T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:19/09/2023 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:19/09/2023 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin murisi ... adına başlatılan Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile davalılar murisi ... tarafından 15/11/2008 günlü ... Seri No lu 225.000,00 TL bedelli çek takibe konulmuş olup söz konusu dosya ile halen cebri icra işlemlerine devam ettiğini, söz konusu çek nedeniyle müvekkilin murisinin davalı taraf murisine borcu bulunmadığını, takip dosyası haksız ve kötüniyetli olarak devam ettiğini, 2007 yılında ...adına kayıtlı ...BANK Üçkapılar Şubesinde bulunan ticari hesaptan yürüttükleri işlerle ilgili lazım olması nedeniyle kredi talebi oluşturulmuş, bankanın teminat istemesi nedeniyle davalılar murisi ...'den bu konuda yardım talep ettiğini, muris ... teminat olarak kullanılabilmesi için,Antalya İli Muratpaşa İlçesi ... mahallesinde bulunan ... Ada ... Parsel ... Blok 10 nolu bağımsız bölümde kayıtlı dubleks dairesini 26/12/2007 tarihinde 30.000 TL bedel belirterek muris ...'e satış göstererek devrini yaptığını, ...tarafından da dairenin 1 yıl gibi bir süre içinde ...’e geriye devrinin yapılacağı konusunda konuşulduğunu, her ihtimale karşı güvence amaçlı olarak ve aradaki hatıra binaen ...’e 15/12/2008 tarih ve 225.000 TL. bedelli çek düzenlenerek kendisine verildiğini, Ancak muris ...'in işlerinde tahsilat vb. konularda sorunlar yaşaması nedeniyle ...bank'tan kullanmış olduğu krediyi zamanında ödeyemediğini, davaya konu taşınmaz üzerinde de ipotek bulunması nedeniyle muris ...’den yardım amaçlı aldığı taşınmazın geriye devrini kararlaştırılan sürede yapamadığını, muris ...’den 26/12/2007 tarihinde usulen devir alınmış olunan taşınmazın iadesi 21/03/2013 tarihinde yapıldığını, daire kendisine teslim edildiğini, bunun üzerine muris ... tarafından dairenin geç teslim edilmesi nedeniyle mağduriyetinin oluştuğu belirtilerek 30.000,00 TL ödeme talep edildiğini, iğer muris ...'e iade edilmesi nedeniyle ...tarafından güvence ve hatır nedeniyle verilen çekin bir borca karşılık verilmediği ve bedelsiz olduğu ortada iken icra takibine konu edilmesi nedeniyle müvekkillerin murisine iade edilmediğini, müvekkil ve murisi ise çekin haksız yere takibe konulması ve bedelsiz olmasına rağmen, muris ...'in evin geç tesliminden doğan mağduriyetini gidermek adına ve bu mağduriyetin giderilmesinden sonra takipten vazgeçilerek çekin kendilerine teslim edileceği inancıyla müvekkil ...’in ...bank hesabından, 26/10/2017 tarihinde muris ... vekili Av. ... adına 60.000 TL ve ... adına 21/12/2021 tarihinde 30.000 TL ödeme yaptıklarını, Ödeme yapılan miktarlar muris ...'in talebinin çok üstünde olup müvekkilin murisinin dairenin geç tesliminde kötü niyetli olmadığının ve davalıların murisinin mağduriyetini fazlasıyla önemsediğinin açık bir göstergesidir. Davalılar murisi ... de çekin bedelsiz olduğunun ve iadesi gerektiğinin farkında olmasına rağmen icra dosyasını takip eden vekili ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle takip dosyasından vazgeçemeden vefat ettiğini, vekili tarafından da çekin borç karşılığı verilmediği ve müvekkilin murisinin herhangi bir borcu bulunmadığı bilinmesine rağmen cebri icra işlemlerine devam edildiğini, hem müvekkilin murisinin hem de davalıların murisinin vefatı nedeniyle söz konusu olayların ispatı noktasında müvekkil ve kardeşleri 3. Kişi sıfatına haiz olduğunu, aşınmaz devri sırasında ...tarafından güvence ve hatır nedeniyle verilen çekin mirasçılarının aleyhine olduğu, ...ile mirasçılarının hukuki menfaatlerinin çatıştığı ve çekin takibe konulması nedeniyle mirasçıların zarar gördüğünü, bu nedenle somut olayda müvekkilin ... halefi olarak değil 3. Kişi sıfatıyla dinlenerek yargılamanın sürdürülmesi gerektiğini, taşınmazların Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile satılmaya çalışıldığını, cebri icra tehdidi altında olan müvekkil ve diğer mirasçıların miras hakları azaltılarak bedelsiz ve hükümsüz olan çek sayesinde davalılara menfaat sağlamaya çalışıldığını, işbu dava sonuçlanana kadar icra dosyasından yapılacak satışların durdurulmasını, satış yapılmış veya yapılacaksa dahi satış bedelinin davalılara ödenmemesi hususunda tedbir kararı verilmesini, müvekkil murisi ...'in davalılar murisi ...'e karşı 15/12/2008 tarih ve 225.000 TL. bedelli çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın murisi ... tarafından müvekkillerimin murisi ...' e verilen bir çek nedeniyle ... hakkında icra takibi başlatılmıştır. Davacı taraf iş bu çek nedeniyle borçlu olmadıklarını ve takibin kötü niyetli ve haksız olarak devam ettirildiğini ileri sürmektedir. Davacı taraf takip dayanağı çek ile ilgili icra dosyasına beyan edilen ödemeler haricinde bir ödeme yapmamıştır. İcra dosyasına beyan edilen tutarlar haricinde bir ödeme yapılmış ise buna ilişkin yazılı belge sunmak durumundadır. Diğer taraftan takibe konu çek ile ilgili bir borcu bulunmuyor ise icra dosyasına beyan edilen ödemeler ne için yapıldığını, Davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu kredi ve müvekkillerimin murisi ...' den yardım talep edilmesi konusunda ne bizlerin ne de müvekkillerimin bilgisi bulunmadığını, Kaldı ki ... sağlığında böyle bir konudan da bahsetmediğini, Zira müvekkillerimin murisi bahsedilen dönemlerde müteahhitlik yaptığını, devam eden inşaatları nedeniyle kimseye yardım edecek durumda olmadığını, bahsedilen kredi olayı nedeniyle müvekkillerimin murisinin kendilerine yardımcı olduğu ve bu amaçla da adına kayıtlı taşınmazını teminat olarak kendilerine verdiğini ileri sürdüklerini, Bu iddianın kabulü mümkün olmadığını, müteahhitlik yapan bir kişinin birilerine yardımcı olması söz konusu olmayacağı gibi müteahhitlik yapan kişinin imkanı var ise bu krediyi kullanıp yeni inşaatlarda bunu kullanması hayatın olağan akışına daha uygun olduğunu, Davacı taraf teminat olarak çeklerin verildiğini, evin bir yıl sonra geri verileceğini de dilekçesinde belirttiğini, Bu hususta taraflar arasında yapılmış herhangi bir sözleşme olmadığı gibi evin teminat olarak verildiğine ilişkin bir protokol de bulunmadığını, davacı taraf kötü niyetli şekilde hareket etmekte ve borcu ödememek için değişik iddialar ileri sürdüğünü, Davacının iddialarının kabul etmediklerini, Ödeme yapılan miktarlar davacının ileri sürdüğü gibi muris ...'in mağduriyetinin giderilmesi amacıyla değil bizzat çek nedeniyle yapılmış ödemeler olduğunu, Davacı taraf niyet okuyuculuğu yapmakta ve ...' in çekin bedelsiz olduğunu bildiğini ileri sürdüğünü, müvekkili ... ile sıkıntı yaşadığımdan ve bu nedenle de ...' in icra dosyasından vazgeçecek olduğunu ancak vazgeçemeden öldüğünden bahsettiklerini, Davacı taraf niyet ve zihin okuyuculuğu yapmaya devam ederek benim de iş bu davaya ve takibe konu çek ile ilgili davacı tarafın verdiği çekin borç karşılığı verilmediğini ve davacının borçlu olmadığını bildiğimi ileri sürdüklerini, Davacı taraf kötü niyetli hareket etmiş kararlaştırılan ödeme günlerinde ödemelerini yapmadığı için icra dosyasına devam edildiğini, davacı taraf hem müvekkilini hem de kendini tefecilik gibi yüz kızartıcı ve ahlaksızca bir ithamla şikayet ettiğini, Hakkımda yapılan şikayetin iş bu dava ile alakası da bulunmadığını, Mirasçılar, miras bırakanın yapmış oldukları hukuki işlemlerde kural olarak halef sıfatıyla taraf sayılırlar. Bunun sonucu olarak, mirasçılar ancak miras bırakanın sahip olduğu ispat imkânlarından faydalanabilirler. Ancak, miras bırakanın muvazaalı borç senedi düzenlemesi, mirasçılar aleyhine bir işlem olup, mirasçılar ile miras bırakanın hukuki menfaatleri çatışmaktadır. Davamızda ise ortada muvazaalı bir borç senedi bulunmadığını, bu nedenle de davacının 3. Kişi olarak dinlenilmesi, senetle ispat kuralının değiştirilmesi de söz konusu değildir. Davacı tarafın tanık dinletilmesi talebinin de reddi gerektiğini, Davacı tarafın haksız ve kötü niyetli davasının reddine, Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyası üzerine konulan tedbirin kaldırılmasına, haksız ve kötü niyetli davacının, dava neticesinde %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "... Menfi tespit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğinin ve bedelsiz kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tespit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer. Yerleşik Yargıtay ilamlarında teminat senedi itirazında dayanak bononun hangi ilişkinin teminatı olduğunun yazılı bir belge ile ispatlanmasının zorunlu olduğu (HGK.'nun 14/03/2001 Tarih ve 2001/12-233 sayılı - yine HGK.'nun 20/06/2001 Tarih ve 2001/12-496 sayılı kararları), takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet üzerine yazılmak suretiyle ya da takip dayanağı senede atıf yapan İİK'nın 169/a-1 maddesinde yazılı nitelikte bir belge ile ispatlanmasının gerektiği (HGK'nun 06.03.2013 tarih ve 2012/12-768 E., 2013/312 K. ve 20.06.2001 tarih ve 2001/12-496 sayılı kararları) belirtilmektedir. Buna ilişkin davacının dayanak gösterdiği taşınmaz devri ve banka kredi kullanımına ilişkin kayıt ve belgelerin incelenmesinde; Antalya İli Muratpaşa İlçesi ... mahallesinde bulunan ... Ada ... Parsel ... Blok ... nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın kat irtifakı tesisi ile ilk ... adına kayıtlı iken 26/12/2007 tarihinde ... adına satışının yapıldığı, malik kayıtları içerisinde ... 'in yer almadığı, ilgili taşınmazın ...bank'tan kullanılacak kredinin teminatı olarak ipotek gösterildiği, resmi kayıtlar haricinde taraflar arasında teminat açıklamasına ilişkin düzenlenen bir sözleşme yahut bu hususta bir şerhin bulunmadığı dava ve takip konusu çekin üzerinde "Teminat senedidir" ibaresinin yazılı olmadığı, çekin teminat amacıyla verildiğine dair başkaca yazılı delil ibraz edilmediği aksine davacı tarafından dava konusu icra dosya borcuna istinaden ödemelerin yapıldığı anlaşılmakla dava konusu çekin her iki taraf murisi arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacı tarafından davalıya teminat olarak verildiğinin ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı taraf tanıklarının dinlenmesini talep etmiş ise de, yukarı açıklanan gerekçeler ve emsal içtihat gereği çekin teminat amacıyla verildiğinin yazılı delille ispatlanması gerektiğinden davacı tarafın talebinin ara karar ile reddine karar verilmiştir. Öte yandan; davacının yemin deliline de dayanmadığı görülmekle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece usuli işlemler tamamlanmadan, delilleri toplanmadan, davanın reddine karar verildiğini, ticari hiç bir ilişki olmamasına rağmen ... ve ...'in aralarında birden fazla kez malvarlığı alışverişi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, haricen edindikleri bilgi gereği, taşınmaz satış işlemini muris ...'e vekaleten muris ...'in gerçekleştirdiğini, üstelik devir yapılan kişinin ... olduğunu, onu da ...'in oğlunun temsil ettiğini, mahkemenin davaya konu çekin muhataplarının vefat etmiş olmasına ve çekin bedelsiz ve muvazaalı düzenlendiği iddiası bulunmasına rağmen aynı ispat koşullarını aramasının hukuka uygun olmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında icra dosyasına ödemeler yapılmasını da davanın reddi nedenlerinden göstermişse de bu durumu kabul etmenin mümkün olmadığını, muris ...'in yaptığı ödemelerin, takibe konulan çeke ilişkin borcu ödemek amacıyla değil taşınmazın devrinin gecikmesinden kaynaklı mahcubiyeti giderme ve icra tehditi altında olma nedeniyle malvarlığını koruma amaçlı olduğunu, beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa (imzaya itiraz olmadığından) senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir (Yargıtay 11. HD., 2020/4224 Esas, 2021/6365 Karar). Davacı, takip konusu çekin teminat amacıyla, hatır nedeniyle verildiğini iddia etmektedir. Bir “teminat senedi”nden söz edilebilmesi için, ya senedi düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile senedi vermiş olması gerekir (Ahmet Türk, Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330). Teminat senedi verilmesi durumunda, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir (Türk, s. 328-329). Senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu hususunda ispat külfeti davacıdadır (Emsal; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/11-698 Esas, 2022/1545 Karar). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da benimsendiği üzere senette teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmez ise bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 28.03.2018 tarihli ve ... Esas, ... Karar; 11.02.2020 tarihli ve ... Esas, ... Karar ile 15.09.2020 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Yargıtay, kararlarında senedin hangi hukuk ilişkiye konu olarak verildiğine ilişkin "açık atıf" la senedin vade ve düzenleme tarihleriyle miktarlarının açıkça belirtilmiş olduğunu kastetmektedir. Böylece, takibe konu senetler ile tarafların yapmış oldukları sözleşme ve protokol arasında bir bağlantı kurulmakta ve borçlunun alacaklıya karşı senedin teminat senedi olduğuna ilişkin defi ileri sürülmesi imkanı da sağlanmış olmaktadır. Yargıtay bazı kararlarında ise, taraflar arasında akdedilmiş sözleşme veya protokolde teminat senedi olduğunu ileri sürülen senede açıkça atıfta bulunmamakla birlikte, senet ile taraflar arasındaki sözlemenin düzenlenme tarihleri göz önüne alınarak bağlantı kurulabildiği hallerde senedin teminat senedi olarak düzenlendiği kabul edilmektedir. (PULAŞLI, Hasan., Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 7. Baskı, Ankara 2019, s. 269-270 ve orada anılan Yargıtay 12. HD,nin 2010/31441 esas, 2011/12749 karar emsal ilamı) Tüm bu açıklamalar ışığında; HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, takibe konu senette usulünce belirtilen bir teminat kaydının olmamasına, ayrı bir belge ile de teminat senedi olduğunun anlaşılamamasına, bu haliyle davacının teminat senedi iddiasını usulünce ispat edememesine, Antalya İli Muratpaşa İlçesi ... mahallesinde bulunan ... Ada ... Parsel ... Blok ... nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın kat irtifakı tesisi ile ilk ... adına kayıtlı iken 26/12/2007 tarihinde ... adına satışının yapıldığı, malik kayıtları içerisinde ... 'in yer almadığı, ilgili taşınmazın ...bank'tan kullanılacak kredinin teminatı olarak ipotek gösterildiği, resmi kayıtlar haricinde taraflar arasında teminat açıklamasına ilişkin düzenlenen bir sözleşme yahut bu hususta bir şerhin bulunmadığı hususlarının anlaşılmasına, davanın basit yargılama usulüne tabi olması da göz önüne alınarak, davacının, ...'in davaya konu taşınmazın bulunduğu sitenin müteahhitliğini yaptığını ve taşınmazda malik olarak gözükmediği için işlemlerde vekaleten bulunduğu yönündeki beyanlarını, haricen öğrendiklerini belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürmesinin HMK m. 357/1 gereği yerinde olmamasına, esasen, satış belgesinde teminata ilişkin usulünce yazan şerh olduğu hususunun da ileri sürülmemesine, iddia edilen vekaleten yapılan satış usulünün de Yargıtay kararlarında aranan şerhin veya teminatı gösterir, ispata yarar derecede delil için yeterli olmamasına, "hayatın olağan akışı" olgusunun, somut olay çerçevesinde ispat kuralları hususunda tek başına bir etkisinin olmamasına, dava konusu icra dosya borcuna istinaden ödemelerin yapıldığının anlaşılmasına, bu ödemelerin amacının, taşınmazın devrinin gecikmesinden kaynaklı mahcubiyeti giderme amaçlı yapıldığı hususunun davacı tarafça ispat edilememesine, davacının yemin deliline dayanmamasına, dava dilekçesinde "sair deliller" ibaresinin yazmasının, "yemin" deliline dayanıldığını göstermemesine (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 03.03.2017 gün ve 2015/2 E. 2017/1 K. no’lu kararı), kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...