10. Ceza Dairesi 2022/14602 E. , 2023/11075 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/497 Esas, 2016/1443 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanma
**10. Ceza Dairesi 2022/14602 E. , 2023/11075 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/497 Esas, 2016/1443 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf incelemesinden geçmeksizin 25.01.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.08.2022 tarihli ve 2022/7166 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113561 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113561 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç sebebiyle açılmış bir kamu davası olduğundan, sonraki yargılamalar konusu suçlardan ötürü 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan dava açılması üzerine, sanığın 21.01.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli kararıyla mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında ilk kez 20.05.2015 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.06.2015 tarihli ve 2015/19125 soruşturma, 2015/373 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, sanığın denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahisle infaz kayıtlarının kapatılarak bildirimde bulunulması üzerine yapılan yargılama sonunda, Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2017 tarihli ve 2015/1785 Esas, 2017/541 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği, anılan kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 18.12.2017 tarihli ve 2017/909 Esas, 2017/1471 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmakla, anılan karardaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca giderilebileceği gözetilerek yapılan incelemede; Sanığın 09.10.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2020 tarihli ve 2020/73 Esas, 2020/412 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği, anılan bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve 2020/757 Esas, 2021/1734 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verilen erteleme kararında itiraz süresinin ve mercinin gösterilmemesi nedeniyle ortada usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir erteleme kararından söz edilemeyeceğinden bahisle kararın bozulduğu nazara alındığında, bu durumda artık sanık hakkında önceki suçu nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulü ile kesinleşmesinden söz edilemeyeceği ve bu sebeple usulü ile açılmış bir kamu davasının bulunmadığı anılan bozma kararından anlaşılmakla; sanığın gerçekleştirmiş olduğu 20.05.2015, 21.01.2016 ve 09.10.2019 tarihli eylemlerine ilişkin ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi ile usulüne uygun tebliğ ve devamı işlemlerin icrası için kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 21.01.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2016 tarihli ve 2016/5839 Soruşturma, 2016/3215 Esas, 2016/2619 sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede; daha önce şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1785 esas sayılı kamu davasının açıldığı, yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, B. Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.12.2016 tarihli ve 2016/497 Esas, 2016/1443 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanığa 04.01.2017 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, sanığın 12.01.2017 tarihli dilekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 25.01.2017 tarihli ve 2017/218 Esas, 2017/86 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun 7 günlük yasal süresinden sonra yapıldığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilerek kararın 25.01.2017 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1785 Esas ve 2017/541 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Şüphelinin 20.05.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2015 tarihli ve 2015/19125 soruşturma, 2015/373 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, 30.11.2015 tarihinde infazı için Eskişehir Denetimli serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2015 tarihli ve 2015/19125 Soruşturma, 2015/11256 Esas, 2015/9162 sayılı iddianamesi ile Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2017 tarihli ve 2015/1785 Esas, 2017/541 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 18.12.2017 tarihli ve 2017/909 Esas, 2017/1471 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. D. Yine şüphelinin 09.10.2019 tarihli aynı nitelikteki eylemi nedeniyle Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2019 tarihli iddianamesiyle doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2020 tarihli ve 2020/73 Esas, 2020/412 Karar sayılı kararıyla verilen mahkûmiyet hükmünün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine yapılan istinaf incelemesinde; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve 2020/757 Esas, 2021/1734 Karar sayılı ilamı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz kanun yolunun gösterilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. E. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin; ikinci fıkrası uyarınca, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan soruşturmalarda beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilecek, üçüncü fıkrası uyarınca denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilmesi gerekecektir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında, erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılması gereken durumlar sayılmış, aynı maddenin altıncı fıkrasında ise "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." hükmüne yer verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise, "...soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." düzenlemesi yer almaktadır. 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usulüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra veya ısrar nedeniyle dava açılması koşulu oluştuktan sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Somut olayda; Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle açılmış bir kamu davası olduğundan, sonraki yargılama konusu suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan dava açılması üzerine, sanığın 21.01.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli kararıyla mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında ilk kez 20.05.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.06.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verilmesi sonrasında, sanığın denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2017 tarihli ve 2015/1785 Esas, 2017/541 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği, kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 18.12.2017 tarihli ve 2017/909 Esas, 2017/1471 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği anlaşılmakla, anılan karardaki hukuka aykırılığın 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca giderilebileceği gözetilerek yapılan incelemede; Sanığın 09.10.2019 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.03.2020 tarihli ve 2020/73 Esas, 2020/412 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine karar verildiği, anılan bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve 2020/757 Esas, 2021/1734 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında verilen erteleme kararında itiraz süresinin ve mercinin gösterilmemesi nedeniyle ortada usulüne uygun olarak kesinleşmiş bir erteleme kararından söz edilemeyeceğinden bahisle kararın bozulduğu dikkate alındığında, bu durumda artık sanık hakkında önceki suçu nedeniyle verilmiş olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde kesinleşmesinden söz edilemeyeceği anılan bozma kararından anlaşılmakla; sanığın gerçekleştirmiş olduğu 20.05.2015, 21.01.2016 ve 09.10.2019 tarihli eylemlerine ilişkin ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi ile usulüne uygun tebliği ve infazı için kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesince, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 18.12.2017 tarihli ve 2017/909 Esas, 2017/1471 Karar sayılı "istinaf başvurusunun esastan reddine" dair kararına karşı 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmasına, hukuki sürecin sonucunun beklenilmesine, karara karşı itiraz yoluna gidilerek Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2017 tarihli ve 2015/1785 Esas, 2017/541 Karar sayılı kararının bozulması halinde her iki davanın birleştirilmesi, yine aynı şekilde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve 2020/757 Esas, 2021/1734 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilen Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/73 Esas ve 2020/412 Karar sayılı davasının derdest olması halinde bu davanın da birleştirilmesine karar verilmesi, her üç davanın, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen dosya üzerinde birleştirilmesinden sonra, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında itiraz kanun yolunun gösterilmediği dikkate alınarak karardaki bu usulsüzlüğün giderilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/497 Esas, 2016/1443 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2023 tarihinde karar verildi.