4. Ceza Dairesi 2024/1118 E. , 2024/1973 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/814 Değişik iş SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık.....'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299/1, 299/2, 43/1 ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 1…
**4. Ceza Dairesi 2024/1118 E. , 2024/1973 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/814 Değişik iş SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın kabulü KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık.....'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299/1, 299/2, 43/1 ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2019/569 Esas, 2021/1266 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına dair mercii Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2021 tarihli ve 2021/814 Değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2024 gün ve 2024/1748 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, Cumhurbaşkanı ...'a karşı sanığın 25.08.2015 tarihinde "-anne biliyonmu IŞID beni babamdan istedi -evde kaldın diye nasıl korkuyordum kız. Konuştum babanla vercek seni - şu takı işini nasıl yapacaz. Altınları bizim almamız lazım. Dünyanın parası toplanır. Bi yolunu bulmak lazım" yazılı gönderiyi paylaştığı, 24.08.2015 tarihinde "JOSEF STALİN oğlunu savaşın en şiddetli cephesine gönderdi. Oğlu Nazilere esir düştü. Hitler'in Kızıl Ordu'ya esir düşen Mareşal Paulus ile oğlunun takas telifini (Size esir düşen bir oğlum değil, yüzbinlerce oğlum var. Hepsini serbest bırakırsanız teklifinizi kabul ederim) diyerek reddetti...... Başkan olmak için savaş çıkarttı. İki oğlundan birisi bedelli askerlik yaptı, bir diğeri çürük raporu aldı. Asker cenazesinde kalıp miting yaptı. Ne mutlu şehit ailelerine, dedi" yazılı gönderiyi paylaştığı; sanığın bu sözlerinin ağır eleştiri ve rahatsız edici söz kapsamında kaldığı gerekçesiyle Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına dair karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.02.2007 tarihli ve 2007/7-28 Esas, 2007/34 Karar sayılı ilamında yer alan, "Demokratik toplumlar, temel hak ve özgürlüklere dayanan toplumlardır. Bu tür toplumlarda Devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Temel hak ve özgürlükler arasında düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu özgürlüğün kullanılabilmesinin en önemli yollarından birisi de basındır. Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28 inci vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3 ncü maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir." şeklindeki açıklamalar ile, Yine Ceza Genel Kurulunun 03.11.2009 tarihli ve 2009/9-190 Esas, 2009/253 Karar sayılı ilamında yer alan, “Temelini Anayasanın 28 ve devamı maddelerinden alan haber verme ve eleştirme hakkının kabulü için, açıklama veya eleştiriye konu olan haberin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamu ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekliyle konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması gerekir. Düşünce özgürlüğü ve dolayısıyla eleştiri, demokratik toplumlarda vazgeçilmez bir haktır. Toplumun ilerlemesi ve yararı için zorunludur. İfade özgürlüğü sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya ilgilenilmeye değmez görülen haber ve düşünceler için değil, devletin veya nüfusun bir bölümünün aleyhinde olan, onları rahatsız eden haber ve düşünceler için de uygulanır. Bu demokratik toplum düzeninin ve çoğulculuğun gereğidir. Eleştiri de kaynağını bu özgürlükten alır, eleştirinin doğasından kaynaklanan sertlik suç oluşturmaz, eleştiri övgü olmadığına göre, sert, kırıcı ve incitici olması da doğaldır. Ancak, eleştiri hak ve görevi kötüye kullanılmamalı, yazıda küçültücü, incitici, abartılı sözlerden kaçınılmalıdır. Sayılan öğelerden birisinin olmaması halinde, haber verme ve eleştiri hakkından söz edilemeyecek, eylem hukuka aykırı olacaktır.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Somut olayda, paylaşılan içeriklerde Cumhurbaşkanı ve aile bireylerini hedef alınarak kızının İŞİD terör örgütü mensubu ile evlendirileceği ve bu evlilik sonucunda maddi bir menfaat elde edileceğinin ümit edildiği yönünde bir mizansen oluşturulduğu ve Cumhurbaşkanının geçmişte başka ülke lideri olan bir kişi ile karşılaştırılarak, savaş çıkarttığı ve oğullarını vatan savunmasından kaçırdığı yönünde şeref, onur ve saygınlığını rencide edebilecek tarzdaki yorumların Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara karşı yapılan itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu ve 310 uncu maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay'ca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.) Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 gün ve 260/281 Karar sayılı kararında ise olaya ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilip suçun oluştuğu kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulduğuna göre, delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir. Kanun yararına bozma, Yargıtay ya da istinaf denetiminden geçmeden kesinleşen kararların istisnaî olarak Yargıtayca denetlenmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yolu olup, olağanüstü ve istisnaî olma özelliğinden dolayı kanun yararına bozma yoluyla bir kararın bozulabilmesi için, mahkemelerin asıl ceza davasını çözmeye devam etmesinin artık imkânsız hâle gelmiş olması veya hukuka aykırılığın giderilebilmesi için kanun yararına bozmadan başka imkânın kalmaması gerektiği ve 5271 sayılı Kanun'un itirazla ilgili maddelerinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın yalnızca şekil yönünden inceleneceği, esasın inceleme dışı bırakılacağına dair bir düzenleme bulunmadığı da belirlenerek inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Yerel Mahkemece sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı sanık müdafii tararafından yapılan itiraz üzerine mercii tarafından atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verildiği, takdire ilişkin konuların, olağanüstü kanun yolu olan Kanun yararına bozma yoluyla denetlenemeyeceği ayrıca itiraz mercince itiraz olunan kararın kaldırılmasına müteakip mahkemenin vereceği hükmün, yeni hüküm niteliğinde olduğundan itiraz veya istinaf/temyiz yolunun açık olacağı anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2024 tarihinde karar verildi.