İSTİNAF KARAR TARİHİ : 05/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 05/03/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil, 24.11.2016 tarih saat 14:00 sıralarında ...…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/11/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ........ VEKİLLERİ : Av.....Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 05/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 05/03/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil, 24.11.2016 tarih saat 14:00 sıralarında ........ caddesinde bulunan ........ isimli iş yerine ........ plakalı araçla yük almaya gitmiş ve yükleme sırasında müvekkil dengesini kaybederek düşmüş ve iş bu talebe konu kaza meydana gelmiştir. Meydana gelen kaza da müvekkil yaralanmış ve malul kalmıştır. Müvekkil ambulans ile S.Ü. Tıp Fakültesi Hastanesi götürülmüş tedavisi yapılmıştır. Kaza nedeniyle müvekkilin vücudunda kırıklar oluşmuştur. Davaya konu bu olay müvekkilin basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek hayati tehlike oluşturacak şekilde yaralanmasına ve vücudunda kemik kırığı oluşmasına sebebiyet vermiştir. Müvekkil iş bu kaza dolayısıyla yaralanmış ve malul olmuştur. İlgili hastanelere müzekkere yazılarak müvekkilin geçirdiği kaza sonrası tedavisine ilişkin tüm tıbbi evrakların celbini talep ediyoruz. Müvekkil, meydana gelen kaza neticesinde bazı masraflar yapmak durumunda kalmıştır. Bu nedenle de müvekkilin, uğramış olduğu geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderlerinin tarafımıza ödenmesi gerekmektedir. ........ plakalı araç davalı ........ A.Ş. Tarafından ........-6 poliçe no ile ihtiyari mali mesuliyet kapsamında sigortalanmış olup genişletilmiş kasko poliçesi mevcuttur. Dolayısıyla davalının meydana gelen kaza nedeniyle sorumluluğu bulunmaktadır. Maddi Tazminat Talebimiz Hakkında Yaşadığı kaza sonucunda, müvekkilin vücut bütünlüğü zarar görmüş ve telafisi mümkün olmayan izler kalmıştır. Müvekkilin tedavisi süresince çalışamadığı günler dolayısıyla uğradığı kazanç kaybı ve geçici iş göremezliğe ilişkin maddi zararın tazmini için maddi tazminatın; Kalıcı maluliyet ve özür durumundaki sürekliliğe bağlı olarak çalışma gücünü yitirmesi ve ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle sürekli iş göremezliğine ilişkin maddi zararın tazmini için maddi tazminatın, tedavi ve ilaç giderleri için maddi tazminatın ve bakıcı giderlerinin tazminine karar verilmesini istemek gerekmiştir. Yaralanmalar sonunda faturalı tedavi giderleri yanında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan ve belgeye bağlanmayan birtakım tedavi giderlerinin oluşmasının kaçınılmaz olduğu, çünkü tedavi giderlerinin sosyal güvence tarafından karşılanan veya sağlık kurumuna ödenen direkt tıbbi tedavi giderleri olabileceği gibi endirekt yani yardımcı veya dolaylı tedavi ve iyileşme süreci giderlerinin de oluşabileceği, kişinin yalnızca yaralanmış olmasından kaynaklanan ve yaralanma sonrasındaki süreçte oluşan tedavi ve iyileşme süreci giderlerinin tümünün belgelendirilmesinin beklenmemesinin gerektiği, zira kişilerin yaralı, üzüntülü ve telaşlı dönemlerinde yaptıkları tüm giderleri ile ilgili sarf belgelerini ileride dava açılacağı henüz hiç belli değilken ve dava açılma sürecinde ihtiyaç olabileceklerini düşünerek saklamayı akıl edemeyecekleri gibi, kaybedilmiş olmasının da mümkün olduğu, yine ülke koşulları gereği sarf edildikleri halde çok çeşitli nedenlerle belgelendirilemeyen giderlerin de var olduğunun toplumca malum bir olgu olduğu bilinmekle ve anılan giderlerin geçmişe göre tam karşılığının hesaplanmasının pratikte mümkün olmadığı ancak giderlerin oluşmasına etken faktörler dikkate alınarak Yargıtay içtihatlarında da yer aldığı gibi takdiren hesaplanacağı bilinmekle; müvekkilin davaya konu yaralanması sonucu belgeye bağlanamayan ve kaçınılmaz olarak oluşan ulaşım, haberleşme, kişisel hijyen sağlama, yara bölgelerinin özel bakımı, yaralanmasına uygun kıyafet, bandaj, bir kullanımlık tıbbi malzemeler, soyut değerlerden arındırılmış bakıcı ve refakatçi giderleri, kırık ve yaralı diyet giderleri gibi birtakım zorunlu giderlerinin oluşacağı, SGK tarafından karşılanmayan ve belgelendirilemeyen tüm bu giderlerin yaralanma ve tedavi tarihlerindeki asgari ücret bedelleri, o günün rayiç giderleri ve iş göremezlik süresi esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Müvekkil kaza sonucu yaralanmış, iş yapması ve kendi başına yapması olanaksızlaşmıştır. Bu nedenle müvekkil eğer kaza geçirip iş gücünde ciddi bir kayıp yaşamasaydı hayatını ikame edebileceği düzeyi esas alınmak suretiyle ve yargılama sırasında belirlenecek maluliyet derecesine göre uğradığı maddi zarar ile ayrıca tedavi giderleri ve bakıcı giderleri nedeniyle uğradığı maddi zararları davalıdan tazmin etme hakkı doğmuştur. Sonuç itibariyle -fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla müvekkilin geçici iş göremezlik süresinde uğradığı kazanç kaybı ile çalışma gücünün azalmasından doğan maddi zarar ve tedavi giderleri için şimdilik 25-TL geçici iş göremezlik, 25-TL sürekli iş göremezlik, 25-TL tedavi gideri sgk tarafından karşılanmayan ve 25-TL bakıcı gideri olmak üzere 100,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte( sigorta şirketi poliçe limiti kadar sorumludur. )davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ediyoruz." şeklinde dava açmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; " 24.11.2016 tarihinde meydana gelmiş olan dava konusu kazaya karışan ........ plakalı araç ........-6 poliçe numarası ile 14/04/2016-14/04/2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere müvekkil şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi kapsamındaki ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alınmıştır. müvekkil şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı azami teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve ihtiyari mali sorumluluk sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlıdır. bilindiği üzere müvekkil şirket düzenlemiş olduğu kasko poliçesi kapsamındaki ihtiyari mali sorumluluk teminatı ile işletenin/sigortalısının sebep olacağı kaza sonucu, 3. kişilere vereceği zararları, zarar miktarının kaza tarihinde geçerli olan trafik poliçesi limiti üzerinde kalan miktarı, poliçede belirtilen azami teminata kadar üstlenmiştir. bu husus motorlu kara taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası genel şartları 1. maddesinde; “sigortacı, işbu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve karayolları trafik kanununa ve umumi hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder.” şeklinde düzenlenmiştir. açıklanan nedenle davacı yan tarafından da belirtildiği üzere uğranılan maddi zararın öncelikli olarak zorunlu mali mesuliyet sigortasından karşılanması gerekeceği izahtan vareste olup; sıralı sorumluluk ilkesi gereği huzurdaki davanın reddini talep ediyoruz. zararın poliçe teminat kapsamı dışında olması nedeniyle de davanın reddi gerekmektedir. dava konusu kaza davacı yanın üzerine çıkmış olduğu araçtan yük indirirken düşmesi sonucunda meydana gelmiş olup, müvekkil şirketin bu kaza bakımından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. zira sigortalının karayolları trafik kanunu kapsamında bir sorumluluğu yoksa ihtiyari mali sorumluluk poliçesi tanzim eden sigortacının da sorumluluğundan bahsetmek mümkün değildir. nitekim karayolları trafik kanunu’nun 2. maddesi'nde; "bu kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar. bu kanun karayolu'nda uygulanır. trafik kazasının tanımı da 3. maddede belirtilmektedir; "trafik kazası : karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm,yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olaydır. öte yandan motorlu kara taşıtları ihtiyari mali sorumluluk sigortası genel şartları sigorta teminatının kapsamı madde 1 “sigortacı, işbu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve karayolları trafık kanununa ve umumi hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder. işbu sigorta, sigorta ettirenin haksız taleplere karşı müdafaasını da temin eder. “ denilmekte olup, dava konusu kazanın meydana geldiği sırada sigortalı araç işletilme halinde olmadığından müvekkil şirket yönünden davanın reddi gerekmektedir. zira dava konusu olay incelendiğinde kaza sigortalı aracın işletilme halindeyken ve karayolunda seyir halinde iken meydana gelmediği, yük indirirken davacının düşmesi sonucunda meydana geldiği anlaşıldığından müvekkil şirketin sorumluluğundan söz edilemez. işletilme halinde ve karayolunda seyir halinde olmayan araçla bağlantılı olarak oluşan zararlar karayolları trafik kanunu kapsamında mütalaa edilemez, dolayısıyla ktk kapsamında işletenin hukuki sorumluluğunu himaye eden müvekkil şirketten talep edilen tazminat taleplerinin hukuki dayanağı bulunmamakla ve söz konusu zararın ancak işveren mali sorumluluk sigorta teminatından karşılanabilecek olması dolayısıyla davanın reddi gerekmektedir. ayrıca dava konusu kazanın meydana geldiği yerin karayolu/karayolu sayılan yerlerden olmaması halinde de davanın reddi gerekmekte olup hu hususlarda araştırma yapılmasına karar verilmesini talep ediyoruz. hak kaybı yaşamamak adına diğer hususlara ilişkin beyanlarımız aşağıdaki gibidir; sayın mahkeme tarafından kusur raporu alınmalıdır. müvekkil sigorta şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlıdır. nitekim, bu husus yargıtay içtihatlarıyla da sabittir. bu nedenle savcılık ve ceza dosyasının celb edilmesinden sonra içerisinde iş hukuku alanında da uzman bilirkişilerin bulunduğu bir heyetten karayolları trafik kanunundan ve iş sağlığı ve güvenliği hukukundan kaynaklanan kusur durumu ayrıştırılmak suretiyle rapor alınmasına karar verilmesini talep ediyoruz. taleplere ilişkin açıklamalarımız borçlar kanunu’nun 46. maddesi (6098 sayılı tbk m. 54) gereğince bedensel zararlar nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin taleplerde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. söz konusu belirlemenin ise adli tıp kurumu ihtisas dairesi veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümleri gibi kuruluşların; malul kalan kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. tüm bu açıklamalar çerçevesinde davaya konu somut olay bakımından; davacının adli tıp kurumu ilgili ihtisas dairesine (3.daire )sevkinin sağlanarak, kazadan sonra gördüğü tedavilere ilişkin, teşhis ve tedavi dosyalarının da ikmal edilmek suretiyle; muayenesinin yapılması ve dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanması nedeni ile uğramış olduğu maluliyetin, geçici iş göremezlik, bakıcı süresi ve sgk tarafından karşılanmayan tedavi giderinin tespiti amacıyla kaza tarihinde geçerli olan yönetmeliğe uygun olarak heyet raporu alınmasını talep ederiz. hak kaybı yaşamamak adına ferdi kaza teminatına ilişkin açıklamalarımız da aşağıdaki gibidir; davacı tarafından sayın mahkemeye sunulmuş olan dava dilekçesinde her ne kadar ihtiyari mali sorumluluk sigorta teminatı kapsamında talepte bulunulmuş ise de; müvekkil şirket tarafından ........ plakalı araç adına düzenlenmiş olan ........-6 no'lu 14/04/2016-14/04/2017 vade tarihli kasko sigorta poliçesi ferdi kaza sigorta teminatı da içermektedir. ancak davacının talepleri her ne kadar bu teminat kapsamında karşılanabilecek talepler değilse de; ferdi kaza sigortası bakımından 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğundan ileride hak kaybı yaşamamak adına zamanaşımı itirazında bulunuyoruz. davacının söz konusu olaydan dolayı sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerekecektir yukarıda anılı kurumların herhangi bir surette davacıya ödemede bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. müvekkil şirket her halükarda poliçe limiti ile sorumlu olmakla, yasa gereği eğer sosyal güvenlik kuruluşları veyahut özel bir sigorta kuruluşundan anılan kaza sebebiyle yapılan ödemeler daha sonradan müvekkil şirketçe ödeneceğinden bu konuda herhangi bir ödeme alınıp alınmadığının gerek bu kurumlara müzekkere yapılarak, gerekse davacı yanın imzalı açık beyanının alınarak tespiti gerekmektedir. yapılan ödemeler oranında zararın karşılandığı ve bu ödemeler için yine ayrıca müvekkil şirkete sosyal güvenlik kurumunca rücu edileceği düşünülerek bu ödemelerin hesaplanabilecek tazminat miktarından mahsubu gerekmektedir." şeklinde cevap vermiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili davalı aleyhine Tazminat davası açmıştır. Ayrıca konu ile ilgili olarak 6098 sayılı TBK.49.-56.maddeleri ve KTK.85. ve devam eden maddelerinde düzenlendiği TBK.49/1. Maddesinde; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde, TBK.54.maddesinde; "Bedensel zararlar özellikle şunlardır:1. Tedavi giderleri.2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." şeklinde, TBK'nun 56/1.maddesinde;"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." şeklinde, (haksız fiil, doktrinde hukuka aykırı zarar verici eylem olarak tanımlanmakta ve unsurları; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve uygun illiyet bağı olarak belirlenmektedir, bu durumda haksız fiilden söz edebilmek için "1) hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, 2)eylemden kaynaklı bir zararın olması, 3)zarar veren kişinin kusuru bulunması" ya da yasaca sorumlu olması" zarar ile kusur arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekir) KTK.85. maddesinde;"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar...................İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." şeklinde, KTK'nun 86/1.maddesinde;"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." şeklinde, KTK'nun 91/1.maddesinde;"İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." şeklinde, KTK'nun 92.maddesinde(6704 S.K. 4. Mad. İle değişiklik öncesi);"Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler." şeklinde, KTK'nun 97.maddesinde(6704 S.K. 5. Mad. İle değişiklik öncesi);"Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir." şeklinde, KTK'nun 99.maddesinde (6704 S.K. 6. Mad. İle değişiklik öncesi);" Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." şeklinde düzenlemeler yapıldığı görülmüştür. Mahkememizin ara kararı gereğince yapılan keşif sonrasında dosyanın bilirkişi heyeti kusur alanında uzman ........ ve İş Güvenliği uzmanı ........'ya tevdii ile düzenlenen müşterek rapordan özetle; ........ caddesinde faaliyet gösteren ........ isimli fabrikada, 24.11.2016 tarihinde, işveren ........ adına çalışan ........ isimli şoförün yükleme yapıldığı esnada kamyon üzerinden dengesini kaybederek düşmesi ile meydana gelen kaza olayının 6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu 3. Maddesi (g) bendine ve ve 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. Maddesinin 1. Fıkrasının (b, c, e) bentlerine göre İş kazası olduğu,. dava dışı ........'ın İşveren olarak; 6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanununun 4/1/a-b-c, 10/1, 15/1/a-b ve 17/1-3 maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediği, Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmeliğinin 6/1/e-f-g ve 8/1 maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediği, Özellikle; işlerin yürütülmesinde yapılan ya da yapılması gereken çalışmaların iş sağlığı ve güvenliği yönünden mevzuatlara ve amacına uygun olarak düzgün yürütülüp yürütülmediğini izleme, denetleme yükümlülüğünü yerine getirmediği, risk değerlendirmesini yaptırmayarak çalışanlarının karşılacabileceği sağlık ve güvenlik risklerini tespit etmediği, risklere karşı önlem almadığı, işe giriş muayenesini yaptırmadığı, kazazede ........'in işe başlamadan önce iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlamadığı, bu nedenle çalışanında güvenli çalışma bilinci oluşturamadığı, azazede ........'e yüksekten düşmesini önleyecek emniyet kemeri vb. Kişisel koruyucu donanımı sağlamadığı için iş kazasının meydana gelmesinde % 90 (yüzde doksan) oranında sorumluluğu olduğu, Davacı ........'in çalışan olarak; 6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanununun Çalışanların yükümlülükleri başlıklı 19. Maddesi "(1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür." (2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır: c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek." hükmüne göre çalışanların sorumlulukları işveren tarafından kendisine eğitim ve talimat verilmesinden sonra başlayacağı, kazazede ........'e işveren tarafından herhangi bir eğitim verilmediği göz önünde bulundurulduğunda iş kazasının meydana gelmesindeki etkisinin az olduğu, ancak 45 yaşında tecrübeli bir çalışan olarak ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığı halde durumu işverene bildirmediği, 6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu 13. Maddesinde belirtilen "1) Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir." çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmayarak kendi sağlığını tehlikeye düşürdüğü için iş kazasının meydana gelmesinde % 10 (yüzde on) oranında sorumluluğu olduğu, Dava konusu kaza ........ caddesinde bulunan ........ isimli iş yerinde meydana gelmiştir. Bahse konu yer fabrika içi olduğu ancak kazanın meydana geldiği ........ isimli Fabrikanın kara yolu ile bağlantısı olduğu görülmektedir. Ancak meydana gelen bu kaza; Davacı Sürücü ........ plakalı araçla yük almaya gitmiş ve yükleme sırasında dengesini yitirerek düşmüştür. Dolayısı ile bu kaza 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nu kapsayan kaza olayı olmadığını bildirir müşterek rapor tanzim etmişlerdir. Davacı vekili, Mahkememize sunmuş olduğu 24/06/2021 tarihli dava dilekçesinde; "Müvekkil, 24/11/2016 tarih saat 14:00 sıralarında ........ caddesinde bulunan ........ isimli iş yerinde ........ plakalı araçla yük almaya gitmiş ve yükleme sırasında müvekkil dengesini kaybederek düşmüş ve işbu talebe konu kaza meydana gelmiştir." şeklinde beyanda bulunduğu da dikkate alındığında, Somut olayda; sigorta şirketinin sorumlu olabilmesi için trafik kazası olması gerekir. Dava dilekçesi ve bilirkişi raporu, dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, iddia edilen olay salt bir iş kazasıdır. Yoksa trafik kazası (trafik iş kazası) değildir. TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır." Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu, Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi raporları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile davacının davalı aleyhine açtığı tazminat davasının reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." şeklinde davacının davalı aleyhine açtığı tazminat davasının reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı tarafın dava konusu kazanın yükleme sırasında ve karayolu dışında meydana geldiği iddiasının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun ilgili maddeleri ve emsal Yargıtay kararları uyarınca dayanaksız olduğunu, kazanın meydana geldiği ........ Caddesi üzerindeki ........ isimli iş yerinin karayolu ile bağlantılı olması sebebiyle kazanın karayolunda meydana gelmiş sayılması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin hem ZMMS hem de KASKO kapsamında sorumlu olduğunu, ayrıca kazanın aracın işletilmesi sırasında, yani yükleme faaliyeti sırasında gerçekleştiğini, bu faaliyetin de işletilme hali kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle yerel mahkemece verilen hükmünün tümüyle ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 1. Maddesine göre Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafık Kanununa ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder. Hükmüne haizdir. Mahkemece yapılan keşif sonrasında dosyanın bilirkişi heyeti kusur alanında uzman ........ ve İş Güvenliği uzmanı ........'ya tevdii ile düzenlenen müşterek rapordan özetle; ........ caddesinde faaliyet gösteren ........ isimli fabrikada, 24.11.2016 tarihinde, işveren ........ adına çalışan ........ isimli şoförün yükleme yapıldığı esnada kamyon üzerinden dengesini kaybederek düşmesi ile meydana gelen kaza olayının 6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu 3. Maddesi (g) bendine ve ve 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. Maddesinin 1. Fıkrasının (b, c, e) bentlerine göre İş kazası olduğu,. dava dışı ........'ın İşveren olarak; 6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanununun 4/1/a-b-c, 10/1, 15/1/a-b ve 17/1-3 maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediği, Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmeliğinin 6/1/e-f-g ve 8/1 maddesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediği, Özellikle; işlerin yürütülmesinde yapılan ya da yapılması gereken çalışmaların iş sağlığı ve güvenliği yönünden mevzuatlara ve amacına uygun olarak düzgün yürütülüp yürütülmediğini izleme, denetleme yükümlülüğünü yerine getirmediği, risk değerlendirmesini yaptırmayarak çalışanlarının karşılacabileceği sağlık ve güvenlik risklerini tespit etmediği, risklere karşı önlem almadığı, işe giriş muayenesini yaptırmadığı, kazazede ........'in işe başlamadan önce iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlamadığı, bu nedenle çalışanında güvenli çalışma bilinci oluşturamadığı, azazede ........'e yüksekten düşmesini önleyecek emniyet kemeri vb. Kişisel koruyucu donanımı sağlamadığı için iş kazasının meydana gelmesinde % 90 (yüzde doksan) oranında sorumluluğu olduğu, Davacı ........'in çalışan olarak; 6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanununun Çalışanların yükümlülükleri başlıklı 19. Maddesi "(1) Çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili aldıkları eğitim ve işverenin bu konudaki talimatları doğrultusunda, kendilerinin ve hareketlerinden veya yaptıkları işten etkilenen diğer çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye düşürmemekle yükümlüdür." (2) Çalışanların, işveren tarafından verilen eğitim ve talimatlar doğrultusunda yükümlülükleri şunlardır: c) İşyerindeki makine, cihaz, araç, gereç, tesis ve binalarda sağlık ve güvenlik yönünden ciddi ve yakın bir tehlike ile karşılaştıklarında ve koruma tedbirlerinde bir eksiklik gördüklerinde, işverene veya çalışan temsilcisine derhal haber vermek." hükmüne göre çalışanların sorumlulukları işveren tarafından kendisine eğitim ve talimat verilmesinden sonra başlayacağı, kazazede ........'e işveren tarafından herhangi bir eğitim verilmediği göz önünde bulundurulduğunda iş kazasının meydana gelmesindeki etkisinin az olduğu, ancak 45 yaşında tecrübeli bir çalışan olarak ciddi ve yakın bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığı halde durumu işverene bildirmediği, 6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu 13. Maddesinde belirtilen "1) Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul acilen toplanarak, işveren ise derhâl kararını verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir." çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmayarak kendi sağlığını tehlikeye düşürdüğü için iş kazasının meydana gelmesinde % 10 (yüzde on) oranında sorumluluğu olduğu, Dava konusu kaza ........ caddesinde bulunan ........ isimli iş yerinde meydana gelmiştir. Bahse konu yer fabrika içi olduğu ancak kazanın meydana geldiği ........ isimli Fabrikanın kara yolu ile bağlantısı olduğu görülmektedir. Ancak meydana gelen bu kaza; Davacı Sürücü ........ plakalı araçla yük almaya gitmiş ve yükleme sırasında dengesini yitirerek düşmüştür. Dolayısı ile bu kaza 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nu kapsayan kaza olayı olmadığını bildirir müşterek rapor tanzim etmişlerdir. Davacı vekili, Mahkememize sunmuş olduğu 24/06/2021 tarihli dava dilekçesinde; "Müvekkil, 24/11/2016 tarih saat 14:00 sıralarında ........ caddesinde bulunan ........ isimli iş yerinde ........ plakalı araçla yük almaya gitmiş ve yükleme sırasında müvekkil dengesini kaybederek düşmüş ve işbu talebe konu kaza meydana gelmiştir." şeklinde beyanda bulunduğu da dikkate alındığında, Somut olayda; sigorta şirketinin sorumlu olabilmesi için trafik kazası olması gerekir. Dava dilekçesi ve bilirkişi raporu, dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, iddia edilen olay salt bir iş kazası olup trafik kazası değildir. Dolayısıyla sigorta şirketinin sorumluluğu olmayıp ret kararı isabetlidir. Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 1-Davacı tarafından alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.05/03/2026 ..... ..... ..... ..... Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.