T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 31/10/2022 DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 04/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 1.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 31/10/2022 DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 04/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ortakla beraber davalı şirketin iki ortağından biri olduğunu diğer ortağın şirketin kurulmasından bu yana müvekkiline bilgi vermediğini, şirketi iyi yönetmediğini, şirketin elde ettiği karların tamamen diğer ortak tarafından kullanıldığını, diğer ortağın kusurlu davranışları sebebiyle anlaşmaların iptal noktasına geldiğini belirtmiş müvekkilinin ortaklıktan çıkmasına karar verilerek ayrılma payının ödenmesini talep etmiştir. ASIL DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı karşı davacı cevap dilekçesi ile davacının sermaye koyma borcunu dahi yerine getirmediğini, şirkete zarar verici eylemlerde bulunduğunu, şirket çalışanlarını ayarttığını yeni bir iş kuracakları vaadiyle onları yönlendirdiğini, davacının amacının şirket ile İsraildeki tedarikçi arasındaki sözleşmeyi bozmak olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. KARŞI DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Karşı davada davacı/asıl davada davalı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davadaki davacı ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirkete zarar veren eylemlerinin olduğunu, ortaklık ilişkisinin devamının imkansız olduğunu, şirket faaliyetlerine sekte vurduğunu beyan ederek, asıl davada davacı/karşı davada davalının ortaklıktan çıkarılması talebinde bulunmuştur. KARŞI DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Karşı davada davalı/asıl davada davacı vekiline karşı dava dilekçesi 14/02/2022 tarihinde tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..Eldeki asıl dava şirketten çıkma karşı dava ise şirketten çıkarma talebidir. Asıl davacı karşı davalının şirketi hakkında kendisine bilgi vermediğini, şirketi kötü yönettiğini öne sürmüş karşı davacı ise karşı davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini müşterileri ayartarak kendi kuracağı şirkete yönlendirdiğini iddia etmiştir. Davacı taraf çıkma talebine dayanak gösterdiği vakıalara ilişkin sadece banka hesap hareketlerini delil göstermiş başkaca muteber delil sunmamıştır. Şirketin banka ve muhasebe kayıtları incelendiğinde kuruluşundan sonra şirket satışına karşılık hesaba girmeyen para olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer ortağın hesabına girdiği iddia edilen para girişleri şirket kuruluşundan öncedir. Bu haliyle asıl davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakta olup bu sebeple asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Karşı davada ise davacı davalı ortağın yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve çalışanları ayarttığını, müşterileri başka şirkete yönlendirdiğini öne sürmüştür. Gerçektende gerek hesap bilgilerinden gerekse tanık anlatımlarından karşı davalının sermaye ödeme borcunu yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Diğer yandan dinlenen tanık beyanlarından eski çalışan .. in müşterileri ve çalışanları karşı davacı şirketten farklı bir şirkete yönlendirdiği anlaşılmaktadır. Yine tanık .. ın beyanına göre.. in karşı davalı ... talimatıyla hareket ettiği anlaşılmaktadır. Bu ise şirkete karşı sadakat yükümlülüğünün açık bir ihlali olup çıkarma için haklı sebep teşkil etmektedir. Bu sebeple karşı davanın kabulüne karar vermek gerekmiş.." şekindeki gerekçe ile asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl ve birleşen davadaki karara karşı, asıl davada davacı/karşı davada davalı vekili (ayrı ayrı) istinaf başvurusunda bulunmuştur. Asıl davada davacı/karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ek rapor alınmamasının yerinde olmadığını, şirket ortağının şahsi hesabına gönderilen paranın şirkete aktarıldığına dair bir tespitin olmadığını, müvekkilinin sermaye koyma borcunu yerine getirip getirmediğinin yeterince araştırılmadığını kaldı ki şirket yönetim kurulu tarafından sermaye borcunun ödenmesine ilişkin bir karar da alınmadığını, müvekkilinin ortaklık için yaptığı ödemeler depo edilmeksizin ortaklıktan çıkarılma kararı verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek, kararın kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Asıl dava limited şirket ortaklığından çıkma, karşı dava limited şirket ortaklığından çıkarılmaya ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. A-Asıl davada, davacı, limited şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma payı talep etmektedir. Dava dilekçesinde, yaklaşık iki yıldır şirkete ait ticari defter ve kayıtlar ile şirket hesapları hakkında şirketin müvekkiline bilgi vermediğini, bu yöndeki talepleri geçiştirdiğini, söz konusu kayıt ve defterlerin özenli tutulmadığını, hesapların iyi yönetilmediğini, şirketin ticari rakibi ile görüştüğünü, şirket hesabından haksız harcamalar yaptığını, yetkili ortağın ticari teamüllere aykırı hareket ettiğini beyan etmiştir. Asıl davada, ispat külfeti davacıdadır. Dosya kapsamına, mahkemenin yerinde görülen gerekçesine göre, davacının haklı sebebi ispat edemediği anlaşılmaktadır. Asıl davada davacının, delilleri haklı sebebi ispat etmekten uzak olmakla, asıl davaya yönelik asıl dava davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde değildir. B-Karşı davada, davacı şirket, davalı ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir ve mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 640. maddesinin 1. fıkrası şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebeplerin öngörülebileceğini düzenlemiş olup, maddenin 3. fıkrasında şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararı ile haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hali saklı tutulmuştur. Maddenin birinci fıkrası uyarınca, şirket sözleşmesinde bir ortağın ortaklıktan çıkarılması için sebepler öngörülmüş ise, şirket genel kurul kararı ile ilgili ortak ortaklıktan çıkarılabilir. TTK'nın 640/1. maddesi uyarınca, şirket sözleşmesinde bir ortağın ortaklıktan çıkarılması için sebepler öngörülmemiş ve ortağın şirketten çıkarılmasına mesnet durum, vakıa esas sözleşemede öngörülen hallerden birinin kapsamına girmiyor ise, ilgili ortağın ortaklıktan çıkarılması mahkeme kararı ile mümkündür. TTK'nın 640/3. maddesine uyarınca, şirketin istemi üzerine bir ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına karar verilebilmesi için öncelikle şirket genel kurulunun bu yönde bir karar alması gerekir. Zira Kanun'un 616/1-h ve 621/1-h maddelerinden böyle bir kararın alınması gerektiği açıkça anlaşılmaktadır. Ayrıca TTK 616/1-h maddesi bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hali şirket genel kurulunun devredilemez yetkilerinden biri olup, bir ortağın haklı sebeple limited şirket ortaklığından çıkarılması için genel kurul kararı alınmadan açılan davalarda eksikliğin giderilmesi için mahkemece şirkete verilen kesin süreye rağmen eksiklik giderilmez ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Ortağın haklı sebeplere dayalı olarak çıkarılması için açılacak dava öncesinde şirket tarafından öncelikle şirket genel kurulunda bu yönde karar alınması hususu 6102 sayılı Kanun'un 621/1-h maddesinde emredici şekilde düzenlenmiştir. Bu nitelikteki bir karar kanun koyucu tarafından önemli kararlar arasında sayılmış olup kararın alınabilmesi için Kanun'un 621 inci maddesinde ağırlaştırılmış nisaplar öngörülmüştür. Buna göre haklı sebeplerle çıkarma davası açılması için şirket genel kurulunda geçerli bir karar alınabilmesi, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunmasına bağlıdır. Bu yeter sayı koşulu sağlanmayan genel kurul kararları yok hükmünde olup böyle bir karara dayalı olarak açılan çıkarma davasının da dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilir. Zira bu vasıftaki şirket genel kurul kararı, 6100 sayılı Kanun'un 114/2 nci maddesi anlamında çıkarma davası için aranan özel dava şartı niteliğindedir. Bu sebeple mahkemece yargılanmanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardan biridir (Çamoğlu, Ersin; Limited Ortaklıklar Hukukunun Temel Esasları, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2023, s. 86; Şenocak, Kemal/Yasan, Mustafa; Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt 4, Seçkin yayınevi, Ankara 2022, s. 4988; Dinç, Serhan; Limited Şirketlerde Genel Kurulun Devredilmez Yetkileri, Seçkin yayınevi, Ankara 2022, 209; Bilgili, Fatih/Demirkapı, Fatih, Şirketler Hukuku Dersleri, Şubat 2018, s. 500) 6102 sayılı TTK da çıkarma kararı için öngörülen nisapta artık ortak sayısı dikkate alınmadığından, yasa koyucu, söz konusu ağırlaştırılmış nisabı, bir sermaye şirketi olan limited şirketler için bilinçli şekilde düzenlemiştir (Kendigelen, Abuzer/Kırca, İsmail; Şirketler Hukuku, C III, Onikilevha yayınları, İstanbul 2022, s. 232, 233). Somut uyuşmazlıkta, haklı sebeplerle çıkarma davası açılması için şirket genel kurulunda geçerli bir karar alındığına dair bir belge dosyada mevcut değildir. Her ne kadar bu husus tamamlanabilir dava şartı olsa da pay durumu ve ortak sayısı itibariyle böyle bir kararın alınmasının da hukuken imkan dahilinde olmadığı, iki ortaklı limited şirketlerde ortaklardan sadece birinin iştiraki ile toplanan genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğun sağlanamayacak olması karşısında mezkur kararın da yok hükmünde olacağı anlaşılmaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1500 Esas, 2024/9171 Karar; 2020/1316 Esas, 2021/354 Karar; 2019/3224 Esas, 2020/2963 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2022/11-63 Esas, 2023/722 Karar). Söz konusu açıklamalar ışığında, karşı davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karşı davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış, karşı davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü gerekmiştir. 6100 sayılı HMK m. 353/1,b-2 gereği; Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir. Sonuç olarak, asıl davada davacı/karşı davada davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, karşı dava yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının yukarıdaki gerekçe ile kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davada davacı/karşı davada davalı vekilinin asıl davaya ilişkin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davacı/karşı davada davalı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/10/2022 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 3- ASIL DAVA YÖNÜNDEN Asıl davanın REDDİNE, a-Alınması gerekli olan harç peşin olarak alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, b-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, d-Sarf edilmeyen gider avansın kararın kesinleşmesinden sonra iadesine, KARŞI DAVA YÖNÜNDEN a-Karşı davanın REDDİNE, b-Karşı davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye kalan 534,70 TL harcın karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, c-Karşı davacı tarafça yatırılan başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, d-Karşı davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, e-Karşı davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin karşı davada davacıdan alınarak karşı davada davalıya verilmesine, 4-İstinaf incelemesi yönünden; a-Asıl davada davacı/karşı davada davalının, asıl davaya ilişkin istinaf başvurusu reddedildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin yatan 80,70 TL harç düşülerek, bakiye kalan 534,70 TL harcın asıl davada davacı/karşı davada davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b-Asıl davada davacı/karşı davada davalının, karşı davaya ilişkin istinaf başvurusu kabul edildiğinden, 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde karar kesinleştiğinde asıl davada davacı/karşı davada davalıya İADESİNE, c-Asıl davada davacı/karşı davada davalının istinaf incelemesi için yaptığı 105,50 TL yargılama giderinin, istinaf başvurusunun karşı dava için kabul edilmesi, asıl dava için reddedilmesi ve hakkaniyet hususu göz önüne alınarak, yarısı olan 52,75 TL ile 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 273,45 TL'nin asıl davada davalı/karşı davada davacıdan alınarak asıl davada davacı/karşı davada davalıya VERİLMESİNE, d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, e-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.