İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/01/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;. DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin “......... Şirketi” ticaret unvanı ile ....08.1996 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini,14.08.1996 tarihinde TTSG'de ilan edildiğini, ticari faaliyetlerinin tanıtımı 12.03.2002 tarihinde aldığı https://www,... alan adını taşıyan web sayfasında gerçekleşti…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1256 KARAR NO : 2026/125 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 31/01/2023 NUMARASI: 2020/285 Esas - 2023/72 Karar DAVA: Ticari Ünvanın Korunması-Haksız Rekabetin Tesbiti DAVA TARİHİ : 21/07/2020 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 26/01/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;. DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin “......... Şirketi” ticaret unvanı ile ....08.1996 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini,14.08.1996 tarihinde TTSG'de ilan edildiğini, ticari faaliyetlerinin tanıtımı 12.03.2002 tarihinde aldığı https://www,... alan adını taşıyan web sayfasında gerçekleştirdiğini, davalı ......Şti'nin 20.02.2020 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, iştigal mevzusunun müvekkili şirketin iştigal mevzuu ile aynı olduğunu, davalı şirketin 28.04.2020 tarihinde https://....net ibareli internet sitesinde faaliyetlerinin tanıtımını yaptığını, davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ...' in uzun yıllar müvekkili şirkette çalıştığını ve emekli olduğunu, Davalı şirketin ticaret unvanının müvekkilinin ticaret unvanı ile karışıklığa neden olduğundan ve tescilden doğan haklarını ihlal ettiğinden ...ibaresinin davalının ticaret unvanından terkini gerektiğini, 6102 sayılı TTK nın 50. madde uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkının münhasıran sahibine ait olduğunu, yine aynı Kanun'un 52. Maddesi gereğince ticaret unvanının başkası tarafından ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullanılan hak sahibi bunun tespitini, yasaklanmasını, haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminatın tahsilini ve tesis edilecek kararın gazete ile yayınlanmasına karar verilmesini isteyebileceğini, Davalının ticaret unvanından ...ibaresinin terkinine, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının müvekkili unvanıyla karışıklığa yol açan ......ticaret unvanı olarak tescil ettirme ile bu unvan ile aynı iştigal mevzuunda mal ve hizmet sunma şeklindeki eylemlerinin haksız olduğunun tespitine, davalının haksız rekabetinin men'ine, Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, Karşı yanın haksız rekabet oluşturan tanıtım işaretlerini taşıyan ürünlere ve bunların tanıtım araçlarına el konulmasına, İşletmelerinde bulunan tüm iş ve tanıtım evrakı ile tanıtıcı tüm materyallere el konulmasına, sabit ortamlardan silinmesine, davalının haksız rekabet eylemlerini gerçekleştirdiği internet sitesine erişiminin engellenmesine, “Tesis edilecek kararın özetinin, masrafı davalı tarafa ait olmak üzere tüm Türkiye de yayınlanan gazetelerden birinde ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirketin yeni unvanının “... ... ... Şirketi” olduğunu, taraf sıfatı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı taraf bu davada davalı şirketin ticaret unvanından “...” ibaresinin terkinini talep ettiğini, ancak ekte sundukları Ticaret Sicil Gazetesi ilanında görüleceği üzere müvekkili şirketin unvanının değiştiğini, davanın hukuki yarar şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksi halde usulden reddine, aksi halde konusuz kalan dava hakkında HMKnın 331 maddesi uyarınca karar verilmesine yer olmadığına, işbu itirazları dikkate alınmayarak davanın esasına girilmesi halinde hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı şirketin 08/08/1996 tarihinde, davalı şirketin ise 20/02/2020 tarihinde kurulduğunu, iş bu davanın ise 21/07/2020 tarihinde ve makul sürede açıldığı, davacının ticaret unvanının çekirdek unsurunun "... ... ... Şirketi", davalı şirketin dava açıldığı tarihteki ticaret unvanının çekirdek unsurunun "...... ... ... ... Şirketi" olduğu, taraf şirketlerin ticaret unvanındaki çekirdek ve ek unsurların birbirine benzer olduğu, tarafların ticaret unvanının işletme konusunu gösteren unsurunun '...' ve '...' olup, farklı olan bu kelimenin ayırt ediciliğinin son derece düşük ve zayıf olduğu, oluşan bu zayıf farklılığın TTKnın 45. maddesi bağlamında ayırt ediciliği sağlamadığı, TTK nın 55/1-a(4) bendi gereğince karıştırılma tehlikesi arz ettiği, davacı tarafından ticaret unvanın korunmasına yönelik talebinin yerinde olduğu, dava sürecinde davalı şirketin ticaret unvanını “... ... ... Şirketi” şeklinde değiştirdiğini, davalının davanın açıldığı tarihte kullandığı "...... ....... Şti." ticaret unvanındaki '...' ibaresinin ve bu ibareyi ticari hayatında kullanmasının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin menine, davalının ticaret unvanını değiştirmesi dikkate alınarak; davacının, davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin terkini ve terkinin ilanı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEBLERİ: Davalı vekili; davacı taraf müvekkili şirketin, ticaret unvanında yazılı ve benzer bir kelime kullanarak haksız rekabet oluşturduğunu iddia ettiğini, müvekkili şirketin eski ticaret unvanında "..." kelimesinin bulunması haksız rekabet koşullarının oluştuğunu ispatlamaya yeterli olmadığını, müvekkilinin haksız rekabet etmek amacıyla ticaret unvanını bu şekilde kullandığı ve davacı şirketin bir zararının meydana geldiği hususlarının hiçbiri ispatlanamadığını,müvekkili şirket ticaret unvanını değiştirdiğini, dava konusuz kaldığını, HMKnın 331 maddesi gereğince davanın esasına girilmeden evvel bu husus göz önünde bulundurularak konusuz kalan işbu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmekte iken kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, ticaret unvanı aleyhine tecavüzün tespiti, unvanın kullanılmasının yasaklanması ve ticaret sicilinden silinmesi, davalının davacının ticari ünvanına tecavüzünün haksız rekabet teşkil ettiğinin tesbiti -men'i istemlerine ilişkindir. TTK'nun 52. maddesinde de ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı bir biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibinin hakları sıralanmıştır. TTK’nun 52. m.“(1)Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. (2)Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.” hükmünü haiz olup, tacirler için büyük önemi haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme rehnine konu olan ticaret unvanı, bu hali ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu türden açılan davalarda Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması gereğince, silinmesi talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmektedir. Davacı, şirketin “......... Şirketi” ticaret unvanı ile 08.08.1996 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kurulduğu, tescilin ....08.1996 tarihinde TTSG'de ilan edildiği,davalı ...... ve Dış ... Şirketi'nin 20.02.2020 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, iştigal mevzusunun müvekkili şirketin iştigal mevzuu ile aynı olduğu, davacının "..." ünvanını kullanmakta öncelik hakkı bulunduğu,makul sürede yapılan başvurusu ile koruma talep edebileceği anlaşılmaktadır. Davalı vekili; davaya cevap dilekçesinde davalı şirketin ticaret unvanının değişerek “... ... ... Şirketi” unvanını aldığını belirterek, dolayısıyla davalı şirketin taraf sıfatı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, aksi halde konusu kalmayan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. Cevap dilekçesi ekinde sunulan Ticaret Sicil Gazetesinin 2 eylül 2020 tarihli ...sayılı, s:465 de yayınlandığı üzere davalı şirket ünvanında ki ...ibaresinin kaldırılarak davalı şirketin 21.08.2020 tarihli 3 karar sayılı kararı ile ünvanın değiştirildiği, çekişmeli ibarenin sicilden silindiği anlaşılmaktadır. Davalının unvanından dava konusu edilen ibare çıkartılarak sicilden terkin sağlandığından, davanın tümüyle konusuz kaldığının kabulü gerekmektedir. (Dairemizin 2018/1175 esas, karar sayılı ilamı ve bu kararı onayan Yargıtay 11.HD'nin 2020/1529 esas, 2021/1124 karar sayılı ilamı)Davacının sonuç talebi ortadan kalktığı halde; davalının ileride unvana tecavüz etme ihtimalini bertaraf etmek için davacı lehine hüküm verilemez.Öte yandan davalının unvanı tescilli olup, tescilli unvanın sicilden terkin edilmesi anına kadar kullanılması hukuka aykırı kabul edilemeyeecğinden , bu dönem için unvana tecavüz nedeniyle haksız rekabetten bahsedilemez.Davalının tescilli unvanını kullanması nedeniyle terkine kadar haksız rekabetin tespiti ile meni talepleri haklı değil ise de, esasen ticari ünvana tecavüz dışında başkaca bir haksız rekabet eylemi ileri sürülmediğinden ilk derece mahkemesince aynı gerekçeyle haksız rekabetin tesbiti ve meni isteminin reddine karar verilmesi gerekirken davanın açıldığı tarihde kullandığı "...... ....... Şti." ticaret unvanındaki '...' ibaresinin ve bu ibareyi ticari hayatında kullanmasının haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile haksız rekabetin menine, karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Davacı dava tarihi itibariyle ticari ünvanının korunması talebinde haklı olduğundan, yargı gideri ve vekalet ücretinden davalı sorumludur. İlk derece mahkemesince açıklanan hususlar dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,haksız rekabetin tesbiti ve meni talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/01/2023 tarihli 2020/285 Esas - 2023/72 Karar sayılı kararının HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Ticari ünvanın korunması talebi bakımından konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ticari ünvana tecavüzün haksız rekabet teşkil etitğinin tesbiti ve meni talebinin reddine," İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gerekli 732-TL Karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 54,40-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 677,60-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 108,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 2.151,25-TL yargılama giderinin takdiren yarı oranda hesaplanan 1.080-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı lehine takdir olunan 9.200-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,"Davalı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından yapılan 30-TL istinaf yargı giderinin 15-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 91-TL istinaf yargı giderinin 45,50-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/01/2026 ¸