğu halde şirket adına bu kişi tarafından da imza atılmadığı, davaya konu bononun bu senet bodrosuna istinaden alacaklılardan ...'e teslim edildiği anlaşılmıştır.Davaya konu 10.000.000.-TL bedelli 21/01/2019 düzenleme tarihli bononun davalı ... lehine düzenlendiği, bononun keşidecisinin ..., ... ile ...'ün ise keşideci lehine ...veren olarak isimlerinin yazılı olduğu, senet üzerinde lehtar ... adına imza atıldığı, bu kişi tarafından şirket kaşesi üzerine de imza atıldığı, avalist olarak ismi yazılı ...'ün avalist olarak imzasının olmadığı, aynı zamanda bu kişi borçlu ... Şirketinin müşterek temsile yetkilisi olduğu halde şirket adına bu kişi tarafından da imza atılmadığı anlaşılmıştır.Davacı şirketin sicil kaydına göre, diğer davacı gerçek kişilerin davacı şirketin müşterek temsilcileri oldukları, taraflar arasındaki temel ilişkiye konu Beyoğlu... Noterliği'nin 02.09.2015 tarih ve... yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi"n de gerekse de 18.01.2019 tarihli tadil sözleşmesinde açıkça almayı vaat eden davacı ... adına müşterek olarak temsile yetkili olanlar ... ile ... tarafından imzalandığı, buna göre davacı şirketin müşterek temsille temsil edildiği anlaşılmıştır.Davaya konu bononun keşidecisi davacı ......Şirketi, ... ile ... tarafından müşterek temsille yetkili olduğu, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere bankalardan gelen cevabi yazılarda da davacı şirket adına çek keşide etmeye diğer davacıların müşterek temsille yetkili olduklarının belirtildiği,Bağcılar Tapu Sicil Müdürlüğünden gönderilen cevabi yazı ekinde davacı şirket adına düzenlenen vekaletnamede de şirket yetkilisi olarak diğer davacı gerçek kişilerin müşterek yetkili olarak imzaladıkları, bu tespitlere göre davacı şirketin müşterek temsille temsil edildikleri halde dava konusu bonoyu keşideci şirket adına sadece müşterek temsilcilerden ... tarafından imza atıldığı, diğer müşterek temsilci ...'ün müşterek temsilci olarak imzasının bulunmadığı, bu nedenle dava konusu bono üzerindeki tek imzanın davacı ... AŞ yi bağlamayacağı, ayrıca ...'ün ...veren olarak da imzasının bulunmaması nedeniyle ...veren olarak da sorumluluğunun olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davacı şirket ve davacı ... yönünden davanın kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin eksik incelemeye dayalı karar verildiğine ve mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davalı alacaklı üzerindedir. Ancak kambiyo senedine dayalı olarak alacak talebinde bulunulması halinde ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacı üzerindedir.TTK'nın 776. maddesinde bononun taşıması gereken zorunlu unsurlar belirtilmiş, bu madde kapsamında belirtilen unsurları taşımayan bononun geçerli olmayacağı ise TTK'nın 777. maddesinde hükme bağlanmıştır.6102 sayılı Kanun'un avalin şekline ilişkin 701 inci maddesi;“(1) ...şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır. (2) Aval “...içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve ...veren kişi tarafından imzalanır. (3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza ...şerhi sayılır. (4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır.” hükmünü içermektedir. Buna göre poliçenin ön yüzünde ... ilişkin herhangi bir ibare bulunmayıp sadece imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza ...şerhi sayılır. Ayrıca avalistin isim ve soy isminin de bulunması ...için zorunlu bir unsur değildir. ... ilişkin hükümler 6102 sayılı Kanunun 778 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bonolar hakkında da uygulanır. Aynı Kanun'un 776 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ve 778 inci maddesinin atfı ile uygulanması gereken 701 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde bononun geçerli olması için tek imza yeterli olup senedin ön yüzüne atılan ikinci imza ...şerhi sayılır. 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesi; "(1) ...veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) ...veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da ...verenin taahhüdü geçerlidir. (3) ...veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder." hükmünü düzenlemiştir.Buradan hareketle ...verenin borcu bağımsız bir borçtur. Başka bir ifade ile feri nitelikte değildir. ...ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa dahi ...verenin sorumluluğu devam eder. ...veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da ...verenin taahhüdü geçerlidir. Lehine ...verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de ...verenin sorumluluğu devam eder. 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince ...veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir. ...veren, hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebilir, asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremez. ...verenin sorumluluğu kendisi ya da lehine ...verilen tarafından borcun ödenmesi, ibra, zamanaşımı ve kambiyo senedinin zayi olmasıyla sona erebilir.Yukarıda yapılan açıklamalar nazara alındığında, davaya konu bono TTK'nın 776. Maddesinde düzenlenen unsurları taşımaktadır. Mahkemece de avalist olduğu kabul edilen davacı ...'ın imza inkarında bulunmadığı, ...veren davacı ...'ın başka bir sebeple bono nedeniyle borçlu olmadığını iddia edemeyeceği, davacı tarafından yapılan ödemelerin dava konusu bonoya ilişkin yapıldığı ve bononun bedelsiz kaldığı iddiasına yönelik yazılı delil ibraz edilmediği, İspat yükü üzerinde olan davacı ...'ın, ödeme iddiasının HMK 200 maddesi uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı tesbit edilmiş olup mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre, davacı ... yönünden davanın reddine yönelik verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre, davacı vekilinin borçlu olmadığına ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar ve davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683.100,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 170.775,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 512.325,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacılar ve davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 22/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.