T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/209 - 2026/438 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/209 KARAR NO : 2026/438 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/10/2023 NUMARASI : 2022/528 E. - 2023/280 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/209 - 2026/438 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/209 KARAR NO : 2026/438 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/10/2023 NUMARASI : 2022/528 E. - 2023/280 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/10/2023 Tarih ve 2022/528 Esas - 2023/280 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ve ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 99/018236, 140280, 123752, 98086 sayılı "... şekil", "...", "...", "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/148142 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından kısmen reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." markasının, ... nezdinde tanınmış marka olarak tescil edildiğini ve uzun yıllardır yoğun reklam ve pazarlama çalışmaları ile herkes tarafından yaygın olarak bilinen tanınmış marka seviyesine ulaştığını, davalıya ait "..." ibareli marka başvurusu ile müvekkiline ait "..." esas unsurlu markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının markasının "..." ve ayırt edici olmayan "..." ibaresinin yan yana getirilmesi sonucunda oluşturulduğunu, markada yer alan baskın unsurun "..." ibaresi olduğunu, İngilizcede "liman" anlamına gelen "..." ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığını, dava konusu “...” markasının, müvekkilinin “...” markalarıyla 30. sınıfın bir kısım emtiaları bakımından benzer bulunmasının yerleşik Yargıtay kararları ve ilgili mevzuata aykırı olduğunu, davalı tarafından daha önce yapılan “...” ibareli başvuruların müvekkilince yapılan itirazlar neticesinde reddedilmesine rağmen üçüncü başvurunun kabul edilmesinin yerinde olmadığını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanması ihtimalinin bulunduğunu, davalının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-14159 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mallar bakımından dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., süresi içinde davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları kapsamındaki mallar yönünden emtia benzerliği kriterinin sağlandığı, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak bir bütün halinde karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğu, ortalama tüketicinin markaların birbirinin devamı veya aynı işletmeye ait olduğu yönünde bir izlenime kapılabileceği, "..." ibaresinin davacı kullanımları neticesinde 30. sınıftaki mallar yönünden ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, bu nedenle de her ne kadar Kurum tarafından 30. sınıfta itiraz sonrası kalan mallar tescil edilmiş ise de markaların “Makarnalar, mantılar, erişteler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Pekmez” malları bakımından da benzer/ilişkili/bağlantılı bulunduğu, SMK’nın 6/5 maddesinin somut olaya uygulanması koşullarının oluşmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’in 2022-M-14159 sayılı kararının iptaline, 2020/148142 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markalar arasında ortak olan ve ayırt edici niteliği düşük tek bir kelimeye odaklanıp benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin tespit edildiğini, markaların tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenime değil de sadece ortak olan bir kelimeye odaklanıp böyle bir tespitte bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, bütüncül değerlendirme yapılması halinde markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığının tespit edileceğini, davaya konu marka başvurusu ile redde mesnet gösterilen markaların benzerliği söz konusu olmadığından tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmasının da mümkün bulunmadığını, markalarda ortak olan tek unsurun "..." ibaresi olduğunu, davaya konu markada ayırt edici ve asli unsur olarak ayrıca “...” ibaresinin de yer aldığını, yazı stilinin de farklı olduğunu ve markanın bütünsel olarak farklı bir izlenim oluşturduğunu, yerel mahkemenin markalar arasında ortak olan ve ayırt edici niteliği düşük tek bir kelimeye odaklanıp benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin varlığını tespit ettiğini, markaların tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenime değil de sadece ortak olan bir kelimeye odaklanıp böyle bir tespitte bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf malların tamamı yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne kadar davalılarca "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu savunulmuş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/06/2019 tarih, 2018/3146 E.-2019/4830 K. ve 19/06/2023 tarih, 2022/180 E- 2023/3866 K sayılı ilamlarında "..." ibaresinin gıda ürünleri yönünden ayırt edici olduğunun kabul edildiği, dolayısıyla anılan istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalı ...'ndan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davalı kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca davalı ...'dan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.