7. Hukuk Dairesi 2021/2027 E. , 2022/152 K. "İçtihat Metni" 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi ... ... Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.09.2017 tarihinde verilen dilekçeyle komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesinin talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Da
**7. Hukuk Dairesi 2021/2027 E. , 2022/152 K.** **"İçtihat Metni"** 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi ... ... Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.09.2017 tarihinde verilen dilekçeyle komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesinin talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından talep edilmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nce istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; davacının ...,... ada 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, kendisinin bu taşınmazda fındık yetiştirdiğini, davalının müvekkilinin taşınmazına komşu olan 169 ada 5 parsel sayılı taşınmazın sahibi olduğunu, davalıya ait taşınmaz üzerinde bulunan bazı ağaçların sınır üzerinde olup, budanmaması sebebi ile bu ağaçların fındık ağaçlarının üzerinde gölge oluşturup fındık verimini düşürdüğünü, bunların yanında davalı tarafın taşınmazındaki ağaçların meyvelerinin davacının bahçesine düşüp orada çürüdüğünü ve arıların bahçede gezmesine neden olduğunu, bu nedenlerle davalıya ait olan 5 parsel sayılı taşınmazda sınır üzerinde bulunan ağaçların budanması, davacının taşınmazına taşan ağaç dallarının kesilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davacı parselinde sınıra yakın olarak yer alan dava konusu ağaçların dal ve köklerinin davacı taşınmazına geçtiği ve zarar vermesi koşullarının birlikte gerçekleştiği, bu anlamda mevcut zararın ilgili ağaçların tümü ile kesilmesi sureti ile giderilebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne; dava konusu davacıya ait 169 ada 3 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kalan davalıya ait ağaçların tümünün kesilmesi sureti ile el atmanın önlenmesine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. Elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. İleride zarar doğacağından bahisle dava açılamayacağından bu şekilde açılan davalar reddedilmelidir. Ancak, istisnai durumlarda, henüz zarar doğmadığı halde, yakın gelecekte zarar doğacağı pek muhtemel veya muhakkak ise, davacıya zarar tehlikesinin önlenmesi davasını açma hakkı tanınmalı, zararın doğması beklenmemelidir. Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir. Kural olarak davacının zararının doğmaması için bir önlem almaması da elatmanın önlenmesi davasını etkilemez. Dava konusu yapılan ağaçlar için, uygulama imkanı bulunan TMK’nun 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Malikin kendi taşınmazı üzerine diktiği ağaçların dalları ve kökleri komşunun taşınmazına geçip zarar verdiği takdirde, ikaz üzerine münasip bir müddet içerisinde bu dal ve köklerin kesilmesi gerekir. Malik tarafından kesilmediği takdirde, komşunun bu dal ve kökleri kesip zaptetmek hakkı doğar. Ancak tüm ağaçların kesilmesine ilişkin hüküm kurulmamalı, davalının diktiği ağaçların gölge yapmak suretiyle davacının taşınmazı üzerindeki bitkilere, katlanma sınırını aşacak şekilde zarar verdiği yapılan keşif ve uzman bilirkişi raporu ile belirlendiği takdirde, bu zarar ağaç dallarının budanması veya seyreltilmesi ile giderilebiliyorsa bu önlemlere, buna rağmen davacının zararı önlenemiyorsa ağaçların kökten kesilmesine veya sökülmesine karar verilmelidir. Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur. 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 6100 Sayılı HMK'nın "Taleple Bağlılık İlkesi" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" hükmüne, 331. maddesinin 1. fıkrasında ise; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda; davacının 169 ada 3 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğu, davalıya ait komşu 169 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bazı ağaçların sınır üzerinde olup, budanmaması nedeni ile fındık ağaçlarının üzerinde gölge oluşturup fındık verimini düşürdüğü ve davacının parseline zarar verdiğinden bahisle sınır üzerinde bulunan ağaçların budanması ve dallarının kesilmesi talepli olarak eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Hükme esas alının bilirkişi raporunda; mevcut ağaçların komşu parsele yakınlığı ve konumu itibari ile davacı parselinde meydana getirdiği katlanma sınırını aşan zararın, dalların budanması ve seyreltilmesi ile giderilemeyecek durumda olduğu, davacı parseli sınırına yakın olan dava konusu ağaçların dal ve köklerinin davacı taşınmazına geçtiği ve zarar vermesi koşullarının birlikte gerçekleştiği, bu anlamda mevcut zararın ağaçların tümü ile kesilmesi sureti ile giderilebileceği yönünde görüş bildirilmiş olup mahkemece davacı taşınmazı sınırlarında kalan davalıya ait tüm ağaçların kesilmesi yönünde hüküm kurulmuştur. Dava dilekçesinde; “davalıya ait olan 5 parsel sayılı taşınmazda sınır üzerinde bulunan ağaçların budanması, davacının taşınmazına taşan ağaç dallarının kesilmesi” talep edilmiş olmasına rağmen; taleple bağlılık ilkesi aşılarak, müdahalenin önlenmesi için gerekli işlemlerin neler olduğu, kesilmesi gerekli ağaç ya da dalların hangileri olduğu; müdahale budanma işlemi ile engellenebilecek ise hangi ağaç dallarının ne kadar zaman aralığı ile budanması gerektiği infaza elverişli şekilde belirlenmemiştir. Dosyada mevcut bilirkişi raporları esas alınarak davacı taşınmazı sınırları içinde kalan davalıya ait tüm taşınmazların kesilmesine yönelik hüküm kurulması taleple bağlılık ilkesine aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; davacıya ait taşınmaza müdahale ettiği tespit edilen ağaçların krokide tek tek gösterilmemesi; müdahaleyi önleme amacıyla yapılması gereken işlemlerin neler olduğu ve hangi ağaçların, hangi dallarının kesilmesi gerektiği ya da budama ile müdahale önlenebilecekse ne kadarlık zaman aralığında budanması gerektiğinin kararda infaza elverişli şekilde gösterilmemiş olması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarihli 2020/1027-2020/1593 E.-K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.11.2019 tarihli 2019/87-2019/587 E.K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 05/01/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.