T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/221 - Karar No:2026/369 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/221 KARAR NO : 2026/369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/11/2024 NUMARASI : 2024/485 E-2024/771 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2025/221 - Karar No:2026/369 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/221 KARAR NO : 2026/369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/11/2024 NUMARASI : 2024/485 E-2024/771 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkilinin 23.08.2022 - 31.01.2023 tarihlerinde davalı firmanın taşeronu olarak görev yaptığını, davalı firmanın ise üst işvereni olan dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin Ankara-İzmir hızlı tren projesinde taşeron olarak görev yaptığını, müvekkilinin davalı firmanın taşeronu olarak iş yaptığını, davalı firmanın alt işveren olarak yer aldığı Ankara-İzmir hızlı tren şantiyesinde ve şantiyedeki kamp alanında enerji nakil hattı, mobilizasyon, iç tesisat ve elektrik işlerini yaptığını, bu işlerde kendi işçi grubunu getirdiğini, malzemelerin ise davalı tarafça karşılandığını, davalı tarafından gerçeğe aykırı bir şekilde müvekkilinin davalının çalışanıymış gibi sigorta kaydı yapıldığını, müvekkilinin getirdiği işçilerin sigortasının davalı işveren tarafından yapıldığını, her ne kadar işçiler müvekkilinin işçileri olsa da sigorta kayıtlarının gerçeğe aykırı bir şekilde davalı işverenin yaptığını, bu doğrultuda davalı işveren tarafından müvekkilinin işçilerinin aylık ücretleri için toplam 76.554,00 TL ve 86.910,00 TL olmak üzere iki adet senet verildiğini, senetlerin müvekkilinin işçilerinin aylık ücretleri için verildiğini göstermek için ise senet fotokopisi üzerine bu açıklamanın yer aldığını, fotokopinin davalı firmaya verildiğini, sadece bu husus dahi müvekkilinin davalı firmanın taşeronu olduğunu, davalı firma tarafından sigorta kaydının gerçeğe aykırı bir şekilde yapıldığını, nitekim müvekkilinin işçileri adına verilen her iki senet de yüksek miktarlı senetler olup, müvekkilinin davalının çalışanı olamayacağını, müvekkilinin davalının taşeronu olduğunu açıkça gösterdiğini, müvekkilinin yaptığı malzeme masrafları ve işçilerinin aylık ücretleri için davalı tarafça müvekkiline gönderilen tutarların davalı firma tarafından toplu olarak gönderildiğini, yapılan bu ödemelere "ödeme avans işçiler", ''şantiye eleman", ''kepçe'', ''eleman yakıt'' ve "kepçe yakıt'' açıklamalarıyla müvekkilinin hesabına gönderildiğini, gönderilen bu tutarların içerisinde ise 50.000,00 TL ve 25.000,00 TL gibi yüksek rakamlar içerdiğini, bu toplu ödemelerden de müvekkili ile davalı arasında taşeron ilişkisi olduğunun açıkça anlaşılacağını, davalı firma ile taşeron ilişkisi ve ücret konusunda yazılı bir sözleşme yapılmadığını, müvekkilinin yazılı sözleşme yapmak istese de davalı tarafın müvekkilini sürekli oyaladığını, müvekkilinin başka işlerde de birlikte çalışma yapmaları ihtimali sebebiyle güven sorunu yaşadığını göstermemek için davalı firmaya bu konuda baskı yapmadığını, davalı firmanın işlerinin yapıldığı 23.08.2022 - 31.01.2023 tarihleri arasında müvekkilinin yaptığı bu işlerden kaynaklı olarak davalı firmanın üst işvereni olan dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nden kazanacağı tüm gelirlerin %30'unun müvekkiline ait olacağı konusunda davalı firma ile anlaşıldığını ancak davalı firma tarafından bu tutarın müvekkiline ödenmediğini, müvekkil ile davalı firma arasındaki kazancı %30'unun müvekkile ait olacağı konusunda yazılı bir sözleşme olmasa da bu hususta yapılan anlaşmaya bir çok kişinin şahit olduğunu, tanıkların dinlenildiğinde bu hususun ispatlanacağını, ayrıca davalı firmanın 23.08.2022 - 31.01.2023 tarihleri arasında dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nden kazandığı gelirler her ay sonunda faturalandırılmış olup, davalı firmanın üst işvereninden kazandığı tüm gelirlerin tespit edilmesi için bu hususunda dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nden sorulması gerektiğini, tüm bu nedenlerle ticari iş ilişkisinden (sözleşmeden) kaynaklanan alacağın kısmi dava olarak fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalarak sonradan arttırılmak kaydıyla şimdilik 10,00 TL olmak üzere arabuluculuk son tutanağının imzalandığı tarihten itibaren bankalarca TL mevduatına uygulanan yıllık en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, harcı esas değerin 10,00 TL olarak belirtilmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup, davacının korunmaya değer hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında alt işverenlik ilişkisi bulunmadığını, davacının her ne kadar 23.08.2022 - 31.01.2023 tarihleri arasında davalı firmanın taşeronu olarak görev yaptığı iddiasında bulunsa da, söz konusu iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili ile davacı arasında takım sözleşmesi bulunduğunu, davacının takım kılavuzu olup, alt işveren olmadığını, 4857 sayılı Kanun'un 16.maddesinde takım sözleşmesinin düzenlendiğini, davacının kendi işçi grubunu getirip onlar adına hareket ederek ücretlerini alıp dağıtmasının müvekkili şirket ile davacı arasında alt işverenlik ilişkisi olduğu anlamına gelmediğini, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını savunarak, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 23.01.2024 tarih ve 2023/275 Esas- 2024/41 Karar sayılı davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 28.05.2024 tarih ve 2024/311 Esas- 2024/484 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; 28/05/2024 tarihli karar ile taraflar arasında eser sözleşme ilişkisi olduğu ispatlanamadığından ve taraflar arasında işçi işveren ilişkisi olduğundan iş mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ise de; Ankara BAM 27.Hukuk Dairesi'nin 2024/311 Esas- 2024/484 Karar sayılı kararı ile davacının tacir olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi için kaldırma kararı verilmiş olup, dosya esasa kaydedilerek yapılan yargılamada dosyada bulunan Ticaret Sicil Kayıtlarından davacının tacir kaydının olmadığı, gelen vergi kayıtlarında dava dışı şirketlerde ortaklığının olduğunun anlaşıldığı, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere şirkete ortak olmanın, tacir olmanın sonuçlarını doğurmadığından davacı tacir olmadığından, davanın mutlak ticari dava olmadığından ve her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren ticari davalardan olmadığı gerekçesiyle, mahkemenin görevli olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; öncelikle ilk derece mahkemesi tarafından dosyada görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olarak değerlendirilmesi ve somut olayda işçi-işveren ilişkisinin olduğunun değerlendirilmesinin hatalı olup, Ankara BAM 27. HD'nin kararına aykırı olduğunu, kaldırma kararında ''...Taraf beyanları ile taraflar arasında işçi- işveren ilişkisi dışında akdi ilişkinin kurulduğu ihtilafsız olup, ihtilaf taraflar arasındaki akdi ilişkinin eser sözleşmesi mi takım sözleşmesi mi olduğu noktasındadır. Mahkemece, davacının taraflar arasında taşeronluk sözleşmesi, davalının ise aralarında takım sözleşmesi olduğu iddia ve kabulleri dikkate alınarak, dosyaya sunulan deliller incelenerek ve değerlendirilerek, davacının tacir olup olmadığı hususu da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taraf iddia ve kabulleri aksine SGK kayıtlarına dayalı taraflar arasında işçi ve işveren ilişkisi olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. '' denildiğini, mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından karara ilişkin eksiklikleri incelemeden karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, nitekim tanıklarının dahi dinlenmeden karar verildiğini, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin 23.08.2022 - 31.01.2023 davalı firmanın taşeronu olarak görev yapmış olup, davalı firmanın ise üst işvereni olan dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin Ankara-İzmir hızlı tren projesinde taşeron olarak görev aldığını, müvekkilinin, davalı firmanın alt işveren olarak yer aldığı Ankara-İzmir hızlı tren şantiyesinde ve şantiyedeki kamp alanında enerji nakil hattı, mobilizasyon, iç tesisat ve elektrik işlerini yaptığını, müvekkilinin, bu işlerde kendi işçi grubunu getirdiğini, malzemelerin ise davalı tarafça karşılandığını, müvekkilinin, davalı firmanın şahıs olarak taşeronu olsa da, davalı firma tarafından gerçeğe aykırı bir şekilde müvekkilinin davalı firmanın çalışanıymış gibi gerçeğe aykırı bir şekilde sigorta kaydı yapıldığını, müvekkilinin, bir çok firmaya taşeronluk hizmeti verdiğini, bu hususa ilişkin dayanak belgelerin dava dilekçesi ekinde sunulduğunu, müvekkilinin getirdiği işçilerin sigortası davalı işveren tarafından yapılmış olup, her ne kadar işçiler müvekkilinin işçileri olsa da müvekkilinin işçilerinin sigorta kayıtlarını gerçeğe aykırı bir şekilde davalı işverenin yaptığını, müvekkilinin işçilerinin aylık ücretleri için müvekkiline toplam 76.554,00 TL ve 86.910,00 TL olmak üzere iki adet senet verildiğini, senetlerin müvekkilinin işçilerinin aylık ücretleri için verildiğini göstermek için ise senet fotokopisi üzerine bu açıklamanın yer aldığı fotokopinin müvekkili tarafından davalı firmaya verildiğini, iş bu senetlerin de dosyada mevcut olduğunu, sadece bu hususun dahi müvekkilinin davalı firmanın taşeronu olduğunu, davalı firma tarafından müvekkilinin sigorta kaydının gerçeğe aykırı şekilde yapıldığını gösterdiğini, nitekim müvekkilinin işçileri adına verilen her iki senetin de yüksek miktarlı senetler olup, müvekkilinin davalının çalışanı olamayacağını, müvekkilinin davalının taşeronu olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin yaptığı malzeme masrafları ve işçilerinin aylık ücretleri için davalı tarafça müvekkiline gönderilen tutarların davalı firma tarafından müvekkilinin hesabına toplu olarak gönderildiğini, yapılan bu ödemelerin ''ödeme avans işçiler'' , "şantiye eleman'' , ''kepçe'' , ''eleman yakıt'' ve ''kepçe yakıt'' açıklamalarıyla müvekkilinin hesabına gönderilmiş olup, gönderilen bu tutarların içerisinde ise 50.000,00 TL ve 25.000,00 TL gibi yüksek rakamların bulunduğunu, bu toplu ödemelerden de müvekkili ile davalı arasında taşeron ilişkisi olduğunun açıkça anlaşılacağını, yine tanıkları dinlenilmiş olsaydı bunun açıkça ortaya çıkacağını, müvekkilinin, davalı firma ile taşeron ilişkisi ve ücret konusunda yazılı bir sözleşme yapmadığını, nitekim müvekkilinin, yazılı sözleşme yapmak istese de, davalı tarafça sürekli oyalandığını, müvekkilinin ise başka işlerde de birlikte çalışma yapmaları ihtimali sebebiyle güven sorunu yaşadığını göstermemek için davalı firmaya bu konuda baskı yapmadığını, müvekkili tarafından davalı firmanın işlerinin yapıldığı 23.08.2022-31.01.2023 tarihleri arasında müvekkilinin yaptığı bu işlerden kaynaklı olarak davalı firmanın üst işvereni olan dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nden kazanacağı tüm gelirlerin %30'unun müvekkiline ait olacağı konusunda davalı firma ile anlaşma yapıldığını ancak davalı firma tarafından bu tutarın müvekkiline ödenmediğini, müvekkili ile davalı firma arasındaki kazancı %30'unun müvekkiline ait olacağı konusunda yazılı bir sözleşme olmasa da, bu hususta yapılan anlaşmaya bir çok kişinin şahit olduğunu, ayrıca davalı firmanın 23.08.2022-31.01.2023 tarihleri arasında dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nden kazandığı gelirlerin her ay sonunda faturalandırılmış olup, davalı firmanın üst işvereninden kazandığı tüm gelirlerin tespit edilmesi için bu hususunda dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ne sorulması gerektiğini, mahkeme kararındaki aleyhe hususlara itiraz ettiklerini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizin 29.01.2025 tarih ve 2024/1163 Esas- 2025/110 Karar sayılı geri çevirme kararı gereğince mahkemece harç eksikliği ikmal edilerek dosya istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiştir. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davanın esasına ilişkin taraf iddia, savunma ve delillerinin görevli mahkemece değerlendirilerek hüküm kurulacağının tabi bulunmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır