11. Hukuk Dairesi 2011/14837 E. , 2012/660 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR :1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... 4- ... Taraflar arasında görülen davada Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/07/2008 tarih ve 2007/339-2008/624 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendik…
**11. Hukuk Dairesi 2011/14837 E. , 2012/660 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR :1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... 4- ... Taraflar arasında görülen davada Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/07/2008 tarih ve 2007/339-2008/624 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, tarafların murisinin dava dışı anonim şirkette hisse sahibi bulunduğunu, müvekkilinin bu murisin ikinci eşi, davalıların ise, ilk üç sıradaki davalıların birinci eşinden olma çocukları olduklarını, murisin 15.04.1999 ve 27.04.1999 tarihlerinde şirketteki 101 hissesini davalılara satmak suretiyle devretmiş gibi işlem yaptığını, aslında gerçek iradenin bağışlamaya ilişkin bulunduğunu, paylaştırma yaptığını, amacın ikinci eşten mal kaçırmak olduğunu, duruma üzülen murisin hisselerini geri aldığını, sonra şirketteki hissesini 24.10.2001 tarihinde dava dışı kişiye sattığını, ilk üç davalının açtığı hisse devir sözleşmesinin hükümsüzlüğü davasının kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi ile müvekkilinin miras payının ihlal edildiğini öğrendiğini, 1999 yılında murisin hisse satmaya ihtiyacı olmadığını, mali durumunun iyi bulunduğunu, davalıların ise bu hisseleri alacak durumlarının olmadığını, şirketin Gümüldür’de bir otelinin bulunduğunu, hisse devir bedellerinin sembolik olduğunu, muvazaa iddiasının temelinin üveylik ilişkisinin teşkil ettiğini ileri sürerek, bu nedenle şirket hisse devir sözleşmelerinin iptaline, murise ait 101 hissenin miras payları oranında mirasçılar adına tesciline, devrin geçerli olduğunun kabulü halinde müvekkilinin ihlal edilen mahfuz hissesinin, davalıların saklı paylarını aşan kısmının iptaline karar verilerek tamamlanmasına ve tenkisine karar verilen kısmın davacı adına tesciline, tercih hakkının kullanılması halinde davacıya nakit ödenmesi halinde tercih tarihindeki değer üzerinden hüküm altına alınacak miras payına tercih tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesine talep ve dava etmiştir. Davalılar ..., ... ve ... vekili, hisse devir sözleşmelerinin anasözleşmeye uygun şekilde yapıldığını, geçerli bulunduğunu, kaldı ki, işlemin bağış yoluyla yapıldığı kabul edilse bile, BK.nun 237. maddesine uygun olduğunu, esasen davacının devir işlemine 06.04.1999 tarihli ortaklar kurulu kararı ile onay verdiğini, hisse durumunda davacının daha fazla hissesi olduğunu, devirleri 06.04.1999 tarihli ortaklar kurulu kararı ile öğrendiğini, murisin 07.12.2001 tarihinde öldüğünü, 1 ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, esasen mahfuz hisse kurallarının ihlal edilmesi kastının bulunmadığını savunarak, davanın reddine istemiştir. Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir. .../... 2011/14837 Sf-2- 2012/660 Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların süresinde zamanaşımı def’inde bulunduğu, açılan tenkis davasında tenkise tabi işlemin yapıldığı tarihten ve murisin ölümünden itibaren kanunda öngörülen 1 ve 5 senelik zamanaşımı süresinin dolduğu, bu istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, şirkete ait karar defterinin incelendiğinde davacının uyuşmazlığa konu hisse devirlerinin kabul edildiği 06.04.1999 tarihli yönetim kurulu toplantısına yönetim kurulu üyesi olarak katıldığı, bu devirlere onay verdiği, karar metninde imzasının bulunduğu, inançlı işlem mevcut ise, davacının taraf olarak imza attığı devir sözleşmesinde muvazaa olduğu iddiasını yazılı olarak kanıtlaması gerektiği, tanık dinlenmesinin kanunen uygun olmadığı, karar defteri incelendiğinde devrin şekil şartına bağlanmadığının anlaşıldığı, devrin bedelsiz olduğu kabul edilse bile, bağış olarak kanunen aranan şartlara sahip olduğu gerekçesiyle tenkis davasının zamanaşımı nedeniyle, muvazaa nedeniyle açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tarafların, dava dışı anonim şirketin ortakları olmasına, murisin paylarını 15.04.1999 ve 27.04.1999 tarihli noter devir sözleşmeleri uyarınca bedeli mukabilinde davalılara devir etmiş bulunmasına, davacının imzasının olduğu yönetim kurulu kararı ile bu devirlerin pay defterine kaydının yapılmış olmasına, 07.06.2000 tarihinde davacının da katıldığı dava dışı anonim şirketin 1999 yılı olağan genel kurulunun devir sonrası pay durumları dikkate alınarak icra edilmiş bulunmasına, devir sözleşmelerinin davalılarla tarafların murisi arasında yapılmış olmasına, davacının yönetim kurulu üyesi olarak bu devirlerin pay defterine yazılması kararını imzalamasının, onu devir sözleşmesinin tarafı haline getirmemesine, her ne kadar davacının devir sözleşmesine taraf olduğu kabul edilerek muvazaa iddiasını yazılı olarak kanıtlaması gerektiği yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değil ise de; işlemlerin, bedeli mukabilinde anonim şirket pay devir sözleşmesi niteliğinde bulunduğunun anlaşılmış olmasına, davalılara geçerli şekilde paylarını devir eden murisin, anılan bu payları hiç devretmemiş gibi 24.10.2001 tarihinde üçüncü kişiye devretmiş bulunmasına, bu devir kararının aralarında davacının da bulunduğu yönetim kurulu kararı ile dava dışı şirketin pay defterine yazılmış olmasına, yönetim kurulu kararında imzası bulunan davalı ...’nün imzasının taklit edilerek bu kararın alındığı iddiasıyla bir kısım davalıların 07.11.2001 tarihinde açtıkları hisse devrinin iptali davasının kabul edilmiş bulunmasına, bu davada davalı olarak yer alan davacının 24.10.2001 tarihli devir sözleşmesinin pay defterine yazılmasına ilişkin kararda bulunan imzalardan birinin kendisine ait olduğunu kabul etmiş olmasına, murisin 07.12.2001 tarihinde ölmüş bulunmasına, tenkis istemiyle ilgili olarak murisin ölüm tarihi esas alındığında uyuşmazlığa yürürlükten kalkan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun hükümlerinin tatbik edilmesinin gerekmesine, davalılar vekilinin süresinde zamanaşımı def’inde bulunmuş olmasına, mülga Medeni Kanunu’nun 513/2. maddesi uyarınca, bir tasarrufun iptali diğerine geçerlilik kazandırıyorsa, tenkis davası zamanaşımı sürelerinin, iptal kararı verilmesinden itibaren işlemeye başlayacak olmasına, bir kısım davalıların açtığı iptal davası sonrasında geçerlilik kazanan 15.04.1999 ve 27.04.1999 tarihli devir sözleşmelerinin bedeli mukabilinde yapılan hisse devir sözleşmeleri niteliğinde bulunmalarına, esasen, bir an için tenkis isteminin süresinde olduğu kabul edilse bile, somut olayın özelliği ve davacının yapılan işlemlere katılması dikkate alındığında taleplerinin TMK.nun 2. maddesiyle de bağdaşmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. .../... 2011/14837 Sf-3- 2012/660 SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 21,15 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına , 24/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 08/02/2012 - S.C