6. Ceza Dairesi 2014/13624 E. , 2014/18535 K. "İçtihat Metni" ... 1. Asliye Ceza Mahkemesine hitaben sanık ...'un hırsızlık suçuna teşebbüs, nitelikli yaralamaya teşebbüs ve hakaret suçlarından 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 35/1-2, 86/2-3,e, 35/1-2, 125/1, 54/1, 53, 63. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 22.11.2005 tarih ve 2005/626-877 Esas, Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin malın alınmasına karşı koymaya mecbur kılması ne
**6. Ceza Dairesi 2014/13624 E. , 2014/18535 K.** **"İçtihat Metni"** ... 1. Asliye Ceza Mahkemesine hitaben sanık ...'un hırsızlık suçuna teşebbüs, nitelikli yaralamaya teşebbüs ve hakaret suçlarından 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b, 35/1-2, 86/2-3,e, 35/1-2, 125/1, 54/1, 53, 63. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 22.11.2005 tarih ve 2005/626-877 Esas, Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin malın alınmasına karşı koymaya mecbur kılması nedeniyle yağmaya teşebbüs suçunu oluşturacağından bahisle 5237 sayılı TCK'nın 148/1. maddesi gereğince cezalandırılması için görevsizlik kararı verilerek dosyanın ... 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın hırsızlığa teşebbüs ve yaralamaya teşebbüs suçlarından mahkumiyetine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 6-2009/283530 sayılı tebliğnamesi ile kararın onanmasının talep edildiği, Dairemizin 17.09.2014 tarih ve 2012/7678 Esas, 2014/15819 Karar sayılı kararı ile “...eylemin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden kanıtların takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması” nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2014 gün ve KD-2009/283530 sayılı yazıları ile itiraz yasa yoluna başvurulması üzerine, Dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği düşünüldü. T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı Yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.10.2014 gün ve KD 2009/283530 sayılı itiraz yazılarında özetle; “Olay günü sanığın çatıda bulunan kazanı alarak aşağıya inmeye çalıştığı, bu sırada müştekinin sanığı farkederek ne yaptığını sorduğu, sanığın bunun üzerine bıçağını çıkararak müştekiye salladığı, ancak kazanı da olay yerinde bırakarak kaçtığı, bu hususun dosyada mevcut Görgü ve Tespit Tutanağı ile sabit olduğu bu tutanak ve krokiden apartmanın çatı katının boşluk bölümünde çuval içine konulmuş 2 adet bakır kazanın olduğunun görüldüğü, yani sanığın kazanları olay yerinden götürmediği, bıçağı çıkarıp sallaması üzerine müştekinin evinin içine girdiği, yani sanığın kazanı götürmesi için ortada hiçbir engelin kalmadığı, buna rağmen sanığın kazanı olay yerinde bıraktığı, amacın yağma olması halinde bıçakla korkutup evine kaçırdığı müştekinin kazanını bıçağın sağladığı güven ile alıp olay yerinden ayrılmasının gerektiği, ancak sanığın amacının kazanı götürmek için bıçak kullanmak olmayıp, müştekinin kendisini yakalamaması, ya da olay yerinden kaçmasının teminine yönelik olduğu, bir başka anlatımla sanığın kazanı çatıdan alırken bıçak kullanmadığı, müştekinin bu aşamadaki iradesini bıçak ile kırmadığı, bu nedenle de eylemin yağma olmayıp hırsızlık olduğu, sanığın eylemini gerçekleştirememesi nedeniyle suçun teşebbüs aşamasında kaldığı, Mahkemece bu hususun karar yerinde yeterince tartışıldığı ve dosya kapsamı ile uyumlu bir çözüm bulunarak sanığın hırsızlığa teşebbüs ve yaralamaya teşebbüs suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir. Olayımızda sanık hırsızladığı malları götürmek için değil, olay yerinde mağdurun kendisini görmesi üzerine kaçmak için elindeki içinde bakır kazan olan çuvalı yere bırakarak bıçakla müştekiye saldırdığı ve suça konu çuvalıda olay yerinde bırakarak kaçtığı, sanığın amacı çaldığı malı götürmek olsaydı, müştekinin eve kaçması sonucu olay yerindeki çuvalı alıp götürebilecekken yalnızca kendisi olay yerinden uzaklaşmıştır. Sanığın amacının kazanı götürmek için bıçak kullanmak olmayıp, müştekinin kendisini yakalamaması, ya da olay yerinden kaçmasının teminine yönelik olduğu, bu kapsamda sanığın eyleminin hırsızlığa teşebbüs ve yaralamaya teşebbüs suçlarını oluşturduğu, Mahkemenin dosyaya uygun oluş ve kabulünün de bu yönde olması nedeniyle Yargıtay 6. CD 17/09/2014 tarih ve 2012/7678 Esas-2014/15819 Karar sayılı Bozma Kararının yerinde olmadığı düşüncesyle itiraz yoluna başvurma zarureti doğmuştur. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17/09/2014 tarih ve 2012/7678 Esas-2014/15819 Karar sayılı BOZMA Kararının KALDIRILMASI, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/07/2009 tarih ve 2008/376 Esas, 2009/217 Karar sayılı ilamına ilişkin sanık ...'un müşteki ...'a yönelik olarak işlediği hırsızlığa teşebbüs ve yaralamaya teşebbüs suçları için verilen yerel mahkeme kararının ONANMASINA kararı verilmesi, itirazımızın yerinde görülmemesi durumunda, dosyamızın görüşülmek üzere YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURULU’NA gönderilmesi, İtirazen arz ve talep olunur. ” denilmiştir. İtiraza konu olayda sanığın çaldığı malları götürmek için değil olay yerinde mağdurun kendisini görmesi üzerine kaçmak için elindeki içinde bakır kazan olan çuvalı yere bırakarak bıçakla müştekiye saldırdığı ve suça konu çuvalı da olay yerinde bırakarak kaçtığı, sanığın amacının çaldığı malı götürmek olmayıp müştekinin eve kaçması sonucu olay yerindeki çuvalı alıp götürebilme olanağı varken yalnızca kendisinin olay yerinden uzaklaştığı, sanığın amacının kazanı götürmek için bıçak kullanmak olmayıp, müştekinin kendisini yakalamaması ya da olay yerinden kaçmasının teminine yönelik olduğu bu kapsamda eyleminin hırsızlığa teşebbüs ve yaralamaya teşebbüs suçlarını oluşturduğu anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla; Yukarıda izah olunduğu üzere; 1)Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE, 2)Dairemizin 17.09.2014 gün ve 2012/7678 Esas, 2014/15819 sayılı bozma ilamının KALDIRILMASINA, 3)Dosya ve duruşma tutunakları içeriğine toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, suçun vasıflandırılmasına, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre suçun sanık ... tarafından işlendiğinin kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir; Ancak, a) Sanığın mükerrirliğine esas alınan ve bir örneği dosya içinde bulunan, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.02.2008 gün, 1997/218-348 Esas ve karar sayılı uyarlama kararıyla, sanık hakkında cinsel saldırı suçundan verilen hükümde, yaş küçüklüğü nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 31/3. (... Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.1997 gün, 97/218-348 sayılı ilamında 765 sayılı Yasanın 55/3.) maddesinin uygulanmış olması karşısında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin 5. fıkrası gereğince, anılan ilamın tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi, b) Denetim süresinin belirlenmesinin infaza yönelik bir işlem olduğu gözetilerek, 5237 sayılı Yasanın 58/6-7. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi yerine 5275 sayılı Yasanın 108/4. maddesine dayanılarak denetimli serbestlik süresinin de belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan yerel mahkeme hükmünün sanık müdafinin bu yöndeki temyiz itirazı yerinde görülmekle bu nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2009 gün ve 2008/376 Esas, 2009/217 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasında; “sanık ...'un sabıkasına esas ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.12.1997 tarih ve 1997/218-348 Esas-Karar sayılı kararı ve 20.02.2008 tarih ve 1997/218-348 Esas, Karar sayılı ek kararı ile cinsel saldırı suçundan sonuç olarak 7 yıl hapis cezası ile cezalandırıldığı, kararın 25.03.2008 tarihinde kesinleştiği, bihakkın tahliye tarihinin 14.09.2004 olduğu, sanığın 5 yıl dolmadan dosyamıza konu bu suçu işlediğinden hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, cezanın infazından sonra da başlamak üzere takdiren 1 yıl süre ile hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümlelerinin çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan yerel mahkeme hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.