İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı ... Beylikdüzü Şubesi müşterileri olduğunu ve hesaplarının bulunduğunu, diğer davalı ...'in ise vekil edenlerinin çalışanı olduğunu, daval…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1643 KARAR NO : 2025/1368 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/12/2023 NUMARASI : 2013/308 Esas - 2023/940 Karar DAVA: Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/10/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı ... Beylikdüzü Şubesi müşterileri olduğunu ve hesaplarının bulunduğunu, diğer davalı ...'in ise vekil edenlerinin çalışanı olduğunu, davalı ...'un vekil edenlerine ait davalı bankada bulunan parayı kendi hesabına aktararak harcadığını, davalı banka tarafından paranın internet bankacılığı ile hesaptan çekildiğini, internetten havale yapma yetkisi konusunda hem şahıs hem de şirket olarak vekil edenlerinin bankadan şifre taleplerinin bulunmadığının beyan edilmesi üzerine davalı bankanın internet şubesi başvuru formu ve internet şubesi iptali ve yetkili ekleme çıkarma formunu gösterdiklerini ancak bu formlardaki imzanın vekil edenine ait olmadığını, davalı banka yetkililerinin evrak üzerinde şube onayının bulunduğunu, bu kadar önemli bir olayda banka çalışanlarının vekil edeninin imzasının sanki kendi anında atılıyormuş gibi onaylayarak diğer davalı ...'e vekil edenlerinin hem şirket hem de şahıs hesaplarından havale yapma yetkisi tanınması durumunun davalı banka yönünden ağır bir kusur olduğunu, böylelikle hem davalı ... tarafından hesaptan çekilen paradan dolayı ve de ayrıca kullandırılan kredi nedeniyle vekil edenlerinin davalı bankaya borçlandırıldığını, tüccar olan vekil edeninin bankacılık sisteminde krediyi geri ödeyemeyen kişi konumuna düşerek gerek ticari itibarının zedelendiğinden, gerekse bir daha kredi kullanmak istediğinde zorlanacağından maddi ve manevi kayba uğradığını belirterek, vekil edenlerinin hesaplarından tahsil edilen ücretlerin mahrum kalınan faiz hakkının hesaplara aynen (yatırılan para cinsinden) iadesine, vekil edeninin zor durumda kalması nedeni ile ödemek zorunda kaldığı, kullanmadığı kredi ödemesinin reeskont faizi ile birlikte iadesine, bu talep kabul olmazsa şimdilik fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile çekilen paranın hesaplanarak vekil edeninin icra tehdidi altında kalmaması için tediye etmek zorunda kaldığı, kullanmadığı kredi ödemesi ile birlikte dava tarihinden itibaren ilk aşamada hesapladıkları 210.000,00-TL'nin (dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte karşılanmayan munzam zarar ve kur artışı, mahrum kalınan faiz gibi fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile) reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken tahsiline ve vekil edenine ödenmesine, ... yönünden somut olayda hukuka aykırı eylem ile ağır manevi zarar birlikte tahakkuk ettiğinden 10.000,00-TL manevi tazminatın reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken tahsiline ve vekil edenine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve vekil edeni banka yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiş, vekil edeni bankanın TTK gereğince tacir sıfatına sahip olduğunu, diğer yandan davacılardan birisinin de tacir olduğunu, tacirin yaptığı işlerin ticari iş sayılmasının esas olduğunu, davaya konu uyuşmazlığın bankacılık işlemlerinden kaynaklandığı bu nedenle TTK 4. maddesi gereğince uyuşmazlığın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirterek iş bölümü itirazında ve ayrıca husumet itirazında bulunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Somut olayda ceza mahkemesi kararında, davalılardan ...'in, interaktif bankacılık kullanım talebini davacının imzasını taklit ederek eş değişle borçlar hukuku açısından yetkisiz temsilci sıfatıyla onun adına bankaya talep iradesini yönelttiği ve bunun sonucunda bankacılık işlemleri şeklinde ifade edilen hukuki işlemleri kurduğu sabittir (TBK m. 40 vd.). Şu halde yetkisiz temsilci sıfatıyla yaptığı hukuki işlemler, davacılar ile aralarındaki hizmet (iş) sözleşmesine aykırılık oluşturur ve ... bundan sorumludur. Dava, davalının yetkisiz temsil sıfatıyla davacıların hesaplarından çekmiş olduğu paraların iadesinden davalıların sorumlu olup olmadıklarına ilişkin olup, davacı şirketin diğer davalı ... 'e intermet bankacılığı yetkisi veren formun sahte olduğu ceza dosyası ile sabittir. Uyuşmazlığın dayandığı intermet işlemleri için bankaya verilen talep formunun, davalı banka çalışanı ... tarafından kabul edildiğinin, ...'ın, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinde, davacının tüm işlemlerinin... tarafından yürütüldüğünün, bu nedenle aralarında güven ilişkisi oluştuğunun, anıları formun ...'in bankadan aldığının, daha sonra doldurulmuş ve imzalanmış şekilde getirdiğinin, bunun üzerine şube kaşesinin basıldığının, belgenin yetkili kişilerce imzalandığı düşündüğü için işlemin yapıldığını beyan ettiği dosyadaki deliller sabittir. Her ne kadar İşlemin bizzat bankacının yanında yapılması, imzaların yetkili kişilerce atılması veya ilgili kişilerden yetkilendirme ile ilgili teyit alınması zorunlu olsa da, davaya konu olayımızda sahte form ile alınan yetki ile sadece şirket aleyhine işlem yapılmadığı ve bu hesaplardan örneğin; Moğollar şirketinin TL hesabından, fatura ödemeleri, SGK ödemeleri, cari hesap borcuna ilişkin ödemeler, davacılardan ...'na yapılan ödemeler gibi başkaca banka işlemlerinin de yapıldığı, yine, davacının hesap hareketleri incelendiğinde davacının itiraza konu olmayan ve dava konusu edilmeyen internet bankacılığı üzerinden gerçekleşmiş motorlu taşıtlar vergi, trafik cezası ödeme gibi işlemlerinin de bulunduğu görülmektedir. Bununa birlikte davacının itiraz ettiği işlemlerden sonrada gerek ATM gerek ise şubeden işlemler yaptığı görülmektedir. Davaya konu dönem içerisinde hesabında 168 adet borçlandırıcı işlem yaptığı, davaya konu edilen dönem içerisinde 94 adet işleme itiraz etmediği, 74 adet işlemi (misli com ve döviz satış işlemleri) ise dava konusuyantığı tespit edilmistir. Ayrıca, davacı şirketin muhtelif zamanlarda hesapların bakiyesini tamamen kullanarak işlemler yaptığı ve hesabını sıfırladığı görülmektedir. Davacının hesabın işleyişine ve yapılan işlemlere vakıf olabilecek şekilde çok sayıda işlem yapmasına rağmen internet bankacılığı işlemlerine itiraz etmemesi ve davacının bu işlemlerden haberdar olmadığı yolundaki kabulün halin icabına uygun düşmeyeceği, davacı ile davalı banka arasında bu tür işlemler bakımından bir teamül oluştuğunun kabulü gerektiği, dava konusu hesapların uzun süreli ve sürekli olduğu hesaplar olduğu, dava konusu işlemlerden sonra da hesaplarda çok sayıda işlemler gerçekleştirildiği, davacının bunlara herhangi bir itirazının bulunmadığı, bu süreç içerisinde sahte ve usulsüz talimatla yapılan işlemlere itiraz etmediği, bu işlemlerin yöntemini ve işlemleri benimsediği, bu suretle davalıda bir güven oluşturduğu, davacının hesabında gerçekleştirilen işlemleri denetlemesine bir engel bulunmadığı ( Yargıtay 11. HD'nin 05/05/2016 tarih 2015/13312 Esas, 2016/5150 Karar; 31/05/2016 tarih 2015/14224 Esas, 2016/5996 Karar; 29/06/2018 tarih 2016/10049 Esas, 2018/4869 Karar sayılı ilamları), aynı nedenlerle manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla davalı banka yönünden DAVANIN REDDİNE karar vermek gerekmiş, alınan bilirkişi raporarında yapılan hesaplar doğrultusunda davacıların hesabından davalı ... tarafından; 260.147,17 TL davacıların hesabından çekildiği - 88.286,93 TL davacıların hesabına iade edildiği ve sonuç olarak; 171.860,24 TL davacıların ...'den alacaklı olduğu, davalı ...'un bakiye kalan 171.860,24 TL'den sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı ... bakımından davanın kısmen kabulüne, manevi tazminat şartları bu davalı için de oluşmadığından maneviz tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...Ş.'nin söz konusu sahte imza ve belge ile usulsüz olarak gerçekleştirilen bankacılık işlemlerinde tam kusurlu olduğunu, sözkonusu işlemleri kabul edip yapan banka personelinin de ağır kusurlu olduğunu, bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamaların davalı ...Ş. tarafından eksik belge ve bilgi verilmesi neticesinde eksik ve bir çoğunun hatalı olarak yapıldığını, davalı ... tarafından davalı ...Ş. nin ağır kusuru ile yapılan usulsüz işlem karşılığının mahkeme tarafından eksik inceleme ve belgelerle tespit edilerek hüküm altına alınan 171.860.24.TL olmadığını, davalı ...Ş. den gerekli belge ve bilgiler celp edilip itirazlarını karşılayan bir bilirkişi raporu alınmış olması durumunda davacının hüküm altına alınan alacak miktarının daha fazla olacağını, manevi tazminat talepleri hakkında red kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olay ortaya çıktıktan sonra ve davacı müvekkil ilgiller hakkında suç duyurusu ve hukuk davaları ikame etikten sonra davalı tarafından usulsüz kullandırılan kredi ile ilgili geri ödemede yaşanan sorun nedeniyle davacı müvekkilin birçok mevduat ve kredi işleminde sorunlar çıktığını, şirket itibarının zedelendiğini, manevi zararlarından davalı ... ile birlikte davalı bankanın da sorumlu olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava; davalı bankadaki davacılara ait hesaplardan, davacının çalışanı ...'in sahte belgeler ile internet bankacılığı işlemi başlattığı ve şifre edindiği, bilahare edindiği bu şifre ile davacılara ait hesaplardan kendi hesaplarına para aktardığı ve şirket adına kredi kullandığı, davalıların uğradığı zararın davalılardan tazmini istemidir. İlk derece mahkemesince davalı banka yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. Davacı Moğollar şirketinin hesabından; davalı ... hesabına 44.129,00 TL (1), 15.786,13 USD karşılığı 28.789,17 TL (2), olmak üzere, toplamda 72.918,17 TL, Davacı ...'nun hesabından; davalı ... hesabına 23.383,99 TL (3), 71.991,04 Euro karşılığı 163.845,01 TL (4), olmak üzere, toplamda 187.229,00 TL olmak üzere; toplamda (72.918,17 TL+ 187.229,00 TL= 260.147,17 TL davacıların hesabından davalı ... hesabına paraların aktarıldığı, davalı ... tarafından; davacı Moğollar şirketinin TL hesabına 28.230,00 TL (1) ve USD hesabına, 54.850,54 USD karşılığı (26.06.2012 dava tarihindeki TCMB efektif döviz satış kuru: 1,8237 x54.850,54 USD-) 100,030,93 TL (2), olmak üzere, toplamda; 128.260,93 TL iade edildiği, dava dosyasına sunulan banka ekstreleri, dosyada yer alan bilgi ve belgeler doğrultusunda, davalı ... Açısından; davacıların hesabından davalı ... tarafından; 260.147,17 TL çekildiği - 128.260,93 TL davacıların hesabına iade edildiği ve sonuç olarak; 131.886,24 TL davacıların ...'den alacaklı olduğunun mütalaa edildiği, TCMB verilerinden 26.06.2012 dava tarihi itibariyle avans faizi oranımın %17,75 olduğu görüldüğünden, davacıların belirlenen 131.886,24 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren %17,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği, davalı ...Ş. Açısından; davacı şirketin davalı ...'e intermet bankacılığı yetkisi veren formdaki imzanını sahte olduğunun ceza davasında yapılan inceleme ile sabit olduğu, bu sahte forma dayamlarak yapılan davalı banka nezdindeki işlemlerin sadece şirketin aleyhine olmadığı ve bu hesaplardan Örneğin; Moğollar şirketinin TL hesabından, fatura ödemeleri, SGK ödemeleri, cari hesap borcuma ilişkin ödemeler, davacılardan ...'na yapılan ödemeler gibi banka işlemlerinin de yapıldığı, davacıların banka kayıtlarında; dava konusu edilen eksiltmeler haricinde (davalı Şenal Gürler tarafından) de Çok sayıda İşlemler yapıldığı, bu işlemler yapılırken davacının internet bankacılığı işlemlerine - itiraz etmemesinin; bu işlemlere icazet verdiğinin kabulü anlamına gelip gelmeyeceği ve davalı bankanın sorumlu olup olmadığı hususlarındaki hukuki değerlendirmenin Mahkeme'ye ait olduğu, Faizin infaz aşamasında hesaplanması gerektiği kanaatine varılmıştır. 20/09/2019 tarihli bilirkişi ek raporundan özetle; Davalı ... açısından dava dosyasına sunulan banka ekstreleri, dosyada yer alan bilgi ve belgeler doğrultusunda, davalı ... tarafından; 260.147,17 TL davacıların hesabından çekildiği - 88.286,93 TL davacıların hesabına iade edildiği ve sonuç olarak; 171.860,24 TL davacıların ...'den alacaklı olduğu mütalaa edildiği, TCMB verilerinden 26.06.2012 dava tarihi itibariyle avans faizi oranının %17,75 olduğu görüldüğünden, davacıların belirlenen 171.860,24 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren %17,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği, Davalı ...Ş. Açısından; Davacı şirketin davalı ...'e internet bankacılığı yetkisi veren formdaki imzanın sahte olduğunun ceza davasında yapılan inceleme ile sabit olduğu, bu sahte forma dayanılarak yapılan davalı banka nezdindeki işlemlerin sadece şirketin aleyhine olmadığı ve bu hesaplardan Örneğin; Moğollar şirketinin TL hesabından, fatura ödemeleri, SGK ödemeleri, cari hesap borcuna ilişkin ödemeler, davacılardan ...'na yapılan ödemeler gibi banka işlemlerinin de yapıldığı, Davacıların banka kayıtlarında; dava konusu edilen eksiltmeler haricinde (davalı ... tarafından) de çok sayıda işlemler yapıldığı, bu işlemler yapılırken davacının internet bankacılığı işlemlerine itiraz etmemesinin; bu işlemlere icazet verdiğinin kabulü anlamına gelip gelmeyeceği ve davalı bankanın sorumlu olup olmadığı hususlarındaki hukuki değerlendirmenin Mahkeme'ye ait olduğu, Faizin infaz aşamasında hesaplanması gerektiği kanaatine varılmıştır. 08/12/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davalı ...’in 44.645,38 TL. (54.627,56 – 9.982,18), 22.737,36 USD (1.725+21.012,36), 71.991,04 EUR, davacıların hesabından kendi hesaplarına aktarıldığı ve/veya nakit kullanıldığı tespit edildiği, davacı/alacaklının işbu dava tarihine kadar 44.645,38 TL. için 16.659,12 TL, 22.37,36 USD için 256,13 USD faiz hesaplandığı kanaatine varıldığının beyan edildiği anlaşılmıştır.Davalı ... hakkında açılan Büyükçekmece 5. Asliye ceza mahkemesinin 2012/950e.2013/708 k sayılı ilamı ile hırsızlık, özel belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalının interaktif bankacılık kullanım talebini davacının imzasını taklit ederek gerçekleştirdiği, yetkisi olmadığı halde davacılar adına bankaya talep iradesini yönelttiği ve bunun sonucunda bankacılık işlemleri şeklinde ifade edilen hukuki işlemleri kurduğu sabittir (TBK m. 40 vd.). Şu halde yetkisiz temsilci sıfatıyla yaptığı hukuki işlemler, davacılar ile aralarındaki hizmet (iş) sözleşmesine aykırılık oluşturur ve ... bundan sorumludur. Dava, davalının yetkisiz temsil sıfatıyla davacıların hesaplarından çekmiş olduğu paraların iadesinden davalıların sorumlu olup olmadıklarına ilişkin olup, davacı şirketin diğer davalı ... 'e internet bankacılığı yetkisi veren formun sahte olduğu ceza dosyası ile sabittir. Uyuşmazlığın dayandığı internet işlemleri için bankaya verilen talep formunun, davalı banka çalışanı ... tarafından kabul edildiğinin, ...'ın, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinde, davacının tüm işlemlerinin ... tarafından yürütüldüğünün, bu nedenle aralarında güven ilişkisi oluştuğunun, anıları formun ...'in bankadan aldığının, daha sonra doldurulmuş ve imzalanmış şekilde getirdiğinin, bunun üzerine şube kaşesinin basıldığının, belgenin yetkili kişilerce imzalandığı düşündüğü için işlemin yapıldığını beyan ettiği dosyadaki deliller sabittir.Sahte form ile alınan yetki ile sadece şirket aleyhine işlem yapılmadığı ve bu hesaplardan şirkete ilişkin sahte olmayan bir çok işlemlerde yapılmıştır. Moğollar şirketinin TL hesabından, fatura ödemeleri, SGK ödemeleri, cari hesap borcuna ilişkin ödemeler, davacılardan ...'na yapılan ödemeler gibi başkaca banka işlemlerinin de yapıldığı sabittir. Davacıların hesap hareketleri incelendiğinde davacının itiraza konu olmayan ve dava konusu edilmeyen internet bankacılığı üzerinden gerçekleşmiş motorlu taşıtlar vergisi, trafik cezası ödeme gibi işlemlerinin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Bununa birlikte davacının itiraz ettiği işlemlerden sonra da gerek ATM gerek ise şubeden işlemler yaptığı görülmektedir. Davaya konu dönem içerisinde hesabında 168 adet borçlandırıcı işlem yaptığı, davaya konu edilen dönem içerisinde 94 adet işleme itiraz etmediği, 74 adet işlemi (misli com ve döviz satış işlemleri) ise dava konusu yapıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca, davacı şirketin muhtelif zamanlarda hesapların bakiyesini tamamen kullanarak işlemler yaptığı ve hesabını sıfırladığı görülmektedir. Davacının hesabın işleyişine ve yapılan işlemlere vakıf olabilecek şekilde çok sayıda işlem yapmasına rağmen internet bankacılığı işlemlerine itiraz etmemesi ve davacının bu işlemlerden haberdar olmadığı yolundaki kabulün halin icabına uygun düşmeyeceği, davacı ile davalı banka arasında bu tür işlemler bakımından bir teamül oluştuğunun kabulü gerektiği, dava konusu hesapların uzun süreli ve sürekli olduğu hesaplar olduğu, dava konusu işlemlerden sonra da hesaplarda çok sayıda işlemler gerçekleştirildiği, davacının bunlara herhangi bir itirazının bulunmadığı, bu süreç içerisinde sahte ve usulsüz talimatla yapılan işlemlere itiraz etmediği, bu işlemlerin yöntemini ve işlemleri benimsediği, bu suretle davalıda bir güven oluşturduğu, davacının hesabında gerçekleştirilen işlemleri denetlemesine bir engel bulunmadığı anlaşılmakla davalı banka yönünden maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Hükme esas alınan raporun hazırlanmasından önce bankaca hesap dökümlerinin gönderildiği, bilirkişilerce raporun denetime elverişli bir şekilde hazırlandığı anlaşılmakla davacının bu yönlere ilişen istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Davacıların hesabından davalı ... tarafından davacıların hesabından çekilip iade edilmeyen miktar bilirkişi raporu ile 171.860,24 TL olarak belirlenip hüküm kurulmasında ve şahsiyet haklarına saldırı niteliğinden bir eylem ispatlanmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/10/2025 ..