11. Hukuk Dairesi 2024/2275 E. , 2025/549 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1834 Esas, 2024/76 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/224 E., 2021/241 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava bakımından taraflarca, birleşen dava bakımından birleşen davanın davacısı tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme…
**11. Hukuk Dairesi 2024/2275 E. , 2025/549 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1834 Esas, 2024/76 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/224 E., 2021/241 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dava bakımından taraflarca, birleşen dava bakımından birleşen davanın davacısı tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 2018 00493/7.1 ve 7.2 sayılı tescilli tasarımlarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün İstanbul 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/120 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, davalı ürününün müvekkilinin tasarımının bir taklidi olduğunu, davalının bu taklit ürünler üzerinden haksız kazanç elde ettiğini, müvekkilinin davalı tarafın tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemleri sonucunda maddi zarara uğradığını ileri sürerek müvekkilinin 2018/00493 başvuru numaralı ve tescilli 7.1 ve 7.2 sayılı tasarımlarından doğan haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve men’ine, tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; 2018 00493/7 kod numarası ile birleşen davada davalılar adına tescilli bulunan endüstriyel tasarımın tescil şartlarını taşımadığını, yeni ve ayırt edici olmadığını, davalı adına tescilli tasarımın birebir aynısı veyahut ayırt edilemeyecek derecede benzerlerinin davalının başvuru tarihinden çok önce Amerika Menşeli "Jovanifashions" unvanlı şirketin instagram hesabında kamuya arz edildiğini ileri sürerek davalı tasarımının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; taraf tasarımlarının birbirinden farklı olduğunu, müvekkiline ait ürünün kendi has ayırt edici özelliklerinin ve detaylarının bulunduğunu savunarak asıl davanın davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın kötüniyetle açıldığını savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu tasarımın giysi tasarımı olduğu, giysi tasarımlarında oldukça geniş seçenek özgürlüğünün varlığından söz edilebileceği, davacı ile davalı tasarımları arasında kısmen farklılık olmakla birlikte bu farklılığın bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ürünlerin genel yapısını farklılaştırmadığı, genel görünümünün ayırt edilemeyecek oranda benzer olduğu, bu nedenle davalının “... -7433” etiketli ürününün davacı adına tescilli 2018/00493-7 sayılı tasarımdan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği ve haksız rekabet oluşturduğu, davalının davacı adına tescilli tasarımın hükümsüzlük istemine dayanak olarak dosya kapsamında sunduğu ilgili web sayfaları üzerinden de ulaşılan giysi tasarımı görselleri, tescilli tasarımla karşılaştırmalı olarak incelendiği, silüet itibariyle balık abiye tanımına uygunluk ve kabarık tül etek detayı dışında benzerlik bulunmadığı, davacı adına tescilli 2018/00493-7 sayılı tasarımları ile ... fşirketinin tasarımlarımlarının ayırt edilemeyecek oranda benzer olmadığı, bilirkişice davacı defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede tespit edilen ürün satış miktarı kadar davacının satış yapmaktan mahrum kaldığı, davacının 2018 yılı için 1.533,52 TL maddi zararının olduğu, davacının 1.000,00 TL tazminat talep ettiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, davacıların 2018/00493 nolu 7.1 ve 7.2 sayılı tasarımlardan doğan haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüz ve haksız rekabetin tespitine ve men'ine, 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl dava bakımından taraf vekillerince, birleşen dava bakımından birleşen davanın davacısı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı- birleşen davada davacının eylemi nedeniyle davacı- birleşen davada davalının yoksun kaldığı kazancın hesaplanması için davalı-birleşen davada davacı şirketin, dava konusu tasarımın tescil edildiği 25.01.2018 tarihi ile dava tarihi arasındaki satış faturalarının tamamının incelendiği, asıl dava yönünden davalı tarafından "... -7433" etiketli ürünlerden 3.160,00TL tutarında satış yapıldığının, bu satışlardan 188,00 TL faaliyet kârı elde edildiğinin, davacının yoksun kalınan kârının 188,00 TL olduğunun tespit edildiği, itiraz üzerine alınan raporda ise davalının ticari defterlerine göre talep edilebilecek tutarın en az 471,67 TL, davacı defterlerine göre ise en az 1.533,52 TL olabileceği hususlarının belirlendiği, davacı tarafça asıl davada talep edilen maddi tazminat tutarının ıslahla artırılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl dava bakımından davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince, birleşen dava bakımından birleşen davanın davacısı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ve maddi tazminatın tahsili, birleşen dava tasarım hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin olarak davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Mahkemece asıl davada davalının kullanımlarının tasarım hakkına tecavüzün yanı sıra haksız rekabet de oluşturduğu benimsenerek tescilli tasarımın kümülatif olarak korunması cihetine gidilmişse de; bilindiği üzere kümülatif koruma, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını aynı anda taşıması halinde o mevzuatların tamamı ile korunabilmesidir. Yani, bir fikri ürünün birden çok mevzuatın koruma şartlarını taşıması halinde hak sahibinin her bir yasal düzenlemeye birlikte dayanarak koruma talebinde bulunması ve mahkemelerce de eş zamanlı olarak her bir mevzuat hükümleri ile hak sahibinin tatmin edilmesidir (Cahit, Suluk/(Rauf, Karasu/Temel, Nal, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara 2022, s. 20-21; Savaş, Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s.9). Diğer bir ifade ile somut davada olduğu gibi tasarımın izinsiz kullanılmasının hem tasarım hakkına tecavüz davası, hem haksız rekabet davasına konu edilmesi ve mahkemece de her iki müessese kapsamında taleplerin kabul görmesi kümülatif koruma olarak tanımlanmaktadır. Tescilli haklar bakımından ise ilke olarak sadece ilgili özel düzenleme uygulama alanı bulacaktır. Bununla birlikte özel düzenlemede haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunması halinde yine haksız rekabete dair düzenlemelerin de devreye gireceği tartışmasızdır. Somut olay bakımından Dairemizin eski uygulamasına esas teşkil eden mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı TTK) 57. maddesinin beşinci fıkrasında ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarının iltibasa meydan verebilecek surette kullanılmasının da haksız rekabet hallerinden olduğu düzenlenmişti. Bu kapsamda tescilli marka ve tasarım haklarının bu şekilde kullanılmasının marka ve tasarım hakkına tecavüz ile birlikte haksız rekabeti de oluşturduğu, anılan haklara tecavüz ve haksız rekabetin kesiştiği alanda hem özel hükümler hem de haksız rekabet hükümleri ile kümülatif korunması gerektiği Daire uygulaması haline gelmişti. Başlangıçta kümülatif korumanın benimsenmiş olması, 6762 sayılı TTK’da yer alan bu düzenlemeden kaynaklanmaktaydı. Ancak 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı TTK), 6762 sayılı TTK’da değinilen hükmün yerine getirilen 55. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinde, “ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları” ibaresine yer verilmemiştir. Anılan iki hüküm karşılaştırıldığında 6762 sayılı TTK’nın 57. maddesinin beşinci fıkrası “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklinde olmasına rağmen, yerine ikame edilen 6102 sayılı TTK’nın 55. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendi “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindedir. Görüldüğü üzere yeni hükümde “ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları” ibaresine yer verilmemiştir. Bunun temel nedeni; tescilli işletme adı ve ticaret unvanının 6102 sayılı TTK’nın 50. ve 53. maddeleri arasındaki hükümlerle düzenlenmesi ve dolayısıyla özel koruma getirilmesidir. 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4. alt bendinin gerekçesinde eski hükümden ayrılmanın nedeni “Anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşul, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında KHK'da, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK'da, 555 sayılı Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında KHK'da ve unvanla ilgili olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır. Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden gerekli görülemez” şeklinde ifade edilmektedir. Bu kapsamda belirtmek gerekirse, kanun koyucunun haksız rekabete ilişkin eski ve yeni hüküm bağlamında anılan gerekçelerle eski hükümden ayrılması ile kümülatif koruma yönünden yukarıda belirtilen özel hükümlerin getirilmesi tescilli marka ve tasarım ile tescilsiz tasarımın tıpkı faydalı model ve patent hakkı gibi sadece 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) kapsamında korunmasını yeterli bulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle artık, 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara dayalı açılan davalarda, tescilli sınai haklar bakımından sadece özel kanun olan SMK hükümleri uygulanabilecek olup TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümler yanında ve aynı anda uygulanması söz konusu olamayacaktır. Diğer bir ifade ile bu kapsamda kümülatif koruma uygulanmayacaktır (NOMER ERTAN, Füsun/HELVACI, Mehmet/KAYA, Arslan/ÜLGEN, Hüseyin; Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2022, s. 356 vd.; ARKAN, Sabih; Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2024, s.363). Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, asıl davada davacı tasarım hakkına tecavüzün, haksız rekabetin tespiti, men'i ref'i ve tazminat taleplerinde bulunmuştur. Davacının ihlal edildiğini iddia ettiği tasarım Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olup SMK ile getirilen özel hükümler haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirerek düzenlendiğinden, tescilli tasarımın koruma alanı ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacağından, özel hükmün yanında haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmü de olmadığından, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, Dairemizin daha önceki bazı kararlarında da benimsediği üzere (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.03.2022 gün ve 2019/5189-1852 sayılı, yine 22.04.2021 gün ve 2021/89-3054 sayılı kararları) somut olay bakımından, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabetin tespiti ve men'ine dair kısmı yönünden ret kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin tüm, asıl davada davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalının temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının asıl davaya ilişkin (1) numaralı bendinde yer alan “ve haksız rekabetin” ibaresinin çıkartılarak aynı bendin devamına “haksız rekabetin tespiti, men'i ve buna dayalı tazminat istemlerinin reddine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde birleşen davada davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin asıl davada davacılara yükletilmesine, 05.02.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.