T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/595 - Karar No:2026/121 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/595 KARAR NO : 2026/121 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2024 NUMARASI : 2023/820 E-2024/434 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 Davacı veki…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/595 - Karar No:2026/121 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/595 KARAR NO : 2026/121 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2024 NUMARASI : 2023/820 E-2024/434 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 05/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında, Sekapark- Otogar arası Tramvay Hattı Yapım işi hususunda 01.03.2017 tarihinde taşeron sözleşmesi imzalandığını, Sekapark-Otogar arası tramvay hattının üst yapısı ve ray montaj işlerinin yapımını taşeron olarak müvekkilinin üstlendiğini, sözleşme süresi boyunca müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve icra takibine konu hak edişinden önceki ödemelerini de tahsil ettiğini ve sözleşme konusu projeyi tam olarak bitirdiğini, son hakedişi için davalı şirkete başvurduğunu, davalı şirketin süreci uzattığını ve müvekkilinin hak edişlerinden gerçek dışı kesintiler yapmak istediğini, davalı şirketin, süreç tıkanmaması için kendi belirlediği kesintiler için müvekkilinden onay almak istediğini, " şimdilik bu şekilde onay verin, en sonunda tekrar konuşuruz şeklinde yaklaştığını, müvekkilinin, davalı şirketçe kesinti olarak rapor edilen bu tutanaklara itirazı kayıt koymak suretiyle imza attığını, işin bitiminde müvekkili ve davalı şirketin ücret konusunda mutabık kalamadıklarını ve bu nedenle müvekkilinin davalı şirkete makbuz kesemediğini, müvekkilinin, icra takibine konu 5 numaralı hakediş raporuna göre 11.09.2017 tarihine kadar yapılan işin bedeli olarak 101.238,20 TL alacağı olduğunun görüldüğünü, müvekkili tarafından bu alacak miktarı hesaplanırken 49.424,00 TL malzeme/hizmet kesintisi ve 6.666,47 TL kesin hesap kesintisi yapıldığını, müvekkilinin gerçekte yapılması gereken kesintileri yaptıktan sonra davalı şirkete bu rakam üzerinden makbuz kesme talebinde bulunduğunu ve hakediş raporunu davalı şirkete gönderdiğini, fakat davalı şirketin hak ediş raporunu farklı kesintiler yaparak onayladığını, davalı şirketin kendi keyfine göre yapmış olduğu kesintiler neticesinde 37.068,50TL ödeme yapması gerektiğini müvekkili şirkete bildirdiğini, davalı şirketin asıl ödemesi gereken ücret üzerinden kayıp set selet malzemesi için 40.969,60 + rafların depoya taşınması için 5.550,00 + yevmiye kesintisi için 11.499,78 + ofis kamp hizmeti için 6.150,32 =64.169,70 TL haksız kesinti uygulamak istediğini, bu hesaba göre davalının müvekkiline yalnız bu toplam kesintiyi yaptıktan sonra kalan 37.068,50TL ödeyeceğini gösterir onaylı hakediş raporunu gönderdiğini, davalı şirketin 37.068,50 TL olarak düzenlenecek faturayı ödeyeceğini aksi takdirde ödeme yapmayacağını belirttiğini, davalının kesinti yapmak isteyerek sözleşme yükümlülüklerine aykırı davrandığını, kesintilerin dayanağı olmadığını ve itiraz hakları saklı olarak kesintilerin imzalandığını, dayanağı olmayan kesintiler içeren raporlara uygun fatura kesilmesini beklemenin hakkın kötüye kullanımı olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsiline yönelik olarak Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/21370 sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlattıkları ilamsız icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, davalı aleyhinde asıl alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili:Davacı ile müvekkil şirket arasında 01.03.2017 tarihli taşeron sözleşmesinin imzalandığını, davacı ... (Taşeron) firmasının bu sözleşme ile müvekkili şirketin yürütmekte olduğu Sekapark-Otogar arası tramway hattı yapım işi projesinin hat üst yapısı ve ray montaj işlerini alt yüklenici sıfatıyla yüklendiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, işin yapımı başlangıçta normal seyrinde devam etmekte iken sözleşmenin ödeme şartlarına ilişkin 6. ve fatura verme ve ödeme belgesi imzalama zorunluluğuna ilişkin 14.maddelerine göre hakediş ödemesinin yapılabilmesi için diğer şartlarla beraber faturanın düzenlenmesinin taşeron açısından bir zorunluluk olduğunu, bu kapsamda taşeron tarafından kesilerek müvekkili şirkete ulaştırılmış bir faturanın mevcut olmadığını, davacının taleplerini kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için faturanın düzenlenmiş olduğu düşünülse bile davacının 25.10.2017 tarihli 5 nolu hakedişi ihtirazı kayıtsız imzaladığını, hakediş incelendiğinde davacıya ödenecek tutarın 37.068,50 TL olduğunun görüleceğini, davacı taşeronun hakedişinden kesilen kesintilerin keyfi değil tutanak ve sözleşmeye uygun olarak yapılan kesintiler olduğunu, taşeronun 5 nolu hakedişinde kesilen kesintilerin sadece 58.018,78 TL’lik kısmını ihtirazı kayıt ile imzaladığını, 55.564,00 TL’lık kısmını ise kabul ettiğini, işin 25.10.2018 tarihinde tamamlandığını, bu tarihe kadar ...'ın, şantiye ofisini kullandığını, bu konuda yazılan tutanağı ihtiraz kaydı olmadan imzaladığını, işin geçici ve kesin kabulünün yapılmadığını, geçici kabul incelemesi sonucunda idarece yapılan işte kusur tespit edildiğini, taşeron ... şirketinin kusurun giderilmesinin 3. bir firmaya yaptırılmasını istediğini, işin 3. bir firmaya yaptırıldığını, kusurun giderilmesi için harcanan bedelin ...'a fatura edileceğini, tüm haklarını saklı tuttuklarını belirterek davanın reddine, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince: Davanın, taşeron sözleşmesinden kaynaklanan hakediş alacağına dayalı takibe vaki itirazın iptali istemi olduğu, dosyada taraf delillerinin toplanmasından sonra konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilerek bilirkişi raporu ve ek rapor alındığı, davacı şirketin ticari defterleri yönünden yazılan istinabe yazısı ile SMMM bilirkişiden rapor ve davalı şirketin ticari defterleri yönünden 2. ek raporun alındığı, mahkemenin 21/09/2021 tarih 2018/62 Esas 2021/590 Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekillerinin istinaf etmesi üzerine Ankara BAM 27 HD’nin 2022/138 E-2023/1104K sayılı ilamı ile kararın kaldırıldığı, kaldırma ilamı doğrultusunda dava dışı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Dairesi Başkanlığı-Raylı Sistemler Şube Müdürlüğüne müzekkere yazılarak Sekopar-Otogar Arası Tramvay Hattı Yapım işi sözleşmesi (İhale Kayıt No:2015/43796)ne ilişkin teknik şartname, sözleşme ve hakediş evraklarının bir kül halinde dosyaya getirtildiği, gelen evrakların, davalı yüklenicinin dava dışı iş sahibi ile yapmış olduğu sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşmenin eki olarak kabul edildiği hususu gözetilerek, davalı ile dava dışı iş sahibi arasındaki ana sözleşme ve eklerindeki hakedişlere ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak, yine taraflar arasındaki davaya konu sözleşmede hakediş ödemelerine ilişkin düzenlenen maddelerdeki hükümler ve tarafların buna ilişkin iddia ve sundukları deliller de değerlendirilecek şekilde rapor düzenlenmesi için yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan 16/05/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; taraflar arasında 01.03.2017 tarihli taşeron sözleşmesinin imzalandığı, davalı tarafından hakedişte yapılan kesintilerin taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ilgi maddeleri gereği kesildiği, davalı yüklenicinin dava dışı iş sahibi ile yapmış olduğu sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşmenin eki olarak kabul edildiği hususu da dikkate alındığında, davalı firma ile dava dışı idare arasında akdedilen 30.07.2015 tarihli sözleşmenin "Alt yükleniciler" başlıklı "15.3. Alt yüklenici çalıştırması ve sorumlulukları konusunda Yapım İşleri Genel Şartnamesinde yer alan hükümler uygulanır." maddesi gereği, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39. “Geçici hakkediş raporları” maddesinde belirtildiği şekilde davacı yanın itirazının bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesinden kaynaklı hakediş alacağından yapılan kesintilerin yerinde olduğu, davacının dava konusu olan 5 nolu hakedişten davalı şirketinde kabulünde olan 37.068,50 TL alacaklı olduğunun mütalaa olunduğu, alınan bilirkişi heyeti raporu kaldırma ilamına uygun ve denetime açık yeterli görüldüğünden hükme esas alındığı, uyuşmazlığın konusunu davalı yüklenici tarafından davacının 5 nolu hak ediş alacağından yapılan kesintiler ve anılan hak edişinin ödenmemesinin oluşturduğu, uyuşmazlıkta dava konusu taşeron sözleşmesinin "Tanımlar" başlıklı 2.maddesi ile "Sözleşmenin ekleri" başlıklı 28.maddesi gereğince davalı yüklenicinin dava dışı iş sahibi ile yapmış olduğu sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşmenin eki olarak kabul edildiği, bu durumda davalı yüklenicinin dava dışı iş sahibi ile yapmış olduğu sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşmenin eki olarak kabul edildiği hususu da dikkate alındığında, davalı ile dava dışı idare arasında akdedilen 30.07.2015 tarihli sözleşmenin "Alt yükleniciler" başlıklı "15.3. Alt yüklenici çalıştırması ve sorumlulukları konusunda Yapım İşleri Genel Şartnamesinde yer alan hükümler uygulanır." maddesi gereği, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 39. “Geçici hakkediş raporları” maddesinde belirtildiği şekilde davacı yanın itirazının bulunmadığı, bu bağlamda davacının itirazlarını şartnamenin ilgili maddesinde belirtildiği şekilde bildirmediği anlaşıldığından hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı, bu nedenle, davacının dava konusu hakediş kesintilerinin haksızlığını ve aksini ispat edemediği ortada olup denetime elverişli görülmekle benimsenen 16/05/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda davacının dava konusu takip tarihi itibariyle davalı yükleniciden ancak taraflar arasında ihtilafsız olan 37.068,50TL hak ediş bedeli alacağını talep edebileceği kanaatine varıldığından davalının itirazının asıl alacak ile sınırlı olarak kısmen iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine, davalının dava konusu Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/21370 sayılı takip dosyasına vaki haksız itirazının kısmen iptaline, takibin 37.068,50 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki koşullarda işleyecek faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı vekilinin icra-inkar tazminatı isteminin alacağın varlığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirmekle yasal koşulları oluşmadığından reddine, davalı vekilinin kötüniyet tazminatı isteminin dava konusu icra takibinde davacının kötüniyeti sabit olmamakla reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, mahkemenin alacak miktarını eksik hesaplayıp, davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, ayrıca davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin davalıdan hak ediş tutanağının düzenlendiği dönemde 101.238,20 TL alacağı bulunduğunu, davalı şirketin haksız kesintilerde bulunarak müvekkilinin alacak miktarını azaltma çabası içine girdiğini, mahkemenin kararında alacak miktarına eksik hükmedildiğini, müvekkili tarafından icra takibi başlatılmasının sebebinin hak ediş miktarı konusunda davalı şirket ile mutabık kalınamamış olması olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin bitirip teslim etmiş olduğu iş ile ilgili olarak, taraflar arasındaki sözleşmede bulunmayan haksız kesintiler yaptığını, normalde müvekkili tarafından hak ediş miktarı belirlenip davalı tarafından onaylanmasının akabinde fatura süreci başlamakta olup; davalı şirketin 5.hakediş esnasında müvekkilinin çıkardığı hakediş listesini onaylamadığını, kendi belirlemiş olduğu rakam konusunda müvekkilini fatura düzenlemeye zorladığını, müvekkilinin de mecburen bu alacağını önce sözlü olarak sonra ise icra takibi yoluyla istemek zorunda kaldığını, müvekkilinin ihtirazı kayıt koyarak imzaladığı kesinti tutanaklarına binaen hazırlanmış, ediminin karşılığını oluşturmayan eksik ödeme teklifine göre müvekkilinin fatura düzenleme yükümlülüğü bulunmadığını, aksi takdirde, davalının dayanağı olmayan ve sözleşmeye aykırı kesintilerine müvekkili taşeronun hiçbir itiraz hakkı olmadan, müteahhitin belirleyeceği bir tutara razı olması durumuyla karşı karşıya kalınacağını, bunun ise sözleşme hükümlerinin yok sayılması, ödeme prensibine riayet edilmemesi anlamına geldiğini, kabul edilmesinin mümkün olmadığını, aynı zamanda müvekkilinin alacağının doğması ve muacceliyeti için fatura kesme zorunluluğu olmadığını, müvekkilinin alacağı olduğunun sözleşmeden ve yapılan işten açıkça belli olduğunu, Yargıtay’ın da görüşünün bu yönde olduğunu(Yargıtay 15. HD 2016/3306E 2017/2428K, 6.6.2017), mahkemenin müvekkilinin hakedişlerinden yapılan kesintinin ispat külfetini yanlış değerlendirdiğini ve müvekkilinin kesintilerinin haksız olduğunu ispat edemediğini belirttiğini, oysaki kesintiyi yapanın davalı işveren olduğunu, daha önceki hakedişlerde yapmadığı kesintiyi, bu sefer neden yaptığını ispat etmesi gerekenin davalı olduğunu, müvekkilinin hak edişlere ilişkin itirazı kaydını koyduğunu, müvekkilinin üstüne düşeni yaptığını, bu durumda, kesintinin nelere ilişkin olduğunu ispatlaması gerekenin davalı olduğunu, mahkemece bu hususun yanlış değerlendirildiğini, ispat külfetinin davalıda olduğunun Yargıtay içtihatlarında da istikrarlı şekilde ele alındığını, müvekkilinden yapılan kesintilerin haklı kesintiler olduğunu ispat yükünün davalıda olduğunu, her iki tarafın hesaplamasına göre de, çıplak hak edilen ücret üzerinde tarafların mutabık olduğunu, sözleşme kapsamında olması gereken bir kısım kesintiler noktasında da müvekkilinin itiraz etmediğini, ancak problemin davalının sözleşmede olmayan ve diğer hak edişlerde yapmadığı kesintileri 5. hakedişte yapmaya çalışması olduğunu, bir hakedişten kesinti yapan tarafın, bu kesintinin haklı bir kesinti olduğunu ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin yapılan haksız kesintilerde ihtirazı kaydının mevcut olduğunu, bu halde sözleşme gereği bu kesintinin haklı olduğunu ispat etmesi gerekenin davalı taraf olduğunu, müvekkilinin hakedişi üzerinde rakamlarda mutabık olunduğuna göre; bundan kesinti yapmak isteyen tarafın, kesintinin sözleşmeye göre haklılığını ispat etmekle mükellef olduğunu, davalı şirketin asıl ödemesi gereken ücret üzerinden 40.969,60 + 5.550,00+ 11.499,78 + 6.150,32 = 64.169,70 TL haksız kesinti uygulamak istediğini, ancak bu hak edişlerin haklı olduğuna dair dosyaya hiçbir somut delil sunamadığını, yani aslında davalı şirketin, müvekkiline dava konusu miktar kadar borçlu olduğunu kabul ettiğini, ancak bu rakama kendince kesintiler uyguladığını, bu halde davada ispat külfetinin yer değiştirdiğini, Yargıtay içtihatlarında da bu gibi durumlarda ispat külfetinin yer değiştirdiğinin istikrarlı şekilde ele alındığını, müvekkilinin sözleşme gereği kesinti yapılması gereken 157.328,67 TL’den sözleşmeye uygun şekilde yapılan kesintilerden sonraki 101.238,20 TL’yi talep ettiğini, yani müvekkilinin davalı şirketten yapılan iş ve sözleşme gereği 101.238,20 TL alacağı doğduğunu, bu rakamın iki tarafın kayıtlarında da örtüştüğünü, davalı tarafın bu rakamdan sözleşmede düzenlenmeyen ve müvekkilince onay verilmemiş şekilde kesinti yapma yoluna gittiğini, bu halde bu kesintilerin haklı kesintiler olduğunu davalı şirketin ispatlaması gerektiğini, dava sırasında bu hususu ispatlayamadığını, davalı şirketin hem hakedişin faturalama aşamasında hem de yargılama sırasında dilekçelerinde 5.hakediş raporunun 37.068,50 TL lik kısmı için müvekkilince borcu olduğunu kabul ettiğini, müvekkilinin en az 37.068,50 TL alacaklı olduğunun tüm bilirkişi raporlarında tespit edildiğini, davalı şirketin 5.hakediş raporunun 37.068,50 TL'lık kısmı için müvekkiline borcu olduğunu kabul ettiğini, ancak buna rağmen; kabul etmiş olduğu bu rakamı ödemek yerine borcun tamamına itiraz ederek kötü niyetli davrandığını, mahkemece 37.068,50 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen; bu rakam üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, davalı tarafın ödeme emrine itiraz ettiği aşamadan beri, bu rakamı kabul ettiğini, yani bu rakamın aslında ihtilaf konusu olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davalı aleyhinde asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Dava itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemenin 2018/62E-2021/590K sayılı 21.09.2021tarihli kararında özetle; taraflar arasındaki taşeron sözleşmesinin ihale mevzuatına dahil bir sözleşme olmadığı gibi taşeron sözleşmesinin sözleşmenin ekleri başlıklı 28.maddesi de dikkate alındığında, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin de sözleşmenin eki olmadığı, bu durumda taraflar arasında düzenlenen hakedişler bir hesap mutabakatı niteliğinde olup taraflarca itirazsız imzalanması halinde kesinleştiğinden yapılan kesintilerle ilgili olarak davada talepte bulunulması mümkün olmadığı, ancak somut uyuşmazlıkta dosyaya sunulan hakediş itiraz belgeleri incelendiğinde davacı taşeronun hakediş kesintilerine dayanak tutanaklara itiraz ettiği sabit ise de, itirazlarının somut gerekçelerini açıklamadığı, bu nedenle davacının dava konusu hakediş kesintilerinin haksızlığını ve aksini ispat edemediği, mahkemece de denetime elverişli görülmekle benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporları doğrultusunda davacının dava konusu takip tarihi itibariyle davalı yükleniciden ancak taraflar arasında ihtilafsız olan 37.068,50 TL hakediş bedeli alacağını talep edebileceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine, davalının dava konusu Ankara 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/21370 sayılı takip dosyasına vaki haksız itirazının kısmen iptaline, takibin 37.068,50 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki koşullarda işleyecek faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı vekilinin icra inkar tazminatı isteminin alacağın varlığı ve miktarının tespiti yargılamayı gerektirmekle yasal koşulları oluşmadığından reddine, davalı vekilinin kötüniyet tazminatı isteminin dava konusu icra takibinde davacının kötüniyeti sabit olmamakla reddine karar verilmiş, taraf vekillerince kararın istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 2022/138 E- 2023/1104 K sayılı 01.11.2023 tarihli kararında özetle: “…Taraflar arasında 01.03.2017 tarihli Sekapark- Otogar arası Tramvay Hattı Yapım işi kapsamındaki hat üst yapısı ve ray montaj işlerinin taşeron tarafından yapımını konu alan eser sözleşme imzalandığı ihtilafsız olup davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Sözleşmenin "Tanımlar" başlıklı 2.maddesinde anlaşmanın projenin gerçekleştirilmesi için işveren ile idare arasında imzalı anlaşma anlamında, sözleşmenin ise işbu sözleşme anlamında olduğu, sözleşmenin, "Sözleşmenin ekleri" başlıklı 28.maddesinde de taşeronun, anlaşma ve eklerini, (özel, genel teknik şartnameler vb.) alıp incelediğini ve işbu sözleşme ile yükümlendiği iş ile ilgili olmak üzere, tüm hükümlerini, işbu sözleşmede zikredilenler ile birlikte, aynen kabul ettiğini ve kendisini de bağlayacağını bilmekte olduğu, dolayısıyla bunlara uymaması halinde aleyhine gelişebilecek ve yüklenici tarafından uygulanabilecek yaptırımlara itiraz hakkı olmadığını ve bu sebeple yükleniciye gelebilecek talepleri rücu etmeksizin, aynen karşılamayı gayrikabili rücu kabul, beyan ve taahhüt ettiği, taşeron ile ilgili iş için en son yapılmış sözleşme ve eklerinin (teknik şartnameler (idare sözleşme ekleri), birim fiyat tarifleri, keşif cetveli, malzeme zayiat tablosu ve projeler) geçerli olduğu hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda davalı yüklenicinin dava dışı iş sahibi ile yapmış olduğu sözleşmenin taraflar arasındaki sözleşmenin eki olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı ile dava dışı iş sahibi arasındaki ana sözleşme ve ekleri getirtilerek ana sözleşme ve eklerindeki hakedişlere ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak değerlendirme yapılması, yine taraflar arasındaki davaya konu sözleşmede hakediş ödemelerine ilişkin düzenlenen maddelerdeki hükümler ve tarafların buna ilişkin iddia ve sundukları deliller de değerlendirilecek şekilde, oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi heyetinden denetlenebilir nitelikte rapor alınarak sonucunda göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen bu hususları da karşılar şekilde rapor alınıp değerlendirme yapılmaksızın eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, tarafların sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine…” karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davalı tarafından icra takibine ilişkin vermiş olduğu itiraz dilekçesinde davacı alacaklıya olan borcunun, bu kapsamda da ödenecek tutarın 37.068,50 TL olduğunu beyan etmiş olmasına, davacının ise takipteki tüm alacak yönünden itirazın iptali ve takibin devamını istemesine, davacı taleplerinin ve alacağın yargılama ile çıkarılmış olmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafça yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 05.02.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır