T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1614 KARAR NO : 2025/1311 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/10/2025 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/610 Esas DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1614 KARAR NO : 2025/1311 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/10/2025 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/610 Esas DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 24.11.2024 Başlangıç Tarihli Grup Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirketin sigortalıların, davalı şirket nedeniyle hastane ve sağlık kuruluşlarında birçok sorunlar yaşamış olup anılan sorunlar, sözleşmenin imzalanmasından itibaren artarak devam ettiğini, davalı-şirketin sektörde yaşadığı sorunlar, hastane ve sağlık kuruluşları vasıtasıyla davacı şirketin sigortalılarına yansıtıldığını, ayrıca Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu, 09.04.2025 Tarih- 1038 Sayılı Kararı ile 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 20.Maddesi kapsamında gerekli sermayenin nakden şirket hesaplarına intikal ettirildiğinin tevsik edilmesine kadar davalı şirketin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırılmasına karar verdiğini, tüm bu nedenlerden dolayı Kadıköy 34. Noterliği'nin 11.04.2025 Tarih-36470 yevmiye nolu ihtarnamesi ile müvekkil şirket tarafından haklı ve zorunlu olarak 18.04.2025 tarihi itibariyle sözleşmenin feshedildiğini, anılan ihtarname ile 24.11.2024 başlangıç tarihli grup tamamlayıcı sağlık sigortası sözleşmesi'nin ilgili maddeleri ve ilgili yasal mevzuat gereği; davalı şirket tarafından davacı şirkete iade edilmesi gereken tüm tutarların eksiksiz şekilde fesih tarihi olan 18.04.2025 Tarihinden itibaren hesap edilerek 18.04.2025 Tarihinden itibaren 3 gün içinde ödenmesi gerektiği, işbu ödemenin süresi içerisinde yapılmaması halinde, gecikilen her gün için işletilmek suretiyle ödeme yapılması gerektiği ve ödemenin yapılmaması halinde ise işbu alacakların tahsili için yasal yollara müracaat edileceği davalı şirkete ihtar edildiğini, nitekim taraflar arasında imzalanan 24.11.2024 Başlangıç Tarihli Sözleşmenin 15.4. Maddesinde Sigorta Ettiren İsteği ile Poliçe İptali'ne ilişkin hükümlere yer verilerek hesaplamasının ne şekilde yapılması gerektiği açıklandığını, bizzat davalı şirket tarafından düzenlenen iade hesaplaması tablosuna göre davacı şirkete iade edilmesi gereken tutar 76.265,40-TL olarak bildirilmesine rağmen davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile İstanbul 24.İcra Dairesi'nin...5 Esas Sayılı Dosyası ile Genel Haciz Yolu ile takip başlatıldığını ,davalının icra takibine itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek davalının Haksız ve Hukuki Dayanaktan Yoksun itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiş olup 01/10/2025 tarihli cevaba cevap dilekçesi dilekçesi ile; davalı vekilinin cevap dilekçesinde davaya konu 76.265,35 TL tutarındaki alacağı açıkça kabul ettiğini, bu nedenle alacağın varlığının mahkeme içi ikrarla sabit hale geldiğini, borcun muaccel ve rehinle temin edilmemiş olduğunu, davalının temerrüde düşmesine rağmen ödeme yapmadığını ileri sürmüş, alacağın tahsilinin güvence altına alınabilmesi için davalıya ait taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile ; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil sigorta şirketinin poliçe iadesine dair herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ödemenin yapılmasına karar verilmesi halinde davacının mükerrer ödemeden ötürü sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, kaldı ki her ne kadar davacı 76.985,74 TL prim iadesi talebinde bulunmuş olsa da sigortalı tarafından talep edilen iade bedeli ile müvekkil sigorta şirketinin poliçe üretim sisteminde başvurucudan yapılan tahsilat arasında bedel farkı bulunduğunu, davacının prim alacağı müvekkil sigorta şirketinin sisteminde 76.265,35 TL olarak göründüğünü, ancak müvekkil sigorta şirketinin Sigortacılık Ve Özel Emeklilik Düzenleme Ve Denetleme Kurulu Kararı uyarınca tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisi kaldırıldığını, bu anlamda SEDDK kararı kapsamında ödemeler kamu otoritesi tarafından SEDDK’nın izin verdiği ölçüde yürütülmekte olup müvekkil şirketin ödemeler konusunda karar alma yetkisi bulunmadığını, bu sebeple talep edilen tutarın SEDDK’ya sorulması gerektiğini, müvekkil şirketin faiz sorumluluğu bulunmadığını, davacı sigortalının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkeme aksi kanaatte ise; dava konusu poliçelerin karar tarihi itibariyle feshedildiğinin kabulü ile, prim iadesinin de yine karar tarihi esas alınarak hesaplanması gerektiğini, zira, yargılama süresince poliçe fiilen yürürlükte kaldığını, geçerliliğini sürdürdüğünü ve sigortalı bu süre boyunca poliçeden kaynaklı korumadan yararlanmaya devam ettiğini, bu durumda, poliçeden fiilen yararlanılmış bir döneme ilişkin olarak prim iadesine karar verilmesi halinde, müvekkil şirket aleyhine, geçerli bir poliçenin karşılığı olan bedelin haksız şekilde sigortalıya tahsil ettirilmesi sonucu doğacağından söz konusu prim iadesinin yalnızca karar tarihi itibarıyla uzman bir bilirkişiden alınacak rapor ile hesaplanması suretiyle hüküm kurulması gerektiğini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; " ... Eldeki davada iddia ve savunma doğrultusunda, yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile talep edilen alacak yargılama ile tespit edilecek olup, davalı tarafça açıkça HMK 308 md. kapsamda sunulmuş bir kabul dilekçesi bulunmadığı, diğer hususlar yargılamayı gerektirdiği" gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.İhtiyati haciz, İİK'nin 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 257. madde uyarınca, ihtiyati haczin vadesi gelmiş bir para borcu için istenebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz istenebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması, yahut kaçmış olması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması gereklidir.İİK'nın 258/1 fıkrasına göre de, alacaklının, alacağı ve icabında haciz talepleri hakkında, mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamakta, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19.HD. 23.01.2014 t. 2023/18723-2014/1804)Somut olayda, talebe konu alacağın, taraflar arasında imzalanan 24.11.2024 Başlangıç Tarihli Grup Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Sözleşmesi'nin feshi nedeniyle ödenen primlerin iadesine ilişkindir. Davacı vekili her ne kadar davalının takibe konulan 76.265,40-TL asıl alacak tutarının tamamını açıkça kabul ve ikrar ettiğini ileri sürmüş ise de HMK 309/4 maddesinde feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiği düzenlenmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı sigortacının poliçe iadesine dair herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaate ise davacının prim alacağı sigorta şirketinin sisteminde 76.265,35 TL olarak göründüğünü, ancak dava konusu poliçelerin karar tarihi itibariyle feshedildiğinin kabulü ile, prim iadesinin de yine karar tarihi esas alınarak hesaplanması gerektiğini, zira, yargılama süresince poliçe fiilen yürürlükte kaldığını, geçerliliğini sürdürdüğünü ve sigortalı bu süre boyunca poliçeden kaynaklı korumadan yararlanmaya devam ettiğini, bu durumda, poliçeden fiilen yararlanılmış bir döneme ilişkin olarak prim iadesine karar verilmesi halinde, müvekkil şirket aleyhine, geçerli bir poliçenin karşılığı olan bedelin haksız şekilde sigortalıya tahsil ettirilmesi sonucu doğacağından söz konusu prim iadesinin yalnızca karar tarihi itibarıyla uzman bir bilirkişiden alınacak rapor ile hesaplanması suretiyle hüküm kurulmasını talep etmiştir. Görüldüğü üzere davalının usulüne uygun kabul beyanı bulunmamaktadır.Bu itibarla davacının varsa iade prim bedeli alacağının; yargılama aşamasında taraflarca sunulacak kayıtların incelenmesi, sözleşme hükümlerinin ve delillerin değerlendirilmesi neticesinde sektör bilirkişisinden alınacak bilirkişi raporu ile tespit edilecek bu aşamada ibraz edilen belgelerin niteliği ve dosya kapsamına göre, İİK 258/1. maddesinde düzenlenen kanaat getirecek deliller kapsamında değerlendirilemeyeceğinden yaklaşık ispat koşulu ve İİK'nın 257.madde ön görülen koşullar oluşmadığından ihtiyati haczin talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, İİK'nın 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartları bu aşamada oluşmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/11/2025