11. Hukuk Dairesi 2023/2789 E. , 2024/5309 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/548 E., 2023/125 K. HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılam
**11. Hukuk Dairesi 2023/2789 E. , 2024/5309 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/548 E., 2023/125 K. HÜKÜM : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin gıda ve temizlik ürünleri sektöründe satış, dağıtım ve pazarlama faaliyetiyle iştigal ettiğini, bu alanda birçok üretici veya tedarikçi firmanın bölgesel bayiliğini (distribütörlüğünü) yaptığını, davalı şirketin ise gıda piyasasında SARAY markası ile maruf ürünlerin ülke çapında tek satış ve dağıtımıyla ilgili hakların sahibi olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 01.03.2014 tarihli distribütörlük sözleşmesine göre davacı lehine tahakkuk eden fiyat farkından kaynaklı 1.320.580,18 TL alacaklarının olduğunu, alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalı şirketin haklı bir neden olmaksızın takibe itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaliyle % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının gerçek olmadığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre fiyat farkının hangi koşullarda gerçekleşeceğinin açıkça düzenlendiğini, davacı tarafın 1 ay içinde düzenlemiş olduğu 12 adet fatura karşılığında mevcut olmayan alacağını talep ettiğini, faturaların davalı şirket yetkilisi ve temsilcisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, ayrıca alacağa dayanak teşkil eden faturalara noter aracılığı ile itiraz edildiğini, taraflar arasında düzenlenen 05.08.2015 tarihli mutakabata göre davalı şirketin 313.449,16 TL alacağı bulunduğunu, bu tarihten kısa bir süre sonra ve bir aylık dönemde aynı gün (21.08.2015 tarihli) düzenlenen 12 adet fatura ile alacak talep edildiğini, Prof. Dr. .... tarafından düzenlenen uzman görüşüne göre de talebin haksız olduğu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatı istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.03.2018 tarih ve 2016/650 E., 2018/212 K. sayılı kararıyla taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 01.03.2014 tarihli sözleşmeye göre, davacı şirketin tahakkuk eden alacaklarını ay ve dönem sonu itibariyle davalı şirkete sunması ve şirket yetkililerinin onayından sonra kabul edileceği, taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 05.08.2015 tarihli mutabakata göre, davalı tarafın davacıdan 313.449,16 TL alacağı bulunduğu, söz konusu mutabakattan sonra davacı şirket tarafından geçmişe yönelik düzenlenen 21.08.2015 tarihli faturalar ile takip konusu alacağın talep edilemeyeceği, söz konusu faturaların şirketi ilzam ve temsile yetkisi olmayan ...'in bilgisi dahilinde düzenlenmesinin anonim şirket statüsünde bulunan davalı şirketi bağlamayacağı, ayrıca ... tarafından imzalanan ve Bakırköy C. Başsavcılığı’nın 2017/68849 soruşturma sayılı evrakına konu edilen 21.08.2015 tarihli bütçe mutabakatının da davalı şirket temsilcilerinin imzasını taşımaması nedeniyle kendileri yönünden bağlayıcı olmadığı, bu bağlamda taraflar arasında düzenlenen 05.08.2015 tarihli mutabakat metninden sonra geçmişe yönelik talep edilen fiyat farkının istenemeyeceği, mutabakattan önce talep edilen alacağın oluştuğunun davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerce kabul edilmediği, şirket çalışanı olan ...'in beyan ve kabulüne yönelik düzenlenen faturaların da davalı şirket yönünden borç doğurmayacağı gerekçesi ile davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin de koşulları oluşmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.09.2019 tarih ve 2018/803 E. 2019/1091 K. sayılı kararıyla davacının 05.08.2015 tarihli mutabakattan sonra 21.08.2015 tarihli fiyat farkı faturalarının hangi döneme ilişkin ve nasıl oluştuğunu kanıtlayamadığı, fiyat farkı faturalarının sözleşmeden kaynaklanan dayanağı ile fiyat farkı faturalarından doğan alacağını da ispatlayamadığı, dayandığı iki adet iade faturalarında geçen malların da iade edildiğini kanıtlayamadığı, davacının kötü niyetle icra takibi yaptığının ispat edilemediği, İlk Derece Mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı tarafın istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 15.04.2021 tarih, 2020/5029 E. 2021/3703 K. sayılı kararıyla uyuşmazlığın takibe dayanak olarak gösterilen faturalardan dolayı davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, İlk Derece Mahkemesince yargılama aşamasında 02.10.2017 tarihli bilirkişi raporu alındığı, alınan bu raporun beşinci sayfasında “davalı şirket muhasebe kayıtlarında yapılan incelemede” başlıklı bölümde; davacı tarafından dava konusu faturalardan 11 adeti 21.08.2015 tarihli ve 1 adeti 31.08.2015 tarihli 459,83 TL’lik olmak üzere toplam 1.305,185,55 TL’lik faturaların davalı cari hesabına işlendiğinin görülmüş olmasına karşın davalı tarafından aynı faturaların kendi muhasebe kaydındaki davacıya ait 120-Alıcılar hesabına işlenmediği bildirilmiş, yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacının 21.08.2015 tarihli 1.300.743,52 TL toplam tutarlı “fiyat farkı” açıklamalı 10 adet fatura bedelini davalıdan talebinin haklı olduğu görüşü bildirildiği, davalı vekili mahkemece alınan işbu rapora gerekçelerini bildirerek itiraz etmişse de, İlk Derece Mahkemesince ek rapor ya da yeni bir heyetten rapor alınmaksızın hüküm tesis edildiği, İlk Derece Mahkemesince öncelikle takip ve dava konusu edilen faturaların taraf ticari defterlerine kayıt edilip edilmediğini tespit eden (zira dava konusu faturaların davalı tarafın ticari defterlerine kayıt edilmiş olması halinde faturaların kabul edildiğinin karine olarak kabul edileceği, ancak sadece davacı tarafın ticari defterlerine kayıtlı olmasının ise yazılı delillerle ispat edilmemiş olması halinde davalı aleyhine herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı Yargıtay (kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış kararları ile kabul edilmektedir), taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inceleyen ve bu bağlamda her bir işlem için dava konusu faturaların irdelenmesi bakımından ihtilaf konusu olmayan faturaların nasıl ve ne şekilde düzenlendiğini, bütçe mutabakatlarının nasıl oluşturulduğunu açıkça ortaya koyan, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını değerlendiren, hesap mutabakatlarını inceleyen, dava dosyasına sunulan tüm delilleri değerlendiren, bu çerçevede davacının takip ve dava konusu ettiği faturalardan dolayı bir alacağı bulunup bulunmadığını Yargıtay denetimine elverişli bir şekilde saptayan konusunda uzman yeni bir heyetten rapor alınıp dava dosyasındaki tüm deliller (sözleşme, daha önceki işlemler, hesap mutabakatları, ihtarnameler vs.) hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen istinaf isteminin Bölge Adliye Mahkemesi’nce reddedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin ilk kurulduğu tarihten itibaren mevcut uygulama kapsamında davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı şirket çalışanı olan ... ve ... tarafından imzalanıp teslim alındığı, bilirkişi raporunda yapılan inceleme ve değerlendirme kapsamında davacı tarafından düzenlenen faturalardaki ürünlerin davalı tarafa teslim edildiği, teslim edilen ürünler kapsamında davacı tarafın icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarının 1.305.185,65 TL olduğu, bu miktar üzerinden icra takibine yönelik itirazın iptaline; likit olan alacak nedeniyle davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili katılma yolu ile sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; işlemiş faiz talebinin gerekçesiz reddedildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın temelinin, ...'in borçlandırıcı işlem yapmaya yetkisinin olmamasından ve kesilen faturaların yapılan mutabakat işlemlerine rağmen geriye dönük tesis edilmesinden kaynaklandığı, ... tarafından yapılan işlemlere onay verilmediğini, sözleşmede bağlayıcı imzaların nasıl atılacağı ve kimler tarafından imza edileceğinin açıkça belirtildiğini, bilirkişi ek raporunda, 11.01.2017 tarihinde dosyaya sunulan mutabakat formlarının dikkate alınmadığını, sadece davacının dosyaya sunmuş olduğu mutabakat formlarına dayanarak genel teamülün, davacının sunduğu mutabakat formlarındaki gibi imzalandığı sonucuna varıldığını, bütçe mutabakatının imzalanmasına ilişkin olarak mutabakatın 2014 yılında şirket yetkilileri tarafından yapıldığını, mevcut iddia edilen borcun, 2014 yılını da kapsadığı göz önünde bulundurulduğunda, 2014 yılına dair mutabakatta bir değişiklik yapılmasının veya bir borç iddiasının ancak 2014 yılında bütçe mutabakatı yapan yetkililerin imzası ile gerçekleştirilebileceğini, davacı şirket yaptığı mutabakatı ve mutabakatları yetkili olarak kimlerin imzaladığını açıkça bildiği, bu kapsamda davacının ...'i yetkili olarak bildiği ve hep onunla kabul işlemi yapıyor gibi beyanlarının kötü niyetli ve hukuki geçerlilikten uzak olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; ticari ilişkiye dayanan faturalardan kaynaklı alacağın tahsiline yönelik takibe itirazın iptali davasıdır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekilleri yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.