İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile Davalı ... arasında 01.01.2016 tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, taşınmaz sahibi ve ipotek veren diğer Davalı ... ... ise, Davalı ..…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/582 KARAR NO : 2025/1523 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/09/2021 NUMARASI : 2019/334 Esas - 2021/569 Karar DAVA: İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile Davalı ... arasında 01.01.2016 tarihli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, taşınmaz sahibi ve ipotek veren diğer Davalı ... ... ise, Davalı ...'nın müvekkili şirket ile olan ticari ilişkisi kapsamında doğmuş ve doğacak borçları için maliki bulunduğu; İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, Küçükköy Mahallesi, 10103 Ada, ... Parsel, .. Sahife No'da kayıtlı 16/150 Arsa Paylı, 1. Kat, niteliği daire olah 5 No'lu Bağımsız Bölüm'ü 12.11.2015 tarih ve ... yevmiye numarası ile düzenlenmiş resmi senet uyarınca 1. Derece'den, 160.000,00 TL'ye kadar Müvekkili Şirket lehine ipotek vermiş bulunduğunu, müvekkili şirketin, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında Davalı ...'ya mal satışı yaptığını, fatura konusu malları teslim ettiğini, böylece üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz ve tam olarak yerine getirdiğini, davacının, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında Davalı ...'dan alacaklı olduğunu, ancak Davalı ...'nın yapılan tüm uyarılara rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan borcunu ödemede temerrüde düştüğünü ve cari hesap borcunu da ödemediğini, davalı ...'nun borcunu ödemede temerrüde düşmesi üzerine Müvekkili Şirket tarafından Davalı ...'ya ve ...'nın borçları için taşınmazını ipotek veren taşınmaz maliki ... ...'a Beşiktaş 25. Noterliği aracılığıyla 18 Ekim 2018 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarname gönderildiğini, söz konusu ihtarname ile müvekkili şirket alacaklarının 7 (yedi) gün içerisinde ödenmemesi halinde davalılar aleyhinde İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İcra Takibi ve diğer yasal yollara başvurulacağının ihtaren bildirildiğini, ne var ki, davalılar tarafından davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını ve haksız gerekçeler ile itiraz edildiğini, tüm bu sebepler üzerine davalılar aleyhinde İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile, ipoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla icra takibi başlatılması zorunluluğunun doğduğunu, ancak söz konusu icra takibine karşı Davalılar tarafından haksız ve dayanaksız olarak itiraz edildiğini, davalıların itirazlarının haksız ve dayanaksız olup, Mahkeme'ce, itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalılar ... ve ... ... hakkında herhangi bir konkordato mühleti kararı bulunmadığını, ancak, davalılar itiraz dilekçesinde ... Pazarlama ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin konkordato mühleti içerisinde olduğunu gerekçe göstererek Davalı ... ... hakkında da takip İşlemi yapılamayacağına ilişkin icra dosyasına beyanda bulunduklarını, söz konusu konkordato| mühleti kararının ... Pazarlama ve Dış. Tic. Ltd. Şti. için verilmiş olup bu karar nedeniyle davalı ... ... için konkordato nedeniyle itiraz yapılmasının herhangi bir hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığını, davalılar hakkında verilen herhangi bir konkordato mühleli kararı olmamasına rağmen, ipotek takibinde ve dolayısıyla işbu davada taraf olmayan ... Pazarlama ve Diş Ticaret Ltd. Şti. hakkında verilen konkordato mühleli kararına dayanarak haksız bir şekilde kendilerine menfaat sağlamaya çalıştıklarını, davalılar anılan icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde; takip konusu dahil tüm riskleri karşılayacak miktarda teminatı bulunduğu, sürekli olarak aldığını ve karşılığını verdiği ürünlerin teminatını teşkil etmek amacıyla takibe konu taşınmazı teminat ipoteği olarak verdiğini, dolayısıyla herhangi bir risk olmadığını beyan ettiğini, davalıların itiraz dilekçesinde açıkça davalı ...'nın borçlarının teminatı olarak dava konusu taşınmazı ipotek verdiğini ikrar ettiğini, müvekkilinin taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden üzerine |düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olup davalı ...'nın yapılan tüm uyarılara rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan vadesi gelmiş cari hesap borçlarını ödememesi nedeniyle, müvekkili şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatma hakkını kullanabileceği hususunun izahtan vareste olduğunu, bu sebeple yaptıkları itirazın haksız olduğunu, diğer yandan, davalı ... ...'ın, kendisinin 2014 yılından itibaren diğer davalı ... ile ortaklığını ve ilişkisini bitirmiş olmasından bahisle işbu dava konusu ipoteğin hükmü kalmadığını ve iptali gerektiğine ilişkin beyanlarının da taraflarınca anlaşılamadığını belirterek, davalıların itirazının iptalini ve ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacının beyaz eşya (elektronik ev aletleri) üretimi yapan ve Türkiye'de İNDESİT ve ARİSTON markalarının sahibi bir firma olduğunu, müvekkili ... Pazarlama ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'de; davacı/ karşı davalı şirketin yaklaşık 21 yıldır Marmara Bölge Distribütörlülüğünü yapmakla birlikte, aynı zamanda yaklaşık 30 yıldır Türkiye piyasasında beyaz eşya sektöründe olması nedeniyle de, Türkiye genelinde kurduğu pazar ağıyla davacı şirketin markasının tüm Türkiye pazarında tanınırlığını sağlayan ve tüm Türkiye'de pazar payı edinmesi sağlayan bir firma olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirket ile çalışması; aralarındaki uzun yıllara dayalı öncelikle güven ilişkisine ve beraberinde sözleşmeye binaen cari hesap ilişkisi olduğunu, müvekkili şirketin, davacı firmadan almış olduğu ve alacağı mallara karşılık teminat vermiş de olsa, bazı dönemler teminatın kat be kat fazlası malları davacı şirketten alabilmekte ve yıl sonu hatta bazen birkaç yılda bir yapılan karşılıklı mutabakatlarla borçların tasfiye edilerek kapatıldığını, bu karşılıklı mutabakatlarda müvekkilinin primleri ve indirimlerinin düşülerek borç tasfiyesi yapıldığını, müvekkili şirket ile davacı arasındaki cari hesaba dayalı ticari ilişki devam etmekte iken davacı/ karşı davalı firma aniden Türkiye' den çekilme kararı aldığını ve müvekkili firma ve alt bayilerini zor durumda bıraktığını, beyaz eşya, geniş bir pazar payı ve servis güvencesi isteyen bir iş olduğundan, davacının bu hususu gözetmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeden keyfi olarak ve aniden Türkiye pazarında çekilmesiyle, müvekkil şirketi hem bayileri hem de tüketiciler nezdinde zor durumda bıraktığını, davacının servis ve yedek parça vermemesi nedeniyle sürekli davalar açılmaya başlandığını ve müvekkilinin tazminatlar ödemeyle karşı karşıya kaldığını, ayrıca, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlara tamamen itiraz ettiği hususları saptırmaya ve yanıltmaya yönelik olup, kabulünün mümkün olmadığını, ticari ilişkiden kaynaklı alacağının varlığı dolayısıyla, başlatılan icra takibine yapmış olduğu itirazının yerinde olup, itirazının kabulüne, müvekkili şirket ile davacı/ karşı davalı firma arasında imzalanmış olan bayilik/ distribütörlük sözleşmesi gereği, davacı/ karşı davalı firma tarafından müvekkilİ şirkete mal verilmekte ve verilen malların karşılığı olarak müvekkilİ davalı/karşı davacıdan teminat aldığını, görüleceği üzere müvekkili firma sözleşmeden kaynaklı üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, aldığı malların karşılığı olarak davacı/karşı davalıya teminat verdiğini ve ticaretini basiretli tacir olarak yerine getirmesi gerektiği gibi ifa ettiğini, açıklandığı üzere işbu teminatın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülük dolayısıyla verilmiş teminat olup müvekkili tarafından sözleşmeden kaynaklı bu yükümlülüğün yerine getirildiğini, davacının beyanının aksine, müvekkili tarafından borcun olması dolayısıyla verilmiş teminatlar olmadığını, müvekkili şirketin de davacıdan alacağının bulunduğunu ve bu nedenle itirazın yerinde olduğunu, davacı/ karşı davalının başlatmış olduğu İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibine; takibe itiraz dilekçesi, ihtarname ve iş bu karşı dava dilekçesi ile alacaklı konumda olması dolayısıyla haklı olarak itiraz ettiklerini, ... şirketi ile diğer davalı ... ...' ın ortaklığı ve ilişkisinin 2018 yılında sona erdiğinden, bu açıdan da ... ... yönünden husumet yokluğuyla da davanın reddini, karşı davasında belirttiği; yıllardır davacı/ karşı davalı firmanın distribütörlüğünü yapan müvekkili şirketin davacı/ karşı davalıdan halihazırda ciddi miktarda alacağının bulunduğunu, İşbu nedenler dolayısıyla da takibe haklı olarak itiraz ettiklerini, müvekkili firma tarafından keşiden edilen Beşiktaş 11. Noterliğinin 18 Ocak 2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarları ile de müvekkilinin fatura, fiyat farkı ve prim alacağının mevcut olduğunu, davacı/ karşı davalı firma tarafından müvekkili şirkete yüksek tutarla faturalandırılarak gönderilmiş olan mallar ile müvekkili firmanın satmış olduğu mallar arasında fiyat farkı oluşmuş olup, oluşan fiyat farkı kesilerek davacı/ karşı davalı tarafına fatura edilmiş ancak işbu fiyat farkı fatura alacağımız, davacı/ karşı davalı firma tarafından ödenmediğini, davacı/ karşı davalı firmanın ticari teamül ve yükümlülüklere aykırı, keyfi olarak aniden Türkiye piyasasından çıkma kararı alması üzerine; müvekkili firma ile aralarındaki anlaşma kapsamında davacı/ karşı davalı firma edimlerini ifa etmekten kaçındığını ve müvekkili şirkete ürün vermeyi kestiğini, İş bu durum ve ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz ortamı müvekkil firmayı ve dolayısıyla alt bayilerini zor durumda bıraktığını, haliyle mal alamayan birçok alt bayi ticari faaliyetini durdurma kararı aldığını ve müvekkili şirkete olan borcunu ödeyemediğini, müvekkilinin firmanın maddi anlamda zararı mevcut olmakla birlikte, fiyat farkı, fatura ve prim alacağının mevcut olduğunu, müvekkilinin ... Pazarlama ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile davacı/ karşı davalı şirket arasındaki ticari ilişki özellikle devam eden ticari işlerindeki CARİ hesap nedeniyle, sözleşmeye dayalı olarak müvekkil ... Pazarlama ve Dış Tic. Ltd. Şti. Üzerine kayıtlı taşınmaz teminat olarak alacaklı lehine 6.500.000,00 TL ipotek ettirildiğini, müvekkili ... Pazarlama ve Dış Tic, Ltd. Şti. ile davacı/ karşı davalı firma arasındaki ticari ilişki aynı şekilde devam ettiği halde, öteden beri devam edilen ticaret kapsamında cari hesap kapsamında alınan ürünler satıldıkça karşılığının davacı/ karşı davalı firmaya ödendiği halde, davacı şirketin, müvekkili şirket gibi ticareti devam ettirdiği şirketlerin durumlarını dikkate almaksızın ve umursamaksızın, keyfi olarak almış olduğu Türkiye'deki faaliyetlerini sona erdirme kararı üzerine; üstelik müvekkili şirkete yönelik edimlerini yerine getirmeden, doğmuş borçlarını ödemeden, müvekkilin teminat olarak gösterdiği taşınmazı paraya çevirmek isteyerek bir nevi yangından mal kaçırır gibi müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatmasının tamamen haksız ve kötüniyet göstergesi olduğunu, açıklanan sebeplerle; asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... icra dosyası, sözleşme, İpotek belgesi, ihtarnameler, ticari defter ve belgeler ve dayanılan diğer deliller celp edilip incelenmiş, tüm dosya kapsamına göre alınan, talimat dosyası bilirkişi raporu ve esas dosyadan alınan kök ve ek bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, davacı şirket ile davalı ... Day. Tük. Mal.Tek.Gıda Tur.İnş.İth.İhr.Paz.San. ve Dış Tic. Şti. arasında 13/06/2016 tarihli Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, davalı ... ... tarafından, “İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesi, Küçükköy Mah. ... ada, ... parsel 6 pafta, 16/150 Arsa paylı 1. Kat niteliği daire olan 5 bağımsız bölüm nolu ” taşınmazı ile ilgili, davacı lehine 160.000 TL için limit ipoteği verildiği, davalılara, Beşiktaş 25.Noterliği’nin 18/10/2018 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile borcun ödenmesi, aksi takdirde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçileceğinin ihtar edildiği, bilirkişilerce incelenen davacı ve davalı şirket ticari defter ve belgelerinde, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı yanca her ne kadar davacıdan alacaklı olduğu iddia edilmiş ise de, davalı yanca süresi içerisinde, açıkca takas mahsup hakkı ileri sürülmemiş olmakla, (Yargıtay 11.HD. 16/06/2021 tarih, 2020-5868 E.-2021/5139 K.), davalının davacıdan alacaklı olduğu iddiası değerlendirilmemiş olup, davacının davalılardan takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu, davalıların icra takibine yaptığı itirazın yerinde olmadığı kanaati oluştuğundan, davacının davasının KABULÜ İLE, davalıların İstanbul 10.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasından, 160.000-TL. asıl alacak üzerinden yaptıkları itirazının iptaline ve asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren aylık %5 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, (Takibin, talep edilen asıl alacak ve işlemiş faizi ile, vekalet ücreti, masraflar, takipten sonra işleyecek faiz dahil olmak üzere ipotek limitinin toplamı olan 160.000- TL ile sınırlı tutulmasına ) alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle, İİK 67/2. maddesi kapsamında % 20 icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı "..." şirketinin davacıdan alacağı bulunduğu dolayısıyla takibe itiraz edildiğini, bilirkişi raporları ile de "davalı ..." şirketinin alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, davalı şirketin davacıdan 1.273.254,63-TL tutarında alacaklı olduğunu, bu hususun yerel mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, dolayısıyla davacının tespit edilen alacağı ile davalı şirketin tespit edilen alacağının mahsup edilmesi ve bu doğrultuda davanın reddi yönünde karar verilmesi gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra tabine itirazın iptali istemidir. İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilince istinaf edilmiştir.Davacının unvanı ilk derece mahkemesince karar verilen 28/09/2021 tarihi itibariyle ... Eşya Sanayi Ticaret A.Ş. olduğu, karar verilmeden önce bu şirket adına düzenlenmiş vekaletnamenin dosyaya ibraz edildiği, karar tarihinden sonra 01/10/2021 tarihinde yayınlanan ticaret sicili gazetesine göre şirketin ... Üretim Teknolojisi A.Ş. unvanını aldığı, istinaf aşamasında dosyaya sunulan beyan dilekçesi ile de 06/07/2022 tarihli ticaret sicil gazetesindeki ilana göre ... Anonim Şirketi ile birleşerek bu şirkete devrolduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda karar başlığında davacı adı ... A.Ş. olarak değiştirilmiştir. Davacı tarafça davalılar hakkında İstanbul 10. İcra Dairesinin ... E.sayılı dosyası ile “İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesi, Küçükköy Mah. ... ada, ... parsel ... sahife no'da kayıtlı 16/150 Arsa paylı 1. Kat niteliği daire olan 5 nolu bağımsız bölüm, üzerindeki 12/11/2015 tarih ve ... yevmiye numarası ile 160.000-TL bedelli 1. Derece ipotekten” kaynaklı olarak, 160.000-TL. asıl alacak üzerinden, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren işleyecek aylık %5 temerrüt faizi ile birlikte tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığı, davalıların süresi içerisinde, borcun tamamına itirazı nedeniyle takibin durdurulduğu ve davacı tarafından takibin devamının sağlanması amacıyla İİK. 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Davalı tarafça cevap dilekçesi ile davacıdan kendisinin alacaklı bulunduğu iddiasıyla 10.000 TL değerinde kısmi dava açıldığı, yargılama aşamasında bu davanın asıl dosyadan tefrik edildiği ve arabuluculuk dava şartı yerine gelmediği gerekçesiyle reddine karar verildiği, davalı tarafça eldeki davada takas defi mahsup itirazında bulunulmadığı, ilk derece mahkemesince de davalının bu savunması üzerinde durulup alacağının varlığı yada yokluğu konusunda bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dosyaya toplanan tüm deliller ve bilirkişi raporu ile davalı defter kayıtlarına göre davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 424.139,35 TL alacaklı olduğuna dair rapor sunulmuş, Manisa Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat ile davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile davacının davalıdan takip tarihi itibarıyla 370.928,57 TL, takip tarihinden sonra yapılan ödemeler ile dava tarihi itibarıyla ise 300.359,74 TL alacağı olduğu rapor edilmiştir. Bu durumda takip ve dava konusu 160.000 TL kısım yönünden davacı ve davalı ticari defterleri ile davacının bu miktar alacağı ispatlanmış olmakla davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalılar vekili tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.732,40 TL harcın, alınması gerekli olan 10.929,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.197,20 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025