T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1741 Esas KARAR NO : 2025/1595 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2025/487 Esas (Derdest Dosya) ARA KARAR TARİHİ : 11/06/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1741 Esas KARAR NO : 2025/1595 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO : 2025/487 Esas (Derdest Dosya) ARA KARAR TARİHİ : 11/06/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Balıkesir/Bandırma Şubesi ...i Bankası A.Ş., Bandırma keşide yeri, tutarı 48.852,00 TL olan 23/01/2025 tarihli çekin kaybolmak suretiyle zayi olduğunu belirterek ödeme yasağı konulmak suretiyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/06/2025 tarih ve 2025/487 sayılı ara kararında; "...Dosyanın incelenmesinde; davacının meşru hamil olduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı görülmekle davacı vekilinin ödeme yasağı talebinin reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin ödeme yasağı talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının gerekçesinin hukuka ve somut olayın gerçeklerine aykırı olduğunu, müvekkil lehine düzenlenen çekin ciro zinciri ve düzenleyenin beyanıyla birlikte çek görüntüsünün dosyaya sunulduğunu, bu belgelerin müvekkilin çeke zilyet iken zayi ettiğini ve bu senedin son lehtarı olduğunu ortaya koyduğunu, taşıyıcı firmaya teslim edilen mezkur kambiyo senedinin müvekkil kuruma fiziken iletilmeden bu süreçte kaybolması nedeniyle mahkeme aksi bir kanaate vardıysa da bu konuda değerlendirmenin hukuka uygun düşmediğini, zira çekin fiziken teslim alınmamış olmasının meşru hamil sıfatının kazanılmasına engel olmayacağını, müvekkilin çekin ciro zinciriyle son lehtarı konumunda olduğunu, bu durumun düzenleyenin beyanı ve sunulan çek görseli ile sabit olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 651. maddesi uyarınca kıymetli evrakın zayi olması halinde, senet üzerinde hak sahibi olan kişinin iptal talebinde bulunabildiğini, kanunun senedin fiziken elde bulundurulmasını değil, senet üzerindeki hak sahipliğini esas aldığını, nitekim teslim sırasında yaşanan zayi durumunda da meşru hamil sıfatı kazanıldığını, aksi yorumun ciro ile devralınan ancak henüz ulaşmamış olan kıymetli evraklar için hiçbir hukuki koruma sağlamayacağını ve ciddi mağduriyetlere neden olacağını, haleyle mahkemenin gerekçe gösterdiği “meşru hamil sıfatına dair delil eksikliği” mevcut olmadığını, sunulan ciro ilişkisi, çek görüntüsü ve düzenleyenin beyanı ile birlikte değerlendirildiğinde müvekkilin hak sahibi olduğunun açıkça ortada olduğunu, bu sebeple ödeme yasağı taleplerinin kabulünün gerektiğini, Bankanın ciro zincirini dikkate almaksızın bir ödeme yapması hâlinde hukuken sorumlu tutulabileceğini, bu risk nedeniyle ihtiyati tedbir niteliğinde ödeme yasağı taleplerinin önem arz ettiğini, Mahkemenin mevcut belgelerle dahi meşru hamil sıfatını yeterince ortaya koyan tarafın, senedi kötü niyetli üçüncü kişilere karşı korumak için yaptığı başvurusunu koruma altına alması gerektiğini, nitekim yaklaşık ispatın yeterli görüldüğü bu talep ve karara karşın eldeki delillerin yeterli görülmesi ve tedbir kararı tesis edilmesi gerektiğini, bu haliyle kararın açık hata içerdiğini ve hukuka aykırılık barındırdığını belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 818/1. maddesinin atfı ile 757 vd maddeleri gereği zayii olduğu iddiası ile çekin iptali talepli davada ödeme yasağı ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6102 Sayılı TTK'nın 818/1-s maddesinin atfı ile aynı kanunun 757/1 ve 759/1 maddeleri uyarınca; iradesi dışında çek elinden çıkan hamil, çekin kimde olduğu bilinmiyorsa, çekin ödeme yeri veya hamilin yerleşim yerinden çekin iptaline karar verilmesini talep edebilir. Çekin zayii nedeniyle iptali davası açma hakkı hamile ait olup, zayi nedeniyle iptal talebinde bulunan kişi, çekin hamili olduğunu ve çekin kaybolduğunun "kuvvetle muhtemel" olduğunu ispata elverişli deliller sunmalıdır. 6102 TTK'nın 788/1 maddesi uyarınca, açıkça emre yazılı kaydıyla veya bu kayıt olmaksızın belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan çekin devri, ciro ve zilyetliğin devri ile mümkündür. 6100 Sayılı HMK'nun 389. maddesi uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı kanunun 390 maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut talepte davacı tarafınan zayi olduğu iddia edilen çekin lehtarı ile aralarında ticari ilişki olduğu ve buna istinaden lehtar tarafından çek cirolanarak kendilerine fiziken teslim edilmeden taşıma firması nezdinde iken kaybolduğu ve çekin yetkili hamili olduğu iddia edilerek çeke ilişkin ödeme yasağı kararı verilmesi talep edilmiş ise de, iddianın ileri sürülüş biçimi ve mevcut delil durumu dikkate alındığında bu aşamada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.