11. Hukuk Dairesi 2020/7822 E. , 2022/3092 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.05.2018 tarih ve 2017/307 E- 2018/186 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.09.2020 tarih ve 2019/305 E- 2020/722 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi …
**11. Hukuk Dairesi 2020/7822 E. , 2022/3092 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.05.2018 tarih ve 2017/307 E- 2018/186 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.09.2020 tarih ve 2019/305 E- 2020/722 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2001/16757 sayılı ve "Shef" ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şef gibi + şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPMK’na başvuruda bulunduğunu, 2016/57504 kod numarasını alan başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın, nihai olarak YİDK tarafından 2017-M-4231 sayılı karar ile reddedildiğini, oysa müvekkili markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun bu markalarla karıştırılma ihtimali bulunacak düzeyde benzer bulunduğunu ileri sürerek, davalı Türk Patent YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, anılan markaların tüketici nezdinde karıştırılacak derecede benzer olmadığını, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı ..., taraf markalarının bir bütün olarak farklı olduklarını,karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, farklı tüketici gruplarına hitap ettiklerini ileri sürerek davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince iddia,savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka ile davacı markası arasında kısmen işitsel benzerlik bulunmakla birlikte anlamsal ve özellikle görsel anlamda yüksek farklılığın karıştırılma ihtimaline neden olmayacağı, bütünsel yaklaşım açısından ise taraf markaları arasında karıştırılma ihtimaline neden olabilecek bir benzerlik görülmediği, özellikle markaların görsel olarak yüksek oranda farklı olması ve anlamsal olarak da benzerliğin oluşmaması nedeniyle markalar genel görünüş bakımından da benzer çağrışımlar yaratmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.