İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... AŞ.nin müvekkili sigorta şirketi tarafından ... Poliçesi ile 01/01/2015-01/01/2016 tarihleri arasında 1 yıl süre ile sigortalandığını, sigortalı ... A.Ş.tarafında…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1384 KARAR NO: 2026/324 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/11/2021 NUMARASI: 2017/317 Esas - 2021/451 Karar DAVA:Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... AŞ.nin müvekkili sigorta şirketi tarafından ... Poliçesi ile 01/01/2015-01/01/2016 tarihleri arasında 1 yıl süre ile sigortalandığını, sigortalı ... A.Ş.tarafından Almaya'da bulunan ... şirketine 11/09/2015 tarihinde düzenlenen faturaya göre 956 adet buharlı ütü emtiası satışı yapıldığını, sözleşmeye konu emtia'nın Çin'de bulunan ... isimli şirket tarafından üretilip denizyolu ve karayolu ile nakliyeci firma ...sorumluluğunda Almaya'ya gönderildiğini, söz konusu emtianın ... Limanından 13/08/2015 tarihinde yüklenerek ...-... Limanına davalı şirket sorumluluğunda deniz yolu ile taşındığını ve geminin ... limanına varışından sonra 15/09/2015 tarihinde ... firmasının deposuna alındığını, burada gümrük işleri tamamlandıktan sonra alt taşıyıcı ... firması tarafından karayolu ile Almaya'ya sevk edildiğini, alıcı firma ile söz konusu emtianın ... satış şekli ile satıldığını, ilk kontrolde emtianın kontrolü yapıldığında 60 koli (240 adet) emtianın hasarlı ve ıslak olduğunun belirlendiğini,ancak ürünlerin depoya alınıp incelendiğinde 244 adet emtiada hasar meydana geldiğinin anlaşıldığını, meydana gelen hasar nedeniyle müvekkil şirketin sigortalısı ... A.Ş.ye 3.390,70 Euro ödediğini, dolayısıyla sigortalısının haklarına halef olduğunu, 18/04/2016 tarihinde iadeli taahhütlü mektup yoluyla müvekkil şirket tarafından sigortalısına ödenen hasar tazminatının tahsili amacıyla nakliyeci firmaya rücu mektubunun gönderildiğini ancak nakliyeci firmadan olumlu cevap alınamadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, rücudan tazminat alacağı olan 10.971,96 TL'nin ödeme tarihi olan 04/04/2016 gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin taşıma ile ilgili olarak yalnızca deniz taşımasını organize ettiğini, fiilen taşıma işini gerçekleştiren taraf olmadığını bu nedenle pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu emtianın gönderen tarafından ekiksiz, hasarsız ve sağlam olarak konteynere yüklendiğini, Belçika limanında hasarsız ve gönderen tarafından teslim edildiği şekli ile tam olarak teslim edildiğini, müvekkil şirketin fiili olarak dava konusu emtiaların taşımasını yapmadığını, sadece deniz taşımasını organize ettiğini, yükün deniz yolu taşıması sonrasında ...-Belçik limanında teslim edildiğini ve bu süreler içinde müvekkili şirkete herhangi bir hasar bildirimi yapılmadığını, bahsi geçen ekspertiz raporundan dava ile birlikte haberdar olunduğunu, hasarın müvekkili şirketin taşımasını organize ettiği denizyolu taşıması esnasında gerçekleştiği düşünülse dahi müvekkil şirkete sigorta poliçesinde belirtilen süre içinde başvur yapılmadığını belirterek, müvekkil şirketin iş bu dava bakımından pasif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddine, davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında sonuçları itibarı ile çelişkiler bulunmakla birlikte, yukarıda açıklandığı üzere CMR belgesi üzerine konulan hasar şerhi mahkemece TTK 1185 maddesi anlamında, davalı bakımından, hasar ihbarı olarak kabul edilmediğinden, ispat yükünün TTK 1185/4 maddesi gereğince davacı üzerinde bulunduğu değerlendirildiğinden alınan 28/03/2018 tarihli bilirkişi raporu esas alınmamıştır.Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporları da hükme esas alınarak davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davalının dava konusun emtiaların hem deniz hem de karayolu taşımasını üstlendiğini, ancak davalı taşıyıcı emtiaların karayolunda taşınması sırasında ara nakliyeci aracılığıyla taşıma işini gerçekleştirdiğini, hasarın ne zaman meydana geldiğinin ispatlanamadığını, hasarın davalının sorumluluk sahasında meydana gelmediği ve davalının sadece deniz yolu taşımasını üstlendiği değerlendirmesinin yerinde olmadığını, her ne kadar ara taşıyıcı taşıma işini üstlenmişse de emtiaların hasara uğramasında ana taşıyıcının sorumlu olduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve eksik değerlendirme içeren bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hasarın sorumluluk davalı taşıyıcıdayken meydana geldiğini, hasarın TTK 1185/1'e uygun şekilde taşıyana ihbar edildiğine yahut TTK 1185/2 'ye uygun olarak tarafların katılımıyla mahkemece inceleme yapılıdğına dair bir belge ya da bilgi bulunmadığı değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu emtialardaki hasar tespitinin teknik bilgi ve uzmanlık gerektirdiğini, ancak tespitin bağımsız eksperler tarafından yapıldığını, dolayısıyla ilgili düzenleme kapsamında herhangi bir bildirim gerekmediğini, eksik inceleme ihtiya eden bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, deniz ve kara taşıması sırasında oluşan hasar bedelini dava dışı sigortalısına ödeyen sigorta şirketinin, ödediği bedeli taşıyandan rücuen tahsili istemidir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde;hasarın davalının sorumluluğunda meydana gelip gelmediği noktasındadır. Davacı taraf, davalının Çin ülkesinden nihai alıcının Almanya'daki adresine kadar deniz ve kara yolu ile yapılacak tüm taşıma işinin üstlenildiğini, ürünlerin nihai varış yerinde hasarlı olduğunu belirterek davalının sorumlu olduğunu iddia etmektedir.Davalı ise kendisinin fiili taşıyıcı olmadığını, sadece Çin ülkesinden Belçika ülkesine kadar olan deniz taşıma işini "organize ettiğini", pasif husumetinin bulunmadığını, ürünlerin Belçika ülkesinde sağlam olarak teslim edildiğini, süresinde bir ihbarın da bulunmadığını, sorumluluğunun bulunmadığını savunmaktadır.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davacının dava dışı sigortalı ... A.Ş. ye ait emtianın, 01/01/2015 - 01/01/2016 tarihleri arasına ilişkin taşıma sırasında oluşabilecek risklere karşı ... poliçesi ile sigortaladığı, sigortalının Çin ülkesinden tedarik edip Alman'ya ülkesindeki alıcısına sattığı ürünlere ilişkin ayrıca spesifik poliçenin düzenlendiği, yükün Çin ülkesinden Belçika'ya kadar deniz yolu ile buradan Almanya'ya ise kara yolu ile taşındığı, Almanya'da yükün teslimi anında 240 adet ütüde hasar tespit edilerek CMR belgesine kayıt düşüldüğü, depodaki incelemede hasarlı ürünün 244 adet olduğunun belirlendiği, hasarın sigorta teminatı süresi içerisinde gerçekleştiği, davacının dava dışı sigortalısına 04/04/2016 tarihinde 3.390,70 Euro ödeme yapıldığı anlaşılmakla, davacının TTK 1472 gereğince sigortalının haklarına halef olduğu, ayrıca TBK 183 maddesi hükmünce alacağın temlikine dair ibranamede hüküm bulunduğu görülmektedir.Davaya konu 956 adet buharlı ütü emtiasının; davalı ... .... tarafından düzenlenmiş olan ... numaralı konişmentoda yükleten "... (...) Ltd."; gönderilen "..."; ihbar adresi "gönderilenle aynı" ve "... A.Ş."; teslim acentesi "..."; gemi adı "..."; yükleme limanı "..., Çin"; boşaltma limanı "..., Belçika"; aktarılacağı yer "..., Almanya"; yükün tanımı ve miktarı "956 adet buharlı ütü" olarak gösterilmiştir. TTK m. 1238/1 uyarınca konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konişmento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılır. Davalı cevap dilekçesinde, dava konusu taşımanın Çin'den Belçika'ya deniz yolu ile yapılan kısmını "organize ettiğini" beyan etmektedir. Dosyaya sunulan konişmentoda taşıyan olarak davalının gösterilmesi karşısında ve TTK 1238/1 maddesi uyarınca Çin'in ... Limanı'ndan Belçika'nın ... Limanı'na deniz yolu ile yapılan taşıma bakımından davalının taşıyan sıfatına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içeriğinden, dava konusu taşımanın Çin'in ... Limanı'ndan Almanya'nın ... şehrine, deniz ve kara yolu ile yapılacak karma bir taşıma olduğu, CMR belgesinde taşıyıcı dava dışı "..." olduğu görülmektedir. Davalının taşıyan olarak düzenlediği konişmento matbu şekilde "kombine taşıma konişmentosu" başlığını taşıdığı, başlığın altına "... - ..." ibaresi eklendiği, Konişmentoda .../Almanya, kombine taşıma konişmentolannda mutad olduğu üzere "teslim yeri (...)" olarak değil,"aktarılmak üzere/aktarılacağı yer (...) olarak gösterildiği görülmektedir.Gerek "teslim yeri" ifadesinin kullanılmamış olması, gerekse matbu "kombine taşıma konişmentosu" başlığı altına "..." ibaresinin eklenmesi karşısında, navlun faturası, sözleşme v.b. başkaca bir belge ile açıkça ortaya konulmadıkça, salt konişmentoda "aktarılacağı yer" ifadesiyle ...'in zikredilmiş olmasına dayanılarak davalının eşyayı ...'de teslim etmeyi, dolayısıyla karayolu ayağı da dahil taşımanın tamamını üstlendiğinin kabulü mümkün olmamıştır.Bu durumda, davalının taşımanın tamamını üstlendiğinin, dolayısıyla taşımanın tamamı bakımından akdi taşıyan sıfatını haiz olduğunun dosya kapsamında ispatlanamadığı; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde davalının ancak taşımanın deniz yolu ile gerçekleştirilen bölümü bakımından taşıyan sıfatını haiz bulunduğu anlaşılmaktadır.TTK 1185/1 maddesi uyarınca "zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir, İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir." TTK 1185/2 maddesinde ise eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek olmadığı hüküm altına alınmıştır. Dosya içeriğinde hasarın TTK 1185/1 'e uygun şekilde taşıyana ihbar edildiğine yahut TTK 1185/2'ye uygun olarak tarafların katılımıyla mahkemece inceleme yapıldığına dair bir belge ya da bilgi bulunmamaktadır. Davalıya gönderilen ihbarname 05/10/2015 tarihli olup, dosyada mevcut ekspertiz raporuna göre emtianın teslim tarihi 24/09/2015 olarak kayıtlı olduğundan ihbarın TTK 1185/1'de öngörülen sürede yapılmadığı anlaşılmaktadır.Davalının kara taşımasını üstlenmediği sonucuna ulaşılmakla CMR belgesinde "60 karton hasarlı, ıslanma hasan" kaydının davalı bakımından zarar bildirimi olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. TTK 1185/4 maddesi uyarınca "eşyanın zıya veya hasan ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir".Kara taşıması öncesinde düzenlenmiş bir tutanak bulunmaması ile hasar ekspertiz raporunda zararın "konteynerden aktarma çalışmaları sırasında kolilerin yağmur suyuna maruz kalması ve/veya dorse içerisinde görünmeyen ve tespit edilemeyen bir yırtık veya delikten yağmur suyu sızması neticesinde meydana gelmiş olabileceği'nin tespiti karşısında, TTK 1185/4 maddesi gereğince oluşan karinelerin çürütülemediği, zararın deniz taşıması sırasında ve davalı taşıyanın sorumlu olduğu bir nedenle gerçekleştiği hususunun ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafça ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026