İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili ile aynı grup bünyesindeki dava dışı ... AŞ bünyesinde 04.10.2012 tarihinde işe başladığını, eğitim bölüm başkan yardımcısı sıfatı ile tüm hakları…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1713 KARAR NO: 2026/325 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:26/04/2022 NUMARASI:2016/110 Esas - 2022/401 Karar DAVA:Tazminat (İşçinin Rekabet Yasağından Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili ile aynı grup bünyesindeki dava dışı ... AŞ bünyesinde 04.10.2012 tarihinde işe başladığını, eğitim bölüm başkan yardımcısı sıfatı ile tüm hakları korunarak müvekkili işletmeye 01.10.2013 tarihinde naklinin yapıldığını, davalının 22.04.2015 tarihli istifa dilekçesini vererek 08.05.2015 tarihinde işten ayrıldığını, işten ayrıldıktan kısa bir süre sonra .... Şti'de işe başladığım, müvekkilinin temel olarak malzemelerde yapılan kaynakların tahribatlı ve tahribatsız muayenesinin eğitimlerini ve test hizmetini verdiğini, yeni işverenin de aynı alanda faaliyet gösterdiğini, davalının 1.10.2013 tarihli iş sözleşmesinin m. 4 hükmünü ihlal ettiğini ve m. 5'te belirlenen cezai koşulu ödemesi gerektiğini ve ayrıca 19.12.2013 tarihli sözleşmenin m. 6 hükmünü ihlal ettiğini belirterek açıklanan nedenlerle davalının iş sözleşmesinde belirtilen rekabet yasağına aykırı davranması nedeni ile davalı eski çalışan ...'ün brüt maaşının 6 katı tutarındaki cezai şartı sonra artırım hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'sinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, 01.10,2013 tarihli İş Sözleşmesinin 4,5. Maddeleri, Borçlar Kanunun 439. maddesi ve Ticaret Kanlırıu 56. maddesi uyarınca davalı müvekkilinin uğradığı zararların tespiti ile, şimdilik 500,00TL maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının eski işveren ... Vakfı İşletmesi kaynak kontrolünü gerçekleştiren bir firma olduğunu, kaynak kontrolünün, çelik maddeleri birbirlerine monte etmek için yapılan kaynakların kontrolünü ifade ettiğini ancak müvekkilinin şuan görev aldığı .... Şti. ise kaynak kontrolünü gerçekleştirenleri denetleyen bir üst firma olduğunu, iş bu firmaların benzer işletmeler olmadığının sabit olduğu gibi, rakip firma da olmadıklarını, bu nedenle kurumlar arasında bir rekabetten söz edilemeyeceği gibi, müvekkilinin de herhangi bir rekabet yasağına aykırı davrandığından söz edilemeyeceğini, müvekkilinin ... Vakfı İşletmesi'nde eğitim veren kişi olarak yani bir nevi öğretmen olarak görev almış olduğunu, dava dışı .... Sti. ise denetçi olarak görevinde yer aldığını, bu nedenle her iki görev arasında da benzerlik olmadığını bu nedenle müvekkilinin rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranıldığı iddiasının yerinde olmadığını, tek taraflı cezai şartın geçersiz olduğu, müvekkiline 22.04.2015 tarihli istifa dilekçesinin zorla imzalattırıldığını ayrıca müvekkiline zorla imzalattırılan 22.04.2015 tarihli istifa dilekçesinde müvekkilinin Balıkesir'de gerçekleştirilecek eğitime öğretmen olarak katılması gerektiği gerekçesiyle çıkış tarihinin 08.05.2015 olarak gösterildiğini, açıklanan nedenlerle davanın öncelikle görev yönünden reddi ile İstanbul Anadolu Adliyesi İş Mahkemelerine gönderilmesine, dava dilekçesinin HMK gereğince yeniden düzenlettirilerek aksi halde davanın açılmamış sayılmasına ve neticeten davanın esastan reddine, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davacı vekili davalının tahribatlı ve tahtibatsız muayene eğitim hizmeti ve test hizmeti verdiğini iddia etmiş, dinlenen davalı tanığı davacı kurumun böyle bir test yetkisinin olmadığını, davalının da test yaptığını hiç görmediğini, bu hizmetlerin dava dışı ..., ... ve ... isimli kişiler tarafından yapıldığını beyan etmiş, davacı tanığı ise davalının test merkezinde eğitim bölüm başkanı olduğunu ve muayene hizmeti verdiğini iddia etmiştir. Her iki tanık beyanı birbiri ile çelişmekte olup, davacının dava dilekçesinde davalının eğitim bölüm başkan yardımcısı olduğunu beyan ettiği ve dinlenen davacı tanığı da iş mahkemesinde davalının eğitim bölüm başkan yardımcısı olduğunu bildirdiği halde, Mahkememizde tanık olarak dinlendiğinde davalıdan eğitim bölüm başkanı olarak bahsettiği, davacının da eğitim bölüm başkanının görevlerine ilişkin belgeleri rapora itirazında dosyaya sunduğu, ne var ki dava dilekçesi de gözetildiğinde davalının eğitim bölüm başkanı olmadığının, başkan yardımcısı olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davacının dosyaya sunduğu eğitim bölüm başkanı iş tanımının davalıya uygulanamayacağı anlaşılmış, her iki tarafın da ihtilafsız olarak kabul ettiği husus olan davalının davacı kurumda eğitim hizmeti vermesi hususu ile TBK'nın 444/2. Maddesi bir arada değerlendirildiğinde bu görevin işveren davacının önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olmadığı, bu nedenle rekabet yasağı kaydının geçersiz olduğu, bunun dışında 444/2 maddesi kapsamında geçersiz sayılmayacak olan davalının davacı kurumda test hizmeti verdiğinin veya muayene hizmeti verdiğinin davacı tarafça somut ve kesin delillerle ortaya konulamadığı, her iki tanık beyanının da bu konuda çeliştiği anlaşıldığından Mahkememizce davacının rapora itirazları yerinde görülmemiş, davalı işçinin davacı işveren firmasında muayene hizmeti verdiğine ilişkin hiçbir imzalı belge/görevlendirme yazısı vs. Davacı tarafça kendi kayıtları ile sunulup ispat edilemediğinden davalının davacı işverenden ayrılarak 2 yıl içerisinde aynı şehirde bulunan dava dışı başka bir kuruma geçişinin önemli bir zarara sebep olmayacağı anlaşılmış, TBK 444/2 maddesi gereği rekabet yasağı kaydının geçersiz olduğu kanaatine varıldığından her iki talep yönünden ayrı ayrı davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rekabet yasağı kaydının herhangi bir süre sınırı içermediği hallerde sürenin belirlenmesinde hakimin takdir hakkını kullanarak süre bakımından makul bir sınır belirlemesi gerektiğini, bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, dosyaya sunulan Yargıtay kararlarında "fiziksel alan bakımından hiç sınırlama yapılmadığı durumda dahi, işçinin taahhüde rağmen aynı şehirde işe başlamasının yasağa aykırılık oluşturduğu ve geçersizliği ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğuna" hükmedildiğini,tanık beyanlarından da davacının görev ve sorumluluklarının her iki iş yerinde benzer olduğunun görüleceğini, davalı eski çalışan iş sözleşmesinin rekabet yasağı başlıklı 4. maddesi gereğince rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranması halinde 5. madde uyarınca cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, iş sözleşmesinin 6. maddesi hükümleri nedeni ile davalı eski çalışanın son brüt ücretinin 6 katı tutarındaki cezai şartın talep edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, eksik ve yeterli bilirkişi raporu alınmadan, hukuka ve hakkaniyete aykırı verilmiş olan yerel mahkeme kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, Türk Borçlar Kanunu'nun 444 vd. maddelerinde düzenlenen ve iş sözleşmesi ile kararlaştırılan işçinin rekabet etme yasağına bağlanan cezai şartın ve haksız rekabetten kaynaklanan tazminatın tahsili davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın Reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanunu yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, 01/10/2013 tarihli belirli süreli iş sözleşmenin 4,4. Maddesinde ve 19/12/2013 tarihli ek sözleşmenin 6/d maddelerinde düzenlenen rekabet yasağının geçerli olup olmadığı, davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı ve davacının sözleşmenin 5. ve ek sözleşmenin 6/d maddesinde öngörülen cezai şartın ve ayrıca maddi tazminatın tahsilini talep edip edemeyeceği noktasındadır.Taraflar arasındaki iş ilişkisi 01/10/2013 tarihli belirli süreli iş sözleşmesi ve 19/12/2013 tarihli ek sözleşmenin düzenlendiği, sözleşmede yapılacak işin konusunun "eğitim" olarak belirlendiği, dosyaya toplanan deliller ve tanık anlatımları ile davacının pozisyonunun " eğitim başkan yardımcısı" olduğu anlaşılmaktadır. 01/10/2013 tarihli sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin 4,4 maddesi "... Kendi isteği ile işten ayrıldığı veya haklı nedenle işveren tarafından hizmet akdi feshedildiğinde rakip firmalardan 3 yıl süreyle çalışmamayı, hissedar olmamayı, doğrudan veya dolaylı şekilde bağlantıda bulunmamayı, öğrendiği işverene ait her türlü teknik, ticari ve sınai sırları ifşa etmemeyi, kendi nam ve hesabına işveren ile rekabet edecek bir iş yapmamayı, işvereni zarara uğratacak hareketlerde bulunmamayı kayıtsız şartsız ve gayri kabili rücu olarak beyan ve taahhüt etmiştir", cezai şart başlıklı 5. Maddesi " Personel 3 ve 4. maddelerde yazılan yükümlülüklere aykırı davranması halinde son aldığı aylık brüt ücretin 6 katı tutarında cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Bununla birlikte personel yükümlülüklere aykırı davranması sebebiyle şirketin duçar olduğu zararları tazminle yükümlü olduğunu kabul ve taahhüt eder. Şeklinde rekabet yasağı düzenlemesi bulunmaktadır. 19/12/2013 tarihli sözleşmenin 6/d maddesinde de aynı düzenleme tekrar edilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağına ilişkin 445. Maddesinde de rekabet yasağının, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremeyeceği ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağı belirlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir. Burada hakime aşırı nitelikteki rekabet yasağının kapsamını veya süresini sınırlama yetkisi verilmiştir. (Y 11 H.D' nın 16.03.2016 tarih ve 2015/6975 E-2016/2969 K)Davalı'nın fiil ehliyetine sahip olduğu, rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin İş sözleşmesinin bir maddesi olarak yazılı yapıldığı bu yönlerden bir eksiklik bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak sözleşmede coğrafi bir sınırlama bulunmadığı gibi düzenleme yasanın emrettiği 2 yıldan uzun bir süre içermekle bu iki yönden kanuni düzenlemeye aykırıdır. TBK'nın 445/2. maddesi uyarınca Hakimin hakkaniyete uygun biçimde sözleşmenin kapsamı ve süresi bakımından müdahale yetkisi uyarınca coğrafi sınırlama konusun da davacı işyeri ve davalının çalışmaya başladığı işyerinin aynı yerde olması da gözetilerek yapılacak değerlendirme ile İstanbul Bölgesi olarak sınırlandırıldığı kabul edilip böylelikle rekabet etmeme sözleşmesinin yer yönünden erinden de geçerli olduğu, yine sözleşmede 3 yıllık süre öngörülmüş ise de rekabet yasağının karşılığı olarak ek sözleşmemde davalıya verilen eğitim hizmetinin gösterilmiş olması karşısında bu sürenin yasanın belirlediği en uzun süre olan 2 yıl olarak hakim müdahalesi ile kabulü ile rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin bu şartlar ile geçerli olduğunun kabulü gerektir.Bu aşamadan sonra davalının davacı firmada yaptığı iş ile yeni başladığı iş yerindeki işin rekabet yasağını düzenleyen sözleşme hükümleri ile TBK 444/2. Maddesindeki düzenleme yönünden değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda; dosyaya alınan bilirkişi raporu ile davalının davacı firmadaki görevinin eğitim vermek olduğu, bu konuda başkan yardımcısı pozisyonunda bulunduğu, davacı tarafça sahada test ve belgelendirme hizmeti de verdiği iddia edilmiş ise de bu yönlerin ispatlanmadığı, davacı firmadaki test işlemlerinin başka personel tarafından gerçekleştirildiği, bilirkişi raporu ile davalının davacı yanında yaptığı iş ile yeni işyerinde yaptığı iş karşılaştırıldığında davalının çalışmasının davacıya TBK 444/2 anlamında "önemli bir zarara uğratacak" türde olmadığı, davalının yeni iş yerindeki iş ve pozisyonunun rekabet yasağını ihlal eder nitelikte olmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026