11. Hukuk Dairesi 2023/1639 E. , 2024/4733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/98 Esas, 2023/26 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/786 E., 2020/893 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esasta
**11. Hukuk Dairesi 2023/1639 E. , 2024/4733 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/98 Esas, 2023/26 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/786 E., 2020/893 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunu, davalı şirket tarafından, davacıya olan borcun bir kısmının ödenebilmesi için davalı şirketin dava dışı ... Çikolata Gıda San. ve Tic. A.Ş.'den olan alacağını 10.12.2015 tarihli temlik sözleşmesi ile davacıya temlik ettiğini, temlik sözleşmesinin düzenlendiği sırada davalı şirket hakkında Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/827 E. sırasında iflas erteleme davasının mevcut olduğunu, bu davada verilen tedbir kararları gereğince temlik sözleşmesinin davalı ... Ltd. Şti.'ye atanan kayyım tarafından da tasdik edildiğini, daha sonra davalı şirket hakkındaki iflas erteleme davasının reddine karar verildiğini, dava dışı ... Gıda A.Ş.'ye temlik sözleşmesinin gönderilerek, davalı şirketin ... Gıda A.Ş.'den olan 750.000,00 TL'ye kadar olan alacağının davacı alacaklı şirkete gönderilmesinin istenildiğini, dava dışı ... Gıda A.Ş.'nin, temlik sözleşmesine konu olan davalı ...Ş.'ye ait borcunu temlik sözleşmesi gereğince davacı şirkete ödemek yerine, davalı şirkete OHAL kapsamında kayyım tayin edildiği gerekçesiyle Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.09.2016 gün ve 2016/442 D.İş 2016/455 K. sayılı tevdi yeri tayini kararı gereğince belirtilen banka şubesine depo ettiğini, her ne kadar davalı şirkete OHAL döneminde çıkartılan KHK kapsamında TMSF kayyım olarak atanmış ise de, temlik sözleşmesinin bu atamalardan önce yapıldığını, temlik sözleşmesinin geçerli olduğunu, temlik sözleşmesinin yapıldığı anda ve dava dışı ... Gıda A.Ş.'ye tebliğ edildiği tarihte sonuçlar doğurduğunu, söz konusu borcun ödenmesi için TMSF'ye başvurulduğunu, TMSF tarafından davalı şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiğinin ve taleplerin davalı şirkete yöneltilmesi gerektiğinin bildirildiğini, temlike konu olan ve tevdi yeri tayini kararı gereğince depo edilen paranın kendilerine ödenmediğini, kendilerine ödenmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkili şirket ile davalı şirket arasında tanzim ve imza olunan 10.12.2015 tarihli temlik sözleşmesinin geçerliliğinin tespiti ile dava dışı şirketin Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.09.2016 tarih 2016/442 D.İş ve 2016/455 K. sayılı tevdi mahalli tayini kararı gereği Türkiye Vakıflar Bankası Bakırköy Adliyesi Bağlı İhtarnamesi yatırılmış olan ve yatırılacak olan miktarın temlik sözleşmesi ile temlik edilen meblağı kadarının müvekkili şirkete ödenmesine, temlik geçerlilik tarihi olan 31.12.2016 tarihine kadar davalı ...Ş.’nin dava dışı ... Çikolata Gıda San. ve Tic. A.Ş.’den muaccel hale gelecek sair alacakları açısından müvekkili şirket ile davalı ...Ş. arasında tanzim ve imza olunan 10.12.2015 tarihli temlik sözleşmesinin geçerliliğinin tespitine karar verilmesini kararda talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirkete TMSF'nin kayyım olarak atandığını, kayyım atanan şirketlerin ya da bunların varlıkların bu madde kapsamında satışından elde edilecek tutarların yargılamanın kesin hükümle sonuçlandırılmasına kadar bir hesapta nemalandırılacağının düzenlendiğini, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Konya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.09.2016 tarih ve 2016/3506 D.İş sayılı kararlarıyla Sembol Ambalaj Sanayi Anonim Şirketine ...'nun kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, 04.08.2015 tarihinde borç ödeyemez duruma gelmiş olması sebebiyle iflas erteleme başvurusu yapıldığını, başvuruyu değerlendiren Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.06.2016 tarihinde bu başvuruyu reddettiğini, mahkemenin bu kararı 26.07.2016 kesinleştiğini, dava konusu yapılan temlik sözleşmesinin tarihi ise 14.12.2015 olduğunu, bu tarihte müvekkili tarafından Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan bir iflas erteleme talebi mevcut olduğunu, iflas erteleme başvurusu sonuçlandırılıncaya kadar bir kayyum atandığını, bu kayyımın en önemli görevinin alacaklıların teminatını teşkil eden şirket aktiflerinin iflas erteleme süresince azaltılmamasına özen göstermek olduğunu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin (b) bendi uayarınca erteleme kararı ile borçlu alayhine 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkında Kanun'a (6183 sayılı Kanun) göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamayacağını, evvelce yapılmış takiplerin de duracağını, bu aşamadan sonra temliknameler geçerli olsa bile davacı tarafından temlike konu olan alacakların davacıya ödenmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, iflas erteleme dosyasının Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldüğü dönemde yapılmış olarn Alacağın Temliki Sözleşmesini geçerli olmadığını, iflas erteleme başvurusu değerlendirme safhasında alınan bilirkişi hesap raporlarında müvekkil şirketin alacağı ve bu alacağın temlikine ilişkin hiç bir bilgi ve belge bulunmadığını, şirkete ait ticari defterler incelendiğinde temliki yapmasını gerektirecek herhangi bir borçlandırıcı işlemi olmadığının görüleceğini, temlik işleminin muvazaalı olduğunu ve şirket alacaklarını kaçırmak amacıyla yapıldığını, bu işlemlerin tamamının amacının TMSF'ye devredilmiş olan şirketi alacaklarını kaçırmak suretiyle devleti zarara uğratmak olduğunu, şirket yöneticilerinin şirketlerin içini boşaltabilmek için iflas erteleme yöntemini kullanıp şirketlerin içini boşalttıklarını, bu olayda da aynı yöntemin kullanıldığı düşünüldüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 14.12.2015 tarihli temlik sözleşmesinin yapıldığı tarihte davalı şirket tarafından Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/827 E. sırası üzerinden açılan iflas erteleme davasının mevcut olduğu, iflas erteleme davası içerisinde Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.08.2015 tarihli ara kararıyla; "davalı şirket hakkında bir kısım tedbirlere hükmedildiği, bu tedbirler içerisinde alacaklıların maddi hukuktan doğan hakları tedbir yoluyla engellenemeyeceğinden ve bu kapsamda kalan iflasın ertelenmesi istenen şirket ile ilgili çeklerin ilgili bankalara ibrazı, teminat mektuplarının nakde çevrilmesi, protesto çekilmesi, ihtarname ve ihbarname gönderilmesi, temerrüte düşürülmesi, yeni dava açılması, görülmekte olan davaların görülmeye devam olunması, hapis, takas, mahsup haklarının kullanılması, alacaklar hakkındaki zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin ilgili yasa hükümlerine tabi olması gibi haller hariç olmak üzere iflasının ertelenmesi istenilen şirketin malvarlığına dahil bulunan taşınmazlarının tüm motorlu taşıtlarının, sahibi bulunduğu hisse senetlerinin, marka patent, endüstriyel tasarım, faydalı model, ruhsat, makina, tesis, teçhizat, büro malzemesi ve demirbaş gibi taşınır eşyalarının her ne sebeple olursa olsun 3. kişilere devir ve temliklerinin ve ayrıca her hangi bir mükellefiyetle yükümlendirilmesinin tedbiren önlenmesine..." de karar verildiği, bu tedbir kararından sonra düzenlenen 14.12.2015 tarihli temlik sözleşmesi iflas ertelemesi davası içerisinde kayyım olarak atanan Mustafa Şarlak da "uygundur" şerhiyle imzalamış ise de Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.08.2015 gün ve 2015/827 E. sayılı ara kararındaki tedbire istinaden davalı şirketin alacağın temliki sözleşmesi yapamayacağı, kayyımın onayının da bu sözleşmeyi mevcut tedbir kararı karşısında geçerli hale getirmeyeceği, baştan geçersiz olan alacağın temliki sözleşmesinin, iflas erteleme davasının reddedilmesi ve ret kararının kesinleşmesi ile de geçerli hale gelmeyeceği, Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.04.2018 gün ve 2017/1 E., 2018/8 K. sayılı kararı ile diğer hükümlerin yanında "davalı şirketin bütün malvarlığıyla birlikte müsaderesine" de karar verildiği, bu kararın müsadere yönünden henüz kesinleşmediğinin görüldüğü, bu ceza ilamının müsadere yönünden kesinleşmesi bir süre beklenilmiş ise de, alacağın temliki sözleşmesinin geçersiz olduğu sonucuna varılması ve bu şartlar altında ceza mahkemesi ilamının kesinleşmesinin beklenilmesinin esasa etkili görülmemesi nedeniyle, bu ceza ilamının müsadere yönünden kesinleşmesinin beklenilmesinden vazgeçildiği, davacı şirket yetkilileri hakkında da FETÖ terör örgütünden dolayı soruşturma veya bir kısıtlama olup olmadığının araştırıldığı, herhangi bir soruşturmanın olmadığı ancak davacı şirket yöneticilerinin Bank Asya A.Ş.'ye geçmiş tarihlerde yatırdığı paralar hakkında bilgi bulunduğunun bildirildiği, tarafların maddi hukuktan doğan hak ve borçları saklı kalmak kaydıyla, 14.12.2015 tarihli temlik sözleşmesinin geçersiz olması ve geçersiz temlik sözleşmesine istinaden depo edilen bedelin istenemeyeceği sonucuna gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin ambalaj hammaddeleri konusunda Avrupa ve Türkiye'de faal en büyük birkaç şirketten birisi olduğunu, ambalaj üretimi yapan davalının müvekkili şirketten hammadde alımı yapmasının iflas durumundan kurtulması için elzem olduğunu, ancak iflas erteleme sürecinde olan davalı ile davacının ticaret yapabilmesi için davalının ya peşin para ile alım yapması ya da biriken borçlarını ödeyebileceği teminat vermesi gerektiğini, bunu teminen davalı ile müvekkili arasında temlik yapılması çözümü düşünüldüğünü, davalı şirketin kayyım denetiminde olduğundan bu çözüm ile ilgili iflas erteleme davasına bakan mahkemenin hakimi tarafından atanan yasal kayyım ile de müzakere edildiğini, taraflar arasında yapılan 10.12.2015 tarihli temlik sözleşmesi Kayyım tarafından "Uygunluk" şerhi verilerek taraflarca imza altına alındığını, mahkemenin denetimi ve gözetimi altında kamu görevini ifa eden kayyımın davalı şirketin çıkarlarını da gözeterek işbu sözleşmeye uygunluk vererek sözleşme imzaladığını, davalı firma ile ticarete devam edildiğini, firmanın yaşaması ve ticarete devam edebilmesi için en önemli girdisi olan hammaddeler firmaya verilmeye devam edildiğini, dolayısıyla dava konusu temliğin asla ihtiyati tedbir kapsamında kaldığını kabul etmemekle birlikte, kayyımın onayı ve denetiminden geçerek taraflarca imzalanması nedeniyle de geçerli bir sözleşme olmasına rağmen sözleşmenin geçerli olmadığına ilişkin tespit yapmasının açıkça yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, ayrıca müvekkil şirketin hammaddeleri ile ayakta kalıp ticaretine ve karlılığına devam eden ve bu şekilde iflastan kurtulması sağlanmış olan davalı şirketin, zaman içerisinde yönetimi ile ilgili hukuki değişikliklerin o şirketin devamlılığını ve üçüncü şahıslara karşı (kayyım kararı veren mahkemenin kararında belirttiği hususlar dışında) sorumluluğu aynen ve kesintisiz devam ettiğini, mahkeme tarafından da bilirkişi marifeti ile inceletilip dosyaya da tevsik edilen tamamen gerçek bir ticari ilişkiye dayalı müvekkil şirkete karşı tüm sorumlulukları da hukuken aynen geçerli olduğunu, haliyle temlik belgesini imzalayıp bu sebeple davacı müvekkilin hammadde vermeye devam etmesini sağlayarak ve ona borçlanarak ticarete devam edip şirketin iflastan kurtulmasını sağlayan davacıya daha sonra herhangi bir gerekçe ile borcunu ödememek en basit ifade ile hakkın suistimali ve kötü niyetli bir yaklaşım olacağını, bunun da hukuken korunamayacağını, dava konusu temliğin, ihtiyati tedbir kapsamında kaldığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, söz konusu temliğin davalının pasiflerini artırmaması tam aksine pasiflerini azaltıcı nitelikte olmasına rağmen geçersizliğine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları, dosyaya celbedilen tüm deliller kapsamında taraflar arasındaki ticari ilişkinin gerçek bir ticari ilişki olduğu, söz konusu alacağın sabit olduğu ispatlanmasına rağmen yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan 12.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda, müvekkilin davalı şirketten 26.882.245,34 TL alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini, davalının ticari defterlerinin de incelenmesi neticesinde temlik tarihi itibariyle davalının dava dışı şirketten 738.035,05 TL alacaklı olduğunun ayrıca müvekkil şirkete temlik tarihi itibariyle 20.976.739,11 TL borcunun bulunduğunun açıkça tespit edildiğini, bilirkişi raporlarında, taraflar arasındaki işlemlerin gerçek bir ticari ilişki olduğunun tespit edildiğini, gerekçeli kararda dava konusu ile ilgili olmayan ve niçin yazıldığı anlaşılmayan ibarelerin hukuk güvenliği ve hak arama hürriyetinin açıkça ihlal edildiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere göre davalı şirketten olan alacağını davacıya temlik ettiği, 14.12.2015 tarihinde davalı şirket hakkında Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/827 E. sırasında iflas erteleme davasının mevcut olduğu, bu dava kapsamında verilen tedbir kararı nedeniyle davalı şirket tarafından yapılan temlikin geçersiz olduğu, alacağın temliki hususunda kayyıma verilmiş bir yetki bulunmadığından kayyım onayının alacağın temliki işlemini geçerli hale getirmeyeceği, buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı, davacı tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında geçerli bir temlik sözleşmesi yapılıp yapılmadığı hususunda toplanmaktadır. Dava, temliknameye dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.