7. Hukuk Dairesi 2025/2868 E. , 2026/465 K. "" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/435 E., 2025/373 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/50 E., 2022/198 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik …
7. Hukuk Dairesi 2025/2868 E. , 2026/465 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/435 E., 2025/373 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/50 E., 2022/198 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı küçük ...'e velayeten annesi ... tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; 09.11.2020 tarihinde ölen ...'ın küçük ... babası olduğunu, dava konusu borçların varlığını muris öldükten sonra öğrendiklerini, murisin terekesinin borca batık olduğunu ileri sürerek, mirasın hükmen reddedildiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekilleri ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.05.2022 tarihli, 2021/50 Esas, 2022/198 Karar sayılı kararı ile; "..murisin terekesinin borca batık olduğunun tespit edildiği..." gerekçesiyle "...davanın kabulü ile muris terekesinin ölümü tarihinde borca batık olduğunun tespitine..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, Hazine vekili ve T. ... Bankası TAO vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.03.2025 tarihli ve 2024/435 Esas, 2025/373 Karar sayılı kararı ile "...davalı vekilleri tarafından yapılan istinaf bavurularının ayrı ayrı esastan reddine...." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekilleri temyiz dilekçelerinde özetle; 1. Davanın kabulü kararının usul ve yasa hükümlerine göre doğru olmadığını, 2. Davanın davacılar tarafından hak düşürücü 3 aylık yasal sürede açılmadığını, davanın öncelikle bu nedenden reddedilmesinin gerektiğini, 3. Murise ait aktif ve pasif varlıkların mahkemece yeterli şekilde incelenmeden hüküm kurulduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 hükmüne dayanan mirasın reddi istemi süreye tabi olmayıp mirasçıların iyiniyetli ya da kötüniyetli olmalarının bir önemi bulunmamaktadır. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenir. Ölüm tarihi itibariyle, murisin tüm malvarlığı terekenin aktifini, tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturur. Terekenin pasifinin aktifinden fazla olması terekenin ödemeden aczini ve dolayısıyla da terekenin borca batık olduğunu gösterir (TMK m. 605/2). 2. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi hâlinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi hâlde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. 3. Borcun, miras bırakanın şahsi borcu değil, ortağı ve temsilcisi olduğu limited şirketin vergi borcu olduğunun anlaşılması halinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanunu'nun 22.7.1998 tarihli 4369 sayılı Kanunla değişik 35. maddesi hükmüne göre; Limited Şirket ortakları, Şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun gereğince takibe tabi tutulurlar. Aynı Kanun'a 25.5.1995 tarihli 4108 sayılı Kanunla ilave edilen mükerrer 35. madde hükmüne göre de; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Şu hâlde açıklanan yasal hükümler gereğince, miras bırakanın; “ortağı” ve “temsilcisi” olduğu Limitet Şirketin, Şirketin malvarlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcundan, şirket ortağı olarak “koyduğu sermaye hissesi oranında” doğrudan doğruya; “temsilcisi” olarak da şahsi sorumluğu söz konusudur. Miras bırakanın yasal mirasçısı olan davacılar hakkında, amme alacaklısı tarafından henüz takibe geçilmemiş olması, yasal mirasçıların borç tehdidi altında olmadıkları anlamına gelmez. Öyleyse, bu işten anlayan bilirkişi veya bilirkişiler eliyle; mirasbırakanın, “ortağı” ve “yasal temsilcisi” olduğu Limited Şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve miras bırakanın şirketin kamu borcundan dolayı sermaye hissesi oranında şahsen sorumlu olacağı miktarın bu suretle belirlenmesi; amme alacağının şirketin malvarlığından tamamen tahsili mümkün ise; bu hâlde davacıların borca batıklığın tespiti istemekte hukuki yararlarının bulunmayacağı gözetilerek isteğin reddedilmesi; değil ise, miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla tespit edilen terekesi aktifinin, borcu karşılamaya yeterli olmaması halinde isteğin kabulüne karar verilmesi gerekir. 4. Somut olaya gelince; davalı ... tarafından dosyaya gönderilen 26.04.2021 tarihli cevap yazısında muris ...'in .... ... Ürünleri .... Tük. .... Bilg. İlet. Taş. Paz. Ltd. Şti. ile ... .... Tük. Mam. Bilg. San. Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu belirtilmiştir. Mahkemece Limited Şirketin defter, kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılarak Şirketin aktif ve pasifinin saptanması ve devamında yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. 5. Ayrıca miras bırakanın ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirleneceğinden, mahkemece muris hakkında bankalar nezdinde ve şirket mal varlığı hakkında araştırmanın yapılmaması da doğru görülmemiş, eksik inceleme ile hüküm kurulması nedeni ile kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (V.B.1-5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ... vekili, Hazine vekili ile T. ... Bankası TAO vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalılar harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.