Rekabet Kurumu Başkanlığından, (Danıştay ın İptal Kararı Üzerine Verilen) REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : D4/1/O.G. -01/4 (Soruşturma) Karar Sayısı : 06-29/361-91 Karar Tarihi : 24.4.2006 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Mustafa PARLAK Üyeler : Tuncay SONGÖR, Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN B. RAPORTÖRLER : M. Haluk ARI , Sezin ELÇİN CENGİZ C. ŞİKAYET EDEN : Re sen D. KARŞI TARAF - Garanti Sigorta A.Ş. Mete Cad. Park Han No:40
Rekabet Kurumu Başkanlığından, (Danıştay ın İptal Kararı Üzerine Verilen) REKABET KURULU KARARI Dosya Sayısı : D4/1/O.G. -01/4 (Soruşturma) Karar Sayısı : 06-29/361-91 Karar Tarihi : 24.4.2006 A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER Başkan : Mustafa PARLAK Üyeler : Tuncay SONGÖR, Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN B. RAPORTÖRLER : M. Haluk ARI , Sezin ELÇİN CENGİZ C. ŞİKAYET EDEN : Re sen D. KARŞI TARAF - Garanti Sigorta A.Ş. Mete Cad. Park Han No:40 Taksim/İSTANBUL Temsilcisi: Av. Özgün ÖZTUNÇ Eski Büyükdere Cad. No:61 Maslak/İSTANBUL - Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Büyükdere Cad. Büyükdere Plaza No:195 Kat:1 -2 34394 Levent/İSTANBUL Temsilci leri:Av. Hüseyin YARSUVAT , Av. Kutman ÖGE Harman Cad. Polat Plaza B -3 Blok Kat:6 NO:4 34394 Levent/İstanbul E. DOSYA KONUSU : Rekabet Kurulu nun 30.10.2003 tarih, 03 - 70/844 -366 sayılı kararının iptaline ilişkin Danıştay 13. Dairesi nin 28.2.200 6 tarih, 2005/5223 E. 2006/1219 K.; 2005/5256 E. 2006/1220 K. sayılı kararları üzerine Garanti Sigorta A.Ş. ile Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun u ihlal eder nitelikteki eylemlerinin yeniden değerlendirilmesi F. İDDİALARIN ÖZETİ İlgili gazete yazısında, Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Garanti Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A. Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., Yapı Kredi Sigorta A.Ş. şirketlerinin Milli Reasürans T.A.Ş. (Milli Reasürans) önderliğinde, asgari sigorta fiyatı uygulama konusunda aralarında 06-29/361 -91 2protokol imzalayarak centilmenlik anlaşması yaptıkları ve Türkiye Sigorta ve Reasüra ns Şirketleri Birliği'nin (Birlik) ise bazı sigorta branşlarında tarifeler yayınlamakta olduğu iddia edilmektedir. G. DOSYA EVRELERİ 11 sigorta şirketinin Milli Reasürans T.A.Ş. önderliğinde, asgari sigorta fiyatı uygulama konusunda aralarında protokol im zalayarak centilmenlik anlaşması yaptıklarına ilişkin 24.10.2001 tarihli Dünya Gazetesi'nde yayımlanan habere ilişkin olarak, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 55/1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucu düzenlenen 20.12.2001 tarih ve D4/1/ O.G. - 01/4 sayılı İlk İnceleme Raporu; Kurul'un 25.12.2001 tarih ve 01 -63 sayılı toplantısında görüşülmüş ve Önaraştırma açılmasına karar verilmiştir. Önaraştırmaya dahil olmamakla birlikte, bu süreçte yapılan incelemelerde, Birliğin bazı sigorta branşları nda tarifeler yayınlamakta olduğu tespit edilmiş ve Önaraştırma Raporu'nda bu belgeler de değerlendirilmiştir. Rekabet Kurulu'nun söz konusu raporu değerlendirerek almış olduğu 9.4.2002 tarih ve 02 -21/222 -M sayılı Soruşturma Kararı sonucunda, 4054 sayılı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca hakkında soruşturma açılan teşebbüslere ve önaraştırma sürecinde elde edilen belgelere dayanarak soruşturmaya dahil edilen teşebbüs birliğine soruşturma açıldığına dair bildirim yapılmış ve söz konusu bildirime cevaben gönde rilen yazılı savunmalar alınmıştır. 4.10.2002 tarih ve 02 -61/756 -M sayılı Kurul kararı ile soruşturma süresi 6 ay uzatılmıştır. Soruşturma Heyetince tamamlanan 8.4.2003 tarih ve SR/03 -5 sayılı Soruşturma Raporu, Kanun un 45/1. maddesi uyarınca Başkanlıkç a tüm Kurul Üyeleri ve hakkında soruşturma yürütülen taraflara tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince hakkında soruşturma yürütülenlerden 30 gün içinde yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir. Soruşturmaya konu olan teşebbüsler 6. 5.2003 -9.6.2003 tarihleri arasında ikinci yazılı savunmalarını göndermişlerdir. Soruşturma Heyeti nin hazırladığı 24.6.2003 tarihli Ek Yazılı Görüş , Kanun un 45/2. maddesi uyarınca, tüm Kurul üyeleri ve hakkında soruşturma yürütülen taraflara tebliğ e dilmiş, son yazılı savunmalar yasal süresi içinde Kurum'a intikal etmiştir. Hakkında soruşturma yürütülen taraflar, Kanun un 46. maddesi uyarınca sözlü savunma toplantısı yapılmasını talep etmiştir. Rekabet Kurulu nun 28.8.2003 tarih ve 03 -59 sayılı topla ntısında, yürütülen soruşturma ile ilgili olarak 15.10.2003 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar verilmiş ve sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun un 46/2. maddesi uyarınca ilgililere gönderilmiştir. 06-29/361 -91 3Sözlü savunma toplantısını taki ben, Rekabet Kurulu, 30.10.2003 tarihinde nihai kararını vermiştir. Rekabet Kurulu nun söz konusu karar ı Soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Danıştay 13. Dairesi nin 28.12.2006 tarih , 2005/52 23 E. 2005/ 1219 K; 2005/52 56 E. 200 6/1220 K.; sayılı karar ları ile iptal edilmiştir. Rekabet Kurulu nun 5.1.200 6 tarih, 0 6-02 sayılı toplantısında, ilk inceleme ve soruşturmaya ait savunma, ek savunma, sözlü savunma toplantısının ses kayıtlarının yazılı açılımı , raporlar, Danıştay ın iptal kararları, tü m dosya münderecatında yer alan bütün bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda dosya konusu karara bağlanmıştır. H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ Soruşturma Heyeti'nde yer alan Raportörle r tarafından; 1. Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Garanti Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., Yapı Kredi Sigorta A.Ş . ve Milli Reasürans T.A.Ş.'nin 11.10.2001 tarihinde imzalamış oldukları protokol ile reasüransa devredilecek poliçeler bakımından yangın sigortaları ve ek teminatlarına yönelik olarak uygulanacak asgari fiyatların belirlenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun' un 4. maddesinin ihlal edildiği, 2. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından 1992 yılından bu yana hazırlanarak üyelere gönderilen Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifesi ile yangın sigortası na ek olarak verilen bazı teminatlar bakımından uygulanacak tarifelerin ve koşulların belirlendiği ve böylece 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiği, bu nedenle, yukarıda belirtilen ihlalleri gerçekleştiren; I. Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim T ürk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Garanti Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., Yapı Kredi Sigorta A.Ş. ve Milli Reasürans T.A.Ş.'nin 4054 sayılı Kanun un 2003/1 sayılı Tebliğ ile değişik 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 9.247.613.000 TL den az olmamak üzere bir önceki yıl sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirlerinin %10 una kadar para cezası ile cezalandırılması, II. Türkiye Sigorta ve Reasürans Ş irketleri Birliği nin Kanun un 2003/1 sayılı Tebliğ ile değişik 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 9.247.613.000 TL den az olmamak üzere bir önceki yıl gayri safi gelirinin %10 una kadar para cezası ile cezalandırılması, gerektiği ifade edilmiştir. 06-29/361 -91 4I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME I.1. İlgili Pazar I.1.1. İlgili Ürün Pazarı Sigorta türlerini genel olarak, sağlanan güvenliğin içeriği bakımından sosyal sigorta -özel sigorta; sigorta ilişkisinin düzenlenmesi bakımından yasal sigorta - akdi sigorta; sigorta i lişkisinin kurulmasının iradeye bağlılığı bakımından zorunlu sigorta -ihtiyari sigorta; rizikolar bakımından deniz -kara-hava sigortaları, sigorta ettiren ve denetim bakımından sigorta sözleşmesi - reasürans sözleşmesi; primler bakımından sabit primli sigorta -karşılıklı (değişir primli) sigorta, sigorta ettirilen çıkarlar bakımından mal ve malvarlığı sigortaları -kişi sigortaları; ödenecek sigorta türleri bakımından zarar sigortası - tutar sigortası gibi ayrımlara tabi tutmak mümkündür. Soruşturmanın konusunu 11 sigorta şirketi ve bir reasürans şirketinin ticari ve sınai yangın sigortalarında reasüröre devredilecek poliçeler için asgari bir oran belirlemeleri ve bir protokol imzalamaları ile Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği'nin yangın sigortasına ek olarak verilen bazı klozlara ilişkin olarak tarifeler yayınlamasının incelenmesi oluşturmaktadır. Protokol sadece yangın sigortalarını ve tarifesi olmayan ek klozları kapsamaktadır. Yangın sigortaları, sigorta ettirilen çıkarlar bakımından yapılan ayrımda , elemanter branşlar olarak yukarıda değinilen mal ve mal varlığı sigortaları altında yer almaktadır. Sigortalının bir mal üzerindeki çıkarının sigorta ettirildiği mal sigortaları, rizikonun içeriğine göre kendi içinde sekiz sigorta koluna ayrılmaktadır: yangın sigortası, nakliyat sigortası, oto kasko sigortası, hırsızlık sigortası, cam kırılma sigortası, makine montaj sigortası, inşaat sigortası, deprem sigortası ve tarımsal sigortalar. Bu kollardan her birinde ayrı ayrı çıkarlar sigorta ettirilmekte, ayr ı ilave teminatlar verilmektedir. Buna göre yangın sonucu meydana gelen hasarları güvence altına alan sigorta türü olan yangın sigortasının diğer sigorta türleri, örneğin oto kasko veya hırsızlık ile ikamesi mümkün değildir. Talep yönünden bakıldığında sig ortanın bu özelliği dikkate alınarak her sigorta türünü ayrı bir pazar olarak almak mümkündür. İlgili pazar belirlenirken dikkate alınması gereken bir başka konu arz boyutudur. Talep yönünden sigortaların birbirini ikame etmesi mümkün olmadığı gibi, sigor ta şirketlerinin de faaliyet göstermek istedikleri her branş için ayrı ruhsat alma zorunluluğu bulunmaktadır. 26.12.1994 tarih ve 22153 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Sigorta ve Reasürans Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Yönetmeliği'nin 14. mad desinden kaynaklanan bu zorunluluk dolayısıyla arz bakımından da sigorta türleri arasında bir farklılık mevcuttur. Öte yandan reasürans, sigortacılıktan ayrı düşünülemeyecek niteliktedir. Reasürans birincil sigortanın, yani tüketiciye sunulan nihai sigort anın ayrılmaz bir parçasıdır. Hem hukuki nedenlerle, hem de ekonomik ve ticari gerek çelerle reasüransı olmayan bir sigortanın mümkün olmadığı bilinen bir gerçektir. Özellikle yangın sigortaları gibi risklerin ve tazminatların yüksek olduğu sigorta 06-29/361 -91 5türlerin de reasürans olmaksızın işlem yapılması mümkün gözükmemekte ve reasürans sigortanın ayrılmaz bir parçası olmaktadır. Bu durum reasürans pazarının da dikkate alınmasını gerektirmektedir. Öte yandan soruşturma konusu protokolün de reasüransa devredilecek pol içeler şeklinde bir çerçeve çizmiş olması karşısında bu gerekliliğin kaçınılmaz olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle ilgili pazar "sınai ve ticari yangın sigortaları ve ek teminatları ile reasürans pazarı" olarak belirlenmiştir. I.1.2. İlgili Coğrafi Paz ar Sigorta şirketlerinin acenteler vasıtasıyla ülkenin tamamında hizmet verebilmesi ve tüketicilerin farklı bölgelerden poliçeler satın alabilmesi nedeniyle ilgili coğrafi pazar "Türkiye Cumhuriyeti Sınırları " olarak belirlenmiştir. I.2. Sektör Hakkında B ilgiler I.2.1 Genel Olarak En basit şekliyle, ileride meydana gelme olasılığı bulunan tehlikeden doğacak zararın giderilmesinin, önceden yapılan ödemeler, yani prim karşılığında güvence altına alınması olarak tanımlanabilen sigortayı teknik olarak da istatistiki metotlarla gerçekleşme olasılığı saptanabilen ve gerçekleşmesi halinde ekonomik sonuçlarının para ile ölçülmesi veya belirlenmesi mümkün olan rizikoların tehdidi altında bulunan çok sayıdaki benzer birimin, bu sonuçları karşılayabilmek üzere bir fo n yaratacak şekilde bir araya getirilmesi olarak tanımlamak mümkündür. Tanımdan da anlaşılacağı gibi, sigortacılığın amacı kişilerin tek tek kayıplarını karşılamak olmayıp, aynı riskle karşı karşıya olan mümkün olduğunca çok kişinin bir araya getirilmesin i ve böylece istatistiki metotlarla söz konusu riskin belirginleştirilmesini sağlamaktır. Bu noktada sigorta en bilinen yönüyle bir risk transferi, başka bir deyişle risk paylaşma mekanizması olarak işlev görmektedir. Sigortanın bir başka önemli fonksiyonu ise poliçe ile tasarrufların toplanması ve biriktirilmesini ifade eden fon yaratma fonksiyonudur. Sigortanın temeli katılımcı sayısının olabildiğince artırılması ve rizikonun olabildiğince geniş bir alana dağıtılabilmesidir. Bu amaçla ulusal sınırların d ahi dışına çıkılmaktadır. Bu durum, sigortanın arzının sonsuz olması şeklinde nitelendirilmektedir. Tekrar sigorta anlamına gelen reasürans ise, sigortacının herhangi bir sigorta işleminde kendi brüt konservasyon imkanını kullandıktan sonra arta kalan sigorta meblağını diğer bir sigortacıya sigortalatmasını ifade etmektedir. Burada ilk sigorta şirketine sedan şirket aktarılan ikinci sigortacıya ise reasürans şirket denilmektedir. Buna göre bir reasürans akdinden söz edilebilmesi için öncelikle sigort alı ile sigortacı arasında bir sigorta sözleşmesi mevcut olmalı; bunun ardından ise sigortacı ile onun söz konusu sözleşmeden dolayı yüklendiği rizikonun 06-29/361 -91 6gerçekleşmesi halinde uğrayacağı zararı tazmin yükümlülüğü altına giren reasürör arasında bir sözleşme yapılmalıdır. Reasürans sözleşmesi, sigorta sözleşmesi ile benzer niteliktedir. Reasürör, sigortacının akdetmiş olduğu bir sigorta sözleşmesinde yazılı rizikoların gerçekleşmesi halinde, onun zararını tazmin edecektir. Sigortacı akdetmiş bulunduğu sigort a sözleşmesindeki sorumluluklarını belirli koşullarla reasüröre devretmekte, diğer bir deyimle halihazırdaki sorumluluk reasürör tarafından teminat altına alınmaktadır. Ülkemizde sigortacılıkla ilgili ilk kanunlar 26.6.1927 tarihinde çıkarılan Sigorta Şirketlerinin Teftiş ve Murakabesi Hakkında 1149 sayılı Kanun ve Eki 1173 sayılı Kanun ile Mükerrer Sigorta İnhisarı Hakkında 1160 sayılı Kanun'dur. 30.12.1959 tarihinde ise Sigorta Şirketleri Murakabesi Hakkında 7397 sayılı Kanun yürürlüğe girmiş olup, 11.6. 1987 tarih ve 3379 sayılı Kanun'la bazı değişiklikler yapılmış ve adı da Sigorta Murakabe Kanunu olarak değiştirilmiştir. Sektör halen yürürlükte olan bu yasa ile düzenlenmektedir. 1980'lere kadar korumacılık anlayışı içerisinde, sektöre yeni şirket giriş ine müsaade edilmemiştir. Bu dönemde sigorta tarifeleri bilimsel esaslara dayanmaksızın, salt sigorta şirketlerinin önerileri göz önüne alınarak devlet tarafından belirlenmiştir. Sağlanan bu imkanlar sektörün gelişmesini hedeflemiş olmakla birlikte, uzun y ıllar yürürlükte kalan bu sistemin sonucunda ulaşılan nokta, yüksek teknik karlılığın sağlandığı, ancak rekabet ve canlılıktan uzak bir pazar olmuştur. 1980'lerde ülke ekonomisinde izlenen liberalleşme politikaları çerçevesinde sigorta sektörünün yapısal sorunları da tartışılmaya başlanmış ve 1987 yılında yeniden düzenlenen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu ile sektörün oligopolistik yapısına son verilerek yeni şirketlerin piyasaya girmesine imkan tanınması, Türk sigortacılığında bir dönüm noktası oluştu rmuştur. Sigortacılık faaliyetlerini liberalize eden ikinci adım, 1990 yılında tanzim esaslı tarife sisteminin terk edilip serbest tarife sistemine geçilmesi olmuştur. Sigorta sektörünün geliştirilmesi, sektörde rekabetçi bir ortamda etkinliğin ve veriml iliğin artırılması amacıyla Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Devlet Bakanlığının 15.3.1990 tarih, 13470 sayılı ve 3.8.1990 tarih, 36259 sayılı onayı ile zorunlu sigortalar ve hayat sigortaları dışındaki branşlarda kademeli olarak serbest tarife uygulama sına geçilmiştir. 22.6.1994 tarih ve 21968 sayılı Mükerrer Resmi Gazete de yayımlanan 539 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bu duruma uygun düzenleme 7397 sayılı Kanun da da yapılmıştır. Serbest tarife uygulamasına geçilmesi ile birlikte, rekabetin sonu cu olarak hemen tüm branşlarda fiyat indirimleri gerçekleşmiştir. Sigorta şirketleri arasında, yangın ve mühendislik sigortalarına ek olarak verilen deprem teminatı ile ilgili tarifelerde de rekabet yaşanmasıyla, 1990 ve 1991 yıllarında verdikleri teminatl ar ile aldıkları primler karşılaştırıldığında şirketlerin teknik esaslara aykırı davrandıklarının anlaşılması üzerine 92/1013 sayılı ilgili 06-29/361 -91 7Bakanlık kararı ile bu alanda yeniden tanzim esaslı tarife rejimine dönülmüştür. I.2.2. Yangın Sigortaları Mal sigo rtaları arasında yer alan yangın sigortası ile yangının, yıldırımın, infilakın veya yangın ve infilak sonucu meydana gelen duman, buhar ve hararetin sigortalı mallarda doğrudan neden olacağı maddi zararlar sigorta bedeline kadar temin olunmaktadır. Yasalar çerçevesinde bu üç riziko yani yangın, yıldırım ve infilak rizikoları yangın sigortası sözleşmesinde standart olarak korunmaktadır. Bütün sigorta kollarında olduğu gibi yangın sigortasında da sigorta güvencesinin kapsamı özel koşullarla (klozlarla) geniş letilebilmektedir. Yangın sigortası poliçesine ek olarak verilen klozlar grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri; kötü niyetli hareketler, terör, deprem ve yanardağ püskürmesi, fırtına, kar ağırlığı, sel veya su baskını, yer kayması, dahili su, kara taş ıtları, hava taşıtları, deniz taşıtları, duman ve yangın ve infilak mali sorumluluğudur. Serbest tarife rejiminin geçerli olduğu sigorta sektöründe yangın sigortaları kapsamında uygulanan iki tarife bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Hazine Müsteşarlığı t arafından düzenlenen deprem ve yanardağ püskürmesi klozuna yönelik tarifedir. Diğeri ise grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri klozu, kötü niyetli hareketler klozu ve terör klozuna yönelik olarak Birlik tarafından hazırlanan ve kısaca "Terör Tarifesi" olarak anılan tarifedir. 2001 yılı itibarıyla bu branşta 35 sigorta şirketi faaliyet göstermekte olup, yurtiçi ve yurtdışı direkt prim üretimleri son 5 yıl itibarıyla aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Tablo , prim üretiminin miktarı ile birlikte, artış m iktarını ve artış oranını da gözler önüne sermektedir. 1 Tablo 1 - Yangın Dalı Yurtiçi Direkt Prim Üretimi Artış Miktarı Yıllar Miktar(milyar TL.) Miktar(milyar TL) Oran (%) 2001 440.326 184.483 72.11 2000 255.843 99.815 63.77 1999 156.128 80.229 105.7 1998 75.899 33.443 78.77 1997 42.456 21.130 99.08 1996 21.326 Tablodan da görüldüğü üzere, 2001 yılı itibarıyla yangın sigortasında yurtiçi direkt prim üretimi 440.326.000.000.000 TL olarak gerçekleşmiş, 2000 yılı ile karşılaştırıldığında %72.11 oranında artmıştır. Yangın sigortaları konusu itibarıyla üçe ayrılmaktadır. Bunlar, sivil yangın sigortaları, sınai -ticari yangın sigortaları ve hususi fiyatlı yangın sigortalarıdır. Son 5 yıl itibarıyla, toplanılan prim miktarı ve düzenlenen poliçe aded i bu alt başlıklar altında aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. 1 Bu bölümde kullanılan veriler Sigorta ve Murakabe Kurulu 2001 yılı Raporu'ndan elde edilmiştir. 06-29/361 -91 8Tablo 2 -Yıllara Göre Yangın Dalı Yurt İçi Direkt Prim Üretimi ve Düzenlenen Poliçe Adetleri Sivil Ticari -Sınai Hususi Fiyatlı Toplam Yıllar Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi Miktar (Milyar TL) Poliçe Adedi 2001 97.618 969.797 330.073 481.308 12.634 7.589 440.326 1.458.694 2000 83.822 993.739 164.409 511.623 7.612 89.702 255.843 1*** *** **** 45.151 861.257 105.732 518.909 5.488 79.645 156.370 1.459.811 1998 13.360 618.264 56.199 504.534 6.340 41.548 75.899 1.164.346 1997 8.703 620.988 26.217 495.137 7.536 123.954 42.456 1.240.079 Tablodan da görüldüğü üzere, poliçe adedi olarak yangın branşında 2000 yılına kadar artış, özellikle sivil branşta, dikkat çekicidir. 2001 yılında poliçe kesim adedi azalmıştır. 2001 yılı itibarıyla, sivil yangın sigorta poliçe adedi 969.797, sınai -ticari y angın sigorta poliçe adedi 481.308, hususi fiyatlı yangın sigorta poliçe adedi 7.589 olmak üzere, toplam poliçe adedi 1.458.694 adet olmuştur. Yangın branşında yer alan yukarıdaki alt başlıkların, toplanan prim miktarındaki oranları ise şöyledir: Tablo 3- Yıllara GöreYangın Dalı Yurt içi Direkt Prim Üretimi ve Oranları Sivil Ticari -Sınai Hususi Fiyatlı Toplam Yıllar Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) 2001 97.618 22.16 330.073 74.96 12.634 2.86 440.326 100 2000 83.822 32.76 164.409 64.26 7.612 2.98 255.843 100 1999 45.151 28.87 105.732 67.62 5.488 3.51 156.370 100 1998 13.360 17.61 56.199 74.04 6.340 8.35 75.899 100 1997 8.703 20.49 26.217 61.75 7.536 6.07 42.456 100 1996 4.463 21.07 13.718 64.79 2.993 14.13 21.173 100 Yukarıdaki tablodan da görüldüğü üzere, yıllar itibarıyla, sınai -ticari yangın sigortası, yangın branşında prim miktarı bakımından ağırlığı oluşturmaktadır. Yukarıdaki iki tablo birlikte değerlendirilecek olursa, 2001 yılında her ne kadar sivil branşta po liçe adedi fazla ise de, prim üretim miktarı bakımından sınai - ticari branş, toplam üretimin %74.96'sını oluşturmaktadır. Bunun sebebi ise, sınai -ticari yangın sigortalarında, sigortaya konu teminatın büyüklüğüdür. Son 5 yıl itibarıyla, sigorta şirketleri nin, direkt prim üretimi ve reasüröre devrettikleri ve kendi üzerinde tuttukları tutarlar hem miktar hem de oransal olarak aşağıdadır: Tablo 4 - Yangın Branşında Direkt Prim Üretimi, Reasüröre Devredilen ve Şirkete Kalan Miktar ve Oranlar Reasürör Şirkete Devredilen Şirkete Kalan Yıllar Alınan Prim Prim Miktarı (MilyarTL) Oranı (%) Prim Miktarı (MilyarTL) Oranı (%) 2001 440.855 322.989 73.26 117.865 26.73 2000 256.342 162.613 63.43 93.729 36.57 1999 156.527 97.409 62.23 59.121 37.77 1998 76.200 51.286 67.30 24.914 32.70 1997 43.450 28.714 66.09 14.736 33.91 06-29/361 -91 9 Yukarıdaki tablodan da görüldüğü üzere, sigorta şirketleri, topladıkları primlerin büyük kısmını riski paylaşma adına reasürör şirkete devretmektedir. Özellikle bu oranlar 2001 yılı itibarı yla sıçrama göstermiş ve şirket uhdesinde kalan %26.73, reasürör şirkete devredilen %73.26 oranında olmuştur. Son 5 yıl itibarıyla, sigorta şirketlerinin, direkt işlere ait ödedikleri tazminatlar ve bu ödemede reasürör payı ve şirketin payı hem miktar, he m de oransal olarak şöyledir: Tablo 5 - Yangın Branşında Direkt İşlere Ait Ödenilen Tazminat Miktarları, Reasürör Payı ve Şirket Payı Miktar ve Oranları Reasürör Payı Şirket Payı Yıllar Ödenen Tazminat Miktarı (MilyarTL) Oranı (%) Miktarı (MilyarTL) Oranı (%) 2001 168.476 127.196 75.49 41.281 24.50 2000 145.632 122.615 84.20 23.467 15.80 1999 164.434 150.646 91.61 13.788 8.39 1998 32.440 23.795 73.35 8.645 26.65 1997 23.327 17.734 76.02 5.593 23.98 1996 7.954 5.409 68.00 2.544 32.00 Yukarıdaki tabloda dikkat çekici olan, ödenilen tazminat miktarlarında, 2001 yılında oranlar biraz azalmış olsa da, reasürans şirketlerinin ağırlığıdır. 2001 yılı itibarıyla ödenen tazminat miktarı 168.476.000.000.000 TL olarak gerçekleşmiş ve bunun 127.196.000.000.0 00 TL'lik (%75.49) kısmını reasürans şirketleri, 41.281.000.000.000 TL'lik (%24.50) kısmını ise sigorta şirketleri ödemiştir. Alınan prime karşılık verilen teminat miktarı, son dört yıl itibarıyla aşağıdaki gibidir: Tablo 6 -Yıllara Göre Alınan Prim ve Ve rilen Teminatlardaki Değişim Alınan Prim Verilen Teminat Yıllar Miktar (Milyar TL) Artış oranı (%) Miktar (Milyar TL) Artış oranı (%) 2001 440.326 72.11 306.178.748 70.96 2000 255.843 63.77 179.088.009 22.41 1999 156.128 105.7 146.291.485 34.51 1998 75.899 108.760.363 Yukarıdaki tabloda gösterildiği gibi, yıllar itibarıyla alınan prim miktarındaki artış oranı, buna karşılık verilen teminatın artış oranından bir hayli yüksek olmasına karşılık, 2001 yılında bu durum değişmiştir. Prim üretimi 2000 yılında 255.843.000.000.000 TL. iken, 2001 yılında 409.888.000.000.000 TL. olarak %60.21 oranında artmıştır. Aynı yıllarda, verilen teminat miktarı 179.088.009.000.000.000 TL'den 306.178.748.000.000.000 TL'ye yükselmiş ve bu artış oranı %70.96 seviyesinde olmuştur. Sigorta şirketlerinin yangın branşında hasar -prim oranları ve teknik kar/prim oranları son dört yıl itibarıyla aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. 06-29/361 -91 10Tablo 7 -Yıllara Göre Hasar -Prim Oranı ve Teknik Kar -Prim Oranı Değişimi Yıllar Hasar -Prim Ora nı* (%) Teknik kar/Prim Oranı*(%) 2001 54.61 4.70 2000 39.60 17.10 1999 230.86 18.08 1998 56.65 18.39 *Hasar -Prim oranı: (Ödenen tazminat+muallak hasarlar -Devreden muallak hasarlar) / (Alınan prim+Devreden cari rizikolar karşılığı -Dönem cari rizikola r karşılığı) olarak hesaplanmıştır. *Teknik kar / Toplam prim üretimi Protokolü imzalayan şirketlerin sınai -ticari yangın sigorta branşında 2001 yılı itibarıyla, prim üretimleri, ödedikleri hasar ve düzenledikleri poliçe adetleri ise aşağıdaki şekildedir: Tablo 8 - Protokoldeki Şirketlerin Sınai -Ticari Yangın Sigortalarındaki Üretimi ve Toplam İçindeki Payı Prim Üretimi Ödenen Hasar Poliçe Adedi Şirket Unvanı Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Adet) Oran (%) Aksigorta 33.157 10.04 6.503 4.61 40.300 8.37 Anadolu A.T. 43.198 13.08 15.505 10.99 82.763 17.19 Axa Oyak 35.980 10.90 13.920 9.87 59.063 12.27 Başak 2.581 0.78 6.828 4.84 6.115 1.27 Garanti 19.906 6.03 11.967 8.48 3.751 0.78 Güneş 35.242 10.67 26.567 18.84 45.28 3 9.40 İsviçre 14.833 4.49 8.918 6.32 26.067 5.41 Ray 6.320 1.91 809 0.57 17.232 3.58 TEB 4.641 1.40 1.036 0.73 6.092 1.26 T.Genel 10.981 3.32 2.203 1.56 374 0.08 Yapı Kredi 22.479 6.81 3.966 2.81 29.309 6.08 11ŞirketToplamı 229.318 69.47 98.222 69.66 316.349 65.72 Tüm şirketler 330.073 100 140.987 100 481.308 100 Yukarıdaki tablodan da görüldüğü gibi, protokolü imzalayan 11 sigorta şirketi, 35 şirketin faaliyet gösterdiği sınai -ticari yangın sigorta branşında, prim üretimi açısından pazarın %69.4 7'sini, ödenen hasar açısından pazarın %69.66'sını, düzenlenen poliçe adedi bakımından ise piyasanın %65.72'sini oluşturmaktadır. Anılan şirketlerin, yangın branşında direkt prim üretimleri, reasüröre devrettikleri ve kendi üzerlerinde tuttukları oranlar aşağıdaki tabloda verilmektedir. Tablo 9 - Protokoldeki Şirketlerin Yangın Sigortasında Direkt Prim Üretimleri, Reasüröre Devrettikleri ve Kendi Üzerinde Tuttukları Tutarlar Alınan Prim Verilen Prim Şirkete Kalan Şirket Unvanı Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Adet) Oran (%) Aksigorta 38.659 8.76 29.248 9.05 9.411 7.98 Anadolu A.T. 51.133 11.59 30.197 9.34 20.936 17.76 Axa Oyak 45.718 10.37 32.511 10.06 13.207 11.20 06-29/361 -91 11Başak 27.788 6.30 20.766 6.42 7.012 5.94 Garanti 23.012 5.21 18.434 5.70 4.578 3.88 Güneş 39.576 8.97 33.831 10.47 5.745 4.87 İsviçre 19.378 4.39 10.299 3.18 9.079 7.70 Ray 9.250 2.09 6.709 2.07 2.541 2.15 TEB 5.485 1.24 4.252 1.31 1.233 1.04 T.Genel 13.819 3.13 10.358 3.20 3.461 2.93 Yapı Kredi 30.43 8 6.90 24.365 7.54 6.073 5.15 11 Şirket Toplamı 304.256 69.01 220.970 68.41 83.276 70.65 Tüm şirketler 440.855 100 322.989 100 117.865 100 Tabloda, protokole katılan şirketlerin yangın branşında aldıkları toplam prim gösterilmektedir. Buna göre 11 şirk et, alınan primin %69.01'ini oluşturmaktadır. Alınan primlerden reasüröre devredilen miktarın %68.41'ini ve şirketlere kalan toplam miktarın ise %70.65'ini anılan şirketler gerçekleştirmiştir. Ödenen tazminatlar açısından bu şirketlerin değerlendirilmesi aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. Tablo 10 - Protokoldeki Şirketlerin Yangın Sigortasında Ödedikleri Tazminatlar, Reasüröre Devrettikleri ve Kendi Üzerinde Tuttukları Tutarlar Ödenen Tazminat Reasürör Payı Şirket Payı Şirket Unvanı Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Milyar TL) Oran (%) Miktar (Adet) Oran (%) Aksigorta 7.582 4.50 4.807 3.77 2.775 6.72 Anadolu A.T. 16.749 9.94 10.568 8.30 6.181 14.97 Axa Oyak 16.070 9.53 10.983 8.63 5.087 12.32 Başak 7.512 4.45 5.493 4.31 2.019 4.89 Garanti 12.86 7 7.63 11.122 8.74 1.745 4.22 Güneş 27.590 16.37 26.045 20.47 1.545 3.74 İsviçre 9.943 5.90 6.823 5.36 3.120 7.55 Ray 1.253 0.74 711 0.56 542 1.31 TEB 1.565 0.93 1.038 0.82 527 1.27 T.Genel 2.579 1.53 1.643 1.29 936 2.26 Yapı Kredi 5.147 3.05 3.059 2.40 2.088 5.05 11 Şirket Toplamı 108.857 64.61 82.292 64.69 26.565 64.35 Tüm şirketler 168.476 100 127.196 100 41.281 100 Tabloya göre, 2001 yılında yangın branşında ödenen tazminatın %64.61'i 11 şirket üzerinden gerçekleşmiştir. Ödenen tazminatlarda t oplam resasürör payında anılan şirketlerin oranı %64.69 ve şirketlerin ödedikleri hasarlarda ise %64.35 seviyesindedir. Protokolde imzası bulunan Milli Reasürans ise bir reasürans şirketidir. Aşağıda bu teşebbüsün yangın branşında sektör içindeki rakamla rı verilmiştir. 06-29/361 -91 12Tablo 11 - Yangın Branşı Reasüransında Milli Reasüransın Durumu Sektör Toplamı (MilyarTL) Reasürör Payı (MilyarTL) Reasürör Oranı (%) Milli Re'ye Devredilen (MilyarTL) Milli Re'nin Oranı (%) Prim İstihsali 440.855 322.989 73.2 80.11 4 24.8 Ödenen Tazminat 168.476 127.196 75.5 25.790 15.3 Tablodan görüldüğü üzere, Milli Reasürans yangın branşında reasüransa devredilen primlerin %24.8'ini almış, hasar olduğunda ise reasürans şirketleri tarafından ödenen kısmın %15.3'ünü karşılamıştır . I.3. Yapılan İnceleme ve Tespitler I.3.1. Protokole İlişkin Yapılan İnceleme ve Tespitler Serbest tarife sistemi ile birlikte sigorta şirketleri arasında rekabet başlamıştır. Artan rekabet neticesinde sektör ilk yıllarda enflasyon oranının çok üzerin de büyümüş, müşterilerin de sigorta bilincini artırmıştır. Ancak fiyatlar tarife sistemi ile karşılaştırıldığında, aşağı seviyelere inmiştir. Bu dönem zarfında sigorta şirketleri, herhangi bir mali analize dayanmayan, hasar -prim oranını dikkate almayan ve topladıkları primlerle verdikleri teminatların karşılanması mümkün olmayan fiyatlarla rekabet etmişlerdir. Teknik oranlar dikkate alınmaksızın yapılan bu rekabetin sonuçları görüldüğünden bazı branşlarda fiyatlar kendiliğinden yükselmiştir. 1990'dan sonra gerçekleşen liberalizasyon diğer sigorta branşlarını olduğu gibi yangın sigortalarını ve özellikle sınai ve ticari yangın sigortalarını da etkilemiştir. Fiyatların teknik karlılık noktasının aşağısına inmesiyle, sigorta şirketlerinin talebi üzerine serbes t tarife sistemine geçilmesinin henüz ikinci yılında, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği de göz önüne alınarak, Bakanlık müdahale etmiş, yangın sigortasına ek klozlardan deprem ve yanardağ püskürmesi klozunda yeniden tanzim edilmiş tarifelerin uygulanmasına karar vermiştir. Sektörün önde gelenleri, yine yangın sigortasına ek klozlardan kısaca "Terör" klozu denilen, "Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifesi"nde de benzer bir talebi dile getirmişler, anc ak bu talep her bir klozun tarifesinin belirlenmesi ile tekrar eski sisteme dönüleceğinden dolayı kabul görmemiştir. Bunun üzerine, terör tarifesi bir "Birlik Kararı" olarak yayımlanmıştır. Sonuç olarak, 1993 yılı başı itibarıyla yangın branşında verilen s igorta teminatlarında, ek klozlarda, biri Bakanlık onaylı deprem tarifesi, diğeri Birlik Kararı olan terör tarifesi yer almıştır. Zamanla bu tarifelere, reasürans anlaşmalarında da yer verilerek uygulaması daha sıkı takip edilmiş ve artık sektörde bir kura l haline gelmiştir. Rekabet sonucu yıllar itibarıyla yaşanan bu süreç, hem sigorta şirketlerini, hem de özellikle büyük montanlı teminatları kapsayan sigorta branşı olan sınai ve ticari yangın sigortalarında tazminatın büyük bir bölümünü ödeyecek olan reasürörleri zorlamıştır. 06-29/361 -91 13Sektörde ve sektöre teminat veren reasürörler nezdinde bu sıkıntılar dile getirilirken, ABD'de 11 Eylül 2001'de yaşanan terörist saldırı, sigortacılık sektörüne global anlamda büyük bir darbe vurmuş, sektörde büyük bir daralma yaşa nmıştır. Bu olay, ticari ve sınai yangın branşında uzun zamandır konuşulan primlerin düşüklüğünü tekrar gündeme getirmiştir. Söz konusu gelişmeler neticesinde, Türk sigorta sektöründe çok büyük bir ağırlığı olan Milli Reasürans T.A.Ş. yetkilileri, önde gel en 12 sigorta şirketi temsilcisini davet etmiş ve dile getirilen sıkıntılar neticesinde anlaşmaya varılmış ve Koç Allianz A.Ş. dışında, katılanlarca protokole bağlanmıştır. I.3.1.1. Dünya Gazetesi'ndeki Röportaj Kurul'un resen harekete geçmesine neden ol an Dünya Gazetesi'nde çıkan haberde, Milli Reasürans Genel Müdürü Cahit NOMER ile yapılan röportajda aşağıdaki ifadeler yer almaktadır: "Böyle bir protokole neden ihtiyaç duyuldu? 10 senedir serbest rekabet yüzünden yangın sigortalarında fiyatlar sıfıra kadar indi. Amerika da yaşanan terör olayı nedeniyle reasürörler ya terör teminatı vermeyecekler ya da sınırlı verecekler. Sigortalılar eskisi gibi istedikleri limitlerde terör teminatı alamayacaklar. Diğer taraftan da reasürans maliyetleri artıyor. Bu mal iyetleri karşılayabilmek için asgari düzeyde çalışmaya ihtiyaç vardı. İşte bu protokol, bunu sağlayacak. Kimin öncülüğünde bu protokol hazırlandı? Bu eskiden beri konuşulan ama, bir türlü gerçekleştirilemeyen bir oluşumdu. Bunu birilerine mal etmek doğru değil. Şirketlerin kendi iradeleri ile yaptıkları bir anlaşma. Neden 12 şirketle sınırlı tutuldu? Sadece 12 şirket ile konuşuldu. Bu şirketler piyasanın yüzde 80 ini kontrol ediyorlar. Bu tür oluşumlarda geniş bir topluluk sayamazsınız. Özünde bunu büyü klerle halledersek, gerisi de gelir dedik. Eminim buna tüm şirketler uyacaktır. Bireysel sigortalara yansıyacak mı? Hayır olmaz. Çünkü onlar zaten yüksek ödüyorlar. Yüksek derken, bireysel sigortalılar rekabetten hiç istifade etmediler. Serbest rekabet s adece sanayi ve ticari rizikolarda oldu." I.3.1.2. Yerinde İncelemeler Önaraştırma ve soruşturma safhalarında 11 sigorta şirketi ve Milli Reasürans tan aşağıdaki bilgi ve belgeler elde edilmiştir. 06-29/361 -91 14I.3.1.2.1. Axa Oyak Sigorta A.Ş. 12.3.2002 tarihinde Rapor törlerce Axa Oyak Sigorta A.Ş.'de Genel Müdür ile görüşülmüş, aşağıdaki sorular sorularak cevapları alınmıştır. "Soru 1: 11 Ekim 2001 tarihinde 12 şirketin imzaladığı protokol aşamasına nasıl gelindi? Cevap 1: 11 Eylül de yapılan saldırı dünyada sigortac ılık açısından birçok şeyi değiştirdi. Türkiye de de özellikle yangın sigortalarında fiyatlar oldukça düşüktü. Bu oranlar son zamanlarda %0.001 seviyesine kadar gerilemişti. Teminatlar ile orantısız olan bu fiyatlar karşısında reasürörler artık teminat vermeyeceklerini ifade ettiler. Bu durumda primleri yukarı çekmek gerekliydi, onların istediği rakamların çok daha yüksek olması ihtimaline karşı pazarlık gücümüzü yükseltebilmek amacıyla bazı sigorta şirketleri Milli Reasürans beraberliğinde bir protokol imz alamayı uygun buldular. Soru 2: Protokol ile ne hedeflenmektedir? Cevap 2: Bu protokol bir tarife değil, temel yangın sigortası ile ilgili olarak reasüröre iş devri için bir önkoşuldur. Tüketiciye oldukça az etkisi olan, reasürans devri ile ilgili bir pr otokoldür. Reasüröre devretmek istemediğiniz poliçeler için yine protokolde belirlenen oranların altında fiyat vermeniz mümkündür. Bizim fiyatlarımız protokol ile belirlenen rakamların çok üzerinde olduğu için sigortalıya yansıması noktasında bizim açımızd an değişen bir şey olmadı. " I.3.1.2.2. T. Genel Sigorta A.Ş. 12.3.2002 tarihinde Raportörlerce T. Genel Sigorta A.Ş. merkezinde Genel Müdür Yardımcısı ile görüşülmüş olup, düzenlenen tutanakta yer alan ifadeler aşağıdaki gibidir. "Soru 1: 11 Ekim 2001 t arihinde 12 şirketin imzaladığı protokol aşamasına nasıl gelindi? Cevap 1: 11 Eylül de yapılan saldırı dünyada sigortacılık açısından birçok şeyi değiştirdi. Tüm dünyada reasürans fiyatları yükselirken reasürans piyasası da daraldı. Türkiye de de özellikl e yangın sigortalarında fiyatlar oldukça düşüktü. Bu oranlar son zamanlarda %0.001 seviyesine kadar gerilemişti. Türkiye de faaliyette bulunan dünyanın en büyük dört sigorta şirketinden ikisi Köln Re ve Frankona Re düşük primler nedeniyle Türkiye yi terket mişlerdir. Teminatlar ile orantısız olan bu fiyatlar karşısında diğer reasürörler de artık teminat vermeyeceklerini ifade ettiler. Geçen yıl yine bu yönde teklifler gelmişti. Reasürans anlaşmaları her yıl yenilenmektedir. Bu yıl reasürörler yine bu yöndeki isteklerini bildirdiler. Bu durumda primleri yukarı çekmek gerekliydi, onların istediği rakam % 0.050 civarındaydı, onların bu talebini kırmak için bazı sigorta şirketleri Milli Reasürans beraberliğinde bir önniyet protokolü imzalamayı uygun buldular. Di ğer ülkelerde 11 Eylül sonrasında sigorta fiyatları arttı ve daha katı uygulamalar başladı. 06-29/361 -91 15 Soru 2: Protokol ile ne hedeflenmektedir? Cevap 2: Bu protokol bir tarife değil, temel yangın sigortası ile ilgili olarak reasüröre iş devri için bir önkoşuldur. Bağlayıcı bir cezai şartı yoktur, niyet mektubu olduğu söylenebilir. Eğer daha düşük primlerle çalışacak reasürör bulabiliyorsanız yine istediğiniz fiyattan satış yapabilirsiniz, ancak hasarın gerçekleşmesi durumunda ödeme güçlüğü ile karşılaşma olasılığın ız bulunmaktadır. Reasüröre devretmek istemediğiniz poliçeler için ise yine protokolde belirlenen oranların altında fiyat vermeniz mümkündür. Bu protokolün kapsamının bizim ciromuzda çok fazla bir yer kaplamadığı söylenebilir. Bu protokol ile Türk sigortac ılığının özellikle büyük reasürans piyasalarının hegemonyasına girmesi nin önlenmiş olduğu söylenebilir. Aksi takdirde özellikle büyük riskler için yangın sigortası yapılmasında çok büyük zorluklar yaşanacaktı." I.3.1.2.3. Ray Sigorta A.Ş. 12.3.2002 tarihi nde Ray Sigorta A.Ş. unvanlı teşebbüste Raportörlerce, Genel Müdür ile yapılan görüşmede, aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir. "Soru 1: 11 Ekim 2001 tarihinde 12 şirketin imzaladığı protokol aşamasına nasıl gelindi? Cevap 1: 11 Eylül de yapılan saldırı d ünyada sigortacılık açısından birçok şeyi değiştirdi. Tüm dünyada reasürans fiyatları yükselirken reasürans piyasası da daraldı. Türkiye de de 1990 yılında sigorta sektöründe gerçekleştirilen liberalizasyon sonrasında özellikle yangın sigortalarında fiyatl ar büyük bir hızla düşmüştür. Bu oranlar son zamanlarda %0.001 seviyesine kadar gerilemişti. Teminatlar ile orantısız olan bu fiyatlar karşısında reasürörler teminat vermeyeceklerini ifade ettiler. Bu durumda primleri yukarı çekmek gerekliydi ve bu amaçla protokol imzalanması yoluna gidildi. Soru 2: Protokol ile ne hedeflenmektedir? Cevap 2: Bu protokol bir tarife değil, temel yangın sigortası ile ilgili olarak reasüröre iş devri için bir önkoşuldur. Iyi reasürörlere iş devrinin bir şartı olarak imzalanmı ştır. Eğer daha düşük primlerle çalışacak reasürör bulabiliyorsanız yine istediğiniz fiyattan satış yapabilirsiniz, ancak hasarın gerçekleşmesi durumunda ödeme güçlüğü ile karşılaşma olasılığınız bulunmaktadır. Reasüröre devretmek istemediğiniz poliçeler i çin ise yine protokolde belirlenen oranların altında fiyat vermeniz mümkündür. Protokolün asıl amacı reasürans açısından Türk sigorta piyasasının güvenilir ellere teslimidir. Soru 3: Protokol neden sadece yangın sigortasını kapsıyor? Cevap 3: Türkiye de primler itibariyle en fazla payı sırasıyla trafik -kasko ve yangın sigortaları almaktadır. Trafik -kasko sigortalarında limitler belirlidir ve bir aracın tamamen hasar görmesi halinde dahi sigortacının ödeyeceği rakam 06-29/361 -91 16şirketlerin üstünde taşıyabileceği tutar lardır. Bu nedenle kasko -trafikte reasürans a fazla ihtiyaç duyulmamaktadır. Nakliyat, inşaat, makina gibi sigortalarda da tek tek risk bazında reasürör ile pazarlık yapılır. Prim açısından ikinci sırada gelen yangın sigortaları ise reasüransa en çok ihtiya ç duyulan sigortalardır. Ticari ve endüstriyel yangın sigortalarında teminat oranları sigorta şirketinin tek başına karşılayamayacağı kadar yüksek meblağlara ulaşmakta ve bu noktada reasürör desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Protokol de bu nedenle yangın si gortaları alanında yapılmıştır. Soru 4: Yangın branşında 40 tane teşebbüs faaliyet gösterirken protokol neden 11 şirket ile sınırlandı? Cevap 4: Bu sigorta şirketleri pazarın %80 -85 ini oluşturan büyük şirketlerdir." I.3.1.2.4. Milli Reasürans T.A.Ş. 14.3.2002 tarihinde Raportörlerce Milli Reasürans'a gidilerek inceleme yapılmıştır. İncelemede sigorta şirketleri ile Milli Reasürans T.A.Ş.'nin yapmış oldukları protokol elde edilmiştir. Söz konusu protokolün hükümleri şu şekildedir: "İşbu protokolde imzas ı bulunan şirketler, aşağıdaki hususlara uymayı kabul ve taahhüt etmişlerdir. 1. 1 Ocak 2002 tarihinden geçerli olmak üzere; sınai ve ticari yangın sigorta poliçelerinde yangın, yıldırım, infilak primi asgari %o0,15 (binde sıfır onbeş) Tarifesi bulunmayan ek teminatlar payı asgari %o0,05 (binde sıfır sıfır beş) olarak uygulanacaktır. İşbu oranlar tarife niteliğinde olmayıp reasürans devrinin asgari işlem şartıdır. 2. Bu oranlar poliçede yer alacak asgari oranlar olup, komisyon iadesi vb. tanımlamalarla bunların altına inilmesi mümkün olmayacaktır. 3. Bölüşmeli reasürans anlaşmalarına yukarıda öngörülen oranların uygulanması suretiyle bulunacak prim tutarları altında hiçbir devir yapılmayacaktır. 4. Milli Reasürans T.A.Ş., bölüşmeli reasürans teminatı verdiği tüm sigort a şirketlerinin anlaşmalarına bu hususu şart koyacak ve bu şartı içermeyen şirket sözleşmelerine teminat vermeyecektir. 5. İşbu protokolde imzası bulunan sigorta şirketleri, öngörülen asgari prim oranlarını içermeyen reasürans anlaşmasına teminat veren reasür örlerle bölüşmeli reasürans anlaşması akdetmeyeceklerdir." I.3.1.3. Soruşturma Safhasında İstenen Bilgiler Soruşturma aşamasında sigorta şirketlerinden ve Milli Reasürans'tan çeşitli bilgiler istenmiştir. Bunlar arasında 2000, 2001 ve 2002 yıllarına ait r easürans anlaşmaları da bulunmaktadır. 06-29/361 -91 17Önceki yıllarda reasürans anlaşmalarında bir oran belirtilmezken 2002 yılına dair yapılan bütün reasürans anlaşmalarında, incelemeye konu protokole, "minimum fiyat klozu" (Minimum rates for flexa) olarak atıf yapıldı ğı tespit edilmiştir. Milli Reasürans'tan sigorta şirketlerine gönderilen 2003 yılı reasürans anlaşmalarının yenilenmesine dair 7.10.2002 tarihli "2003 YILI TRETE YENİLEMELERİ" başlıklı yazıda aynen; "Bunlara ilave olarak 2003 yılı yenilemelerinde aşağıd aki hususlar ön plana çıkacaktır. -geçen sene yangın tretelerinde yer alan Sanayi ve Ticari riskler için asgari fiyat uygulanması şartına 2003 yılında da devam edilmesi, %o 0.15 olan Yangın, Yıldırım, İnfilak fiyatının %o 0.25, %o 0.05 olan diğer türevleri n ise %o 0.10 olarak uygulanması," denilmektedir. Sigorta şirketlerine gönderilen 7.10.2002 tarihli yukarıdaki ifadeler, 1.12.2002 tarihli "2003 Yılı Trete Yenilemeleri" aynı başlığı ile gönderilen bir yazıda reasürans anlaşmalarına esas teşkil etmek üzer e İngilizce olarak tekrarlanmıştır. I.3.2. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nin Yayınlamış Olduğu Tarifelere İlişkin Yapılan İnceleme ve Tespitler Birlik, yangın teminatına ek olarak verilen teminatlardan grev, lokavt, kargaşalık, halk har eketleri klozu, kötü niyetli hareketler klozu ve terör klozuna ilişkin uygulanacak oranları ve uygulama koşullarını ayrıntılı olarak düzenleyen ve kısaca Terör Tarifesi olarak anılan bir tarife yayınlamaktadır. Soruşturma safhasında Raportörlerce yapıla n incelemelerde Birlik tarifesinin 1992 yılından itibaren gönderilmeye başlandığı tespit edilmiştir. Nitekim Birlik tarafından üyelere gönderilen 29.9.1992 tarihli yazıda aynen; "Sayın Üyemiz, Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Terör ve Sabotaj konuları ile ilgili sigortalar hakkında hazırlanan 23 Eylül 1992 tarihinde Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına elden takdim edilen Birlik görüşü ilişikte bilgilerinize sunulmaktadır. Bu konu ile ilgili olarak Birlik bünyesinde oluşturulan Teknik Komite i le Milli Reasürans T.A.Ş. yetkililerinin hazır bulunduğu toplantılarda bu tarihten sonra yapılacak risk kabullerinde alınması gereken asgari prim oranları hakkında 1.1.1993 tarihine kadar geçerli olmak üzere bir mutabakat sağlanmış olup şirketlerimize tavs iye edilmesine karar verilmiştir. Ekte belirlenen fiyatların incelenmesinden anlaşılacağı üzere, ileride sigortalılarla doğacak anlaşmazlıkları engellemek amacıyla, grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri teminatının terör ve sabotaj teminatından ayrı 06-29/361 -91 18olarak verilmemesi esası benimsenmiş ve tüm bu teminatları kapsayan tek bir asgari fiyat uygulamasına gidilmiştir." denilmektedir. Söz konusu yazıdan kısa bir süre sonra, 25.12.1992 tarihinde sigorta şirketlerinin biraraya gelerek tarifeye ve tarifede ye r alan kavramlara yönelik olarak bir anlaşmaya varmış oldukları 30.12.1992 tarih ve 1992/179 sayı ile üyelere gönderilen bir yazıdan anlaşılmaktadır; "Sayın Üyemiz, 25.12.1992 tarihinde yapılan genel toplantıda mutabakata varılan Yangın Sigortalarında uy gulanacak Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifesinden iki adet ilişikte sunulmaktadır. Nakliyat Sigortaları, Kasko Sigortaları, Cam Sigortaları, Hırsızlık Sigortaları, Makine Kırılması ve E.E.İ. Sigortaları, C AR/EAR Sigortaları, Hayvan Hayat ve Kümes Hayvanları Sigortalarında, yeni genel şartlar ortaya çıkıncaya kadar, 29.9.1992 tarih ve 1992/131 sayılı sirkülerimizle belirtilen fiyatlar geçerli olacaktır. Bilgi edinilmesini ve Yangın Sigortaları ile ilgili bu tarifelerden birinin Şirketinizde saklanmasını diğerinin kaşelenip imzalanarak Birliğe gönderilmesini rica ederim." denilmektedir. Söz konusu tarifelerin, 1992'den itibaren her yıl güncellenerek üyelere gönderilmeye devam edildiği tespit edilmiştir. Nitekim, Birlik tarafından üye sigorta şirketlerine gönderilen 13.11.2001 tarih ve 2001/154 sayılı Başkan ve Genel Sekreter imzalı yazıda aynen, "Sayın Üyemiz, (Sayın Genel Müdür'ün dikkatlerine) 30 Eylül 2001 tarihli Toptan Eşya Fiyatları Endeksi ve dünyad aki gelişmeler esas alınarak Yangın İnceleme, Araştırma, Deprem ve Terör Tarife Komitesi tarafından hazırlanan ve 15 Aralık 2001 tarihinden itibaren uygulanacak olan Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifesi ayar laması Yönetim Kurulu tarafından da uygun bulunarak tüm üyelere duyurulmasına karar verilmiştir. 15 Aralık 2001 tarihinde yürürlüğe girecek olan Tarife ayarlaması ilişikte sunulmaktadır." denilmektedir. Reasürans anlaşmalarından bazılarında 25.12.1992 tarihinde yapılan anlaşmaya atfen "pazar anlaşması" (Market Agreement) ifadesinin yer aldığı görülmektedir. 06-29/361 -91 19 Soruşturma açılması üzerine 2003 yılında Birlik tarafından tarife gönderilmesine son verilmiştir. J. Savunmalar J.1. Sigorta Şirketlerinin Savunm aları J.1.1. Usule İlişkin Savunmalar ve Değerlendirilmesi J.1.1.1. Önaraştırma Süresi Aşılmıştır Önaraştırma kararının 25.12.2001 tarihinde alınmasına karşın bir ay zarfında hazırlanması gereken Önaraştırma Raporu'nun 3.4.2002 tarihinde Kurul'a sunulmasın ın Kanun'a aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür. Kanun un 40. maddesinin son fıkrası Önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportör 30 gün içinde elde ettiği bilgileri her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Kurula yazılı olarak bildirir. hükmünü getirmektedir. Maddenin açık ifadesinden de görüldüğü üzere 30 günlük süre önaraştırma raporunun hazırlanması için getirilmiştir ve Raportörlerin görevlendirilmesi ile işlemeye başlamaktadır. Esasen söz konusu maddede önaraştırma açılmasına dair Kurul kararı ile raportörlerin görevlendirilmesi arasındaki süreye ilişkin olarak da herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Nitekim önaraştırma raporu da bu süreye dikkat edilerek görevlendirme tarihinden itibaren 30 gün içerisinde tamamlanmıştır. J.1.1.2. Soruşturma Süresi Aşılmıştır Usule ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ilk fıkrası uyarınca soruşturmanın en geç altı ay içerisinde bitirilmesinin gerektiği, bu sürenin bir defaya mahsus olmak üzere altı ay daha uzatılabileceği, ancak her halukarda soruşturma safhalarının bu süre içerisinde sona ermesi gerektiği, buna karşın Soruşturma Heyeti'nin Ana Raporu'nu ilgili teşebbüslere tebliğ ettiği tarihte bir yıllık sürenin dolduğu ancak soruşturmanın tamamlanmadığı ileri sürülmüştür. Kanun'da öngörülen söz konusu süreler soruşturma raporunun tamamlanarak teşebbüslere tebliğ edilmesini düzenlemektedir. Bu bağlamda soruşturma raporu da bir yıllık süre içerisinde yazılarak tebliğ edilmiştir. J.1.1.3. İddiaların Türü ve Niteliği Hakkında Yeterli Bilgi Gönderilmemiştir Soruşturma açılmasına dair yapılan bildirimde iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgi gönderilmediği, soruşturma açılmasına dair Kurul kararının önaraştırma raporunun ötesinde iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli b ilgiyi kapsamadığı ileri sürülmüştür. 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesi "Kurulun Soruşturmaya Başlaması" başlığını taşımakta ve söz konusu maddenin ikinci fıkrası taraflara bildirimi düzenlemektedir. Mezkur madde "Kurul, başlattığı soruşturmaları, soruştur maya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün içinde göndermelerini ister. Taraflara tanınan ilk yazılı cevap süresinin 06-29/361 -91 20başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim ya zısı ile birlikte, iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir." şeklindedir. Söz konusu madde çerçevesinde önaraştırma raporu ile birlikte Kurul kararı teşebbüslere gönderilmiş ve bu yükümlülük yerine getirilmi ştir. J.1.1.4. Önaraştırma Raporunun Tamamı Gönderilmemiştir Soruşturma açılmasına dair yapılan bildirimde Önaraştırma raporunun tamamının gönderilmediği ifade edilmiştir. Kanun'un 43. maddesi ikinci fıkrası çerçevesinde Önaraştırma Raporu nun konu ile il gili bölümleri teşebbüslere gönderilmiştir. Raporun gönderilmeyen bölümü, ilk defa incelenen sigorta sektörü hakkında genel bilgilerle birlikte Sigorta ve Murakabe Kurulu raporlarından elde edilen ve Hazine Müsteşarlığı nın internet sitesinden herkes taraf ından ulaşılabilecek olan sayısal nitelikte bilgilerden oluşmaktadır. Nitekim söz konusu bilgilerin güncel haline soruşturma raporunda da yer verilmiştir. Esasen Kurul kararına esas olacak herhangi bir bilgiyi içermemesi nedeniyle gönderilmemiş olan bu bölüm, tarafların savunma haklarına halel getirmemektedir. J.1.1.5. Ek Dizini Gönderilmemiştir Soruşturma raporunun ekinde yer alan 27 adet ek dizininin gönderilmediği ileri sürülmüştür. Soruşturma raporunun ekinde çeşitli nitelikte belgeler yer almaktadır. Bunlardan bir bölümü Milli Reasürans ve Birlik tarafından her sigorta şirketine gönderilen, özel olmayan ve halihazırda sigorta şirketlerinin uhdesinde yer alan yazılardır. Bir kısmı ise sigorta şirketlerinin reasürans anlaşmalarıdır. Sadece reasürans şir ketleri ile anlaşma yapan sigorta şirketi arasında olan ve esasen gizlilik arz eden söz konusu anlaşmaların gönderilmesi ise sır saklama yükümlülüğü nedeniyle uygun görülmemiştir. Diğer bir grup ise hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin ilk yazılı sa vunmalarıdır ki bunlara da raporun içerisinde yer verilmiştir. J.1.2. Esasa İlişkin Savunmalar ın Değerlendirilmesi J.1.2.1. Protokolün Niteliği Belirlenmemiştir Savunmalarda protokolün yatay mı yoksa dikey nitelikte bir anlaşma mı olduğunun belirtilmemiş o lduğu, reasürans anlaşmalarının tipik dikey anlaşmalar olduğu; incelemeye konu protokolün de sigorta şirketleri arasında imzalanmış çok taraflı bir anlaşma olmayıp, Milli Reasürans ın deklare ettiği şartların sigorta şirketleri tarafından kabulü anlamında iki taraflı bir dikey anlaşma olduğu ileri sürülmüştür. Bilindiği üzere, aynı ticari seviyede faaliyet gösteren teşebbüsler arası anlaşmalar "yatay", farklı ticari seviyede faaliyet gösteren teşebbüsler arasındaki anlaşmalar da "dikey" anlaşmalar olarak a nılmaktadır. Ancak Kanun un 4. maddesinde anlaşmalar için bu tür bir ayrım yapılmamış, ister yatay, ister dikey olsun aynı kapsamda değerlendirilmiştir. Esasen 4. madde açısından önemli olan ölçüt rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmamasıdır. 06-29/361 -91 21 Sigorta sektörü a ktörleri açısından, klasik anlamda yatay ve dikey ilişkilerden bahsetmek mümkün değildir. Zira, her ne kadar reasürans şirketi tüketici ile muhatap olmasa da, sigorta poliçesi imzalandığı anda, alınan primden pay sahibi olurken, hasar olduğunda da ödenece k hasarda pay sahibi durumundadır. Anılan protokol sınai ve ticari yangın sigorta branşında asgari bir prim oranı belirlemek üzere yapılan ve klasik anlamda olmasa da bir yönüyle dikey, bir yönüyle de yatay anlaşma özellikleri gösteren 4054 sayılı Kanun'u n 4. maddesi kapsamında bir anlaşmadır. Yatay bir anlaşmadır, çünkü protokolün 5. maddesi: " İşbu protokolde imzası bulunan sigorta şirketleri, öngörülen asgari prim oranlarını içermeyen reasürans anlaşmasına teminat veren reasürörlerle bölüşmeli reasüran s anlaşması akdetmeyeceklerdir." hükmüyle, aynı seviyedeki sigorta şirketleri birbirlerine karşı taahhüt altına girmektedirler. Böylece sigorta şirketleri belirlenen oranların altında bir reasürans anlaşması yapılmayacağı konusunda rakiplerinin davranışlar ından bilgi sahibi olmaktadırlar. Öte yandan protokol dikey bir anlaşmadır, çünkü 4. maddesinde yer alan " Milli Reasürans T.A.Ş., bölüşmeli reasürans teminatı verdiği tüm sigorta şirketlerinin anlaşmalarına bu hususu şart koyacak ve bu şartı içermeyen şirket sözleşmelerine teminat vermeyecektir." hükmüyle, klasik anlamda olmasa da sigorta şirketleri ile aynı seviyede olmayan reasürans şirketi, yapacağı bütün dikey anlaşmalarda, yani reasürans anlaşmalarında bu hükmü şart koşacağını taahhüt etmiştir. J.1.2.2. Milli Reasürans T.A.Ş. nin Hakim Durumda Bulunması Protokolün esas olarak 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi açısından değerlendirilmesi gerektiği, zira özellikle nispi pazar payı dikkate alındığında Milli Reasürans'ın Türk reasürans pazarında hakim durum da bulunduğu, bu nedenle yapılan protokolden dolayı sigorta şirketlerini sorumlu tutmanın doğru olmadığı, öte yandan Milli Reasürans'ın da hakim durumda olması nedeniyle sigorta şirketleri arasında ayrımcılık yapamayacağı bu nedenle protokolün aslında reka beti koruyucu nitelikte olduğu ileri sürülmüştür. Hakim durum, 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde "belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakiplerinden ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım gibi ekonomi k parametreleri belirleyebilme gücü" şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımdan yola çıkarak hakim durumun unsurlarını ekonomik güç, bağımsızlık ve bu gücün sürekliliği olarak belirlemek mümkündür. Hakim durumun tespitinde tek başına yeterli olmamakla birlikte pazar payı önemli bir göstergedir. Ne kadarlık bir pazar payının hakim durumun tespiti için yeterli olduğu noktasında çeşitli tartışmalar bulunmakla birlikte, başka koşullar da dikkate alınmak suretiyle %50'nin üstünde olması gerektiği genel olarak kabul e dilmektedir. Bununla birlikte başka koşullar da dikkate alınarak daha düşük pazar payına sahip bir teşebbüsün de hakim durumda kabul edilmesi mümkündür. 06-29/361 -91 22Teşebbüsün kendisinin pazardan aldığı paya mutlak pazar payı, bu pazar payının rakiplerine oranına ise nispi pazar payı denilmektedir. Türkiye de aktif olarak faaliyette bulunan tek reasürans şirketi Milli Reasürans tır. Bunun yanında 200 dolayında yabancı reasürans şirketi de pazarda yer almaktadır. Yukarıda verilen 2001 yılı verilerine göre yangın branşı nda toplanan primlerden Milli Reasürans a devredilenlerin oranı %24.8 olarak görülmektedir. Kendisine en yakın rakipler olan Munich Re, Swiss Re gibi birkaç büyük reasürans şirketinin pazar payları ise %6 -7 oranındadır. Diğer şirketlerin pazar payları ise daha küçüktür. Belirtilen oranlara ilk bakışta Milli Reasürans ın mutlak pazar payının hakim durum nitelendirmesi yapmak için yetersiz olduğu görülmektedir. Ancak nispi pazar payının hakim durumda olmaya yeterli olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Yuk arıda belirtildiği gibi nispi pazar payı başka etkenler dikkate alınarak hakim durum incelemesinde kullanılmaktadır. Pazara girişi engelleri, ürüne bağımlılık, rakiplerin sayısı, teknolojik üstünlük gibi kriterler bu kapsamda sayılabilir. İlk olarak belir tilmelidir ki ülkemizde uzun süre reasürans tekeli uygulanmıştır. Bu uygulamanın sonucu olarak Milli Reasürans sigorta şirketleri için tek alternatif olmuştur. Ancak 1.1.2002 yılı itibarıyla bu yasal tekele son verilmiş ve beş yıllık bir süre yürürlükte ka lan bir havuz sistemine geçilmiştir. Dolayısıyla uzun yıllara dayanan bu yasal tekelden kaynaklanan bir pazar gücü söz konusudur. Sigorta şirketleri aynı anda birden fazla reasürans şirketi ile anlaşma yapmaktadırlar. Bu durumun sonucu olarak bir sigorta şirketi birçok yabancı reasürör ile anlaşma yaparken reasürans tekeli veya şu an yürürlükte olan havuz sistemi gereği Milli Reasürans ile de anlaşma yapmak zorunda kalmaktadır. Buna karşı yine de ancak %25'ler civarında bir pazar payına sahip olması Milli Reasürans'ın hakim durumda olmadığının en önemli göstergelerindendir. Öte yandan yukarıda belirtildiği gibi Türkiye'de 200 civarında reasürans şirketi faaliyet göstermektedir. Milli Reasürans'ın rakiplerinden bağımsız olarak fiyatlarını belirlemesi durum unda sigorta şirketleri diğer reasürörlere yönelebileceklerdir. Dikkat çekilmesi gereken bir başka nokta ise Türk sigorta pazarında teknik oranlar dikkate alınmaksızın uygulanan fiyat politikaları sonucu bazı büyük reasürans şirketlerinin Türkiye pazarında n çekilmiş olmalarıdır. Dolayısıyla olması gereken fiyatları uygulayan sigorta şirketleri halen pazarda olmayan bu reasürörlerle de anlaşma yapma imkanına sahiptirler. J.1.2.3. Protokolün Amacı Rekabeti Kısıtlamak Değildir Protokol ile sigorta şirketleri arasındaki rekabeti kısıtlamak gibi bir amacın güdülmediği, asıl hedefin yabancı reasürörlerden gelen daha yüksek oran talebini hafifletmek olduğu bu nedenle Türk sigorta piyasası açısından haklı sebep teşkil ettiği ileri sürülmüştür. 06-29/361 -91 234054 sayılı Kanun re kabeti kısıtlayıcı anlaşmalar bakımından üçlü bir sistem öngörmüştür. Bu bağlamda amacı rekabeti bozmak olan veya rekabeti bozucu etki doğuran veya bu etkiyi doğurabilecek nitelikte olan anlaşmalar yasaklanabilmektedir. Dolayısıyla protokol yapılırken reka beti kısıtlamak amacının güdülmemiş olması yasak kapsamından çıkması sonucunu doğurmamaktadır. Pazar ekonomisin temel kuralı olan fiyatın serbestçe oluşumuna suni olarak yapılan müdahaleler rekabet ortamının bozulmasına yol açmakta ve olması gereken fiyat ların oluşmasına engel olmaktadır. Belirlenen fiyat ister düşük olsun isterse yüksek olsun bu kural değişmemektedir. Özellikle sigorta gibi asıl önemi riskin gerçekleştiği anda meydana gelen hasarın karşılanması sırasında ortaya çıkan bir sektör için bu du rum daha da hassastır. Ancak gelecekte olması muhtemel riskleri teminat alan yani belirsizlik üzerine kurulu olan bir sistemde fiyatlandırma yapmak konusunda zorluklar vardır. Buna karşın risklerin niteliği ve gerçekleşme ihtimali gibi konular dikkate alınmaksızın sadece fiyata dayalı olarak rekabet yapılması sigorta sisteminin mantığı ile bağdaşmamaktadır. Protokolün yabancı reasürörlerin baskısını hafifletmek için yapılması ilk bakışta mantıklı görünse de, olması gereken fiyatların daha yüksek olduğu dikk ate alındığında pazar koşullarına müdahale anlamına geldiği için makul bir argüman olmaktan çıkmaktadır. Dışardan müdahalelerle fiyatların düşük tutulması, olması gereken fiyatların oluşumunu geciktireceği için risk gerçekleştiği anda tüketicinin zararının karşılanmasında güçlüklere yol açabilecektir ki bu durumun da sigorta sisteminin mantığına uygun olmadığı açıktır. Dolayısıyla önemli olan her sigorta şirketinin kendi yaşayabileceği fiyatını kendisinin belirlemesidir. J.1.2.4. Protokol Bağlayıcı Değild ir Protokolün bağlayıcı olmadığı, isteyen sigorta şirketinin daha düşük oranlar veren reasürörlerle anlaşma yapabileceği, bunun dışında Türkiye'de faaliyette bulunan ve protokole imza atmamış olan diğer sigorta şirketlerinin istedikleri koşullarda anlaşma yapabilecekleri, tüketicilerin de bu sigorta şirketlerinden poliçe alabileceği için rekabetin kısıtlanmamış olduğu ileri sürülmüştür. Protokolün 4. maddesinde " Milli Reasürans T.A.Ş., bölüşmeli reasürans teminatı verdiği tüm sigorta şirketlerinin anlaşmal arına bu hususu şart koyacak ve bu şartı içermeyen şirket sözleşmelerine teminat vermeyecektir." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm çerçevesinde Milli Reasürans ile anlaşma yapan tüm sigorta şirketlerinin reasürans anlaşmalarında bu koşulun yer alması öngörülm üştür. Nitekim Raportörlerce de Milli Reasürans'tan istenilen reasürans anlaşmalarından bu durum görülmektedir. Öte yandan protokolün 5. maddesinde yer alan " İşbu protokolde imzası bulunan sigorta şirketleri, öngörülen asgari prim oranlarını içermeyen reasürans anlaşmasına teminat veren reasürörlerle bölüşmeli reasürans anlaşması akdetmeyeceklerdir." hükmü gereğince sigorta şirketlerinin daha uygun koşullarla teminat veren reasürörlerle anlaşma yapmaları engellenmektedir. Bu nedenle daha düşük oranlarla r easürans anlaşması yapılabileceği iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu durum soruşturma 06-29/361 -91 24safhasında sigorta şirketlerinden istenen reasürans anlaşmalarından da görülmektedir. Farklı reasürörlerle yapılan anlaşmaların hepsinde söz konusu protokolde belirl enen oranlara yer verildiği görülmektedir. Öte yandan, bazı reasürans anlaşmalarında ise protokole atfen minimum fiyat klozu (Minimum rates for FLEXA2) ifadesinin kullanıldığı tespit edilmiştir. J.1.2.5. Protokol Muafiyet Çerçevesinde Değerlendirilmelidir Protokolün piyasa şartlarının bir deklarasyonu, bir zorunluluğun ifadesi olduğu ve gerçekte rekabet piyasasının korunması amacının güdüldüğü ve muafiyet tanınmasına özgü tüm koşulların olayda bulunduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Protokolün lafzen asgari bir davranış biçimi önerdiği için 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamına alınabileceği, ancak olaya makro planda rekabet politikası, serbest rekabet düzeninin korunması ve tüketiciler açısından bakıldığında protokolde imzası bulunanların işbirliğinin, t üketiciler ve ülke ekonomisi bakımından sağlayacağı kazancın rekabetin görünürde kısıtlanmasının getirdiği maliyetten daha önemli olduğu ifade edilmiştir. Öte yandan Avrupa Birliği'nde (AB) sigorta sektörüne yönelik olarak bir grup muafiyeti düzenlemesinin yürürlükte olduğu ve protokolün de söz konusu Tüzük'te yer alan koşulları karşıladığı, bu nedenle başvuruda bulunulmamış olsa dahi muafiyet hükümlerinin uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür. AB'de 358/2003 sayılı Sigorta Sektöründeki Belirli Kategorid eki Anlaşma, Karar ve Uyumlu Eylemlere Roma Antlaşması'nın 81(3). maddesinin Uygulanmasına Dair Komisyon Tüzüğü yürürlüktedir. Mezkur Tüzüğe göre "Doğruluğu kabul edilmiş istatistikler veya hasar sayılarına dayanarak ortak risk-prim tarifeleri oluşturmak" muafiyet kapsamına alınmıştır. Tüzük'te muafiyet tanınan prim ise net prim veya risk primi olup, brüt veya ticari primden farklılık arz etmektedir. Risk primi, iki unsurdan oluşmaktadır. Bunlardan birincisi, geçmişteki istatistiki kanıtlara (hasarların sı klığı ve miktarına) dayanarak sigortalanan unsurların değerini karşılamayı amaçlayan net primdir. İkincisi ise, gelecekle ilgili çalışma sonuçlarını (hasarların sıklığı ve miktarı üzerinde etki yapmaya uygun koşullar) değerlendirerek net primin yükselmesin i ve düşmesini ayarlayan primdir. Bu yönüyle risk primi, genellikle tüm sigortacılar için eşdeğerdedir. Risk priminin yüksek olmasını garantilemek için portföyleri yeterince geniş olmayan sigortacılar ileride olabilecek hasarları karşılayabilmek için risk primine teminat masrafı da ekleyeceklerdir. Bir sigortacının primleri belirlemesi için, geçmişte olan hasarların sıklığı ve hacmine ilişkin istatistiksel verileri bilmesi gerekir. Bu yönüyle anılan Tüzüğün ana düşüncesi tek bir şirketin kendi istatistik i verilerine dayanarak sigorta primlerinin kesin bir matematiksel hesaplamasını yapmasının imkansız olmasıdır. Bunun sonucu olarak şirketlerin bu hesaplamaları yapabilmelerini sağlamak amacıyla aralarında bir işbirliği mekanizması öngörmek zorunludur. Güve nilir istatistikler elde etmek için, sigortacılar arasında verilerin mübadele edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda Tüzüğün İkinci Bölümü, risk sigortasının ortalama maliyetinin hesaplanması için sigorta şirketleri arasında belirli alanlarda istatistiklerin toplanması amacıyla bir işbirliğine imkan 2 Fair, Light, Explosion Agreement. 06-29/361 -91 25tanımaktadır. Ancak Tüzük, rakipler arasında ortak tarife belirlenmesine yol açacak ticari primlerde bir işbirliğini de açıkça yasaklamıştır. Tüzüğün 3. ve 4. maddeleri, Roma Antlaşması nın 81(3). maddesinde öngör ülen muafiyetin uygulanabilmesi için sigorta şirketleri arasındaki anlaşmalara birtakım katı şartlar getirmiştir: ortaklaşa toplanan ve dağıtılan istatistiklerin yalnızca açıklayıcı ve kullanılmalarının ihtiyari olduğu net bir şekilde ifade edilmeli; ticar i primlerin belirlenmesinin önlenmesi için, referans gösterilen istatistikler, olasılıklar için yüklemeler, rezervlerden elde edilen gelir, idari veya ticari masraflar, mali katkılar veya katılımcı teşebbüslerin tahmin edilen karlarını içermemeli; karşılık lı açıklanan bilgiler şirketlerin teşhisini mümkün kılmamalıdır. Belirtilenler dışında başka hesaplamalar ve tablolar kullanmayacakları konusunda anlaşan veya diğer teşebbüsleri yükümlü tutan teşebbüs veya teşebbüs birlikleri muafiyetten yararlanamazlar. B unlar dışında herhangi bir taahhüt, grup muafiyetini uygulanamaz kılacaktır. Protokolün muafiyet çerçevesinde değerlendirilmesine geçilecek olursa, ilk olarak Kurul tarafından sigorta sektörüne yönelik olarak çıkarılmış bir grup muafiyeti düzenlemesi bulu nmadığı belirtilmelidir. Bu nedenle değerlendirme her koşulda bireysel muafiyet çerçevesinde yapılmalıdır. Ancak 4054 sayılı Kanun bildirim sistemini benimsemiş olup, Kanun'un 10. maddesi bildirilmemiş anlaşmalara muafiyet uygulanmayacağını açıkça belirtmi ştir. Soruşturma konusu ile ilgili olarak ise, ne Milli Reasürans tarafından ne de sigorta şirketleri tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Bu durumda söz konusu protokolün muafiyetten yararlanma imkanı bulunmamaktadır. Bilindiği üzere grup muafiyeti düzenlemeleri Kanun un 5. maddesinde öngörülen soyut şartların edinilmiş olan tecrübelerin ışığında somutlaşmasını ifade etmektedir. Diğer bir deyişle anlaşmalara muafiyet tanınabilmesi için aranan koşullar, grup muafiyeti düzenlemeleri ile belir li kategorideki anlaşmalar için önceden bilinir hale gelmektedir. Bu ise bireysel muafiyet incelemelerinde aranacak koşullar için minimum düzeyde bir referans niteliği taşımaktadır. İncelemeye konu protokole bakıldığında ise AB Tüzüğünde belirtildiği gibi herhangi bir istatistiki veriye dayanan bir oran görülmemektedir. Nitekim yapılan incelemelerde, asgari prim oranının, Komisyon Tüzüğü'nde getirilen kriterlere uygun olarak belirlendiğine dair bir tespit yapılamamıştır. Diğer taraftan sigorta şirketleri m ezkur protokolde belirlenen oranlardan daha düşük koşulları sağlayan reasürörlerle anlaşma yapmayacaklarını, Milli Reasürans da tüm sigorta şirketlerine aynı oranı uygulayacağını taahhüt etmektedir. Protokolün bu maddeleri de yukarıda değinildiği üzere "be lirlenen oranlardan ayrılmama yönünde taahhüt olmaması gerekir" şeklindeki koşula aykırı bulunmaktadır. Dolayısıyla protokolün AB Tüzüğünde getirilen muafiyet koşullarını taşımaktan uzak olduğu görülmektedir. J.1.2.6. Milli Reasürans T.A.Ş. nin Savunması Milli Reasürans ın savunmasında zorunlu tarife uygulamasından vazgeçildiği 1990 yılından bu yana, sigorta fiyatlarının herhangi bir teknik çalışmaya ve esasa dayanmadan sadece iş kapabilmek amacıyla hızla düştüğü, bu 06-29/361 -91 26durumun özellikle yangın branşında ve ti cari/sınai işletmelerin sigortalarında yoğun bir şekilde yaşandığı, sigortacılıkta "sivil risk" diye tabir edilen ve riskin tamamının sigorta şirketleri tarafından üstlenilip reasürans şirketlerine devir yapılmayan konutların yangına karşı sigortalanmasınd a şirketler arasında fiyat indirimi konusunda bir rekabet görülmezken ticari ve sınai işletmelerin hemen hemen sıfır fiyatla sigortalandıkları ve bu işlerin reasürans şirketlerine devredilerek, hasar olduğunda devredilen oranda reasürans şirketlerinden alındığı belirtilmiştir. Bunun sonucu olarak Milli Reasürans'ın hayat -dışı mecburi işlerle ilgili son 10 yılda teknik işletmenin olumsuz sonuç verdiğini gösteren rakamlar iletilmiştir. Milli Reasürans'ın 2002 yılı için reasürans teminatı verirken, en çok tek nikten uzaklaşıldığı görülen sınai ve ticari yangın sigortaları için %00.15 ve tarifesi olmayan ek teminatlar için %00.05'in altında iş kabul etmeyeceğini sigorta piyasasına açıkça bildirdiği, bunun bir tarife uygulaması olmayıp, reasürans teminatının veri lmesi sırasında yapılan sözleşmenin bir şartı olduğu, hiçbir şirketin bu şartı kabullenmesi için zorlanmadığı, protokolü imzalamayan sigorta şirketlerinin, bu protokolü imzalayan şirketlerden daha yüksek fiyatla hizmet aldığı belirtilmiştir. Protokolün bi r anlaşma niteliğinde olmayıp, Milli Reasürans'ın yangın dalındaki reasürans kabulünün asgari şartını içerdiği, sigorta şirketlerinin imzasının ise bu şartlar hakkında resmen bilgi edinmiş olduklarının tevsiki niteliğinde olduğu ifade edilmiştir. Protokol serbest tarife sistemine geçiş ile birlikte sürekli düşme eğilimi gösteren primlerin yukarı çekilmesi amacıyla imzalanmıştır. Reasürans işlemi niteliği gereği sigorta sözleşmesine bağlıdır. Bu nedenle poliçelerde uygulanacak oranların belirlenmesinde iste r sigorta şirketi olsun ister reasürans şirketi olsun bütün katılımcıların ortak menfaati bulunmaktadır. Öte yandan Milli Reasürans anlaşma yaptığı diğer sigorta şirketlerine de aynı oranları uygulamayı taahhüt etmektedir. Bu da protokol ile belirlenen ora nların sektörde faaliyet gösteren diğer teşebbüsleri de kısıtlaması sonucunu doğurmaktadır. Nitekim 2002 yılı için Milli Reasürans tarafından yapılan tüm reasürans anlaşmalarında söz konusu oranların yer aldığı görülmüştür. Yangın sigortaları sigorta türl eri içerisinde reasüransa en çok ihtiyaç duyulan sigortadır. Zira söz konusu sigorta için verilen teminatlar genellikle sigorta şirketlerinin karşılayabileceği oranların üzerinde olmaktadır. Nitekim gerek yazılı savunmalarda gerekse sözlü savunma toplantıs ında sigorta şirketlerinin temsilcileri, reasürans desteği olmaksızın yangın sigortası yapmanın mümkün olmadığını ifade etmişlerdir. Öte yandan, daha önce de belirtildiği üzere yangın branşında toplanan primlerin %73 gibi önemli bir bölümü reasüransa devre dilmektedir. Bu durum, protokolde Milli Reasürans'ın taşıdığı önemi göstermektedir. 06-29/361 -91 27J.2. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nin Savunması ve Değerlendirilmesi J.2.1. Sigorta Sektörü 4054 sayılı Kanun Kapsamı Dışındadır Sigorta hizmetinin 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan hizmet kavramı ile bağdaşmadığı bu nedenle Kanun uygulaması dışında kaldığı, sigorta şirketlerinin de bu bakımdan teşebbüs ve Birliğin de teşebbüs birliği olarak addedilmemesi gerektiği belirtilmiştir. 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde teşebbüs, "piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler" olarak tanımlanırken; hizmet, "bir bedel veya menfaat karşı lığında yapılan bedeni, fikri veya her ikisi beraber olan faaliyetler" olarak tanımlanmıştır. Söz konusu maddenin gerekçesinde hizmet tanımı ile ilgili olarak yer alan "en geniş anlamıyla bankacılık, sigortacılık, para, kredi, sermaye, bilgi ve sair unsurl arı da içermektedir" ifadesi ise, sigortacılığın da kapsamda olduğu konusunda her türlü şüpheyi ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle, 4054 sayılı Kanun açısından sigorta bir hizmet, sigortacılıkla iştigal eden işletmeler birer teşebbüs ve bu teşebbüslerin ol uşturduğu Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği de teşebbüs birliği olarak kabul edilmektedir. J.2.2. Birlik Tarifeleri Bağlayıcı Değildir Savunmada, soruşturma raporunda teşebbüs birliği kararının yasaklanabilmesi için bağlayıcı olması gerektiğ inden bahsedildiği ancak Birlik kararı için bu bağlayıcılığın söz konusu olmadığı, kaldı ki Birlik tarafından üyelere duyurulan tavsiye niteliğindeki tarife ayarlamalarının Birlik organları olan yönetim kurulu veya genel kurulda alınan yükümlülük kararı ni teliği taşımadığı ifade edilerek aynen; 25.12. 1992 tarihli toplantı ile başlayan ve tavsiye şeklinde yapılan tarife duyurularının Deprem Tarifesi ve terör konularında Hazine Müsteşarlığı yetkilileri ile yapılan görüşmeler hakkında bilgi sunmak ve terör konusunda görüş alışverişinde bulunmak üzere, bazı şirket yöneticilerinin toplantıya katılması ile oluşmuştur. Yapılan bu toplantıyı, Birliğin organı olan Genel Kurul Toplantısı olarak kabul etmek mümkün değildir. Toplantıda herhangi bir tutanak tutulmamı ş ve oluşan görüşlerin ışığında, üyelerin sigortacılık işlemlerinde yardımcı olmak ve asgari risk primi hakkında fikir vermek üzere tavsiye niteliğinde, üyelere bilahare, duyuru yapılmıştır. Bu durumda, Birlik Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinde söz konusu or gan kararının olmadığı ve daha açık bir ifadeyle, Yönetmeliğin anılan maddesine göre bir yükümlülük kararının bulunmadığı açıktır. denilmektedir. Rekabet hukuku açısından teşebbüs birliklerinin kararlarının yasaklanabilmesi için kararların usulune uygun olarak alınmasına, bağlayıcı olmasına veya bir yaptırımının olmasına gerek bulunmamaktadır. Önemli olan teşebbüs birliği üyelerinin kendilerini bu kararla bağlı hissetmeleridir. Teşebbüs birliklerinin 06-29/361 -91 28ancak tavsiye niteliğindeki kararları yasak kapsamı dı şında kalabilecektir ki bu takdirde dahi söz konusu karara üyeler tarafından uyulmuşsa yasak kapsamında yer aldığı kabul edilmektedir. 4. madde açısından asıl olanın rekabetin sınırlanması olduğu dikkate alındığında, üyelerin kendilerini fiilen bağlı hisse derek karara uydukları hallerde bağlayıcı bir kararın varlığı kabul edilmelidir. Soruşturma konusu Birlik kararının da üyeler tarafından uygulandığı Raportörlerce tespit edilmiştir. Söz konusu tarifelere reasürans anlaşmalarında market agreement denilmek suretiyle atıf yapılması bu durumun en somut örneğidir. Nitekim sigorta şirketleri de tarifelere uyduklarını ifade etmişlerdir. Diğer taraftan ilk gönderilen tarifelerde yer alan tavsiye ibaresinin de sonraki tarifelerde yer almadığı da görülmektedir. J.2.3. Tarifeler Muafiyet Kapsamında Değerlendirilmelidir Birliğin savunmasında, AB'de istatistiklere ve hasarlara dayanarak müştereken risk prim tarifelerinin saptanmasına otomatik muafiyet verildiği, Birlik tarifesinin de bu kapsamda olduğu değerlendirmes i yapılmıştır. Yukarıda değinildiği gibi AB'de sigorta sektöründe ortak risk -prim tarifeleri oluşturulmasına belirli koşullarla muafiyet tanınmaktadır. Ancak bunun en başta gelen koşulu söz konusu tarifelerin doğruluğu kabul edilmiş istatistiki bilgilere dayanarak hazırlanmasıdır. Birlik tarafından hazırlanan tarifeler ise bu nitelikten yoksundur. Bu durumu somut olarak tarifelerde yer alan " toptan eşya fiyat endeksi ve dünyadaki gelişmeler dikkate alınarak " ifadesinden görmek mümkündür. Tarifelerin günc ellenmesinde temel kriter olarak toptan eşya fiyat endeksi dikkate alınmaktadır. Öte yandan tarifelerin reasürans anlaşmalarına taşınması ile uygulanması zorunlu bir hale getirilmiştir ki, bu da yine muafiyet tanınmasını engelleyen hallerden biridir. K. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK K.1. Protokolün Değerlendirilmesi 4054 sayılı Kanun un 4. maddesi, amacı veya etkisi rekabeti engelleme, sınırlama veya bozma olan teşebbüsler arası anlaşmalara, uyumlu eylemlere ve işletme birliklerinin kararlarına karşı genel bir yasaklama getirmektedir. Bu hüküm, bütün işletmeler arası anlaşma, karar ve uyumlu eylemlere geniş bir şekilde uygulanmakta olup temel amacı, her bir işletmenin kendi ticari politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına, diğerlerinden bağımsız olarak belirlemesidir. 4054 sayılı Kanun un 4. maddesinde yasaklanan karar ve eylemlere verilen örnekler arasında, (a) bendinde Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi yer almıştır . Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüslerin protokol ile minimum oran belirlemeleri Kanun un 4. maddesinin (a) bendini ihlal etmektedir. Bilindiği gibi piyasa ekonomisinin en temel kuralı, fiyatın herhangi bir müdahale olmaksızın piyasa koşullarına göre serbestçe oluşmasıdır. Bu nedenle rekabetin en önemli görünümü olan fiyatın oluşumuna rakipler 06-29/361 -91 29tarafından müdahale edilmesi Kanun'a aykırı olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda belirlenen fiyatın makul olup olmadığı da tartışma konusu yapılmamaktadır. Fiyat tespitinin çok farklı şekillerde yapılabilmesi dikkate alınarak sadece doğrudan fiyat tespit edilmesi değil, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurların tespiti de yasak kapsamına alınmıştır. Verilen unsurlar tadadi ol up, indirim, oran, ortak muhasebe teknikleri belirleme, hedef, taban ve tavan fiyat uygulamaları ve bilgi değişimi anlaşmaları da bu yasak kapsamına girebilecek niteliktedir. İncelemeye konu protokol ile, ticari ve sınai yangın sigortalarında reasür ansa devredilecek poliçeler bakımından, ana teminatlar ve tarifesi bulunmayan ek teminatlar bakımından minimum bir oran uygulanması öngörülmüştür. Her ne kadar taraflar protokolde de yer aldığı üzere söz konusu oranların tarife niteliğinde olmadığını , reas ürans devrinin asgari işlem şartı olduğunu ileri sürseler de belirlenen oran nedeniyle poliçelerde uygulanacak fiyatlar için bir alt sınır belirlenmektedir. Nitekim protokolün ikinci maddesinde yer alan "Bu oranlar poliçede yer alacak asgari oranlar olup, komisyon iadesi vb. tanımlamalarla bunların altına inilmesi mümkün olmayacaktır." ifadesinden bu durum açıkça görülmektedir. Hakkında soruşturma yürütülen taraflar söz konusu protokolün yabancı reasürörlerin daha yüksek oran taleplerine yönelik baskıları hafifletmek amacıyla yapıldığını ve bu bağlamda haklı gerekçesinin bulunduğunu, sektörün içinde bulunduğu sıkıntıyı aşmak için bu yola gittiğini ileri sürseler de bu durum ihlalin varlığını ortadan kaldırmamaktadır. Yaşanan yoğun rekabet neticesinde, hem s igorta şirketlerinin hem de reasürans şirketlerinin teknik karlarının düştüğü, dolayısıyla düşen prim oranlarını belli bir seviyeye çekmek gerektiği savunulacak bir argüman olmamalıdır. Zira, karların düşmesi özellikle de ekonominin belli dönemlerinde her sektör için geçerli olup rekabeti kısıtlamak için kabul edilebilir bir argüman değildir. Esasen bu durum dahi konunun ihlal niteliği taşıdığının en somut göstergesidir. Zira, pazar dinamikleriyle yukarı çekilemeyen fiyatlar için bir protokol vasıtasıyla as gari oran belirlenmesi, fiyatın oluşumuna müdahale niteliğindedir. Bu noktada protokol ile ilgili olarak iki noktayı birbirinden ayırmanın zorunlu olduğu belirtilmelidir. Birincisi protokolün ihlal niteliği taşıyıp taşımadığı ve ikincisi bu protokolü yapm anın haklı bir gerekçesinin olup olmadığıdır. Bir eylemin haklı gerekçesinin olmasının onun kanunlara aykırılığını ortadan kaldırmadığı malumdur. Yukarıda da belirtildiği üzere savunmalarda ve yapılan görüşmelerde esas olarak sektörde uygulanan fiyatların reasürans teminatı alınamayacak bir noktaya gelmesi nedeniyle, sektörün ve tüketicinin yararına protokolün yapıldığı ileri sürülmektedir ki bu protokol yapılmasının gerekçesidir. Bu gerekçe protokolün ihlal niteliği taşıyıp taşımadığından bağımsızdır. Zira haklı gerekçe ancak 5. maddede öngörülen muafiyet koşullarını taşıyorsa 4. maddenin uygulamasından belirli bir süre muafiyet sağlamaktadır ki muafiyet kavramının temelinde eylemin ihlal niteliğinin olduğuna şüphe bulunmamaktadır. Diğer taraftan bir anla şmanın haklı gerekçesinin olmasının tek başına onu rekabet kurallarının uygulamasının dışına çıkarmayacağı gayet açıktır. Aksi 06-29/361 -91 30durumun kabulü, en basit haliyle kar elde etmek gibi ticari açıdan son derece haklı olan bir kartel anlaşmasının dahi 4054 sayılı Kanun uygulaması dışına çıkması sonucunu doğuracaktır. Öte yandan tüketicinin bundan yarar sağlamasının da doğal olarak muafiyet tanınmasını gerektirmeyeceği bilinmektedir. Zira böyle bir sonuç da bir rakibi pazar dışına itmek için fiyatların maliyet düze yine veya altına çekilmesi yönünde yapılan ve bunun sonucu olarak tüketicilerin çok uygun fiyatlardan mal ve hizmet alabildiği bir anlaşmaya muafiyet tanınmasına yol açabilecektir. Her iki durumun da kabul edilemez olduğu açıktır. Protokol ile ilgili bir başka dikkat çekici nokta ise, protokolde Koç Allianz Sigorta A.Ş.'nin adının yer almasına karşın, imzasının bulunmamasıdır. Önaraştırma aşamasında Raportörlerin görüşme yaptığı teşebbüsün yetkilileri bu durumu, kendi uyguladıkları oranların protokolde be lirlenen oranların üzerinde olduğu ve kendilerinin serbest pazardan yana oldukları için imza atmadıkları şeklinde açıklamışlardır. Yukarıda yer verilen değerlendirmeler sonucunda 11 sigorta şirketi ile Milli Reasürans arasında imzalanan protokolün Kanun' un 4. maddesini ve özellikle de bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendini ihlal ettiği ve bu nedenle söz konusu teşebbüslerin 16. maddenin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması gerektiği görüşüne ulaşılmıştır. K.2. Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketl eri Birliği Tarifesinin Değerlendirilmesi 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi anlaşmalar ve uyumlu eylemler yanında rekabeti kısıtlayıcı nitelikteki teşebbüs birliği kararlarını da yasaklamaktadır. Teşebbüs birliklerinin kararlarını; Genel Kurulları nın aldığı kararlar, yetkili organlarının ilke kararları, iç işleyişlerine ait tüzükler, üyelik şartlarına ilişkin esaslar veya eylem planları olarak kabul etmek mümkündür. Teşebbüs birliği kararının yasaklanabilmesi için kanun veya tüzükte öngörülen usullere göre alınmış olmasına, üyelerini bağlayıcı olmasına gerek yoktur. Teşebbüs birliklerinin tavsiye niteliğindeki kararları, üyelerini bağlayıcı nitelikte olmasa dahi 4. madde çerçevesinde değerlendirilebilecektir. Bu durumda, üyelerin geçmişte tavsiyelere uyup uym amaları yönündeki eğilimleri ve tavsiye kararı ile ilgili pazardaki rekabet üzerinde önemli bir etki meydana gelip gelmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Üyelerin kendilerini teşebbüs birliği kararı ile bağlı hissetmeleri de bu değerlendirmede önem taşımaktadır. Üyeler kendilerini fiilen bağlı hissediyorlar ve alınan karara uyuyorlarsa bağlayıcı bir kararın varlığı kabul edilmektedir. İncelemeye konu teşebbüs birliği kararının da bu unsurlar açısından irdelenmesi gerekmektedir. Fiyat tarifeleri ilk yayımlandığı yıldan itibaren, özellikle serbest tarife rejimine geçilmiş olması sonucunda fiyatlarda yaşanan düşüşlerin de etkisiyle sigorta şirketleri tarafından kabul görmüş ve uygulanmaya başlanmıştır. Zaman içerisinde tarifenin ilk metninde görülen tav siye ibaresi de kalkmıştır. Esasen ilk yazıdan hemen üç ay sonra gönderilen ikinci yazıda yer alan "genel toplantıda mutabakata varılan" ve "tarifelerden birinin şirkette saklanarak diğerinin kaşelenip imzalanarak Birliğe gönderilmesini" şeklindeki ifadele rden de tarifelerin gündeme gelmesiyle birlikte sektör tarafından uygulanmaya 06-29/361 -91 31başlandığı görülmektedir. Bu yazının içeriğinden de görülmektedir ki belirlenen tarifeler tavsiye niteliğini aşarak uygulanması istenen bir hale dönüşmüştür. Soruşturma sürecind e sigorta şirketleri tarafından Raportörlere söz konusu tarifelere uyulduğu ifade edilmiştir. Esasen tarifelerin uygulamasını güçlendirmek için reasürans anlaşmalarına taşındığı görülmektedir. Zira tarifelere uyulması koşulu reasüransın bir şartı olarak tr etelerde yer almıştır. Örneğin 2002 yılı için farklı sigorta şirketleri ile farklı reasürans şirketleri arasında yapılmış olan anlaşmalarda standart bir şekilde, terör riskinin ancak Birlik tarafından Kasım 2001'de revize edilen tarifeye uyulması koşulu il e kapsama gireceği belirtilmektedir. Söz konusu reasürans anlaşmalarından bazılarında fiyat tarifeleri ve tanımlarına ilişkin olarak 25.12.1992 tarihinde yapılan anlaşmaya atıf yapıldığı görülmektedir. Yapılan atıf, "pazar anlaşması" (Market Agreement) şek lindedir. Bu anlaşmalar da göstermektedir ki Birliğin hazırlamış olduğu tarifeye üyeler tarafından uyulmakta ve bu durum reasürans anlaşmaları dolayısıyla da bir zorunluluk arz etmektedir. Diğer taraftan soruşturmanın diğer konusunu oluşturan protokolde y er alan tarifesi bulunmayan ek teminatlar ifadesi de Birlik tarafından yayınlanan tarifelere uyulduğunun bir başka göstergesidir. Zira söz konusu ifade ile deprem tarifesi ile terör tarifesi kastedilmektedir. Sonuç olarak Birlik tarafından 1992 yılından bu yana üyelere gönderilen Terör Tarifesi'nin üyeler tarafından benimsenerek uygulamaya yansıtılması sonucunda bağlayıcı bir nitelik kazandığı ve böylece rekabetin kısıtlanması sonucunun ortaya çıktığı, bu nedenle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal eden Birlik hakkında aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca ceza tatbik edilmesi gerektiği görüşüne ulaşılmıştır. L. SONUÇ Önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma toplantısının ses kayıtlarının yazılı açılımı , raporlar, Danıştay ın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bütün bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; 1-) Rekabet Kurulu nun 15.8.2005 tarihli ve 05 -51/785 -M sayı ile , soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy kullanm asının hukuka aykırı olduğu gerekçesine dayanan ve Kurumumuzca tebellüğ edilen ve Danıştay 13. Dairesi ve İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun değişik kararlarıyla yerleşik hale gelen mahkeme kararlarının bugünkü tarihten itibaren temyiz edilmemesine ve yü rütmenin durdurulması kararı verilenler açısından itiraz edilmemesine; gelecekte de bu nitelikteki bir gerekçeyle Kurumumuza tebliğ edilecek tüm kararların temyiz edilmemesine ve yürütmenin durdurulması kararı verilenler açısından itiraz edilmemesine şeklinde alınan kararı uyarınca ilgili Danıştay kararı nın temyiz edilmeksizin dosyanın yeniden değerlendirilebileceğine OYÇOKLUĞU ile, 06-29/361 -91 32 2-) Garanti Sigorta A.Ş. nin; Aksigorta A.Ş., Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş., Axa Oyak Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş., Güneş Sigorta A.Ş., İsviçre Sigorta A.Ş., Ray Sigorta A.Ş., TEB Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş., T. Genel Sigorta A.Ş. , Yapı Kredi Sigorta A.Ş. ve Milli Reasürans T.A.Ş. ile birlikte 11.10.2001 tarihinde imzalamış oldukları protokol ile reasüransa devredilecek poliçeler bakımından yangın sigortaları ve ek teminatlarına yönelik olarak uygulanacak asgari fiyatların belirlenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun un 4. maddesini ihlal etti ğine OYBİRLİĞİ ile , 3-) 4054 sayılı Kanun un 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yukarıda belirtilen ihlali gerçekleştiren Garanti Sigorta A.Ş. nin 2001 yılı yangın sigortası cirosu üzerinden takdiren net satışlarının %0.5 i (binde beşi) oranında olmak üzere 135.397 ,83.-YTL para cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile, 4-) a-) Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği tarafından 1992 yılından bu yana hazırlanarak üyelere gönderilen Grev, Lokavt, Kargaşalık, Halk Hareketleri, Kötü Niyetli Hareketler ve Terör Tarifesi ile yangın sigortasına ek olarak verilen bazı teminatlar bak ımından uygulanacak tarifelerin ve koşulların belirlendiği ve böylece 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiğine OYBİRLİĞİ ile, b-) Bu ihlali nedeniyle Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nin 4054 sayılı Kanun un 200 6/1 sayılı Rekabet Kurulu Tebliği ile değişik 16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren 6.368 .-YTL para cezası ile cezalandırılmasına OY BİRLİĞİ ile, 5-) 5388 sayılı Kanun un 2. maddesi ile 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunan anlaşmaların bildirilmesi yükümlülüğü kal dırıldığından, bu konuda karar verilmesine gerek olmadığına OYBİRLİĞİ ile, karar verilmiştir. 06-29/361 -91 33 (24.04.2006 tarihli ve 06 29/361 -91 sayılı Kurul Kararı na) KARŞI OY GEREKÇESİ Danıştay 13. Dairesi nin soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilen kararlar üzerine, Rekabet Kurulu nun 15.8.2005 tarih ve 05 -51/785 -M sayılı kararı ile alınan Danıştay 13. Dairesi ve İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun d eğişik kararları ile yerleşik hale gelen mahkeme kararlarının temyiz edilmemesine ve yürütmenin durdurulması kararı verilenler açısından itiraz edilmemesine, gelecekte de bu nitelikteki bir gerekçeyle Kurumumuza tebliğ edilecek tüm kararların temyiz edilme mesine ve yürütmenin durdurulması karar verilenler açısından itiraz edilmemesine dair karar ile ortaya çıkan ve bu nedenden dolayı iptal edilen kararların süresinde temyiz edilmemesine ilişkin karara katılmıyoruz. Gidilecek yargı yolu yönünden itiraz ve ya temyiz imkanı bulunan dosya ya da davalar hakkında sahip olunan tüm yargı yollarının ve haklarının süresinde kullanılmak suretiyle tüketilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Rekabet Kurulu kararlarının ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay ilgili dairesin de görüşülerek verilen kararlar, Rekabet Kurulu nun alacağı diğer kararlar yönünden emsal karar olması niteliğini taşımaması gerekir. İdari Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından verilen kararlar ise Rekabet Kurulu yönünden temyiz niteliğinde olduğundan hem Danıştay ilgili dairesi tarafından hem de Rekabet Kurulu tarafından emsal olarak kabul edilmelidir. Henüz temyiz edilerek İdari Dava Daireleri Genel Kurulu na götürülmeyen bir dava hakkında, Danıştay 13. Dairesi nin kararı bütün dosyalar için emsal kab ul edilerek, itiraz ya da temyiz imkanı bulunan dosyalar yönünden ve hatta geleceğe de yönelik olarak yargı yolunu kapatırcasına alınan kararın hukuka uygun olmadığı görüşündeyiz. Kaldı ki, Rekabet Kurulu kararlarının, 4054 sayılı Kanun un 56 vd. maddele rinde yer verilen Özel Hukuk Alanındaki Sonuçları nedeniyle tarafların bu yöndeki haklarını mahkemelerde kullanabileceği de göz önüne alındığında, sahip olunan yasal yolları kullanmaktan vazgeçmenin sorumluluğu ve önemi daha da açığa çıkmaktadır. 06-29/361 -91 34 Hakkın da karar verilen Garanti Sigorta A.Ş. ile Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği ne ait iptal kararlarının Kuruma tebliği 05.04.2006 tarihinde yapılmış olup, bu kararların temyiz süreleri henüz geçmemiştir. Yukarıda yer alan nedenlerden dolayı bu teşebbüslere ilişkin iptal kararlarının henüz temyiz süreleri dolmadığından öncelikle temyiz başvurusunun yapılması gerektiğini düşündüğümüzden, kararın birinci bendinde yer alan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Tuncay SONGÖR Rıfkı ÜNAL İkinci Başkan Kurul Üyesi