TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2023 NUMARASI : 2021/99 Esas 2023/368 Karar DAVA : Tazminat ( Kasko Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/02/2021 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı , davacı vekilince süresinde ist…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1493 Esas 2025/1611 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1493 KARAR NO : 2025/1611 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2023 NUMARASI : 2021/99 Esas 2023/368 Karar DAVA : Tazminat ( Kasko Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/02/2021 KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı , davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 49268536 poliçe numarası ile kaskolu olan müvekkiline ait ... plakalı aracın 06.11.2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hasarlandığını, kazanın oluşumunda araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, yapılan muayenede alkolsüz olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen davalı şirket tarafından ödeme yapılmadığını, müvekkiline ait aracın 6 Kasım'dan itibaren kullanılmaz hale geldiğini ve dolayısıyla müvekkilinin yaklaşık 3 ay aracından mahrum kaldığını iddia ederek şimdilik kaydıyla 2.500,00 TL araç onarım bedeli ile 1.000,00 TL mahrum kalınan karın faiziyle davalı kasko sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketine 49268536 numaralı genişletilmiş filo kasko poliçesi ile 14.09.2020 -14.09.2021 tarihleri arasında kaskolu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmiş olmakla rizikonun teminat dışında olduğunu ve dolayısıyla davanın reddi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte eksper raporu ile belirlenen hasar giderim bedelinin de fahiş ve kabul edilir olmadığını, araç mahrumiyet zararının da dolaylı zararlardan olmakla ilgili Yargıtay kararları gereği sigorta teminatı kapsamında olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacıya ait aracın sürücüsünün kaza anında alkollü olmadığı ve zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığının ispat yükünün, davacı sigortalıya geçtiği, davacının dosya kapsamı itibarıyla bu konuda aksine delil sunamadığı, dolayısıyla davasını ispat edemediği gerekçeleriyle zararın teminat dışında kaldığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sürücünün olay günü can güvenliği nedeniyle kaza mahallinden ayrıldığını, ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, sürücünün kazadan 4-5 saat sonra karakola gittiğini, kan testi için hastaneye gönderildiğini ancak hastanece savcılık kararı olmadan kan testi yapılamayacağının belirtilmesi üzerine 3-4 hastane gezdikten sonra alkol muayenesi yapılabildiğini, tanık dahil delillerinin toplanmadığını, olay nedeniyle şikayette bulunmamalarının olayın gerçekleşmediği anlamına gelmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait ... plakalı araçta 06/11/2020 tarihli trafik kazası neticesinde oluşan araç hasarı ve araç mahrumiyetinden kaynaklı maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Kasko sigorta poliçesi ve hasar dosyası, alkol raporu, kaza tespit tutanağı, tanık beyanları, ekspertiz raporu, araca ait renkli fotoğraflar, kaza anına ilişkin kamera kayıtlarını içerir CD, bilirkişi raporu vs deliller dosya arasında mevcuttur. 05/11/2021 tarihli kök ve 27/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar tutarının KDV dahil 56.721,95 TL olduğu, davacının tamir süresi ikame eşdeğer araç kazanç yoksunluk kaybının 1.800,00 TL olduğu bildirilmiştir. 12/04/2023 tarihli ATK raporunda özetle; Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 06/11/2020 tarih ve 36495546 sayılı ...'e ait laboratuvar sonuç raporunda 0mg/dl Etanol saptandığı bildirildiğine göre kişinin kan alım anı itibariyle alkolsüz olduğu, bu durumun kaza ile ölçüm arasındaki sürenin her hangi bir anına kadar geçen zaman dilimi içerisinde vücuttan atılarak sıfır düzeyine inebilecek alkolden mi, ...'in kaza anında da alkolsüz olmasından mı kaynaklandığının mevcut verilerle ayırt edilemediği, sıfır olarak kabul edilen değerden hareketle geriye dönük hesaplama yapılamayacağı, meydana gelen kaza ile illiyet kurulabilmesi için kanda uyuşturucu ve alkol tespitinin kaza saatinden mümkün olan en kısa süre içerisinde yapılmasının gerekli olduğu, alımı, satımı, imali, ithali, ihracı, bulundurulması, nakledilmesi, kullanılması yasak olan bir maddenin günlük, aylık, yıllık kullanım miktarı hususunda bir değerlendirme yapılamadığı, alınan madde miktarı ve bireysel özelliklere bağlı olarak maddenin kişi üzerindeki etkisi ve bu etkinin sona erme süresinin değişkenlik gösterdiği, alkolün alım miktarı, alkol derecesi, kişinin kronik kullanıcı olup olmaması, metabolizması, birlikte yenilen yiyecekler gibi çok fazla değişkene bağlı olarak alkol eliminasyon hızı ve süresi değişeceğinden bu hususta bilgi verilemediği, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği hususunun sadece kişinin alkol düzeyinin değerlendirilmesi ile tespit edilemeyeceği bildirilmiştir. Mahkemece dinlenen davacı tanığı ...; "Ben kazaya karışan ... plakalı aracı kiraladım, yanımda arkadaşım ... vardı, araçta yüksek sesle müzik dinlediğimiz için bir anda fren yerine gaza bastım ve park halindeki bir araca çarptım, akabinde araçtan indim ve kaza mahalli civarında bulunan binalardaki bir kısım mahalle sakinleri bana hitaben "sen bittin, kaçma, şerefsiz sen kimin arabasına vuruyorsun" gibi ifadelerde bulundular, bunları söylerken bir kişinin elinde bıçak gördüm, aşağı ineceklerinden ve bana zarar vereceklerinden korktuğum için olay yerinden geri dönmek üzere uzaklaştım, olaydan 1 2 saat sonra babamla birlikte Dışkapı devlet Hastanesi gidip alkol ve uyuşturucu testi yaptırdım, negatif çıktı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece dinlenen davacı tanığı ...; "Davacı ... benim babam olur, olay tarihinde beni telefonla aradı, Kahramanmaraşta olduğu için kaza yerine gidemeyeceğini söyledi benim gitmemi istedi, olay yerine gittiğimde kaza mahallinde ... yoktu, kendisini telefonla aradım, ancak o an ulaşamadım, sonra babamdan adresini öğrendim ve evine gittim, kendisi bana kazadan sonra araçtan indiğinde civarda bulunan binalardan balkonda bulunan bir kısım şahısların kendisini tehdit ettiğini söyledi, bu yüzden darp edileceğinden korktuğu için olay yerinden ayrıldığını söyledi, bende kendisine karakola gitmesi gerektiği, alkol ve uyuşturucu testi yaptırması gerektiği noktasında uyardım, sonrasında karakola geçtik, alkol ve uyuşturucu testini yaptırdı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece dinlenen davacı tanığı ...; "... benim oğlum olur, kaza sonrası eve geldi. Panik haldeydi, kaza sonrasında etrafındaki insanların kendisini tehdit ettiğinden bahsetti, can güvenliğinden dolayı olay yerini terk ettiğini söyledi, sonrasında oğlumu karakolu götürdüm, alkol ve uyuşturucu testi de yapıldı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı yan, 06/11/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araçta meydana gelen hasarın tahsilini talep etmekte, davalı yan ise davacının doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sürücünün yasada sayılan zorunlu haller olmaksızın olay yerinden ayrıldığını, bu nedenle tazminat talebinin poliçe kapsamı dışında kaldığını savunmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun "Sigortanın Kapsamı" başlıklı 1409. maddesinin 1. fıkrasında "Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur."; 2. fıkrasında ise "Sözleşmede öngörülen rizokolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir." denilmektedir. Aynı yasanın 1427. maddesinin 2. fıkrasında "Sigorta tazminatı veya bedeli rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve riziko ile ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre on beş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez."; 4. fıkrasında ise "Borç muaccel olunca sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer." hükmünü haizdir. Kasko Genel Şartlar A.5.10. maddesi “Zorunlu haller (tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeni ile uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerindeki ihlaller nedeni ile sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması” teminat dışı hal olarak düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükmü gereğince rizikonun teminat dışında kaldığının sigortacı tarafından ispatlanması gerekmekte ise de, davalı sigortacının olayın ihbar olunan şekilde olmadığını somut delillerle kanıtlaması halinde ispat külfeti yer değiştirmekte ve sigorta ettiren davacı hasarı doğuran kazanın başka bir şekilde gerçekleştiğini ve hasarın teminat dahilinde olduğunu kanıtlama yükümlülüğündedir. Dosya kapsamından, kaza tarihinde davacıya ait ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi ile sigortalandığı, poliçe dönemi içerisinde meydana gelen trafik kazasında araçta hasar oluştuğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, dava konusu kazanın teminat kapsamında olup olmadığına ve bu konudaki ispat yükünün hangi tarafta olduğuna ilişkindir. Yukarıda açıklandığı üzere, 6102 sayılı TTK'nın 1409/2.maddesi gereğince kazanın teminat kapsamı dışında olduğunu ispat yükü davalı sigortacıya ait olup, olay tarihinde geçerli olan KSGŞ'nın A.5.10. maddesinde, "zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılma" denilmek suretiyle, maddede ifade olunan haller ile benzer haller dışında olay yerini terkin, zararın teminat dışı olmasına yol açacağı kabul edilmiştir. Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin gözönünde tutulması gerekir. Somut olayda, yukarıda anılan kanun ve sigorta genel şartları gereği, kural olarak zararın teminat dışı olduğunu ispat yükü, davalı sigortacıdadır. Davalı sigorta şirketi, dava dışı sürücünün zorunlu hal olmadan kaza mahalinden ayrıldığını, dolayısıyla da kaza sonuçta sigortalı araçta oluşan hasarın teminat kapsamı dışında kaldığını iddia etmiştir. Ancak, sürücü ... mahkemece alınan beyanında, dava konusu kazadan sonra kaza mahalli civarında bulunan binalardaki bir kısım mahalle sakinlerinin kendisine karşı tehdit içeren sözler sarf etmeleri nedeniyle kendisine zarar vereceklerinden korktuğu için olay yerinden ayrıldığını bildirmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi sırasında, dosyada bulunan kaza anına ait kamera kayıtlarını içeren CD görüntüleri üzerinde resen inceleme yapılmış, görüntülerin incelenmesinde, kazanın akabinde çevrede bulunan bina sakinlerinin olay yerine geldiği, balkonlarına çıktıkları, olay yerine çevreden birkaç kişinin gelmesi üzerine araç sürücüsünün olay yerinden ayrıldığı ve CD görüntülerinin sürücünün beyanlarını destekler nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; kaza sonucu araçta oluşan hasarın miktarının parça+ işçilik+ KDV olmak üzere toplam 56.721,95 TL, araç yoksunluk kaybının ise 1.800,00 TL olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin göz önünde tutulması gerekir. Bu itibarla da, somut olayın özellikleri gereği kazanın davacı sigortalı tarafından ihbar edildiği şekilde gerçekleşmediği, davacıya ait araç sürücüsünün davacı olmayıp başkası olduğu ve zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat yükünün dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı sigortalıya geçmediği dikkate alınarak; davalı sigorta şirketi tarafından sunulan deliller ile birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı sigorta şirketinin olayda kazanın ihbar edildiği şekilde gerçekleşmediğini somut delillerle ispatlayamadığından araçta oluşan hasardan sigorta poliçesindeki teminat kapsamında sorumlu olduğunun kabulü gerekmiş (Yargıtay 17. HD'nin 04.04.2019 tarih ve 2016/9594 E- 2019/4109 K. sy. emsal ilamı), her ne kadar bilirkişi raporunda hasar miktarı 56.721,95 TL olarak belirtilmiş ise de, davacının dava dilekçesinde 2.500,00 TL hasar bedeli talep etmiş olması karşısında taleple bağlılık kuralı gereği davanın hasar bedeli yönünden kabulüne, kabul edilen miktara, dava konusu uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan olması nedeniyle ve davacı yanca dava dilekçesinde faiz başlangıç tarihinin belirtilmemiş olması dikkate alınarak dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesinde araç mahrumiyeti nedeniyle oluşan zarara dair kloz bulunmadığından bu yöndeki talebin reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/05/2023 tarih 2021/99 esas 2023/368 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, B)1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 2.500,00 TL hasar bedelinin dava tarihi olan 04/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Araç mahrumiyeti nedeniyle uğranılan zarara ilişkin talebin reddine, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan davacıdan peşin alınan 59,78 TL harcın mahsubu ile 555,62 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3- Davacı tarafından yapılan 458,00 TL tebligat ve posta gideri, 750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.208,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen 862,85 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4- Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2.maddesine göre takdir ve tayin olunan 2.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davanın reddedilen kısmı yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesap ve taktir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde; HMK.nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının davacıya iadesine, 8-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranına göre hasaplanan 942,85 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, C)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 269,85 TL karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yolun başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta masrafı olarak yapılan 177,00 TL yargılama masrafının kabul red oranına göre hesaplanan 126,42 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/12/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -