12. Hukuk Dairesi 2025/1784 E. , 2025/3869 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek HÜKÜM : Mahkumiyet Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Ceza muhakemesinin amacının hukuken geçerli kanıtlarla hiç bir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olması ve temyiz kanun yolundaki hukuki …
**12. Hukuk Dairesi 2025/1784 E. , 2025/3869 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek HÜKÜM : Mahkumiyet Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Ceza muhakemesinin amacının hukuken geçerli kanıtlarla hiç bir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olması ve temyiz kanun yolundaki hukuki denetimin maddi gerçeğin tespitinde muhakeme ve mantık kurallarına, bilimsel gerçeklik ve bulgulara uyulup uyulmadığını da kapsadığı gözetilerek yapılan incelemede, İlk derece mahkemesince sanığın eyleminin sübut bulmadığı gerekçesi ile sanığın beraatine dair karar verildiği, kararın istinaf edilmesi sonucu, Bölge Adliye Mahkmesince, istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın sübut bulan eylemden dolayı mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmaktadır. 1-)Sanığın üzerine atılı bulunan İİK'nın 331. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun; "Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, “1-)Mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, 2-)Telef ederek 3-)Kıymetten düşürerek, 4-)Hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek, 5-) Asıl olmayan borçlar ikrar ederek; Mevcudunu suni surette eksiltirse” şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesiyle, diğer koşulların da gerçekleşmesi halinde oluşacağının yerleşik uygulamalarda benimsenmiş olduğu, Somut olayımızda; sanığın alacaklısını zarara uğratmak maksadıyla şikayete konu taşınmazı üçüncü şahsa devrettiğinin iddia edilmesi karşısında; taşınmazı devreden ile devralan arasında yakın akrabalık ya da yakın arkadaşlık ilişkisi bulunup bulunmadığı araştırılarak ve taşınmazın gerçek değeri ile satış değeri arasında fahiş bir fark olup olmadığı belirlenerek, devir işlemine konu taşınmazın devir bedeli, devir bedelinin ne şekilde tahsil edildiği, muvazaalı olduğu iddia edilen taşınmaz devrinden elde edilen paranın akıbeti araştırılarak devirden elde edilen paranın herhangi bir borç ödemesinde kullanıp kullanmadığı, herhangi bir borç ödemesinde kullanılmış ise ve varsa ilgili takip dosyaları getirtilerek, bu borçların muvazaalı ya da hayali olup olmadıklarının tespit edilmesi, devirden elde edilen paranın herhangi bir banka veya sosyal güvenlik kurumlarına olan borcun ödenmesine sarf edilmiş ise bu durumun ilgili yerlere sorularak sonuca göre şikayete konu araç devrinin alacaklıyı zarara sokmak kastıyla yapılıp yapılmadığı hususunda sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2-)5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca suça uygulanacak cezanın belirlenmesinde tahdidi olarak sayılmış kriterler getirilmiştir. İlgili suç tanımında belirlenen cezanın alt ve üst sınırları arasında ceza tayin edilirken, cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmünde gösterilen ölçütler dikkate alınmalıdır. Bir suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkı kullanılmalıdır. Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklinde ifade edilen "orantılılık" ilkesi de gözetilmelidir. Somut olayda ise, bölge adliye mahkemesince sübut bulan ''alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek'' suçundan sanığın İİK'nun 331/1. maddesi uyarınca "suçun işleniş şekli ve özellikleri ile suç konusunun önem ve değeri dikkate alınarak" takdiren ve teşdiden 8 ay hapis ve 300 gün karşılığı 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılmış ise de, 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesindeki yasal düzenleme içeriği ile yasa metnindeki ifadelerin tekrarı ile yetinilerek, hiçbir gerekçeye yer verilmeyerek, Anayasa'nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34. ve 230/1-b, 232, CMK’nın 289/1-g maddelerine aykırı şekilde, gerekçesiz olarak yazılı şekilde teştid uygulanması isabetsiz olup, Bozmayı gerektirmiş ve sanık vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 2019/1986 Esas, 2020/2870 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nin 302/2 ve 28.02.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Yasa ile değişik CMK'nin 304. maddeleri gereğince tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.