İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu 2021/09, 2021/10, 2021/11 ve 2021/12 sayılı kararların TTK'nın 390/4. maddesinde yer alan dolaştırma usulüne aykırı olarak alındığını, bu kararların mü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1948 KARAR NO : 2025/2062 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/06/2022 NUMARASI : 2022/52 Esas - 2022/457 Karar DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu 2021/09, 2021/10, 2021/11 ve 2021/12 sayılı kararların TTK'nın 390/4. maddesinde yer alan dolaştırma usulüne aykırı olarak alındığını, bu kararların müvekkili yönetim kurulu üyelerine sunulmadığını, 2021/09, 2021/10, 2021/11 ve 2021/12 sayılı kararların TTK'nın 391. maddesinde yer alan eşit işlem ilkesine açıkça aykırı olduğunu, bunun yanında B grubu pay sahibi olan ... isimli şirketin vazgeçilmez haklarının da ihlal edildiğini, 2021/10 numaralı kararın yine ana sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, bu nedenlerle bahsi geçen kararların hem usul hem de esas yönünden TTK'ya açıkça aykırı bulunduğundan, 2021/09, 2021/10, 2021/11 ve 2021/12 sayılı kararlarının geçersizliğinin /yokluğunun butlanının tespit edilmesinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin alacak, hak ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla bahsi geçen kararların uygulanması durumunda şirket ve diğer ortak ...'in telafi edilemez zararlara uğrayacağını, bu kararlara dayanak gösterilmek suretiyle diğer ortağın durumunun daha da ağırlaştıran ve eşit işlem ilkesine aykırı olan ve pay sahiplerinin devredilemez nitelikteki haklarını daha da ihlal edebilecek kararların alınması mümkün olduğundan söz konusu kararların uygulanmasının tedbiren durdurulmasına karar verilmesini bahsi geçen kararların hem usul hem de esas yönünden Türk Ticaret Kanunu'na açıkça aykırı bulunduğundan, 2021/09, 2021/10, 2021/11 ve 2021/12 sayılı kararların yokluğunun/butlanının mahkemece tespit edilmesine, avukatlık ücreti ile her türlü yargılama harç ve giderinin davalı şirkete yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki haksız ve hukuki temelden yoksun dava sebebi ile müvekkili şirket nezdinde doğacak muhtemel zararlarına karşılık TTK’nın 460/5. maddesinin emri gereği kıyasen uygulanması gereken TTK’nın 448 ve 451. maddeleri uyarınca davacıların sayın mahkeme’nin uygun göreceği miktarda teminat yatırmaya mahkûm edilmesini talep ettiklerini, davacıların, TTK’nın 369. maddesine de muhalefet ederek yasaya ve usule uygun yönetim kurulu kararlarının tesciline engel olmaya çalıştıkları gibi şirketin iş ve işlemlerinde temsil ve ilzamını düzenleyen söz konusu kararların uygulamasını da haksız ve kötü niyetle engellemeye çalıştıklarını, davacıların müvekkili şirket ve yöneticilerinin itibarını zedelemek, şirket çalışanlarının görevlerinin ifasını ve şirketin temsil ve ilzamını engelleyerek müvekkili şirketin ticari ve operasyonel faaliyetlerini, iş ve işlemlerini sürüncemede bırakarak kitlemek için, dava konusu yönetim kurulu kararlarının hükümsüz ve geçersiz olduğuna dair asılsız iddialarını gerek şirket içinde gerekse üçüncü kişiler nezdinde haksız ve kötü niyetle halen yaymaya devam ettiklerini, işbu nedenlerle öncelikle huzurdaki haksız ve hukuki temelden yoksun dava sebebi ile müvekkil davalı şirket nezdinde doğacak muhtemel zararlarına karşılık TTK’nın 460/5. maddesinin emri gereği kıyasen uygulanması gereken TTK’nın 448 ve 451. maddeleri uyarınca davacıların Sayın Mahkeme’nin uygun göreceği miktarda teminat yatırmaya mahkûm edilmesini, söz konusu teminat miktarı belirlenirken, müvekkil şirket’in faaliyet gösterdiği sektör, piyasadaki değeri ve itibarının gözetilmesini, davacıların dava konusu yönetim kurulu kararlarının hükümsüz ve geçersiz olduğuna dair asılsız iddialarını şirket içinde ve dışında yaymaya matuf eylemlerinin durdurulmasını, müvekkili şirket çalışanlarını söz konusu yönetim kurulu kararları çerçevesinde görevlerini ifa etmekten alıkoymaya, müvekkili şirketin ticari ve operasyonel faaliyetlerinin, iş ve işlemlerini aksatmaya, kitlemeye yönelik eylem ve davranışlardan kaçınmalarını teminen ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davaya konu edilen yönetim kurulu kararlarının yasaya, usule, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına uygun olmaları ve TTK’nın 391. maddesinde belirtilen butlan şartları bulunmadığından, müvekkili şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın reddini, yargılama giderleri ile yasal vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Mahkememizin 16/06/2022 tarihli celsesinde kısa kararda ikinci satırında her ne kadar sehven ''15/10/201 tarihli'' denilmiş ise de, maddi hata olduğu anlaşılmakla gerekçeli kararda ''15/10/2021 tarihli'' olarak düzeltilmiştir. 15.10.2021 tarihli 2021/9 ve 2021/10 sayılı yönetim kurul kararların yokluğunun tespiti talep edilmiş ise de, söz konusu kararları tescilinin ticaret sicil müdürlüğünce reddedildiği, aynı konularda 2021/11 ve 2021/12 nolu yeni kararların alındığı, bu şekilde üstü örtülü olarak 9 ve 10 nolu karaların kaldırıldığı da tüm bu nedenlerle bu kararlara ilişkin davada hukuki menfaat olmadığı anlaşılmış ve bu kararlar açısından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Genel olarak, bir hukuki işlemin kurucu unsurlarında eksiklik varsa o işlem yok hükmündedir. Yönetim kurulu kararının, kurucu unsurlarında eksiklik olması halinde, karar yok hükmündedir. Bir yönetim kurulunun kurucu unsurları ise; irade beyanlarının tam olması ve kararın ‘yönetim kurulu’ndan çıkmış olmasıdır. Toplantıya çağrılmayan üye/üyelerin olması halinde kararın akıbeti ne olacaktır? Yokluk için yapılan tanımda irade beyanlarının eksik olmasından bahsedilmektedir. Bu durumda toplantıya çağrılmayan üyenin irade beyanı eksiktir. Zira çağrılan üyeler toplantıya katılarak olumlu veya katılmayarak olumsuz birer irade ortaya koymuşlardır. Fakat çağrılmayan üyenin ne olumlu ne olumsuz bir irade beyanı yoktur. Bu yüzden bu tip kararlar yok hükmündedir. Somut olayımızda 15.10.2021 tarihli 2021/11 ve 2021/12 sayılı yönetim kurul kararları açısından ise 2021 yılı kararlarından 11 ve 12 nolu karar ile, yine aynı tarihili 9 ve 10 nolu kararlar ile aynı konuları düzenler karar verildiği dikkate alındığında, her ne kadar toplantı tarihleri aynı olsa da, bu karar içeriklerine göre bu iki gurup kararın aynı toplantıda alınmadığı, aynı tarihli bir başka toplantıda alındığının hayatın olağan akışına göre anlaşıldığı, kaldı ki 9 ve 10 nolu karaların ticaret sicil müdürlüğüne tescil edilmek istenmesinden sonda yine bu kararlar ile aynı tarihli ve aynı konuları düzenler 11 ve 12 nolu kararların ortaya çıkması dikkate alındığında bu iki grup karaların aynı tarihli aynı toplantı da alınmamış olduğu, buna göre de 8,9,10 nolu kararların alındığı toplantı için çağrı koşulları bulunsa da 11 ve 12 nolu kararların alındığı toplantı için çağrı davet yapıldığının davala tarafça ispatlanmadığı, toplantıya çağrılmayan üye bulunmakla, çağrılmayan davacı üyenin irade beyanı eksik olduğu, bu yüzden bu kararların yok hükmünde olduğu anlaşılmış ve tüm bu nedenlerle sonuçta 15.10.2021 tarihli 2021/9 ve 2021/10 sayılı yönetim kurul kararların yokluğunun tespiti talebinde hukuki menfaat olmadığından bu kararlar açısından davanın usulden reddine,-15.10.2021 tarihli 2021/11 ve 2021/12 sayılı yönetim kurul kararların yokluğunun tespitine , ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 2021/08, 2021/09 ve 2021/10 nolu kararlar aynı gün aynı toplantıda alınmadığını, batıl olduğunun tespiti talep edilen 2021/09 ve 2021/10 nolu kararlar dolaştırma usulüne aykırı olarak alındığını, bu noktada, Mahkemece verilen kararın aksine, çağrı usulü ve alınma şekli bakımından bu kararlar hukuka aykırı olduğunu, 2021/11 ve 2021/12 nolu kararlar örtülü olarak 2021/09 nolu kararı ortadan kaldırsa dahi, 2021/10 nolu karar konusu bakımından farklı olduğundan 2021/11 ve 2021/12 nolu kararlar 2021/10 nolu karardaki konuları kapsamadığından 2021/11 ve 2021/12 nolu kararların 2021/10 nolu kararı ortadan kaldırması mümkün olmadığını, 2021/10 nolu kararda yer alan maddeler, ana sözleşmeye ve hissedarlar sözleşmesine göre toplantıya katılanların değil, ancak tüm YK üyelerinin oybirliği ile alınabilecek kararlar olduğunu, bu noktada davacıların toplantıya katılımı engellenmiş olduğundan ve tüm YK üyelerinin oy birliği bulunmadığından söz konusu karar hem dolaştırma usulüne hem de ana sözleşmeye ve hissedarlar sözleşmesine aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket yönetim kurulu’nun 15 ekim 2021 tarihli 2021/11 ve 2021/12 sayılı kararlarında yasa ve usule uygun bir şekilde alınmış, kararlar tüm yönetim kurulu üyeleri ile toplantı öncesinde paylaşıldığını, söz konusu tarihte yürürlükte bulunan hükümleri cevaz vermediği halde telekonferans yolu ile katıldıkları iddiasına ve söz konusu kararlar için kendilerinin imzalarının elden dolaştırma usulü ile alınmadığı itirazına dayandırıldığını, yönetim kurulu toplantılarının telekonferans yolu ile gerçekleştirilebilmesi için TTK uyarınca evvelemirde şirket esas sözleşmesinde bu yönde bir düzenleme yer alması gerektiğini, yönetim kurulu toplantılarının elektronik ortamda düzenlenebilmesi için mevzuatta belirtildiği şekilde “elektronik toplantı sistemi”nin kullanılmasının zorunlu olduğunu, nitekim, davalı şirket’in esas sözleşmesi’nde yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarının elektronik ortamda yapılabileceğine ilişkin esas sözleşme değişikliği, TTK’nın emredici mahiyetteki düzenlemelerine uygun olarak 25.08.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan genel kurul kararı ile daha yeni yapıldığını, söz konusu esas sözleşme değişikliğinin yayınlandığı 02 eylül 2022 tarih ve ... sayılı ticaret sicil gazetesi de bu hususu tevsik ettiğini, sonuç olarak, işbu davanın ikame edildiği 24 ocak 2022 tarihinde dahi şirket esas sözleşmesi’nin yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarının elektronik ortamda yapılmasına cevaz vermediği sabit olduğunu, 6102 sayılı ttk yönetim kurulunun çağrı usulüne ilişkin herhangi bir usul öngörülmediği gibi iptali talep edilen yönetim kurulu kararının da toplantı ve karar nisaplarına uygun şekilde alındığı hususları gözetildiğinde, iptali talep edilen yönetim kurulu kararının yasaya ve usule uygun ve geçerli olduğunu, öte yandan ne mülga TTK ne de ttk’da şirket yönetim kurulu üyelerinin çağrı usulüne ilişkin şekli bir usul öngörülmediğini, bilindiği üzere genel kurulun toplantıya çağrılmasının ise özel bir usulü bulunduğunu, yönetim kurulunun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel bir usulün öngörülmemesinin sebebi, şirket yönetim kurulunun her an şirket yönetiminde hazır ve nazır olması ve şirketin yürütülmesi zorunlu iş ve işlemleri için hızlı karar alabilmesinin sağlanması olduğunu, böyle olunca TTK’nın, sürekli toplanma ve hızlı karar alabilme kabiliyeti olan işlevsel bir yönetim kurulu tesis etmeyi arzu ettiğini, nitekim TTK’da yönetim kurulunu toplantıya çağrı için şekli bir usulün zorunlu kılınmamasının gerekçesini sayın Prof. Dr. ..., “çağrıya ilişkin şekil kurallarıyla toplantının yapılmasını güçleştirmemek” olarak açıkladığını, yönetim kurulu toplantılarında, genel kurul toplantılarında olduğu gibi sıkı bir çağrı şekli aranmadığını ve davacı yönetim kurulu üyesinin yönetim çalışmalarından dışlandığına dair somut bir kanıt sunulmadığından bahisle yokluk iddialarının yerinde olmadığını davacılar hem huzurdaki davayı ikame ederek hem de müvekkil şirket’te yönetim kurulu üyeleri olarak sahip oldukları yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ederek müvekkil şirket’i zarara uğratmak ve işleyişi durdurmak gayesi içerisinde olduğunu, davalı şirket aleyhine kötü niyetle açılan işbu davanın tümden reddi gerektiğini,kaldı ki, davalı şirket’te her türlü iş akış süreci, talep, ödeme ve karar online olarak “... platformu” üzerinden yürütüldüğünü, bu platform sayesinde yapılan işlemler ilgililer tarafından takip edilebilmekte ve ilgililere, hatalı olduğunu düşündükleri iş ve işlemlere müdahale edebilme imkânı tanıdığını, davalı şirket yönetim kurulu’nun 2021/11 sayılı kararı ile kabul edilen iç yönerge doğrultusunda 2021/12 sayılı kararla yapılan yönetim devri, TTK tahtında hukuka uygundur.bu süreçte davacılara organizasyon şemasındaki görevlerde yetkilendirilmek üzere uygun adayları olup olmadığı sorulmuş ve var ise, bildirilmesi rica edildiğini, buna karşın davacılar, herhangi bir aday bildirmediği gibi ... çalışanları arasından da görev alma talebinde bulunan olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, anonim şirket yönetim kurulu kararının yokluk/butlanı davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu yönetim kurulu kararlarına ilişkin olarak yokluk/butlan sebebinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı şirket tarafından 15/10/2021 tarih ve 2021/9-10-11-12 nolu yönetim kurulu kararları alınmıştır. Davacı tarafça, dava konusu yönetim kurulu kararlarının çağrı yapılmadan ana sözleşmeye aykırı olarak alındığı iddiasıyla yönetim kurulu kararlarının yokluk/butlanına karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 391. Maddesine göre, yönetim kurulunun kararının batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilir. Özellikle; eşit işlem ilkesine aykırı olan, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin, özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmalarını kısıtlayan ya da güçleştiren, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin, kararlar batıldır. TTK’da yönetm kurulu toplantıları bakımından toplantı çağrısının şekli, çağrının içeriği, gönderilme zamanı gibi hususlarda herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Yönetim kurulu, üyelere daha önceden herhangi bir çağrı yapılmamasına rağmen, tüm üyelerin hazır bulunması ve hiçbirinin itirazda bulunmaması şartıyla çağrısız olarak toplanarak da karar alabilir. Yönetim kurulu anonim şirketin yasayla düzenlenmiş zorunlu organlarından biridir. Anonim şirketler yönetim kurulu tarafından temsil olunur. Yönetim kurulu kararları kural olarak toplantılarda alınır. Toplantı üyelerin bir yerde fiziki olarak toplanması şeklinde yada kısmen yada tamamen elektronik ortamda yapılabilir. Toplantılara katılmak, görüşlerini söylemek ve oy kullanmak her üyenin hem hakkı hem görevidir. Kural olarak daveti yönetim kurulu başkanı yapar, ancak onun bulunmadığı zamanlarda bu görev başkan vekiline aittir. Yine çağrının şekline dair de Kanun'da düzenleme bulunmamaktadır. Bununla beraber çağrının belirli bir şekilde yapılma zorunluluğu da yoktur. Böylelikle esas sözleşmede düzenleme yapılmasına da imkan sağlanmıştır. Önemli olan tüm üyelerin toplantıdan haberdar edilmesidir. Toplantı çağrısının tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmamış olması bir ya da birden fazla üyenin müzakere süreçlerinden bilinçli olarak dışlanmış olduğu sonucunu doğurduğundan alınan kararlar açısından bir yokluk nedenidir. Bununla birlikte Yönetim kurulu kararlarının geçerliliği için ayrıca şekil ve nisaplara da uygun bir karar alınmış olması gerekir. Aksi halde karar yok hükmünde olacaktır(Yargıtay 11. HD'nin 20/09/2023 Tarih ve 2022/2858 E. - 2023/5133 K. sayılı kararı). Ayrıca, tüm yönetim kurulu üyelerinin toptantıdan haberdar edilmesi temel amaç olup, üyelerin toplantıya katılma ve görüşlerini bildirme hak ve ödevlerinin bulunmaktadır. Bu kapsamda, kendisine yönetim kurulu toplantısı hakkında çağrı yapılmayan yönetim kurulu üyesinin, söz konusu hakkını ihlal eder şekilde toplanan yönetim kurulunda alınan karara karşı dava açma hakkı bulunmaktadır.Davacı şirketin yönetim kurulu 5 üyeden oluşmakta olup, davacılar davalı şirketin yönetim kurulu üyeleridir. Dosyada sunulu bulunan dava konusu yönetim kurulu kararları ve eldeki davaya konu olmayan 15/10/2021 tarih ve 2021/09 sayılı yönetim kurulu kararı davacıların katılımı olmaksızın diğer 3 yönetim kurulu üyesinin katılımı ile katılanların oy birliği ile alınmıştır.Davalı şirketin ana sözleşmesinin 7. Maddesinde yönetim kurulunun bir takvim yılında en az 10 defa toplanacağı bir sonraki toplantının adresi, tarihi ve saatinin her toplantıda belirleneceği düzenlenmiştir. Şirket ana sözleşmesinin 8/3. Maddesinde yönetim kurulu toplantı ve karar nisaplarının aksi esas sözleşmede belirtilmedikçe Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğu, 8/4-l bendinde ise, değeri 100.000,00 Avroyu geçer tutarda kredi sözleşmesi veya herhangi bir ticari sözleşmesi akdedilmesi tüm üyelerin katılımı ve oybirliği ile alınabilecek kararlar arasında sayılmıştır.Dosyada sunulu bulunan mail yazışmalarına göre, 11/10/2021 tarihinde 15/10/2021 tarihinde yapılacak yönetim kurulu toplantısı için çağrı yapılmış ve gündem açılış, toplantı nisabı, yeni iç yönerge çıkarılması ve sınırlı imza yetkililerinin belirlenmesi, tesis sigorta poliçesinin belirlenmesi olarak tespit edilmiştir. Davacılar, yurt dışı seyahati nedeniyle telekonferans ile yönetim kuruluna katılmayı talep etmişlerdir.Daha sonra iş bu davaya konu olmayan 15/10/2021 tarih ve 2021/08 sayılı yönetim kurulu kararı ile, temsil ve iç yönerge konusunda halihazırda uygulamaya konmayan 30/07/2021 tarih ve 2021/6-7 sayılı kararların kullanılmamasına (iptaline) karar verildikten sonra 05/02/2021 tarihli 1 nolu iç yönergenin iptal edilerek işbu yönetim kurulu kararında içeriği belirlenen iç yönerge ile görev tanımlarının ve işleyiş hiyerarşinin oluşturulmasına, bekçi statüsü ile çalışan personelin işten çıkarılmasına, güvenlik firmasından hizmet alınmasına karar verilmiştir.Dava konusu 15/10/2021 tarih ve 2021/09 sayılı yönetim kurulu kararı ile, temsil ve iç yönerge konusunda halihazırda uygulamaya konmayan 30/07/2021 tarih ve 2021/6-7 sayılı kararların kullanılmamasına(iptaline) karar verildikten sonra, 15/10/2021 tarih ve 2021/08 sayılı yönetim kurulu kararı ile kabul edilen 15/10/2021 tarih ve 2 nolu iç yönerge ve bir kısım imza yetkisinin belirlenmesine karar verilmiştir.Dava konusu 15/10/2021 tarih ve 2021/10 sayılı yönetim kurulu kararı ile, ... sigortadan 103.083 Euro teklif ile terör ve makine kırılması sigortası düzenlenmesine, bir kısım hasara ilişkin sürecin ilerlemesine ilişkin kararlar alınmıştır.Dava konusu 15/10/2021 tarih ve 2021/11 sayılı yönetim kurulu kararı ile, temsil ve iç yönerge konusunda halihazırda uygulamaya konmayan 30/07/2021 tarih ve 2021/6-7 ve 15/10/2021 tarih ve 2021/8 sayılı kararların kullanılmamasına (iptaline) karar verildikten sonra 05/02/2021 tarihli 1 nolu iç yönergenin iptal edilerek ekte yer alan iç yönerge ile görev tanımı ve işleyiş hiyerarşinin oluşturulmasına, bekçi statüsü ile çalışan personelin işten çıkarılmasına, güvenlik firmasından hizmet alınmasına karar verilmiştir.Dava konusu 15/10/2021 tarih ve 2021/12 sayılı yönetim kurulu kararı ile, temsil ve iç yönerge konusunda halihazırda uygulamaya konmayan 30/07/2021 tarih ve 2021/6-7 ve 15/10/2021 tarih ve 2021/8 sayılı kararların kullanılmamasına (iptaline) karar verildikten sonra 15/10/2021 tarih ve 11 sayılı yönetim kurulu kararı ile kabul edilen 15/10/2021 tarihli 2 nolu iç yönerge ve ve bir kısım imza yetkisinin belirlenmesine karar verilmiştir.Davalı şirket yönetim kurulu başkanı tarafından 11/10/2021 tarihinde, 15/10/2021 tarihinde yapılacak yönetim kurulu toplantısı için çağrı yapılmış ve belirlenen günde ilk olarak 15/10/2021 tarih ve 2021/08 sayılı karara ilişkin yönetim kurulu toplantısı yapılmıştır. Davacı tarafça bu toplantıya telekonferans yoluyla katıldığı ifade edilmiştir. Ancak 15/10/2021 tarih ve 2021/08 sayılı karara ilişkin yönetim kurulu toplantısı yapıldıktan sonra aynı gün başkaca yönetim kurulu toplantısı yapılacağına ilişkin çağrıda ve anılan yönetim kurulu toplantısında alınan kararda herhangi bir ibare bulunmamaktadır. Bu durumda gerek ana sözleşmedeki düzenleme gereği sonraki yönetim kurulu toplantılarının aynı toplantıda belirlenmemiş olması, yönetim kurulu üyelerinin sonraki toplantılardan usulünce haberdar edilmemiş olması nedeniyle dava konusu 15/10/2021 tarih ve 2021/09-10-11-12 nolu yönetim kurulu kararlarının, usulünce çağrı yapılmadan ve bu durumda davacı yönetim kurulu üyelerinin katılımı olmadan alındığı anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan yargıtay kararında toplantı çağrısının tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmamış olması bir yokluk nedeni olarak kabul edilmiş olup, bu durumda dava konusu yönetim kurulu kararlarının tamamı yok hükmündedir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın dava konusu tüm yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, 2021/09-10 nolu yönetim kurulu kararları yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; İlk derece mahkemesi kararının usul davalı yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; ilk derece mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KABULÜ ile; 15.10.2021 tarihli 2021/9, 2021/10, 2021/11 ve 2021/12 sayılı yönetim kurulu kararların yokluğunun tespitine, 2-Harç başlangıçta peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı ve posta ve tebligat gideri 199,60 TL olmak üzere toplam 361,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, c-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 166,00 TL ile istinaf başvuru harcı 220,70 TL olmak üzere 386,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025