T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1608 KARAR NO : 2025/970 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/06/2021 NUMARASI : 2018/530 Esas 2021/508 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı veki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1608 KARAR NO : 2025/970 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/06/2021 NUMARASI : 2018/530 Esas 2021/508 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 17/09/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı şirket tarafından davalıya karşı İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 1.800,00 $ tutarındaki alacağın, icra giderleri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 faizi ile birlikte fiil ödeme günündeki efektif satış karşılığı olan TL'si ile davacıya ödenmesi için haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak söz konusu takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, taraflar arasında 01/03/2016 tarihinde bilgi teklonojileri, destek, danışmanlık ve dış kaynak kullanımı hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davacının, bilgi teklonojilerine ilişkin sair bakım, destek ve tedarik hizmetlerini üstlendiğini, davalıların ise bedel ödemeyi kabul ettiklerini, davalının sözleşme maddelerine aykırı davrandığı ve takibe konu borçtan sorumlu olduğunu, icra takibini uzatmak maksatlı haksız ve mesnetsiz itirazda bulunduğunu, sözleşmenin usulune uygun feshi için davalının sözleşmenin bitiş tarihinden en az 30 gün öncesinde yazılı bildirim yapması gerektiğini, buna rağmen davalı tarafın sözleşmeyi 31/10/2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere fesh ettiklerini, davalılar tarafından sözleşmenin feshi işlemlerinin usulune uygun bildirim yapılmamış olması sebebiyle 01/09/2018 tarihine kadar yenilediğini, ancak davalının sonuç olarak sözleşmeyi haksız ve usule aykırı biçimde fesh ettiği için sözleşmenin 8.maddesinin 2.fıkrası gereği 3 aylık bakım bedelinin ödemesi sonucuna katlanmak durumunda olduğunu, davalının 06/11/2017 tarihinde gönderilen ihtarname ile temerrüde düştüğünü beyanla, davalının itirazının iptali ile takibin devamını, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında 01/03/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 1 yıllık bilgi teknolojileri bakım ve destek hizmetleri sözleşmesinin yapıldığını, somut olayda fesih beyanında bulunan...'ın her ne kadar şirket çalışanı olsa bile kendisinin böyle bir fesih beyanında bulunmaya yetkisinin bulunmadığını, böyle şahıslarla yapılan sözleşmelerin ancak ana edimler yönünde, edimler sürekli yerine getirildiğinden yani fatura bedelleri ödendiğinden şirketi bağlayacağını, cezai şart tazminatının belirlenmesi hususlarının ana edimlerin dışında davalı şirkete ek yükümlülükler getirdiği için şirketi bağlamasının düşünülemeyeceğini, sözleşmenin feshini kabul etmemekle birlikte, sözleşmede 3 aylık bakım bedeli kadar tazminat ödeneceğinin kararlaştırıldığını, maddeden de anlaşıldığı gibi tazimat olarak belirlendiğinden aynı zamanda kusurun da ispat edilmesi gerektiğini, cezai şart ile tazminatı ayıran en önemli kriterin, talep edilen tazminatın meydana gelmesinde borçlu tarafın kusurlu olmasına ve zararın ispat edilebilir olması olduğunu, bu nedenle 3 aylık tazminatın, ödenecek tazminatın üst sınırı olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacı tarafın zararının 3 aylık bakım bedeli kadar olduğunun ispatı gerektiğini beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının beyanları, icra takip dosyası tanzim olunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 01/03/2016 tarihinde Bilgi Teknolojileri Bakım ve Destek Sözleşmesinin imzalandığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafça davalılar tarafından sözleşmenin feshi işlemlerinin usulune uygun bildirim yapılmamış olması sebebiyle 01/09/2018 tarihine kadar yenilediğini, ancak davalının sonuç olarak sözleşmeyi haksız ve usule aykırı biçimde fesh ettiği için davalının cezai şart ödemesi gerektiği belirtilerek, cezai şart alacağına yönelik başlatılan icra takibine davalının itirazı noktasında toplandığı tespit edilmiştir.Taraflar arasında imzalanan Bilgi Teknolojileri Bakım ve Destek Sözleşmesinin incelenmesinde, davacı tarafından müşteri olan davalıya bilgi teknolojileri bakım ve destek hizmetlerinin verilmesi ve müşteri tarafından ise hizmet bedelinin ödenmesi hususunda anlaşıldığı, 8.1.maddesine göre, sözleşmenin süresinin 01/03/2016-01/03/2017 tarihleri olup, taraflardan herhangi birinin sözleşmenin sona erme tarihinden 1 ay önceden fesh edildiğine ilişkin yazılı bildirimi olmadıkça 1 yıllık sürelerle kendiliğinden yenileneceği, 8.3.maddeye göre taraflardan herhangi biri sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshetmek istediği takdirde tazminat olarak karşı tarafa 3 aylık bakım bedeli kadar tutarı ayrıca peşin olarak ödemeyi kabul ettiği, 9.1.maddeye göre, işbu sözleşmenin feshine ilişkin bir bildirim noter vasıtası ile yapılmakta geçerli bir tebligatın hükümlerini doğuracağının düzenlendiği, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, sözleşmenin 8.1.maddesi hükmüne göre, sözleşme bitimi olan 01/03/2017 tarihinden 30 gün önce sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin tarafların herhangi birine ait yazılı bir bildirime rastlanmadığı, bu itibarla sözleşmenin aynı şartlarda bir yıl daha uzadığı, sonrasında davalı çalışanı tarafından e-posta yoluyla fesih bildiriminde bulunulduğu, gerek fesih ihtarının şirket yetkilisi tarafından yapılmaması gerekse sözleşmenin 9.1.maddesine göre yapılmaması nedeni ile geçerli olmadığı, sözleşme devam ettiğinden, sözleşmenin 8.3.maddesine göre tazminat olarak karşı tarafa 3 aylık bakım bedeli kadar tutarı ayrıca peşin olarak ödemeyi kabul edeceği hükmünün uygulanma şartının gerçekleşmediği " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; fesih bildiriminin noterden yapılması gerekliliğine ilişkin madde düzenleyici nitelikteki bir sözleşmesel hüküm olduğunu, öte yandan tarafların sözleşme ile birbirlerine resmi şekil şartı koşamayacağı da şüphesiz olduğunu, davalı yan zaten müvekkil şirketten hizmet almayı durdurarak fiili olarak sözleşmeyi feshettiğini, bu fesih iradesi de davalı şirketin bu konularla ilgilenen çalışanı tarafından yazılı olarak müvekkil şirkete ifade edildiğini, yerleşik yargıtay içtihatlarında, yetkisiz kişinin şirket adına daha önce de benzer nitelikte işlemler yapması ve bu işlemlerin şirket tarafından benimsenmesi hâlinde bunların geçerli hâle geleceği istikrarlı bir biçimde ifade edildiğini, öte yandan, ortada fiili bir fesih hâli olduğunu, davalı yan hiçbir zaman müvekkil şirkete "niçin durduk yere bize hizmet vermeyi kestiniz?" diye bir serzenişte, ihbarda yahut ihtarda bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEHMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı cezai şart alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul 4. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının sözleşmeden kaynaklı 1.800,00 USD asıl alacak, 67,46 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.867,46 USD alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre taraflar arasında bilgi teknolojilerine ilişkin bakım ve destek, hizmetleri verilmesine ilişkin sözleşme imzalanmış olup sözleşmenin 6.1 maddesi ile; " işbu sözleşmeye konu olan hizmetler kapsamında 1 yıllık hizmeti kapsamak kaydı ile toplam 7.200,00 USD destek bedeli, her ay 600,00 USD olacak şekilde aylık faturalar halinde ödeneceği" sözleşmenin 8.1 maddesi ile; "sözleşmenin süresi 01.03.2016-01.03.2017 tarihleri olup, taraflardatı herhangi birinin sözleşmenin sona erme tarihinden 1 ay önceden feshedildiğine ilişkin yazılı bildirimi olmadıkça 1 yıllık sürelerle kendiliğinden yenileneceği," sözleşmenin 8.3 maddesi ile; "taraflardan herhangi biri sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshetmek istediği takdirde tazminat olarak karşı tarafa 3 aylık bakım bedeli kadar tutarı ayrıca peşin olarak ödemeyi kabul edeceği, sözleşmenin 9.1 maddesi ile "işbu sözleşmenin feshine ilişkin bir bildirim noter vasıtası ile yapılmakla geçerli bir tebligatın hükümlerini doğuracağı" düzenlenmiştir.Davacı taraf, sözleşmenin 8.3 maddesine dayanarak, davalının sözleşmeyi haksız ve usule aykırı şekilde feshi nedeniyle üç aylık hizmet bedelinden oluşan cezai şart alacağın tahsili amacıyla huzurdaki davayı açmıştır. Somut olayda; taraflar arasında imzalanan bilgi teknolojilerine ilişkin bakım ve destek sözleşmesi, sözleşmenin 8.1 maddesi uyarınca sözleşmenin bitimi tarihi olan 01/03/2017 tarihinden 30 gün önce sözleşmenin yenilenmeyeceğine ilişkin tarafların herhangi birine ait yazılı bildirime rastlanmadığından 01.03.2018 tarihine kadar yenilendiği görülmüştür. Her ne kadar davalı şirket çalışanı ...'ın [email protected] posta adresinden, davalı şirkete gönderilen 31.10.2017 tarihli “Sn ..., ... ... fabrikamıza vermiş olduğunuz bakım hizmetini bu aydan sonra kullanmayacağız. İlgili hizmetin sisteminizden iptal edilip personel gönderilmemesi için gereğini rica ederiz.” şeklindeki elektronik posta ile sözleşme feshedilmiş ise de taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9.1 maddesinde “işbu sözleşmenin feshine ilişkin bir bildirim noter vasıtası ile yapılmakla geçerli bir tebligatın hükümlerini doğuracaktır” hükmü uyarınca geçerli bir fesih beyanından söz edilemeyecektir. O halde geçerli bir fesih beyanı bulunmadığından davacının, sözleşmenin 8.3 maddesine dayanarak cezai şart talep etme hakkı bulunmamaktadır. Davacı vekili her ne kadar alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ile ortada fiili bir fesih hali olduğunu iddia etmiş ve istinaf dilekçesinde tekrar etmiş ise de dava dilekçesinde fiili fesih olgusuna dayanmamış, sözleşmenin bitiş tarihinden 30 gün öncesinde yazılı bildirim yapılmaması nedeniyle sözleşmenin haksız ve usule aykırı biçimde feshinden dolayı cezai şart alacağı talep edilmiştir. Basit yargılamaya tabi davalarda HMK'nın " İddia Ve Savunmanın Genişletilmesi Veya Değiştirilmesi Yasağı" başlıklı 319. Maddesi, iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla, savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayacağı, 322. maddesinde, bu kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hallerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı, 141. Maddesinde, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklı olduğu hükümlerine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere davacının fiili fesih iddiası, iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına tabi olup karşı tarafın açık muvafakati bulunmadığından bu yöndeki istinaf nedeni değerlendirilmemiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/09/2025