T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1536 (KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1711 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2022 ESAS NUMARASI : 2020/46 E 2022/675 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit K…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1536 (KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1711 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2022 ESAS NUMARASI : 2020/46 E 2022/675 K DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 29/12/2025 YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında uzun bir süredir ticari ilişki bulunduğunu ve ticari ilişkisinin zarara uğramaması için davacı şirket tarafından davalı şirkete üstü boş olan ve sadece imza bulunan ... Bank'a ait 4804375 seri numaralı çekin teminat amaçlı keşide edildiğini, ancak ilerleyen süreçte davalı şirketin gerçeğe aykırı şekilde çekin üstünü, çek bedeli olarak 150.000,00 TL ve keşide tarihi olarak 25/02/2019 şeklinde yazmak suretiyle doldurduğunu ve bu kapsamda Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başladığını, müvekkil şirketin 150.000,00 TL borcunun bulunmadığını belirterek, çekin ve Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı icra dosyasının iptaline, söz konusu icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespitine ve ... Bank'a ait 4804375 seri numaralı 150.000,00 TL tutalı çek ile bu miktarlar için işletilen faizler hakkında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL yönünden borçlu olunmadığının tespitine, ayrıca davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete sunulan çekin teminat amacıyla verilmediğini ve boş olmadığını, dolayısıyla davalı şirketin çek üzerinde oynama yapmasının mümkün bulunmadığını, davacı şirketin müvekkil şirkete cariden kaynaklanan borcunun olduğunu ve çeki söz konusu borca karşılık keşide ettiğini, ancak çek bedelinin karşılıksız kaldığını, bu nedenle müvekkil şirket tarafından Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte çekin boş olarak verildiği düşünülse dahi TTK'nın 680. maddesine göre kıymetli evraktaki noksanlıkların sonradan tamamlanabileceği dikkate alındığında bu durumun çekte tahrifat anlamına gelmeyeceğini belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından teminat olarak davalı şirkete sadece imzanın bulunduğu bir çekin verildiği, ancak davalı yanca gerçeği aykırı olarak çek bedeli ve keşide tarihi doldurulmak suretiyle çekin icra takibine konu edildiği iddiası ile borçlu olunmadığının tespiti istemli eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında davalı şirket tarafından takip konusu çekin teminat amacıyla ve boş olarak ibraz edilmediğinin ve cariden kaynaklanan borca karşılık verildiğinin savunulduğu, çekin bir ödeme aracı olduğu ve kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, somut olayda davacı şirketçe takip konusu çekin teminat olarak keşide edildiğine ilişkin iddiayı ispata yarar bir delil sunulmadığı, öte yandan her ne kadar davacı yanca senet bedelinin ve tarihinin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu belirtilmiş ise de, kambiyo senedinin, kambiyo senedini düzenleyen ile hamil arasındaki anlaşma hilafına hazırlandığını ispat külfetinin senedi düzenleyene ait olduğu, mevcut durumda davacı şirketin çekteki imzayı inkar etmediği ve ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın çek bedelinin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin iddiasını yazılı delil ile kanıtlayamadığı dikkate alındığında çekin ödeme amacıyla verildiğinin kabul edilmesi gerektiği, buna göre yapılan değerlendirmede, 2017 yılında davalı şirketten 149.658,24 TL tutarında ve 2018 yılında 40.287,56 TL tutarında olmak üzere toplam 189.945,80 TL tutarında mal teslim aldığının davalı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, bununla birlikte davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmayan, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları uyarınca davacı şirketi temsile yetkili ... imzasına verildiği anlaşılan faturalar yönünden davalı şirketin davacı şirkete mal teslimi yaptığının belirlendiği, dolayısıyla davacı şirketin toplam 197.676,41 TL tutarında mal teslim aldığı, her ne kadar davacı şirketin defter ve kayıtlarında davalı şirkete 2017 yılında 143.017,58 TL ve 2018 yılında 44.000,00 TL olmak üzere 187.017,58 TL ödeme yaptığı görünmekte ise de, ödeme amacıyla verilen 4 adet çekin ödenmediği ve ... Bank'ın cevabi müzekkeresi çerçevesinde 114.578,00 TL bedelli çeklerin iptal edildiği, bu durumda davacı şirketin davalı şirkete yaptığı ödeme tutarının 72.439,58 TL olduğu ve söz konusu hesaba göre davacı şirketin 125.236,83 TL borçlu bulunduğu, diğer yandan davalı şirketin ticari defterlerinde davacı şirketten 130.114,81 TL alacaklı olunduğu kayda geçilmekle birlikte, 4.907,98 TL yönünden alacağın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirketin gerçeğe aykırı şekilde çekin üstünü, çek bedeli olarak 150.000,00 TL ve keşide tarihi olarak 25/02/2019 şeklinde yazmak suretiyle doldurduğunu ve bu kapsamda Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başladığını, müvekkil şirketin 150.000,00 TL borcunun bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hukuka aykırı olduğunu, bu konuda yapılan itirazların dikkate alınmadığını, ayrıca faturalarda yer alan tüm malzemelerin eksiksiz bir şekilde teslim edilip edilmediğinin incelenmediğini ve fatura içeriklerinin araştırılmadığını, müvekkil şirketin yetkili temsilcisi ...'ya teslim edilmeyen malların davalı şirket tarafından alacak olarak kabul kayda geçtiğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini, davalı şirketten alınan malların ...'e ve ...'ya teslim edildiği ifade edilmiş olup, davacı şirket yetkilisi ... dışında ismi geçen diğer kişilere teslim edilen ürünler nedeniyle oluşturulan fatura borçlarından müvekkil şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, zira ilgili kişilere gerçekleştirilen teslimlerin davacı şirkete yapılmadığını, bu nedenle dava dışı ...'ya, ...'a, ...'a ve ...'e verilen ürünlerin teslimine dair fatura bedellerinin davalı şirketin alacak hesabından mahsup edilmesi gerektiğini, bunun yanı sıra iade edilen çeklerin borç hanesine dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, iade edilen çeklerin müvekkil şirketin siparişleri iptal etmesi nedeniyle iade alınan çekler olduğunu, buna karşın davalı şirketin siparişlerin iptal edildiğini ticari defterindeki haneye işlemediğini, sadece davacı şirkete çeklerin iade edildiği hususunu ticari defterlere yazdığını, kaldı ki davalı şirketin davacı şirketten aldığı çeke ilişkin müvekkil şirket tarafından yapılan ödemeleri ticari defterlerine ve kayıtlarına eklemediğini ve hileli davranış sergilediğini, 114.578,00 TL bedelli dört (4) adet çekin davacı şirketin borcunu ödememesine karşın iade edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, davalı şirketin sunduğu evrakın, "Tahsilat - Tediye" makbuzu niteliğinde olduğunu ve bu evrakın müvekkil şirketin ticari ilişkiye binaen davalı şirkete yaptığı ödeme aracını ve bedelini gösterdiğini, dolayısıyla söz konusu belgelerin davacı şirketin dört (4) adet çeki ödemeyip iade aldığının ispatı mahiyetinde olduğunu, müvekkil şirketin borçlu olmadığı sabit olmakla birlikte aynı zamanda alacaklı konumunda bulunduğunu, irsaliye faturalarının davacı şirketin yetkili temsilcisi olan ... tarafından imzalanmadığını, tam aksine müvekkil şirket ile hiçbir ilgisi olmayan kişiler tarafından irsaliye faturalarının imzalandığını, ilgili faturalarda davacı şirketin kaşesinin yer almadığını, bu itibarla müvekkil şirketin yetkili temsilcisi haricindeki kişilerin imzaladığı ve üzerinde kaşesi bulunmayan faturalarda yazılı olan ürünlerin tesliminin gerçekleşmediğini, davalı şirketin teminat çekini gerçek borç miktarına aykırı olarak doldurduğunu ve icraya konu ettiğini, bahsi geçen durumun çek üzerinde gerçekleştirilecek yazı ve imza incelemesi sonucu ortaya çıkacağını, çek üzerinde yazı ve imza incelemesi yapılması halinde imzanın davacı şirkete ait olduğu, ancak yazının davacı şirkete ait olmadığı hususunun açıklığa kavuşacağını, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında dahi müvekkil şirketin 50.000,00 TL borcu olmadığının tespit edildiğini, bu durumun çekin boş olarak ve teminat amaçlı verildiğinin ispatı niteliğinde olduğunu, bununla birlikte somut olayda davacı lehine kötüniyet tazminatı koşullarının oluştuğunu belirtilerek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; basi geçen çekin davacı şirketin cariden kaynaklanan borcuna karşılık müvekkil şirkete verildiğini, bu çek bedelinin gerçek borç tutarı kadar olduğunu, her ne kadar 8.962,77 TL bedelli faturaların davacı şirket çalışanı olmayan kişilerce teslim alındığı ifade edilerek hesaplamaya dahil edilmemiş ise de, ..., ..., ... ve ... isimli kişilerin davacı şirket nezdinde ve davacı şirket adına çalıştıklarını, ismi geçen bu kişilerin sigortasız çalışma ihtimallerinin bulunduğunu, buna ilişkin bir emniyet araştırması gerçekleştirilmediğini belirtilerek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının icra takibe konu senet nedeniyle borçlu olup olmadığı ve bu kapsamda icra takibinin iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, senede dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı menfi tespit ve takibin iptali talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı dosyası ile; davalı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından, davacı ... hakkında, borcun sebebi olarak "25/02/2019 tanzim tarihli 150.000,00 TL Mik. Çek"in gösterildiği, 147.970,00 TL asıl alacak, 711,47 TL işlemiş faiz, 14.797,00 TL %10 tazminat ve 443,91TL %0.30 komisyon olmak üzere toplam 163.922,38 TL'nin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı ve davacı ...'nin icra takibine itiraz etmemesi nedeniyle icra takibinin kesinleştiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir. Diğer yandan, harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27. ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30. maddede de yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HUMK'nun 409. maddesinde (6100 sayılı HMK'nın md. 150) gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır. Bu hükümlerle eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin özel bir düzenleme getirilmiştir. Eldeki dosyada davacı ... vekili dava dilekçesi ile, davalı şirketle aralarında mevcut ticari ilişki nedeniyle davalı şirkete üstü boş olan ve sadece imza bulunan ... Bank'a ait 4804375 seri numaralı çekin teminat amaçlı keşide edildiğine, ancak ilerleyen süreçte davalı şirketin gerçeğe aykırı şekilde çekin üstünü, çek bedeli olarak 150.000,00 TL ve keşide tarihi olarak 25/02/2019 şeklinde yazmak suretiyle doldurduğuna ve Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığına, 150.000,00 TL borcunun bulunmadığına, bu nedenle icra takibinin iptaline ve icra takibine karşı (163.922,38 TL icra takip tutarı) borçlu olunmadığının tespitine hükmedilmesi gerektiğine dair iddiada bulunmuş, davalı ... Tic. Ltd. Şti. vekili ise cevap dilekçesi ile, çekin teminat amacıyla verilmediği ve boş olmadığı, çek üzerinde oynama yapılmasının mümkün bulunmadığı, davacı şirketin cari hesaptan kaynaklanan borcunun olduğu ve çeki söz konusu borca karşılık keşide edildiği yönünde açıklama yapmıştır. Bu durumda, somut olayda, davacının istemi açık olup, dava dilekçesinin "Sonuç ve İstem" kısmında da belirtildiği üzere, talebin, çekin ve Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı icra dosyasının iptaline, söz konusu icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespitine ve ... Bank'a ait 4804375 seri numaralı 150.000,00 TL tutalı çek ile bu miktarlar için işletilen faizler hakkında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL yönünden borçlu olunmadığının tespitine, ayrıca davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına ilişkin hususları içerdiği, bu hali ile senede dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı söz konusu tutarın tamamı hakkında menfi tespit isteminde bulunulduğu ve bahsi geçen icra takibinin tamamının iptalinin dava konusu yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde de, Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı icra takip dosyasında 22.733,17 TL asıl alacak, 109,30 TL işlemiş faiz, 2.273,32 TL tazminat ve 68,20 TL komisyon olmak üzere toplam 25.183,99 TL yönünden borçlu olunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı yan aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı dosyası ile başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibinde yer alan "Ödeme Emri"nde takip tutarı toplamı 163.922,38 TL, davacı şirketin borçlu olmadığını iddia ettiği tutar 150.000,00 TL olmasına ve dava dilekçesi ile icra takibinde yer alan tutarın tamamı olan 163.922,38 TL için menfi tespit ve takibin iptali talebinde bulunulmasına karşın, davacı tarafından, dava dilekçesinde yazılı olan "fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL yönünden borçlu olunmadığının tespiti" şeklindeki açıklama doğrultusunda dava değeri 20.000,00 TL gösterilmek suretiyle, bu tutar üzerinden harcın yatırıldığı görülmüştür. Buna göre, menfi tespit davalarında kısmi dava açılamayacağı gibi icra takibinde talep edilen toplam miktar dikkate alındığında, iptali istenen Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı icra dosyasında düzenlenen ödeme emrinde yer alan 163.922,38 TL üzerinden eksik harcın tamamlattırılması zorunluluk arz etmektedir. Hal böyle olunca, iptali istenen icra takip dosyasında yer alan tutar üzerinden eksik harcın tamamlattırılması için davacıya kesin süre verilip, oluşacak sonuç doğrultusunda yargılamaya devam edilmesi gerekirken, Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı icra dosyasının iptali ve söz konusu icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan eldeki davada eksik harç tamamlatılmaksızın Harçlar Kanunu'nun 32. maddesine aykırı olarak yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiştir (Aynı yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 11/02/2019 Tarih ve 2017/2989 Esas, 2019/798 Karar sayılı, 13/12/2017 Tarih ve 2016/14070 Esas, 2017/7936 Karar sayılı ilamları). Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ilk derece mahkemesi tarafından yargı harçları ikmal edilmeden hüküm kurulması hali, HMK'nun 355. maddesi gereğince kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re'sen incelenerek Aynı Kanunun 353/1. fıkra (a-4) maddesinde yer alan "diğer dava şartlarına aykırılık bulunması" şeklindeki düzenleme gereğince davacı vekilinin ve katıyla yoluyla davalı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, mahkemece verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve katıyla yoluyla davalı vekilinin istinaf başvurularının AYRI AYRI KABULÜ ile; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/46 Esas, 2022/675 Karar sayılı ve 22/11/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nın 353/1-a-4. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde yatıran tarafa İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına, HMK'nın 362/(1).g. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 29/12/2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır