11. Hukuk Dairesi 2014/3675 E. , 2014/5717 K. Taraflar arasında görülen davadae verilen 26.02.2013 tarih ve 2010/515-2013/67 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşün…
**11. Hukuk Dairesi 2014/3675 E. , 2014/5717 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen davadae verilen 26.02.2013 tarih ve 2010/515-2013/67 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; davalı firma ile, yurt dışından ithal edilecek kömür nedeniyle yapılacak boşaltma işlemine ilişkin 10.01.2002-31.12.2002 tarihleri arasını kapsayacak şekilde sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşme ve tarife hükümleri gereğince 81.589 doları fark alacağı tespit edilerek 10.01.2003 tarih 158 sayılı yazı ile davalı firmadan bu paranın ödenmesinin istenildiğini, bunun üzerine davalının 6 esas sayılı dosyasında borçlu bulunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası açtığını, mahkemece yapılan yargılma neticesinde verilen ret kararının davalı firmanın temyizi üzerine bozulduğunu, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde 22.07.2010 tarih 2010/127 esas, 2010/334 karar sayılı ilam ile, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu kararın halen temyiz aşamasında olduğunu, temyiz aşamasında bulunan karar uyarınca davalının 25.848 ABD doları borçlu bulunduğunun tespiti üzerine 23.09.2010 tarihinde bu miktarın davalı firma tarafından ödendiğini, ancak paranın ödenmesi sırasında 31.12.2002-23.09.2010 tarihleri arasındaki ticari faizinin ödenmediğini, davacı kurum tarafından yaptırılan hesaplama neticesinde 18.339,61 doları faiz alacağı olduğunun tespit edildiğini, bu alacağın ödenmesi için davalı firmaya 01.10.2010 tarihli yazının yazıldığını, ancak davalı firmanın alacağı ödemeye yanaşmadığını, ileri sürerek 18389.61 dolarının temerrüt tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında yapılan sözleşmede faize ilişkin bir hükmün bulunmadığını, alacağın döviz olması nedeniyle davacı kurumun bir zararının oluşmadığını, davacının ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödemeyi kabul ettiğini, asıl borcun ödenmiş olması nedeniyle fer'i nitelikteki faiz alacağının oluşmadığını, davacı tarafından yapılan faiz hesabının hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davanın sayılı ilamında belirtilen 25.848 ABD doları alacağın 31.12.2002-23.09.2010 tarihleri arasında işlemiş faizinin tahsiline yönelik .../... -2- olduğu, bozma ilamı uyarınca davalının borcunun sabit bulunduğu, davalının 23.09.2010 tarihinde kararda belirtilen parayı ödediği, davacının işlemiş faizlerin de ödenmesine yönelik talepte bulunarak bu davayı açtığı, alınan bilirkişi raporu uyarınca faiz alacağının 13.840,19 doları olarak tespit edildiği, 01.10.2010 tarihinde davalıdan alacağın talep edildiği, bu nedenle alacağa bu tarih itibariyle 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a maddesinde belirtilen faiz oranının uygulanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, 13.840,61dolarının 01.10.2010 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasanın 4/a maddesi gereğince Amerikan doları üzerinden açılan 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.