İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmaya ait ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekiciye…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/1835 KARAR NO : 2025/1963 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/05/2022 NUMARASI : 2016/1394 Esas - 2022/397 Karar DAVANIN KONUSU: Kasko Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmaya ait ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekiciye bağlı ... plakalı aracın 25.10.2016 tarihinde seyir halinde iken emniyet şeridine girerek bariyerlere çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, olay yerinde sürücü ...'ın polis memurlarının kendisine uzatılan teknik cihazın zaman zaman doğru ölçüm yapmadığı ve gerçek değerlerin hastanelerde yapılacak kan testleri ile ortaya çıktığı yönündeki duyumları nedeniyle üflemek istemediğini ve alkol kontrolü yaptırmaktan imtina ettiğini, davalı ... şirketinin müvekkilinin şoförlerinden ...’ın alkol raporunun kaza tutanaklarının ekinde olmadığından bahisle hasar bedelini ödemediğini ancak davalının rizikonun teminat dışında olduğunu ispat edemediğini beyanla 25.582,51 TL hasar bedelinin muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; kazanın meydana gelme şeklinin münhasıran alkol etkisi altında oluşup oluşmadığının tespiti için tedavi belgelerinin uzman bir hekimin incelemesi neticesinde, mevcut belgelerle kazanın alkolün etkisinde oluşup oluşmadığını gösterir yeterli tıbbi belgelerin dosya kapsamında mevcut olmadığı, bu tür davalarda karinenin sigorta şirketinin ödemesi olup, aksini ispat yükünün davalı tarafta olduğu, dava konusu ... plakalı çekicide oluşan 25.582,51 TL hasar tutarının temerrüt tarihi 28.11.2016 itibariyle avans faizi ile talep edilebileceği, gerekçesiyle; a-DAVANIN KABULÜ İLE, -25.582,51 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 28/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; kazanın sigortalı araç sürücüsünün alkolün etkisindeyken araç kullanması neticesinde meydana geldiği, bu durumda meydana gelen hasarın sigorta teminatı dışında kaldığı, poliçe dışında kalan bir hasar için müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğu, kazanın oluş şekli ve sürücünün alkollü olduğu gözetildiğinde araçta oluşan hasarın sigorta teminatı kapsamında olduğunu ispatlaması gereken kişinin davacı taraf olduğu fakat sürücünün alkolsüz olduğunu gösterir bir belgenin de dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla meydana gelen zararın sigorta teminatı kapsamında kaldığının ispat edilemediği, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine hükmedilen davanın kabulü yönündeki kararın hatalı olduğu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına karşı yapılan itirazlar neticesinde dosyanın sigorta hukuku alanında uzman hukukçu bilirkişiye verilmesi gerekirken, itirazlar değerlendirilmeden denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğu, mahkemeye bildirilen tanıkların dinlenilmediği, müvekkili şirketin adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kabule göre de faiz başlangıç tarihinin müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düştüğü tarih olması gerektiği, tüm bu nedenlerle mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.Dava, kasko sigorta poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasında görülen davada; davacıya ait ticari (Kamyon - çekici) aracın davalı ... şirketi nezdinde Genişletilmiş Maksimum Kasko Poliçesi ile sigortalı olduğu ve kazanın poliçenin yürürlük süresi içerisinde gerçekleştiği konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık; 25/10/2016 tarihinde meydana geldiği kabul edilen rizikonun poliçenin teminatı kapsamında olup olmadığı ve ispat yükünün hangi tarafta bulunduğuna ilişkindir. Kasko Sigorta Poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A.1 maddesine göre gerek kullananın iradesi dışında araca ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyetli muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların tümünün sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Bundan ayrı TTK'nın 1409/1 maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre de; kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise; bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinde sayılan teminat dışında olan hallerden olması ve sigortalının rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ancak o durumda ispat yükü yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını kanıtlama yükü sigortalıya geçer.01/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarına göre; teminat dışı kalan haller A.5 maddesinde sayılmış olup, onlardan bir tanesi poliçede gösterilen aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kişiler tarafından kullanılması (A.5.4), bir tanesi de aracın uyuşturucu madde veya KTK yönetmeliğinde belirtilen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması (A.5.5) halidir.Somut olayda davacı sigortalı, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın kaza yerinde alkol ölçüm cihazında yapılan tespitlerde sonuçların yanlış çıktığından çekindiği için alkol ölçümü yapılmasını reddettiği, hastanede ise alkol ölçümüne ilişkin kan testi yapılmadığı dolayısıyla da ihbar edilen riziko poliçenin teminatı kapsamında bulunduğundan, oluşan zararın davalı ... şirketi tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek tazminat isteğinde bulunmuştur. Dosyada mevcut olan ve kolluk kuvvetlerince düzenlendiği anlaşılan kaza tespit tutanağında, 25/10/2016 tarihinde saat 19.20 sularında meydana gelen trafik kazasında, sürücü ...'ın ... plakalı araç ile emniyet şeridine girip yolun sağında bulunan bariyerlere aracın sağ yan kısımlarıyla çarpması sonucu aracın bu çarpmanın neticesinde hasarlandığı yazılı olup, sürücü ...'ın alkol kontrolü için ölçüm yapılmasını reddettiği belirtilmiştir. Araç sürücüsünün kazadan sonra acil olarak götürüldüğü belirtilen Silivri Devlet Hastanesi'nin müzekkere cevabında ...'ın tetkiklerinin yapıldığı, kayıtlarda trafik kazası nedeniyle adli vaka olarak belirtildiği, 1 gün gözlem amaçlı müşehade altında kaldığı ve belirlenen sonuçlarda olumsuz bir durumun gözlemlenmediğinin belirttiği ve ertesi gün hastaneden çıkış yaptığı anlaşılmıştır.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sürücü ...'ın kaza mahalline gelen kolluk kuvvetlerinin alkol ölçüm talebini reddettiği, dava dışı ...in davalı şirkete sunduğu beyanında sürücü ...'ın kendisini araması nedeniyle kaza mahalline gittiğinde sürücünün bilincinin yarı açık ve uyur halde olduğuna ilişkin beyanlarının kaza tespit tutanağı ile uyumlu olmadığı, hastanede adli vaka olması nedeniyle polisler yanlarında gelmediği için kan testinde alkol ölçümünün yapılmadığı beyanının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kaza sırasında aracı sevk ve idare edenin kazanın alkollü araç sevki sırasında meydana gelip gelmediği konularında ciddi belirsizlikler ve tutarsızlıklar bulunmakla, somut olayda ispat yükünün yer değiştirdiği konusunda duraksamamak gerekir.Başka bir ifadeyle davacı, rizikonun teminat kapsamında olduğunu ispat etmelidir.Hal böyle olunca ispat yükü kendisinde olan davacı sigortalının, sürücünün kaza anında alkollü olmadığını ve kazanın alkolün etkisi altında gerçekleşmediğini kanıtlayamadığı kabul edilerek; talebin kasko sigortası genel şartları gereğince teminat kapsamı içerisinde kaldığını ispatlayamayan davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçim ve şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararının HMK.m.353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılarak, davanın reddine karar verilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiği ve varılan bu sonuç gözetildiğinde davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki biçimde hüküm tesis edilmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1-İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2022 tarih ve 2016/1394 Esas 2022/397 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 436,89-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine, b/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, c/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 2-)İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/05/2022 tarih ve 2016/1394 Esas - 2022/397 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, a/Davanın REDDİNE, b/Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 472,79-TL harcın düşümü ile bakiye 142,61-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c/Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, ç/Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, d/Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 25.582,51-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e/Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.18/12/2025