T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1051 KARAR NO : 2025/1718 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/02/2025 NUMARASI : 2024/225 Esas - 2025/104 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (... yoluyla eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1051 KARAR NO : 2025/1718 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/02/2025 NUMARASI : 2024/225 Esas - 2025/104 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (... yoluyla eşya taşımadan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yaş meyve sebze ithalatı, ihracatı, alım ve satımı işiyle iştigal ettiğini, davalı şirketin ise uluslararası, gemi ile konteyner ve yük taşımacılığı işiyle iştigal ettiğini, müvekkili şirketin Kenya ülkesi Nairobi kentinde kurulu ... Farm ... & ... Ltd. ünvanlı şirketten 2 konteyner avokado ithalatı/satın alınması için anlaştığını, dava dışı satıcı şirket taşıma için yine davalı şirket ile anlaştığını, ürünün satın alındığı Kenya’daki şirket ile davalı taşıma şirketi arasında yapılmış olup sözleşme ile taşıma bedelinin ödeme yükümlülüğü teslim anında müvekkili tarafından gerçekleştirilecek şekilde tarafların anlaşmaya vardığını, taşınan ürünün taze meyve/sebze nevinden olup yüklemesi sırasında soğutulup, ısısı ayarlanmış konteynerlere yükleneceği ve avokadonun maksimum taşıma süresi 3 hafta olduğunu, gelen ürünün müvekkiline ait soğuk hava depolarında tekrar soğutulduğunu, maksimum 1 aylık süreçte piyasaya, müşterilere satıldığını, aksi halde ürünün bozulduğunu, müvekkilinin yıllardır aynı firmadan avokado ithal etitğini ve yıllardır davalı şirket tarafından bu ürünlerin taşımasının gerçekleştirildiğini, anılan faturalar, konişmento ve özellikle taşıma sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere; davalı tarafından 2 konteyner ürünün en geç 17.04.2023 tarihinde Kenya’dan gemi ile yola çıkışı ve en geç 09.05.2023 tarihinde yani 22.gün Mersin Limanına teslimi taahhüt edildiğini, ürünlerin 13.04.2023 tarihinde Kenya’dan yola çıktığını ancak taahhüt edilen 09.05.2023 tarihinden de 1 ay sonra yani 09 Haziran 2023 tarihinde Mersin Limanına ulaştığını ve 10 Haziran 2023 tarihinde konteynerin tahliyesi yapıldığını, bu süre zarfında taşınan ürünlerin de doğal olarak bozulduğunu, ürünün gecikmesi ve benzeri tüm bu hususların anlık olarak davalı şirket yetkili ve ilgili departman çalışanlarına iletildiğini, ürünlerin daha Mersin Limanına gelmeden önce bozulacağı öngörülmüş olduğundan, davalı firma da kendilerinin Aymak isimli bir firmadan sörveyör tayin ettiklerini konternerlerin açılmasına ve diğer işlemlere nezaret edeceklerinin bildirildiğini ve nihayetinde konteynerlerin 09.06.2023 tarihinde Mersin Limanına gelmesinden itibaren imhasına kadar olan sürecin davalı tarafından da takip ve nezaret edildiğini, bozulan ürünlerin, ilgili gümrük tarafından ithalat işlemi tamamlattırılmayarak incelemeye alındığını, numuneler üzerinde yapılan laboratuvar analizleri sonucu; Mersin Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 16.06.2023 Tarih E-...-305.04.01.02-... sayılı yazısı ile ürünlerin bozulmuş olduğu ve Türkiye’ye girişine izin verilemeyeceği, mahrecine iade, başka ülkeye gönderme ya da imha yönünde karar verildiğini, 08.06.2023 tarihinde yani konteynerler limana gelmeden 1 gün önce müvekkilinden 17.414,00.USD taşıma ücretlerini tahsil ettiğini, konteynerler için 4.000,00.USD depozito dahi talep ve tahsil ettiğini, müvekkilinin bu bedellerin ödenmemesi talepleri ürün indirilmez tehdidiyle reddedildiğini, geçen süreçte müvekkili tarafından ürünlerin imhası ve liman ücretlerinin davalı şirket tarafından ödenmesi talep edildiğini, ancak bu talebe de yanaşılmadığını, bu ödemelerin de taraflarından yapılmak zorunda kalındığını, davalı şirkete; iki konteyner ürün için satıcı firmaya ödenen 42.048,00.USD ürün bedeli, 17.414,00.USD taşıma ücreti, 4.000,00.USD depozito ücreti olmak üzere toplam 63.462,00.USD’nin ve 275.412,34.TL. liman ücretleri ile 107.260,61.TL. imha masraflarının ödenmesi için müteaddit defalar mail ile yazışmalar ve telefon görüşmeleri yapıldığını, davalı şirketin istediği tüm belge ve bilgiler defalarca kendilerine iletildiğini, ancak bir türlü müvekkilinin zararının tazmin edilmediğini, davalı şirketin bu süreçte demuraj faturaları tanzim ettiğini, ancak daha sonra davalı şirketin talebi üzerine navlun bedellerine ve demuraja dair faturaların iadesi için iade faturaları dahi tanzim edildiğini ve davalı şirkete gönderildiğini, davalının hiçbir ödeme yapmadığını hatta depozitoyu bile iade etmediğini, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu Adliyesi 2.İcra Müdürlüğü’nün 2023/34928 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirketin bu kez haksız ve kötü niyetli olarak borca ve yetkiye itiraz ettiğini, takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, konişmentoda ya da taşıma sözleşmesinde bir yetki anlaşması bulunmadığını iddia ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davalının İstanbul Anadolu Adliyesi 2.İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı icra takip dosyasındaki borca itirazının iptali ile takibin devamına, %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Müvekkilinin acenteliğini yaptığı ... S.A tarafından dava konusu taşıma ile ilgili olarak düzenlenmiş olan konişmentolarda, “işbu konişmento tahtında taşıyana karşı doğan tüm talepler ve uyuşmazlıkların Marsilya Ticaret Mahkemeleri tarafından başkaca hiçbir ülke mahkemesinin yetkisi olmaksızın münhasıran çözüme kavuşturulacağı” öngörüldüğünü, yani Marsilya Mahkemelerinin münhasır yetkisi kabul edildiğini, MÖHUK m.40 uyarınca, yabancılık unsuru taşıyan davalarda, Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarıyla belirlendiğini, ... S.A.’nın ticari merkezinin de Marsilya, Fransa’da olduğunu, Türkiye’de daimi bir ikametgahı olmadığını, bu nedenle, iç hukukun yetki kurallarını belirleyen HMK madde 6 f.1 hükmü uyarınca da, taşıyan/donatanın ikametgahı mahkemesi olan Marsilya Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu, davacı ile malların satıcısı olan şirket arasında akdedilen satım sözleşmesi müvekkiline tebliğ edilmediğini, mal bedelinin davacı tarafından satıcıya ödenip ödenmediğinin ve malın hasar ve yararının davacı alıcıya geçip geçmediğinin davacının ticari defterlerinin incelenmesi sureti ile tespit edilmesi ve irdelenmesi gerektiğini, dava konusu Konişmentonun 30. nolu klozunda, işbu konişmento tahtında doğan ihtilaflar bakımından Fransız hukukunun uygulanacağı kararlaştırıldığını, dolayısı ile derdest dava bakımından Fransız Hukukunun uygulanması gerektiğini, konişmentoda öngörülen süre içerisinde, usulüne uygun olarak Taşıyan veya Taşıyanın tahliye limanı acentesine hasar ihbarında bulunulduğunun ispatlanmadığını, oysa konişmentoda yer alan 7 nolu kloz uyarınca, en geç malların teslim tarihinde, hasarın yazılı olarak taşıyana bildirilmesinin zorunlu olduğunu, TTK madde 1185 deki düzenleme de konişmentodaki düzenleme ile aynı mahiyette olduğunu, davacının sigortalısının bu ihbar yükümünü yerine getirdiği kanıtlanmadığını, davacının iddia ettiği hasarların davalının kusuru sonucu meydana geldiği kanıtlanamadığını, davacının, müvekkili tarafından dava konusu yüklerin 22 günde tesliminin taahhüt edildiğini ve fakat 1 ay gecikmeli olarak tahliye limanına ulaştığını ve bu gecikme nedeni ile yüklerde hasar meydana geldiğini iddia etmişse de, bu iddialarının doğru olmadığını, ... nın konişmentolarının arkasında yeralan 8. Nolu klozun 3 nolu paragrafında açıkça “Taşıyanın, Malların boşaltma limanına veya teslimat yerine belirli bir zamanda varacağını veya belirli bir piyasa ya da kullanımı karşılayacağını taahhüt etmediği ve taşıyanın, hiçbir durumda ortaya çıkan gecikmenin neden olduğu doğrudan, dolaylı veya yansıma yolu ile zarar veya hasardan sorumlu olmayacağı” öngörüldüğünü, Booking confirmation/rezervasyon teyidininde yeralan yazılı tarihlerin tahmini tarihler olduğunu, Booking confirmation/ rezervasyon teyidininde açıkça, dava konusu taşıma bakımından ... nın konişmentolarında yeralan klozların uygulanacağı ve konişmentolarda yer alan hüküm ve klozlar çerçevesinde taşımanın yapılacağının yazılı olduğunu, dolayısı ile konişmentoda yeralan taşıyanın her ihtimalde gecikmeden dolayı sorumlu olmayacağına ilişkin kloz uyarınca davanın reddi gerektiğini, yüklerin eta /tahmini olarak yazılı tarihlerde tahliye limanına varamamasının asıl sebebinin, 6 Şubat 2023 tarihinde, meydana gelen deprem sonrasında çıkan yangından sonra uzun süre İskenderun Limak Limanının kullanılamaması sebebi ile Mersin MIP Limanında oluşan yoğunluk olduğunu, malın kendi cinsi ve mahiyetinden kaynaklanan sebeplerle veya eşyanın gizli ayıplarından veya yetersiz veya yanlış ambalaj yüzünden veya yükleten tarafından konteyner içi hatalı yükleme ve istif yapılması nedeni ile meydana gelen zarardan dolayı müvekkilinin acenteliğini yaptığı taşıyanın sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun her ihtimalde, Hague Visby Kurallarında belirlenen sorumluluk sınırları çerçevesinde sınırlı olduğunu, konişmentonun 8 nolu klozunun 3. Nolu paragrafındaki düzenleme uyarınca da, dava konusu taşımaya ilişkin olarak ödenen navlun miktarı ile sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/240 Esas, 2024/240 Karar ve 03.04.2024 tarihli kararı ile mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. İstinaf konusu karar, görevli mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı vekili iddialarında, müvekkilinin Kenya'da kurulu ... Farm ... & ... Ltd ünvanlı şirketten 2 konteyner avokado satın aldığını, sözleşme ile taşıma bedelinin müvekkili tarafından teslim anında ödenmesi konusunda tarafların anlaşmaya vardığını ve taşımayı üstlenen davalı tarafından yükün en geç 17.04.2023 tarihinde Kenya’dan gemi ile yola çıkışı ve en geç 09.05.2023 tarihinde yani 22.gün Mersin Limanına tesliminin taahhüt edildiğini, ürünlerin 13.04.2023 tarihinde Kenya’dan yola çıktığını ancak taahhüt edilen 09.05.2023 tarihinden de 1 ay sonra Mersin Limanına ulaştığını, taşıma süresindeki gecikme nedeni ile ürünler de doğal olarak bozulduğunu, bozulan ürünlerin analizleri sonucu; Mersin Valiliği İl Tarım ve Oman Müdürlüğü’nün 16.06.2023 Tarih E-...-305.04.01.02-... sayılı yazısı ile ürünlerin bozulmuş olduğu ve Türkiye’ye girişine izin verilemeyeceği, mahrecine iade, başka ülkeye gönderme ya da imha yönünde karar verildiğini, bu karar doğrultusunda yükün imha edildiğini ileri sürerek, bundan doğan zararlarının davalı taşıyandan tahsilini talep etmiştir. Mersin Gümrük Müdürlüğünden dosyaya celb edilen bilgi ve belgelerden yükün iddia edildiği şekilde imha edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili bozuk olan yükün teslim alınmadığını, bu nedenle konişmentonun davacı gönderilen tarafından kullanılması söz konusu olmadığından yetki şartının kendisini bağlamayacağını beyan etmiştir. Davalı vekili ise, davacının ibraz ettiği orjinal konişmentolar tahtında Mersin Limanında yükü teslim aldığını bu nedenle konişmentodaki yetki klozunun davacıyı bağlar hale geldiğini belirterek 27.12. 2024 tarihli dilekçesi ekinde "yük teslim talimat formunu" dosyaya ibraz etmiş olup incelenen12.06.2023 tarihli, 044722 nolu yük teslim onay belgesinde davacı şirket adına... ile ... ... Acenteliğinin imzasının bulunduğu görülmüştür. Yük Teslim talimat formu, konişmentonun taşıyana veya acentesine ibrazı halinde düzenlenen bir belge olduğundan iş bu dosya da davacı her ne kadar bozulan yükü fiilen teslim almamış olsa da konişmentoyu söz konusu belgenin düzenlenmesinde kullanmış olduğundan, konişmentodaki yetki şartının kendisi açısından bağlayıcı olduğu kabul edilmiştir. Bu doğrultuda konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Marsilya Mahkemelerinin yetkili olduğu kanaatine varılmakla..." gerekçesiyle, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliği nedeni ile davanın usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkeme tarafından Marsilya Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, davalı tarafından sunulan yük teslim talimatları esas alınarak bununla konşimentolar tahtındaki yüklerin müvekkiline teslim edilmese dahi Marsilya Mahkemelerinin yetkili olduğu yönündeki kabulün dosya içeriğine ve hakkaniyete uygun olmadığını, davalı şirketin bozuk olduğu daha limana gelmeden önce tahmin edilen ürünlerin teslimi için değil kendi konteynerlerini gümrükten kurtarmak için yük teslim onayı verdiğini, iki konteyner ürünün en geç 09.05.2023 tarihinde 22 gün içerisinde Mersim Limanına teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, söz konusu tarihten bir ay sonra 09.06.2023 tarihinde geminin Mersin Limanına ulaştığını, taşınan ürünlerin doğal olarak bozulduğunu, gemi limana geldiğinde ürünün bozuk olduğunu, teslim alınabilecek bir ürünün olmadığını, müvekkilinin ürünleri teslim almayacağını belirttiğini ancak davalı şirket acentesinin tüm zararların ödeneceğini amaçlarının konteynerleri teslim almak olduğunu, bununda hızlı şekilde müvekkili tarafından yerine getirilebileceğini belirterek güven telkin ettiğini, müvekkili tarafından takip etmesini istedikleri masrafların müvekkiline ödeneceğinin beyanı ile tüm işlemlerin müvekkiline yaptırdıklarını, navlun ve depozitonunda alınması nedeniyle tek dertlerinin konteynerleri kurtarmak olduğunu, davalının Türkiye'de ikametgahının bulunduğunu, vergi dairesinde mükellef olduğunu, Türk Bankalarında hesaplarının olduğunu, mahkemenin bu hususları nazara almamasının kabul edilemeyeceğini, davalı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen ve tüm hükümleri genel işlem koşulu mahiyetinde olan konşimentonun taraflarının davalı şirket ile gönderici satıcı şirket olduğunu, müvekkilinin dahili olmadığını, TBK 20 ve 25 madde hükümlerine aykırı olup bağlayıcı olmadığını, ayrıca davalı hakkında başlatılan icra takibi sonucunda itiraz etmeyerek yasal sürede borcunu ödediğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın esasına girilmek üzere dosyanın gönderilmesini ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ... yolu ile gerçekleştirilen taşıma sırasında yükün zayi olması nedeniyle oluşan zararın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarnıca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.MÖHUK 47. madde hükmüne göre yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşmaları mümkündür. Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmento esas alınır (TTK.m.1237/1). Dolayısıyla konişmento hamili gönderilen eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşulları, navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirlenir. TTK.m.1237/2 hükmünde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişki ise navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte, navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hâllerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (TTK.m.1228/1)Kender/Çetingil/Yazıcıoğlu, s.193). Buna göre dosyaya sunulan konişmentoya göre taraflar arasındaki hukuki ilişki belirlenecektir. Konişmento, TTK'nın 1228. maddesinde düzenlenmiş olup, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. TTK' nun 1229. maddesine göre konişmento yükletenin beyanına göre taşıyan tarafından düzenlenir. 1230. vd maddelerde konişmentonun kıymetli evrak olduğu, eşyayı temsil ettiği, taşıyanı, navlunu ve eşyayı ispat eden, meşru hamiline eşyayı teslim alma hakkı veren cirosu kabil kıymetli evrak olduğu düzenlenmiştir. Konişmento kıymetli evrak olması nedeniyle taşıyanın imzasını içermesi yeterlidir. Yükletenin imzası ise isteğe bağlıdır. Kaldı ki söz konusu konişmento da alıcı imzası bulunmaması halinde de konşimento geçerli olacağından davacı vekilinin konişmentoda yazılı yetki sözleşmesinin geçerli olmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.Davalının yabancı bir şirket olup uyruğunda olmadığı bir devletin mahkemesinde yargılanmamak üzere sözleşme serbestisi dâhilinde tacirler ile yaptığı sözleşmelerde kararlaştırılan yetki kaydı TBK'nın 25. madde anlamında dürüstlük kuralına aykırı olarak değerlendirilemez. Konşimentodaki yazıların belirli bir puntoda yazılmamasının, sözleşmenin geçerliliğine etkili olmadığı kabul edilmelidir. Taşıma sözleşmesi, konşimentoya göre ifa edilerek yük alıcısına teslim edilmiş olup, konşimentodaki tüm şartların davacı açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmelidir. Taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür. Davada münhasır yetki veya kamu düzeni sözkonusu değildir. Konişmentonun koşullarıyla, davacı alıcı şirketi bağlıdır. Yetkili kılınan mahkemenin belirli olduğu, yetki sözleşmesinin taraflarının tacir olduğu, tacirler arasında TTK hükümlerinin uygulanması gerektiğinden TBK'nın 20.vd. maddelerinin haksız işlem şartlarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasında tacirin özenli davranma borcunun da gözetilmesi gerektiği, buna göre yetki sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşımakta olduğu, HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartının genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırdığı, somut uyuşmazlıktaki gibi Türk mahkemelerinde dava açılamayacağı açıktır.Davalı yönünden taraflar arasındaki yetki şartının HMK'nın 18/2 maddesi kapsamında ve MÖHUK'un 47/1.maddesine göre geçerli olduğu, yetkili mahkemenin geçerli şekilde belirlendiği, yetki şartında öngörülebilirlik koşulunun gerçekleştiği, konişmentodaki yetki şartı yazılı, açık ve belirli olması nedeniyle geçerli olup, davanın yetki sözleşmesi gereği Marsilya Mahkemelerinde görülmesi gerekir.Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.