12. Hukuk Dairesi 2025/4868 E. , 2026/1194 K. "" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı …
12. Hukuk Dairesi 2025/4868 E. , 2026/1194 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...’in evli olup, diğer davalı ...’in ...’in kardeşi olduğunu, tarafların uzun süredir evli olduğunu, aralarında şiddetli geçimsizlik bulunduğunu, davalıların babasının sağlığında dava konusu taşınmazda ev yapmaları için çocuklarına izin verdiğini, diğer tüm kardeşlerin ev yaptığını, davalı ...’nın ise çalışmadığını, savurgan biri olduğunu, bu nedenle davacının imkanlarını zorlayarak bir ev yaptırdığını, davalıların babasının ölümü ile dava konusu taşınmazın davalılara intikal ettiğini, davalı ...’in davacıdan mal kaçırmak amacıyla taşınmazdaki 1/14 oranındaki hissesini kardeşi ...’e ... Tapu Müdürlüğünde 17.07.2019 tarihinde ... yevmiye nolu resmi senet ile satış göstererek devrettiğini ileri sürerek 17.07.2019 tarihli devir işleminin TBK 19 maddesine dayalı olarak iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece; davalıların kardeş olduğu, davalı ... ile davacının evli olup aynı evde yaşamalarına rağmen davalı ...'nın ayrı bir odayı kullandığı, davacı ile davalı ...'nın evlilik hayatını yaşamadıkları, davalı ...'nın, davacı ve çocuklarını evden çıkarmak istediği anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalılar tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. 1- Dava, Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi gereğince muvazaa hukuksal sebebine dayalı iptal istemine ilişkindir. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı açılmış tasarrufun iptali davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.’nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.’nın 278, 2 79... . maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.’nın 278. Maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.’nın 280.maddesinde mal varlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.’nın 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. BK 19 muvazaa hukuksal nitelemesine dayalı davalarda ise; 3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK 277 ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması halinde ise iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Ancak bu tür davaların görülebilmesi içinde diğer dava koşularının yanında davacıların borçlulardan alacaklı olmaları yani hukuki yararlarının olması gerekir. Dava şartı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre davanın başından sonuna kadar dava şartı var olmalıdır. Hakim davanın başında dava şartının bulunduğunu tespit ettikten sonra davanın esasını incelemeye geçmelidir. Davanın açıldığı anda varolan dava şartı, daha sonra ortadan kalkarsa bu durumda dava şartı noksanlığından usulden reddedilmelidir. Az yukarıda belirtildiği gibi, İİK 277 ve devamına göre açılan tasarrufun iptali davalarında davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması bir dava şartıdır. Yukarıda anlatılanlar ışığında somut olayda; davacının davalı kocadan kesinleşmiş bir alacağının söz konusu olmadığı anlaşıldığından muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davası açmakta hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar dava koşulu olup mahkemece re’sen gözetilmesi gereken hususlardandır. Bu nedenle davanın usulden reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup ilk mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalıların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.