2. Ceza Dairesi 2023/1622 E. , 2025/677 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/71 E., 2020/99 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayıl…
**2. Ceza Dairesi 2023/1622 E. , 2025/677 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/71 E., 2020/99 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleştiği 01.05.2015 tarihinde zamanaşımının durduğu ve denetim süresi içerisinde ikinci suçun işlendiği 12.12.2016 tarihinde yeniden işlemeye başladığı, bu nedenle zamanaşımının dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma sebebi yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Sanığın, şikâyetçilerin fidan yetiştiriciliği yaptığı açık arazide, toprağa dikili halde bulunan zeytin fidanlarını çalması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 142/1-e. maddesi uyarınca hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini, 2. (1) nolu bozma nedenine göre 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan TCK'nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2025 tarihinde Daire üyeleri Sn. ... ve Sn. ...'nın karşı oyu olması nedeniyle oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY İncelenen olayda; Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2012 tarih ve 2020/71 esas, 2020/99 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında fidan yetiştiriciliği yapan şikayetçilerin açık arazide kökleri poşet torbada olmak üzere gömülü bulunan 400 adet fidanı çaldığı gerekçesiyle TCK’nın 142/1-e maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı düzenlediği tebliğnamede eylemin TCK’nın 141/1. maddesine uyan suçu oluşturduğu gerekçesiyle bozma yönünde görüş bildirmiştir. Dairenin çoğunluğu ile aramızdaki çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; poşet torbalarında bulunan müştekinin üreterek pazarladığı binlerce fidan içerisinden 400 adedinin çalınması eyleminin TCK’nın 141/1 mi 142/1-e maddesine uygun suçu mu oluşturduğu hususudur. Müştekinin binlerce zeytin fidanı yetiştirerek sattığı dosya içerisindeki bilgi, beyan ve savunmalarla sabittir. Yine bu zeytin fidanlarının poşet torba içerisinde yetiştirerek işyerinin arkasındaki bahçede muhafaza ederek sattığı da sabittir. Poşet torbadaki zeytin fidanlarının ya da poşet torbadaki herhangi bir fidanının başka türlü muhafaza edilemeyeceği her gün taşınarak kilitli ya da kapalı alanlara nakledilemeyeceği, bu nedenle dükkan önlerinde ya da arkalarında uygun alanlarda poşet torbalı şekilde açıkta bırakıldığı hususu bir gerçekliktir. Bütün üreticiler bu kadar çok sayıdaki fidanlarını kapalı alan bulamadıkları takdirde açık alanlarda gece ve gündüz bırakmak suretiyle satışa sunmaları adet sayılan bir davranış şeklidir. Hiç kimse ya da hiçbir kurum poşetli zeytin fidanlarını sahiplerinin açıkta bırakarak satışa sunması davranışını ayıplayamaz ve eleştiremez. Adet şeklindeki bu davranış herkes tarafından uzun sürelerdir kabul gören davranış şeklidir. Mahkeme de bu davranış şeklinin adet kabul edilen bir davranış olduğunu, adet nedeniyle açıkta bırakılan bu eşyanın çalınmasının 142/1-e maddesindeki suçu oluşturduğunu kabul ederek cezalandırma kararı vermiştir. Açıklanan gerekçelerle uzun süreler boyunca poşetli fidanların açıkta sergilenerek satılıyor olması herkesçe bilinen adet şeklindeki bir davranış olması nedeniyle ve sanığın bu kolaylıktan faydalanarak atılı suçu işlemiş olması nedeniyle yerel mahkemenin kararının onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun aksi yöndeki kararına muhalefet edilmiştir.