12. Hukuk Dairesi 2025/5470 E. , 2026/1285 K. "" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ... vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü…
12. Hukuk Dairesi 2025/5470 E. , 2026/1285 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı ... vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Un Yem sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını, takibi kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, davalı borçlunun adına kayıtlı gayrimenkulü mal kaçırma gayesi ile akrabalık ilişkisi bulunan davalı ...'na devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile davacının gerçek bir alacağının da bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu gayrimenkulün satış bedeli olarak 400.000,00 TL olarak belirtildiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporları ile dava konusu taşınmazın satış tarihi itibariyle değerinin 2.843.000,00 TL olduğunun belirtildiği, bu raporun denetime elverişli ve bilimsel verilere uygun olduğu, her ne kadar dava konusu taşınmazın tapu kaydında satış tarihi itibariyle 4.000.000,00 TL limit ipoteği kaydı olsa da, bu ipoteğin ticari kredi kaynaklı olduğu ve yargılama sırasında ipotek ile ilgili herhangi bir borç ilişkisinin kalmadığı, bu ipoteğe bağlı olarak bakiye borç miktarı olan 1.398.550 TL'sinin davalı ... tarafından ödendiği, bu miktar düşüldükten sonra taşınmaz değerinin 1.444.450 TL olduğu, bu durum itibariyle taşınmazın taraflar arasında belirtilen satış bedelinin yaklaşık 3 katı olduğu, yerleşmiş Yargıtay kararları doğrultusunda taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek bedeli arasında bir misli farkın bulunması halinde İİK 278/3. maddesi hükmünün uygulanacağı, bu nedenle bu tasarrufun iptaline karar verilmiş, karar davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karar ilamı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Davalı ... vekili, davadaki beyanlarında davacının alacağının gerçek bir alacak olmadığını iddia etmiştir. Dava İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir. Tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından alacaklısını zarara uğratmak kastıyla gerçekleştirilen tasarruftan zarar gören alacaklının, borçlunun mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen kıymetlerin, tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlamak ve bu yolla alacağını elde etmek amacıyla açtığı davadır. Alacaklı tarafından açılan böyle bir dava ile cebri icra yolunun tamamlanması amaçlanır. Açılan dava kanıtlandığı takdirde tasarruf tamamen iptal edilmez. Sadece dava konusu mal borçlunun mal varlığından hiç çıkmamış addedilerek, alacaklı bu malı haczettirerek sattırıp, satış bedelinden alacağını elde etme olanağını bulur. Dolayısıyla, tasarrufun iptali sadece, bu davayı açan alacaklının, kendisini zarara uğratmak kastıyla hareket eden borçludan cebri icra yoluyla alacağını tahsiline olanak sağlayan bir yoldur. Açıklanan amaç ve dava sonunda elde edilecek menfaat gözetildiğinde, tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için; alacaklının borçluda gerçek bir alacağının olması, borcun tasarruftan önce doğması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması ve borçlu hakkında alınmış aciz belgesinin bulunması gereklidir. Eğer tasarrufta bulunanın alacaklıya gerçek bir borcu olmadığı iddia ediliyorsa, bu durumda tasarruf sahibinin öncelikle borçlu sıfatı çözümlenmelidir. Bu nedenledir ki, üçüncü kişi-davalının, borcun gerçek olmadığı iddiası ve muvazaanın varlığı yönündeki savunmasının araştırılmasında zorunluluk vardır. Aksi takdirde, takip alacaklısıyla anlaşarak veya nasıl olsa kendisinin borca batık olması nedeniyle gerekli çabayı göstermeyerek icra takibine itiraz etmeyen, itiraz üzerine durması söz konusu olmayan kambiyo senetlerine dayalı takibe karşı menfi tespit davası açmayan takip borçlusunun bu davranışı karşısında borçludan mal edinen üçüncü kişilerin yargı eliyle zarara uğratılması söz konusu olur ki, bunun kabulüne olanak yoktur. Hatta tasarrufta bulunurken borçlu olmayan kötü niyetli kişilerin mal varlığındaki bir unsuru iyi niyetli üçüncü kişilere devrettikten sonra hileli işbirliği halinde olduğu kimselere eski tarihli borç senedi vererek elinden çıkardığı malları iptal davası yoluyla dolaylı olarak geri alması dahi imkan dahiline sokulabilir. Elbette ki bunlar kanunun amaçladığı durumlar değildir. Tasarrufun iptali davalarında alacaklıya alacağını tahsil olanağı sağlanırken bu alacaklının alacağının şeklen varlığının değil, gerçekliğinin amaçlandığını göz ardı etmemek gerekir. Somut olayda; davacı ... alacağının 23.01.2017 tanzim tarihli, 30.09.2018 vadeli 1.000.000 TL bedelli nakden ibareli bonoya dayalı olduğu, bu bonodan kaynaklı alacağın tahsilini teminen Simav İcra Müdürlüğü'nün 2019/1670 sayılı icra dosyası ile takip yapıldığı, davalı borçlunun bilinen adreslerinde tutulan haciz tutanaklarının da İİK madde 105 kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde olduğu anlaşılmıştır. Davalı ... vekili dosyada verilen cevap dilekçelerinde; davacı ile davalı borçlu arasındaki senedin gerçek bir alacağa dayalı olmadığını iddia etmiş, davacı vekili ise beyanlarında ... Noterliğinin 25.01.2017 tarih, ... yevmiyeli işleme konu şirket hisselerinin devri sebebi ile alacağın doğduğunu beyan etmiştir. Dava konusu alacağın dayanağı olan bonoların gerçek bir alacağa dayalı olmadığının iddia edilmesine göre, öncelikle ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/492 E.- 2024/326 K. sayılı tapu iptal ve tescil dava dosyası da dosya arasına alınarak, davacının ve davalı borçlunun banka kayıtları, varsa ticari defterleri de incelenerek davalı borçlu ile davacılar arasında bonoya konu ticari ilişkinin olup olmadığının, (davacının şirket ortaklığının sona ermesine ilişkin kayıtların da dosya arasına alınarak) davalı borçlunun dava konusu bonoya ilişkin borcu olup olmadığı işbu bononun ticari defter kayıtlarında yer alıp almadığı, davacı ile davalı şirket arasında gerçek bir alacak-verecek ilişkisi olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya göre karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Bozma neden şekline göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: 1-Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, HMK madde 373/1 gereğince dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.